10 Nisan 2016 Pazar

Kur’an ve Hadisler Işığında Uyku Hakkında



Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cehennemden kaçıp, Cenneti isteyenin gözüne uyku girmez.) [İ.Mende]

(Ümmetim için en çok korktuğum şey, göbek büyüklüğü, uykuya devam, tembellik ve iman zayıflığıdır.) [Deylemi]

(En üstün amel, herkes uykuda iken gece namaz kılmaktır.) [C.Yolu]

(Yemekten sonra uyumak kalbi katılaştırır.) [İbni Mace]

(Çok uyumak, insanı ahirette fakir eder.) [Beyheki]

(Allahü teâlâ, çok uyuyanı sevmez.) [İ.Gazali]

(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevşeklik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ. Maverdi]

(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]

(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]

(Kuşluk uykusu zamansız, kaylule faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]

(Çok yiyip içene ve çok uyuyana Allahü teâlâ buğzeder.) [İ. Gazali]

(Annesi, Hazret-i Süleyman’a "Çok uyuma, çok uyku kıyamette insanı fakir bırakır" dedi.) [İbni Mace]

(Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]

Hazret-i Fatıma anlatır: Sabah namazından sonra yattım. Babam, beni uyandırıp, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. [Beyheki]

Allahü teâlâ, (Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar uyuyan, yalancıdır. Çünkü dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur) buyurdu. (M.Name)

Sabah kalkarken
Erken yatıp erken kalkmaya çalışmalıdır! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Günün evvelinde uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanın ahlakındandır. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.) [Şir’a]

(Şu dört şeye riayet edenin kendisi ve aile efradı muhtaç duruma düşmez

1- Sabahtan önce kalkıp namaz kılmak,
2- Vakit girmeden abdest almak,
3- Ezandan önce mescide girmek,
4- Vitir namazından sonra konuşmamak.)

Her sabah kalkınca şunları yapmalıdır

1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyı anmalı!
2- Durumuna uygun şekilde giyinmeli!
3- Abdest almalı! Hep abdestli durmaya çalışmalı!
4- Namazı vaktinde ve noksansız kılmalı!
5- Rızkı Allahü teâlânın verdiğine inanıp helalden talep etmeli!
6- Allahü teâlânın taksimatına razı olmalı, verdiklerine kanaat etmeli!
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.
8- Allahü teâlânın takdirine razı olarak sabretmeli!
9- Onun verdiği bütün nimetlere şükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktır.

10- Helalinden kazanıp helalinden yemelidir! (T. Gafilin)

Aç durmanın faydaları

1- Aç duranın basireti açılır. Anlayış kabiliyeti artar. Hadis-i şerifte, (Aç duranın idraki artar, zekâsı açılır) ve (Tefekkür, ibadetin yarısı, az yemek ise tamamıdır) buyurulmuştur. (İ. Gazalî)
Çok yiyen çok uyur, çok uyuyanın da ömrü boşa geçer. Çok yiyenin zekâsı ve zihni dumura uğrar.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Çok yiyip içeni Allah sevmez.) [İ.Gazalî]

2- Açlık, kalbde incelik doğurur. Hadis-i şerifte, (Az yiyenin içi nurla dolar) ve (Allahü teâlâ, az yiyip içen ve bedeni hafif olan mümini sever) buyuruldu. (Deylemî)

3- Açlıkta arzular kırılır, nefs uysallaşır. Çok yemek, gafleti doğurur. Azgın bir atı zaptetmek zor olduğu gibi, çok yedirmekle nefsi zaptetmek de zordur. Açlıkla terbiyesi kolaylaşır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Az yemekle kalbinizi ihyâ edin!) [İ.Gazalî]

4- Tok olan şefkatsiz ve merhametsiz olur. Tok, açın hâlinden anlamaz. Çok yiyen sert ve katı kalbli olur. Hadis-i şerifte, (Çok yemekle kalbinizi öldürmeyin!) ve (Allahü teâlâ doyduktan sonra yiyip, midesini bozana buğzeder) buyuruldu. (İ. Gazalî)

