8 Nisan 2016 Cuma

Ümmetimin Ömrü 1500 Seneyi Pek Geçmez Hadisi



“Benim ümmetimin ömrü 1.500 seneyi pek geçmeyecek.”(bk. el-Havi li'l-Fetavi, Suyuti, 2/248; Ruhul Beyan, Bursevi, (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, İlel, s, 89)

hadislerde verilen tarih, yaklaşık bir değerdir ve on beş asır olarak ifade edilmiştir.

"Bu ümmetin ömrü bin (1000) seneyi geçecek fakat bin beşyüz (1500) seneyi aşmayacaktır."(1)

"Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek." (2)

Ebu Sa’lebe anlatıyor: Resulüllah (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Allah bu ümmeti yarım günden âciz bırakmaz.”(3)

İkincisi, hicri takvimin başlangıcı 622’dir. Bu başlangıca 1500 yıl eklendiği zaman 2122 yapar ki, 1542 tarihi de takriben 2121 yapar. Yani hesaplarda bir yanlışlık bulunmuyor. Şayet 1542 tarihini tam kıyamet tarihi olarak ele alırsak, 110 yıl var demektir. Gaybı ancak Allah bilir.

Üçüncüsü, 1506 tarihine kadar iman ve İslam hakikatleri galip bir şekilde devam edecektir. 1506 tarihinde ise büyük bir fikri ve toplumsal dönüşme olacak, iman ve İslam galibiyetten mağlubiyete girecek ve eski siyasi ve askeri gücünü kaybedip perde altında gizli hizmete başlayacak. Bu fikri ve toplumsal dönüşüm muhtemelen küfür ve inkarın yeni bir tarzı veya suret değiştirmiş bir şekli olacaktır.

Nasıl Osmanlının yıkılması ile İslam ve iman hakikatleri tamamen yok olmasa da gayet zayıf bir duruma düştü ise, aynı inkar ve fitne cereyanları 1506 tarihinde yeniden dünyayı tesiri altına alacaktır. Lenin, Mao, Süfyan gibi deccallerin emsalleri o zamanda  hortlayacak, değişik frekanslarla küfür ve inkarı tekrar dünyaya yayacaklardır. Böylelikle küfür bir nevi umumileşip kıyametin kopmasına fetva çıkaracaklardır.

Geçmişte Karun’un mal düşkünlüğü şimdi kapitalizm şeklinde nasıl devam ediyor ise, şimdiki materyalist fikirler gelecekte de başka isim ve frekans ile tekrar sahneye çıkacaklardır. Bizim o fikri akımları teferruatı ile bilmemiz mümkün değildir, ama Üstat bazı emare ve işaretlerini bize takdim etmiştir. İman ve küfür cereyanı asla tamamı ile yok olmaz, imtihan bunu iktiza ediyor. Şu var ki, bazen iman galip olur küfür inceleşir, ama kopmaz; bazen de küfür galip gelir, iman incelir ama kopmaz.

Bu cereyan 1542'ye kadar yükselerek devam edecek, en sonunda mutlak bir galibiyete varacaklardır. Bu süreç içinde iman ve Kur'an fedaileri çok zayıf ve perde altında iman ve Kur'an hakikatlerini devam ettirecekler. Ama Üstad'ın işaretinden anlaşılan o ki, 1542'de çok dehşetli bir fitnenin bu mübarek taifeye büyük bir sıkıntı vermesi muhtemeldir. Zaten 1542'den  üç yıl sonra 1545'de kafirlerin başında kıyamet bomba gibi patlayacaktır.

Üstad'ın şu ifadeleri buna işaret ediyor: 

"Diğer bir tevili şudur ki: Kıyamet kopmasının dehşetini görmemek için, mü'minlerin ruhları bir parça evvel kabzedilir. Kıyamet kâfirlerin başlarında patlar."(4)

Kaynaklar:

(1) bk. Suyuti, El-Keşfu Fi Mücazevet; Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, s. 299.

(2) bk.Suyuti, el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu, el-havi lil Fetavi,2 / 248; Tefsiri Ruhul Beyan, Bursevi,(Arapça) 4 / 262; Ahmed bin Hanbel, İlel, s. 89.

(3) bk. Ebu Davud, Melahim, 18; Müsned, 4/193.

(4) bk. Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.


Ebu Sa’lebe anlatıyor: Resulüllah (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Allah bu ümmeti yarım günden âciz bırakmaz.” (Ebu Davud, Melahim 18; Müsned, IV/193)

Münavî, bu hadisin senedinin sağlam olduğunu söylemiştir.(Avnu’l-Mabud, 11/512). Heysemî, bu hadis ricalinin Sahih’in ricali olduğunu ifade etmiştir.(bk. Mecmau’z-Zevaid, 6/219). Aclunî de Ebu Davud ve Taberanî’nin Ebu Sa’lebe’den naklettikleri hadisin sahih olduğunu vurgulamıştır.(Keşfu’l-Hafa, II/149)

Bu hadisi rivayet edenlerden biri olan Sad b. Ebi Vakkas’a "yarım gün"den maksatın ne olduğu sorulmuş, o da, “Beş yüz senedir.” diye cevap vermiştir. (Müsned, 1/170) Hz. Sad bu açıklamayı

"Şüphesiz Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin sene gibidir." (Hac, 22/47)

ayetine göre yapmış olmalıdır.

Celâleddin-i Suyutî "El-Keşf-ü An Mücavezeti Hâzihi-l Ümmeti El-Elfe" isimli bir Risale te'lif etmiştir. Bu Risale'de bir çok sahih hadîsleri tahlil etmiş ve "bu ümmetin ömrü bin beş yüz seneyi fazla geçmeyeceğine" dair kanaatini belirtmiştir.(bk. el-Havi li'l-Fetavi, Suyuti,  2/248; Ruhul Beyan, Bursevi, (Arapça) 4/262, Ahmed bin Hanbel, İlel, s, 89)

“Ben insanlığın ikindi vaktinde geldim.”(İbn-i Kesir tefsiri, 12/6549)

“Adem'den kıyamete kadar insanlığın ömrü yedi bin senedir.” (Kenzu’l-Ummal, h.no: 16459; Munavî, Feyzu’l-Kadir, III/547; h.no: 4278)