11 Mayıs 2016 Çarşamba

Hz. Ali (RA) ve Abdülkadir Geylani Müjdesi

PERDELİ MÜJDELER

Kaynaklarda Risale-i Nur’un “ileride gelecek o acip şahsın (mehdî-i muntazarın) eseri” olduğu hakkında yeterince haber ve işaret vardır. Ama imtihan sırrı gereği kapalı, perdeli ve müteşabih kalıplarla gelmiştir. Biz bu perdeleri bir nebze aralamaya çalışalım

1- Kur’ân 33 âyetiyle kimi zaman perdeli, kimi zaman cifir ilmiyle anlaşılabilecek şekilde remizler ve işaretlerle perdeyi hafifçe aralayarak Risale-i Nur’dan haber veriyor.1

2- Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuşlardır ki: “Kıyamet kopuncaya kadar bu din ayakta kalacaktır. Üzerinize hepsi Kureyş’ten on iki halife (veya veli) gelecektir.”2 Keza Peygamber Efendimiz (asm) bir diğer hadislerinde: “Muhakkak Allah bu ümmete her yüz senenin başında bir müceddid-i din gönderecektir.”3 buyurmuştur. Hadiste geçen on iki halife veya on iki veli’den maksat, İslâm’ın bin iki yüz yıllık dönemi içerisinde her yüz senenin başında fiilen gelen toplamda on iki imamdır, yani on iki müceddiddir. Yani müjdelenen on iki imam her yüz senenin başında gelmek suretiyle zuhur etmiştir.

Bir diğer hadislerinde Nebi-yi Zîşan Efendimiz (asm): “Biz Abdülmuttalib’in evlâtları, ceddin seyyidleri yedi kişiyiz: Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî’dir”4 buyurmak suretiyle, âhirzamanda gelecek Hazret-i Mehdî’yi ümmetin seyyidlerinden sayarak haber vermiştir.
Bediüzzaman dokuz yaşlarında iken gördüğü bir rüya-yı sadıkada Sırat Köprüsü başında Peygamber Efendimiz’den (asm) ilim istiyor. Peygamber Efendimiz (asm) de “Ümmetimden sual sormamak şartıyla sana ilm-i Kur’ân verilecektir.” buyuruyor.5
Ümmetin seyyidi bulunan Hazret-i Mehdî, on iki imam ve müceddidden sonra on üçüncü sırada zuhur etmiş bulunuyor. Bu büyük âlim ve hâkim, hiç şüphesiz Bediüzzaman Said Nursî Hazretleridir.

HAZRET-İ ALİ’NİN (RA) MÜJDELERİ


3- Peygamber Efendimiz (asm) Hazret-i Ali’nin (ra) önemli bir görevini tarif ederken: “Ya Ali! Ben Kur’ân’ın tenzili için harp ettim, sen tevili için harp edeceksin”6 buyuruyor. Keza Hazret-i Ali’ye (ra) “ilmin kapısı” unvanını veriyor.

İlmin kapısı bulunan Hazret-i Ali (ra) kendisinden bin üç yüz küsur sene sonra gelmiş bulunan Risale-i Nur’dan çok bahsediyor. Risale-i Nur’un “sirran tenevveret” sırrıyla yayılacağını haber veriyor.7 Asa-yı Musa, Ayetü’l-Kübra, Siracu’n-Nur, Otuzuncu Söz, Şakk-ı Kamer gibi risaleleri ismen müjdeliyor. Bediüzzaman diyor ki: “İmam-ı Ali (ra), Risale-i Nur ile çok meşguldür. Mecmuundan haber verdiği gibi, kıymettar risalelerine de işaret derecesinde remzedip îma ediyor. Eğer sarîh bir surette gaybdan haber vermek [çok zararları bulunduğundan hikmete münâfi olduğu cihetle] hikmet-i İlâhiye tarafından yasak olmasaydı tasrih edecekti. [Bütün risalelerden açıkça haber verecekti]”8

Keza Bediüzzaman diyor ki: “Üveysî bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı Azamdan (ks) ve Zeynelâbidin (ra) ve Hasan, Hüseyin (ra) vasıtasıyla İmam-ı Ali den (ra) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.”9
Bu hakikatler muvacehesinde çok net biçimde söylenebilir ki: Risale-i Nur, Hazret-i Ali’nin (ra) Kur’ân’ın teviline dair ilminin âhir zamanla alâkalı ikinci platformudur.

GAVS-I AZAM’IN (KS) MÜJDELERİ

4- Gavs-ı Azam Abdülkadir-i Geylânî Hazretleri sekiz yüz sene öncesinden Bediüzzaman’ı muhtelif sıfatlarla müjdeliyor. “Kün Kadiriyye’l-Vakt” [Zaman’ın Kadirîsi ol], “Te’ıyşü Saiden” [Said olarak yaşarsın], “Fe inneke mahrusun biayni’l-inayet” [Sen inayet gözü tarafından korunuyorsun], “Kul velâ tehaf” [Korkma, söyle!], “Fe’tlub Tabiben” [Kendine bir tabib ara!] gibi nice sözleriyle Bediüzzaman’a gerek remizler, gerekse cifir ilmi yoluyla işaretler ediyor. Bediüzzaman ile selâmlaşıyor.10

Gavs-ı Azam’ın bu selâmları hiç şüphesiz büyük bir mananın Bediüzzaman’da meydana çıktığının tescili anlamını taşıyor.
İnşaallah yarın devam edelim.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 64-100. 2- Müslim, İmare, 5,6,7,8,9,10. 3- Müsned, Beyhakî, Avn’el-Mabud, Ebu Davud, c. 11/277. 4- Tılsımlar Mecmuası, Tenvir Neşriyat, s. 207. 5- Tarihçe-i Hayat, s. 30. 6- el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 6:244; Müsned, 3:31, 33, 82; İbni Hibban, Sahih, 9:46, no. 6898; Mektubat, s. 100. 7- Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 163. 8- Şualar, s. 628. 9- Emirdağ Lâhikası, s. 61. 10- Sikke-i Tasdik-i Gaybî, s. 126-139

Alıntı:http://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/gaybi-isaretler-1_211411