5- Sinirlerine hâkim olan huzurlu olur. Açlık, günah işleme arzusunu kırar, kötülük etmeye mâni olur.  Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Aç ve susuz durarak nefsle cihad, Allah yolunda cihad gibidir.) [İ. Gazalî]

6- Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Ömrü uyku ile geçer. Çok uyku da dünya ve ahiret kazancına mâni olur. Açlık, sinirleri uyanık, zinde tutar. Tokluk ahmaklığa yol açar, okuduğunu anlaması ve hatırında tutması zor olur. İki günde üç öğün yemek normaldir. Yani, bir gün sabah-akşam, öbür gün öğle vakti yemelidir. (Teshil-ül-menafi)

7- Çok yiyip göbek bağlamak zararlıdır. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem göbekli birine, (Bu fazlalık başka yerde olsaydı, daha iyi olurdu) buyurdu (Hâkim)

Yiyip içme ilmini öğrenmek, ibadet ilminden önce gelir. Beden sağlam olursa, dünyada rahata kavuştuğumuz gibi, sağlam vücutla daha çok hizmet etme imkânı olacağı için, ahireti  kazanmaya da sebep olur. İki cihan saadeti için midemizi düşünmek gerekir. Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalıdır! İlim ve amel, az yemekte, kalb temizliği az uyumakta, hikmet az konuşmaktadır.

Az yemek ustalık, çok yemek hastalıktır. Evliya az uyur, az yer, az içer, sıratı kuş gibi geçer. Çok yiyen çok uyur, herkesten tembel olur. Çok yemek heder, çok uyumak kederdir. Çok yemek zihni çalıştırmaz, çok uyumak menzile ulaştırmaz. Az yiyenin kalb gözü körleşmez, açlıkla hastalık birleşmez.

Az yemek, meyvalı bir ağaçtır, hasta kalblere ilaçtır. Az yemek, nefsanî arzuları öldürür, kalbe ferahlık verir, ahirette güldürür. Az yemek tembellikten uzaklaştırır, bilgi kazanmayı kolaylaştırır. Az yiyenin kalbinde hikmet kapıları açılır, ağzından inci mercan saçılır. Çok yemek akıl için kıtlıktır, zekâ için sakatlıktır. Oburluk insana düşman olur, çok yiyenler pişman olur.

Az yemek, insan için nezâfettir, zihni açan firâsettir. Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak, kalbe sıkıntı verir, mide şişer, kalb ölür, acıkınca tekrar dirilir. Çok yiyen çok uyur, çok uyuyan çok konuşur, çok konuşan nimetten mahrum olur. Çok yemek mideyi bozar, midesi bozulanın dertleri azar. Bilen bilir, deli bile acıkınca aklı başına gelir. Az yemek nefse zindan, kalbe gülistandır. Çok yiyen unutkan olur, yüzü gülmez somurtkan olur.

Kim ki hep yemek fikrini güder, aklını nefse esir eder. Mideye olmak esir, aklı ve şuuru giderir. Kim az yemekle yarışır, evliyaya karışır. Çok yiyen obur olur, kalb evi kabir olur. Seni taşıyacak kadar yemek ye, sen onu taşıyacak miktar yeme! Şunu iyi bilesin, yemeği sen yiyesin, yemek seni yimesin! Eğer sen onu yersen, hepsi derman olur, yemek seni yerse hepsi dert ve duman olur. Ben insanım demeli, yemek için yaşamamalı, yaşamak için yemeli. Oruçtur vücudun zekâtı, çok yiyenin bozulur sıhhati, azalır şefkatı, tükenir takati. Az yemek bedenin istirahatı, az uyumak ruhun rahatı.

