11 Mayıs 2016 Çarşamba

Risale-i Nur ve Rusyanın Çöküşü Hakkında

Risale-i Nur ve RUSYA'NIN ÇÖKÜŞÜ

Bediüzzaman, 1910'da İstanbul'dan Van'a giderken Tiflis'e uğrar. Şeyh Sân'an tepesinde, dikkatlice etrafı temâşa ederken, bir Rus polisi yanına gelir. Aralarında şu muhâvere cereyan eder:
-Niye böyle dikkat ediyorsun?
-Medresemin planını yapıyorum.
-Nerelisin?
-Bitlis'liyim.
-Bu Tiflis'dir.
-Bitlis - Tiflis birbirinin kardeşidir.
-Ne demek?
-Asya'da, âlem-i İslâm'da üç nur birbiri arkası sıra inkişâfa başlıyor. Sizde birbiri üstünde üç zulmet inkişâf başlayacaktır. Şu perde-i müstebidâne yırtılacak, takallus edecek, ben de gelip burada medresemi yapacağım.
-Heyhat, şaşarım senin ümidine!..
-Ben de şaşarım senin aklına. Bu kışın devamına ihtimal verebilir misin? Her kışın bir baharı, her gecenin bir nehârı vardır.
-İslâm parça parça olmuş.
-Tahsîle gitmişler. İşte Hindistan, İslâm'ın müstâid bir veledidir; İngiliz mekteb-i idâdisinde çalışıyor. Mısır, İslâm'ın zeki bir mahdumudur; İngiliz mekteb-i mülkiyesinden ders alıyor. Kafkas ve Türkistan, İslâm'ın iki bahadır oğullarıdır; Rus mekteb-i harbiyesinde talîm alıyor. İlâ âhir...

Yahu, şu asilzâde evlad şehâdetnamelerini aldıktan sonra, her biri bir kıt'a başına geçecek, muhteşem âdil pederleri olan İslâmiyetin bayrağını afâk-ı kemâlâtta temevvüc ettirmekle, kader-i ezelinin nazarında, feleğin inadına, nev'i beşerdeki hikmet-i ezeliyenin sırrını i'lan edecektir." (Sünühat, s. 51-53)

Bediüzzaman'ın ifâdelerinde yer alan "üç nur ve üç zulmet" yoruma açık ifâdelerdir. Fakat netice şudur ki: İslâm âleminde ardarda müsbet gelişmeler olacak, Rusya'da da kötüye gidiş yaşanacaktır. Bunun neticesinde, Bediüzzaman medresesini Tiflis'de açacaktır. Bu gaybî haber gerçekleşmiştir. Bugün Tiflis'de Risale-i Nur medresesi açılmıştır ve hizmet etmektedir. "Bitlis ve Tiflis birbirinin kardeşidir" ifâdesi, 1980'li yıllarda bu iki şehrin "kardeş şehir" ilân edilmesi şeklinde tecelli etmiştir.

Ayrıca, Bediüzzaman'ın haber verdiği İslâm ülkelerinin istiklâllerine kavuşması da aynen zuhur etmiştir. Rusya'da ki müstebid perde yırtılmış, çekilmiş, buradaki müslüman halk, müstâkil devletlerini kurmuşlardır. "Kafkas ve Türkistan'ın" Rus harb okulunda talim görmeleri, buralarda hürriyet ilânını takiben çıkan çatışmalara işaret olabilir. İngiliz Siyâsal Mektebinde okuyan Mısır ise, siyâsi yoldan bağımsızlığına kavuşmuştur. İslam devletlerinin İslâm bayrağını cihanın her tarafında dalgalandırmasını da, inşâallah önümüzdeki yıllarda göreceğiz.

RUSYA'DAKİ İSLAMİ GELİŞMELER

Daha 1910'lar da Rusya'nın çökeceğini söyleyen Bediüzzaman, 1950'li yıllardaki bir mektubunda ise, Rusya hakkında şunları söyler:

"İki dehşetli harb-i umuminin (dünya savaşının) neticesinde beşerde hâsıl olan, bir intibâh-ı kavî ve beşerin tam uyanması cihetiyle, kat'iyyen dinsiz bir millet yaşayamaz. Rus da dinsiz kalamaz. Geri dönüp Hristiyan da olamaz. Olsa olsa, küfr-ü mutlâkı kıran ve hak ve hakîkata dayanan ve hüccet ve delile istinâd eden ve aklı ve kalbi ikna eden Kur'ân ile bir musalaha veya tâbi olabilir. O vakit, dörtyüz milyon ehl-i Kur'ân'a kılıç çekemez." (Emirdağ Lâhikası, s. 331.)

Hiç bir dine hayat hakkı vermeyen komünist sistemin çöküşünden sonra, Rusya yeniden bir din arayışına girmiştir. Bugün Rusya'da hem hristiyanlar, hem de müslümanlar yoğun bir hizmet yarışı içindedirler. Burada yüzlerce Türk Koleji, Rusların da bulunduğu geniş bir yerleşim alanı içinde hizmet vermektedir. Ayrıca, gayrıresmî bir şekilde, oralarda İslâm'a hizmet eden hayli gönüllü kuruluşlar ve şahıslar bulunmaktadır. Bütün bunların çalışmaları neticesinde, İslâmiyet Ruslar içinde hızla yayılmaktadır.