27 Haziran 2015 Cumartesi

Ahirzaman'da Hicret Nedir

Hicret nedir?


Hicret, Hz. Muhammed ve diğer müslümanların baskılar yüzünden 622'de Mekke'den Medine'ye göçüne verilen isimdir. Bu göçün sonucunda Medine'de bir İslam Devleti kurulmuşturhicret

Hicret kelimesinin kökeni

Arapça kökenli olan hicret sözcüğü, "terketmek, ayrılmak, bir yerden başka bir yere göç etmek" demektir.

Genel anlam ve kullanımda hicret, bir İslam dini kavramı olarak, herhangi bir Müslüman birey veya topluluğun, inançları (Müslüman oluşları) yüzünden baskı gördükleri bir yerden başka bir yere göç etmesine verilen isimdir.İslam terminolojisinde hicret kavramı ile Hz. Muhammed (a.s.) ve arkadaşlarının M. 622 yılında Mekke'den Medine'ye göç etmeleri kastedilir. Mekkeli müşriklerin baskılarına dayanamayan müslümanlar daha önce de iki kafile halinde Habeşistan'a hicret etmişlerdir.

Hicret'in sonuçları

1- İslamın yayılması için iyi bir ortam oluştu.
2- Göç edenlere muhacir, Medine'de onları ağırlayan ve yardımcı olan Medine'li müslümanlara ensar denildi.
3- Medine'de İslam Devleti'nin temelleri atıldı.
4- Medine'deki Yahudilerle Medine Antlaşması imzalandı.
5- Medine'ye Mescid-i nebi yapıldı.
6- Mekke Dönemi Sona ermiş Medine dönemi başlamıştır.
7- Mekke ve Medine halkları arasında kardeşlik tesis edilmiştir.
8- Hicri takvim başlamıştır.

Hicret'in sözlükteki anlamı nedir?

1- Göç.
2- İslam takviminde tarih başı sayılan, Hz. Muhammed'in mekke'den medine'ye göç etme olayı.





HİCRET ÇEŞİTLERİ

Âlimlerimiz, yeryüzünde yapılan yolculukları iki gruba ayırmışlardır. Birisi, bir şeyden kaçmak, diğeri ise bir şey taleb etmek niyetiyle yapılan yolculuk (hicret)lar. Birinci kısım altı şekilde ele alınabilir:

1. Hicret: Dâru'l-harp'ten dâru'l-İslâm'a gitme. Hz. Peygamber (sav), Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra, Mekke'deki müslümanların da Medine'ye hicret etmeleri farzdı.

2. Bid'at işlenen yerlerden yapılan hicret. İmâm-ı Mâlik'e göre; selefe söğülen yerde bir mü'minin oturması helâl değildir. İbn Arabî bu görüşün sahih olduğunu söyledikten sonra şöyle der; eğer gördüğün münkeri değiştiremiyorsan oradan ayrıl. Çünkü Allah Teâlâ: "Ayetlerimiz hakkında (münâsebetsizliğe) dalanları gördüğün zaman, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir; eğer şeytan sana (bunu) unutturursa hatırladıktan sonra (hemen kalk), o zâlimler topluluğuyla beraber oturma!" (En'âm, 6/68) buyuruyor.

3. Haramların hâkim olduğu yerlerden hicret. Çünkü helâli aramak her müslümanın üzerine farzdır.

4. Bedene yapılan eziyetten kurtulmak için yapılan hicret. Müslümanın bedenine yapılan eziyetten dolayı hicret etmesine izin vermesi, Allah'ın lütuflarından birisidir. Bu hususta ilk hicret eden kişi Hz. İbrahim (as)'dir. Kavminden çok çekince: "Ben Rabbim(in emrettiği yer)'e hicret edeceğim" (Ankebût, 29/26), "Ben Rabbime gideceğim. O beni doğru yola İletecek" (Sâffât, 37/99) demiştir.

5. Hastalık korkusuyla, sağlığa zararlı pis yerlerden temiz yerlere hicret.

6. Mala verilecek zarar korkusuyla hicret. Müslümanın kanının hürmeti nasılsa malının hürmeti de öyledir.

7. Bir şey talebiyle yapılan hicretler. Bu da kendi arasında ikiye ayrılır. Din ve dünya talebi. Dînî taleble yapılan hicretler sekiz kısımda ele alınabilir.

1. İbret için yapılan hicretler. Allah Teâlâ: "Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler?" (Mü'min, 40/82) âyeti ve benzeri âyetlerde bunun için gezmeye teşvik etmektedir. Bazılarına göre Zülkar-neyn'in yeryüzünü gezmesinin sebebi, Allah'ın acâib sanatlarını görmek içindi.

2. Hac için yapılan hicretler. Birinci maddedeki hicret her ne kadar mendûp olsa da, hac için yapılan hicret farz olan hicrettir.

3. Sırf cihâd için yapılan hicret.

4. Maîşet için yapılan hicret. Aile reisi olan kişinin, ailesini geçindirmesi farz olduğundan, maişetini kazanmak için gerektiğinde hicret etmesi de farzdır.

5. Ticâret ve daha çok kazanç için yapılan hicret. Ticâret Allah'ın lütfu olarak caizdir. Hac'ta bile ticâret yapmak câiz olduğuna göre, diğer zamanlarda evlâ tarikiyle câizdir. "Rabbinizin lütuf ve keremini dramınızda sizin için bir günâh yoktur." (Bakara, 2/ 198).