Çok yiyerek kalbini öldürme, şeytanı kendine güldürme! Çok yemek, organları çok çalıştırıp yıpratır, tedavi için doktor aratır. Çok yiyen hakikatı göremez, haramlardan çekinemez. Haram yiyenin işleri harama yönelir, her belâ haramdan gelir. Helalden bile fazla yiyenin yersiz olur sözleri, hem de ibretsiz bakar gözleri. Deme çok yemek çok yakıt olur, çok yiyenin anlayışı kıt olur.

Çok yiyenin az olur ibadeti, kaçırır ebedî saadeti. Çok yiyenin gözü doymaz, ibadetten zevk duymaz. Çok yemek tohumudur her derdin, az yemek ilacıdır her ferdin.

Az ye, az uyu, az söyle, nimete kavuşulur böyle. Çok yiyenin diridir nefsi, gönlü uyur çıkamaz sesi. Gönlü uyandırmak için bu sözü tutmalı, az yiyerek nefsi uyutmalı. Çok yiyen kötü fikirler güder, her an günaha meyleder. Gaflet istersen durma mideyi doyur, çünkü tok yatan çok uyur. Çok yemeyi unutmalı, sık sık oruç tutmalıdır.

Ehli Beyt Kur’an ve Hadisler ışığında Uyku hakkında

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık.”[1] [2]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Uyku dert ve sıkıntılardan rahatlama sebebidir ve ölümle aynı türdendir.”[3]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Uyku bedenin rahatlık sebebidir, söz ruhun rahatlık sebebidir, sessizlik ise aklın rahatlık sebebidir.”[4]

İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: “Uyku beynin sultanıdır ve bedenin dayanağı ve güç kaynağıdır.”[5]

İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: “Geceyi ihya etmek uykuyu daha lezzetli kılar.”[6]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim ağır bir mideyle uyursa, rüyaları onu yalanlar” (yani gerçek olmayan rüyalar görür, onu başkalarına naklettiği zaman da yalan olduğu ortaya çıkar. Böylece adeta rüyaları onu yalancı kılmaktadır.)”[7]

Salih’in merfu olarak rivayet ettiği bir hadiste şöyle yer almıştır: “Dört şeyin azı da çoktur: Ateşin azı da çoktur, uykunun azı da çoktur, hastalığın azı da çoktur, düşmanlığın azı da çoktur.”[8]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Beş kişinin uykusu olmaz: Bir kan dökme fikrinde olan kimsenin, kendisi için emanetdar bir kimseyi bulamayan zenginin, dünyalık bir mala ulaşmak için insanlara yalan ve iftirada bulunan kimsenin, çok borcu olduğu halde eli boş olan kimsenin ve sevgilisinden ayrılmak üzere olan sevenin.”[9]

“Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.”[10]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Uyku ölümün kardeşidir ve cennet ehli ölmezler.”[11]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Çok uyumaktan sakının zira çok uyumak kıyamet günü sahibini fakir kılar.”[12]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Süleyman b. Davud’un (a.s) annesi Süleyman’a şöyle dedi: “Gece çok uyumaktan sakın. Zira gece çok uyumak insanı kıyamet gününde yoksul bırakır.”[13]

İmam Sadık (a.s), Abdullah b. Cündeb’e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: “Ey İbn-i Cündeb! Gece az uyu, gündüz az konuş. Zira insanın bedeninde gözden ve dilden daha az şükreden bir organ yoktur. Süleyman’ın annesi Süleyman’a şöyle demiştir: “Oğulcağızım! Uykudan sakın. Zira (çok) uyku seni insanların sana ihtiyaç duyduğu bir günde eli boş bırakır.”[14]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Musa (a.s) Allah’a şöyle arzetti: “Senin nezdinde en çok nefret edilen kul hangisidir?” Allah şöyle buyudu: “Gece leş gibi olan, gündüz boş gezen kimsedir.”[15]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim gece baskısından korkarsa, uykusu az olur.”[16]

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Gözlerini çok uyumaya alıştırma. Zira gözler, bedenin az şükreden organıdır.”[17]

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah boşta gezen uykucu kulundan nefret eder.”[18]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Aziz ve celil olan Allah çok uyumaktan ve boşta gezmekten nefret eder.”[19]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Çok uyumak, din ve dünyanın elden gitmesine neden olur.”[20]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Uyku, günün kararlarını ne kadar da bozucudur!”[21]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Uyku kötü bir alacaklıdır, kısa ömrü yok eder ve insanın bir çok sevap ve mükafatını ortadan kaldırır.”[22]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim gece çok uyursa gündüz telafi edemeyeceği bir ameli kaybeder.”[23]

İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim çok uyursa, karmaşık rüyalar görür.”[24]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Müslüman cenabet halinde uyumaz ve sadece taharet üzere uyur. Ve eğer su bulamazsa toprakla teyemmüm eder. Zira müminin ruhu aziz ve celil olan Allah’ın huzuruna varır. Allah onu kabul eder ve ona bereket verir. Eceli ulaşmamışsa onu rahmetine mazhar kılar ve eğer eceli ulaşmamışsa onu emin melekleriyle birlikte gönderir ve onlar ruhunu bedenine geri döndürürler.”[25]

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Allah’a yemin olsun ki şiilerimizden biri uyuduğunda aziz ve celil olan Allah ruhunu göğe yükseltir ve ona bereket verir. Böylece eğer eceli gelirse, onu rahmet hazinelerinde, cennet bahçelerinde ve arşın gölgesinde karar kılar ve eğer eceli sonradan olursa, onu emin olan bir grup melek ile birlikte gönderir ki içinden çıktığı bedene yeniden geri iade etsin ve onda huzura kavuşsun.”[26]

Resulullah (s.a.a), Ali’ye (a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Ali! Senin şiilerinin ruhları hem uyku anında, hem de ölüm anında göğe yükselir. İnsanların ayın hilaline baktıkları gibi melekler de onlara olan şevkten ve aziz ve celil olan Allah nezdindeki makamlarını müşahade ederek onlara bakarlar.”[27]

1- Temizlik 

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sizden hiç kimse yemekten kalan yağlı elleriyle uyumasın. O halde eğer böyle yaparsa ve şeytandan kendisine bir zarar gelirse sadece kendisini kınasın.”[28]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınızın elini ve yüzünü, etin kokusundan ve yağlı yiyeceklerden dolayı yıkayınız. Zira şeytan eti ve yağlı kokuları koklar ve bu yüzden de çocuklar gece korkarlar. İki müvekkel melek ise o kokudan eziyet görür.”[29]

2- Taharet

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim taharet (abdest…) alır ve sonra yatağına giderse o gece yatağı mescidi gibi olur.”[30]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim abdestli uyur da o gece ölümü çatarsa Allah nezdinde şehit sayılır.”[31]

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim taharet (abdest…) alır ve sonra yatağına giderse o gece yatağı mescidi sayılır. Eğer abdest almadığını hatırlarsa her ne olursa olsun yorganıyla teyemmüm etmelidir. Eğer böyle yaparsa sürekli namazda ve aziz ve celil olan Allah’ı zikirde bulunmuş olur.”[32]