6. İlim talebiyle hicret.

7. Mübârek yerlere yapılan hicret. Peygamberimiz (sav) sadece üç mescide; Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ'ya yolculuk yapılabileceğini bildirmişlerdir (2).

8.Müslüman kardeşini ziyaret için hicret. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadîslerinde bu konuda şöyle buyururlar:

"Birisi, başka bir köyde bulunan bir din kardeşini ziyâret etmek için giderken Allah Teâlâ da bu adamın yolunu gözetlemek için bir meleği me'mûr etmişti. O zât meleğin yanına gelince melek, nereye gittiğini sorar:

-Şu köyde bir kardeşim var, ona gidiyorum, cevabını alır.

-O adamın sana geçmiş bir iyiliği var da onu devam ettirmek için mi gidiyorsun? dedi. O da:

-Hayır, ben o zâtı sırf Allah için severim, dedi. Bunun üzerine melek:

-Ben Allah Teâlâ'nın sana yolladığı elçisiyim. Sen o adamı nasıl seviyorsan, Allah da seni öylece seviyor," (3) dedi (4)





EN FAZİLETLİ HİCRET

Yukarıda saydığımız hicret çeşitlerinden başka bir hicret daha vardır ki, Peygamber Efendimiz (sav) onun hicretlerin en faziletlisi olduğunu söylemektedir. İbn Ömer'in rivâyet ettiği bir hadiste: "Birisi Hz. Peygamber (sav)'e Yâ Resûlallah! En fazîletli hicret hangisidir? dedi. O da: Rabbinin kerih gördüğü şeyleri terk etmendir diye cevap verdiler" (5).
Suyûtî bu hadisin şerhinde şöyle demektedir: "Allah'ın yasakladığı şeyleri terk etmek vatanı terk etmekten daha hayırlıdır. Çünkü vatanı terk ederek yapılan hicretin asıl gayesi, Allah'ın yasakladığı şeylerden uzaklaşmaktır" (6).

Başka bir hadîs-i şerifte ise: "'Muhâcir, Allah'ın yasakladığı şeyleri terkeden kimsedir" (7), diğer bir rivâyette de: "Muhâcir hata ve günahları terkeden kimsedir" (8) buyurmuşlardır.

Bir müslümanın Allah rızası için kendi öz vatanını terketmesi zor olmasına rağmen, mükâfâtı da o kadar çoktur. Bir hakikatin değişik rükûn ve yönlerinden ibâret olan; îman, hicret ve cihad üçlüsünün, Kur'ân-ı Kerîm'de ekseriya peşipeşine zikredilmesi, meselenin ne denli ehemmiyet arzettiğinin en parlak delilidir. Peygamber Efendimiz (sav) de bir çok hadis-i şeriflerinde bunu beyân etmişlerdir. Fakat bir kimse, vatanını terketmek sûretiyle yapılan bu hicreti, ömründe bir veya sadece birkaç defa yapabilir. Ama bizim hergün sayısız kere yapabileceğimiz bir hicret çeşidi vardır.

Hem de Hz. Peygamber (sav) tarafından en fazîletli hicret diye adlandırılan bir hicret. Allah'ın yasakladığı şeyleri terketme... günahlardan uzak kalma.. işleyebilecekken, hiç mani yokken bile, küçük bir isyan da olsa terketme.. haramlardan helâllere hicret.. isyandan itaata hicret.. mekruhlardan sakınıp, bid'atlardan uzak kalarak nafileleri yapma ve sünnetleri yaşamaya hicret.

Ayrıca; insanın, içinde bulunduğu durumdan olması gerekli olan duruma; hareketsizlikten ve dağınıklıktan hareket ve sisteme; donmuşluk ve bozulmuşluktan kendini yenilemeye; binbir günahın boğucu atmosferinden ruh ve kalbin hayat derecesine yükselme gibi.. hususların hemen hepsinde bir hicret manası vardır ve bu manalarda o, hep hicret edip durmaktadır. Kanaatimizce, vatanını terkederek yapacağı hicretin, fonksiyonunu tam edâ edebilmesi de, birinci merhaledeki hicretlerin yapılıp yaşanmasına bağlıdır. Nefsinden kalbine, cisminden ruhuna, dış şatafatlardan vicdanındaki ihtişâma, özünden özüne hicrette başarılı olanlar, öbür hicret ve ötesinde de başarılı olurlar. Bunu tam temsil edemeyenler, çok defa diğer hicret ve ona bağlı olanları da kusursuz temsil edemezler (9).



DİPNOTLAR
2. Sahih-i Buhârî, Fadlü's-salâti fî mescid-i Mekke ve'l-Medine 1; Sünen-i Ebî Dâvud Menâsik 94.
3. Sahîh-i Müslim, Birr 38.
4. Ebû Bekr Muhammed b, Abdillah (İbn. Arabî), Ahkâmu'l-Kur'ân, I, 484-486.
5. Sünen-i Nesâi, Bey'at 12; Ahmed b. Hanbel Müsned IV, 114.
6. Sünen-i Nesâi, Bey'at 12.
7. Sahîh-i Buhârî, İmân, 4; Sünen-i Ebu Dâvûd, Cihâd 3.
8. Sünen-i İbn Mâce Fiten 2.
9. Yitirilmiş Cennete Doğru, s. 8.