Resulullah (s.a.a), ashabına şöyle buyurmuştur: “Sizden hanginiz sürekli oruç tutmaktadır?” Selman (r.a) şöyle arzetti: “Ben ey Allah’ın Resulü!” Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sizden hangisi bütün geceyi ihya ederek geçirir?” Selman şöyle arzetti: “Ben, ey Allah’ın Resulü!” Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sizden hanginiz hergün Kur’an’ı hatmeder?” Selman şöyle arzetti: “Ben, ey Allah’ın Resulü!” Bu esnada Peygamberin ashabından birisi şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resulü! Selman İranlı bir kimsedir ve bizlere üstünlük satmak istemektedir. Sen, “Hanginiz hergün oruç tutmaktadır?” diye sordun. O, “Ben” diye cevap verdi. Oysa o çoğu zaman oruç tutmamaktadır. Sen, “Hanginiz bütün geceyi ihya ederek geçirmektedir” diye sorunca da o, “Ben” dedi. Oysa gece çoğu zaman uyumaktadır.” Sen, “Sizden hanginiz hergün Kur’an’ı hatmetmektedir?” diye sordun. O, “Ben” diye cevap verdi. Oysa ki hergün çoğu zaman sessiz kalkmaktadır.” Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sus, ey falan kimse! Lokman Hekim gibi olan şahıstan sana ne? Sen bizzat ondan sor, o sana cevabını verir.” O şahıs Selam’a şöyle dedi: “Ey Allah’ın kulu! Sen sürekli oruç tuttuğunu söylemedin mi?” Selman, “evet” dedi. O şahıs şöyle dedi: “Ama ben biliyorum ki sen bir çok günler yemek yiyorsun.” Selman şöyle dedi: “Bu senin sandığın gibi değildir. Ben her ay üç gün oruç tutuyorum ve aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: “Herkim bir iyilik yaparsa, ona on kat benzeri vardır.” Hakeza Şaban ayını Ramazan ayı ile birleştiriyorum, dolayısıyla sürekli orucum işte budur.” O şahıs şöyle dedi: “Sen bütün geceyi ihya ederek geçirdiğini söylemiyor musun?” Selman, “evet” dedi. O şahıs şöyle dedi: “Ama sen gecenin çoğunda uyuyorsun.” Selman şöyle dedi: “Bu da senin sandığın gibi değildir. Ben habibim Resulullah’tan (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: “Herkim geceyi taharetle (abdestli) geçirirse, bütün geceyi ihya etmiş gibidir” ve ben de her geceyi taharetle geçiriyorum.” O şahıs şöyle dedi: “Sen hergün Kur’an’ı hatmettiğini söylemedin mi?” Selman, “Evet” dedi. O adam şöyle dedi: “Ama sen günün çoğu vaktinde sessiz duruyorsun.” Selman şöyle buyurdu: “Bu da senin sandığın gibi değildir, ben habibim Resulullah’tan (s.a.a) Ali’ye (a.s) şöyle buyurduğunu işittim: “Ey Ebe’l-Hasan! Senin bu ümmet arasındaki misalin, “kul huvallahu ehed” misalidir. Herkim bir defa onu okursa, Kur’an’ın üçte birini okumuş gibidir. Herkim de onu iki defa okursa, Kur’an’ın üçte ikisini okumuş gibidir. Herkim de üç defa okursa bütün Kur’an’ı okumuş gibidir. Herkim diliyle seni severse, imanının üçte biri kamildir. Herkim de dili ve kalbiyle seni severse, imanının üçte ikisi kamildir. Herkim de dil ve kalbiyle seni sever ve eliyle sana yardımda bulunursa, imanı tümüyle kamildir. Ey Ali! Beni hak üzere gönderene yemin olsun ki eğer göktekilerin seni sevdiği kadar yerdekiler de seni sevseydi, şüphesiz hiç kimse cehennem ateşiyle azap görmezdi.” Ben her gün üç defa “kul huvellahu ehed” suresini okuyorum.” O şahıs donup kalktı.”[33]

3- Tuvalet İhtiyacını Gidermek 

İmam Ali (a.s) oğlu Hasan’a (a.s) şöyle buyurmuştur: “Oğulcağızım! Sana amel ettiğin taktirde doktora gitmekten müstağni olacağın dört şey öğreteyim mi?” İmam Hasan şöyle arzetti: “Öğret ey Müminlerin Emiri! Acıkmadığın müddetçe sofraya oturma. Henüz iştahın varken yemekten el çek, yemeği iyi çiğne. Ve yatmak istediğin zaman tuvalet ihtiyacını gider, eğer bunları yapacak olursan doktora gitmekten müstağni olursun.”[34]

4- Amelleri Hesaba Çekmek 

“İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Yatağına girdiğin zaman o gününde karnına ne koyduğunu, ne elde ettiğini düşün; öleceğini ve bir ahiretin olduğunu hatırla.”[35]

5- Uyurken Kur’an ve Dua Okumak

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim yatağa girince “kulhuvellahu ehad” suresini okursa Allah onun elli yıllık günahını bağışlar.”[36]

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim yatağa girince “kul huvallahu ehed” suresini okursa, aziz ve celil olan Allah ona elli bin melek vekil kılar ve bu melekler o gece kendisini korur.”[37]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Her kim uyumak istediğinde elhakumuttekasür (tekasür) süresini okursa kabir azabından korunmuş olur.”[38]

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Sizden biri yatağına girdiğinde şöyle desin: “Alahumme in emsekte nefsi fi menami feğfir leha ve in erselteha fehfizha bima tahfuzu bihi ibadeke’s salihin” (Allahım! Eğer uykuda ruhumu alacak olursan onu bağışla. Eğer onu geri gönderecek olursan kendisiyle salih kullarını koruduğun şeylerle koru.”[39]

İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: “Herkim uyurken “innellahe yumsikus semavati vel erz, en tezula ve lein zaleta in emsekehuma min ehedin min be’dihi innehu kane helimen gafura” (Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah’tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O’ndan başka, andolsun ki onları kimse tutamaz. O, şüphesiz halimdir, bağışlayandır.)[40] ayetini okursa, asla evi başına yıkılmaz.”[41]

Kaynaklar:
[1] Nebe, 9 
[2] Ayette geçen “subat” kelimesi, rahatlık ve huzur anlamındadır. Zira bedensel güçlerin, uyanıkken nefsin bedendeki tasarrufundan ortaya çıkan sıkıntı ve yorgunluktan huzura ve rahatlığa kavuşma sebebidir. (el-Mizan, c. 20, s. 162) 
[3] Gurer'ul-Hikem, 1461 
[4] Fakih, 4/402/5865 
[5] Bihar, 62/316 
[6] A’lam’ud-Din, 311 
[7] Gurer'ul-Hikem, 1371 
[8] el-Hisal, 338/84 
[9] a.g.e. 296/64 
[10] Zümer, 42 
[11] Kenz'ul-Ummal, 39321 
[12] el-İhtisas, 218 
[13] el-Hisal, 28/99 
[14] Tuhuf'ul-Ukul, 302 
[15] Kıses’ul-Enbiya, 163/185 
[16] Emali’es-Seduk, 322/4 
[17] Tefsir-i Ayyaşi, 2/115/149 
[18] el-Kafi, 5/84/2 
[19] a.g.e. h. 3 
[20] a.g.e. 1 
[21] Nehc'ül-Belağa, 440. hikmet; 241. hutbe 
[22] Gurer'ul-Hikem, 4416 
[23] a.g.e. 8827 
[24] ed-Derret’ul-Bahire, 43 
[25] Bihar, 81/153/8
[26] el-Kafi, 8/213/259 
[27] Emali’es-Seduk, 452/2 
[28] Emali’es-Seduk, 345/1 
[29] Uyun-u Ahbar’ir-Rıza, 2/69/320 
[30] Sevab’ul-A’mal, 35/1 
[31] Bihar, 76/183/7 
[32] a.g.e. s. 182/6
[33] Mean’il-Ahbar, 234/1
[34] el-Hisal, 229/67 
[35] Bihar, 76/190/21 
[36] Emali’es-Seduk, 22/3
[37] el-Hisal, 631/10
[38] Bihar, 76/196/12
[39] İlel’uş-Şerayi’, 589/34 
[40] Fatır suresi, 41. ayet 
[41] Sevab’ul-A’mal, 183/1