15 Temmuz 2016 Cuma

Kıyamete Yakın Büyük Fitnelerin Olması Hakkında

FİTNELER VE KIYAMET ALÂMETLERİ

Zeynep bt. Cahş'ın (r.ah.) anlattığına göre:
Hz. Peygamber (a.s.) bir kere uykusundan: "Allah'tan başka ilah yoktur. Vukuu yaklaşan şerden dolayı vay Arab'ın haline! Bugün Ye'cüc ve Me'cüc seddinden şu kadarı açıldı" diyerek uyandı. Süfyan eliyle on işareti yapmıştır. Ben: Ey Allah'ın Resulü! İçimizde bunca iyi kimseler varken biz helak olur muyuz? dedim. Allah Resulü! "Evet. Pislik ve kötülük çoğaldığı zaman" diye cevap verdi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5128

Ebu Hureyre (r.a.)
Hz. Peygamber'in (a.s.): "Bu gün Ye'cüc ve Me'cüc seddinden şunun gibi bir delik açıldı" buyurdu. Ravi Vuheyb, eliyle doksan işaretini yapmıştır.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5130

Hz. Aişe'nin (r.ah.) anlattığına göre:
Allah Resulü (a.s.) uykusunda sıçradı. Biz Ey Allah'ın Resulü uykunda şimdiye kadar yapmadığın bir şey yaptın dedik. Bunun üzerine: "Şaşacak şey! Ümmetimden bir takım insanlar Kâbe'ye sığınmış Kureyşli bir adam sebebiyle Kâbe'ye kastediyorlar. Nihayet onlar Beyda'ya ulaştıkları zaman yere batırıldılar" buyurdu. Biz: Ey Allah'ın Resulü! Şüphesiz ki yolda bir çok insan olabilir, dedik. Resulüllah: "Evet, onların arasında bilerek gelenler, zorlananlar ve yolcular da vardır. Bunların hepsi birden helak olacaklar da farklı yerlerden çıkacaklar. Allah onları niyetlerine göre diriltecektir" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5134

Üsame'nin (r.a.) naklettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) Medine'nin burçlarından birine çıkıp baktı da sonra: "Benim gördüğümü görebiliyor musunuz? Ben evlerinizin aralarında fitnelerin yerlerini, su gözleri gibi görüyorum" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5135

Ebu Hureyre (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Gelecekte bir takım fitneler olacaktır. Fitne zamanında oturan kişi ayakta durandan; ayakta duran yürüyenden; yürüyen koşandan hayırlıdır. Her kim fitnelerin başına dikilirse fitneler onu yıkar. Her kim fitne zamanı sığınacak bir yer bulursa hemen oraya sığınsın."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5136

Ebu Bekre (r.a.)
Allah Resulü'nü (a.s.): "İki müslüman kılıçları ile karşı karşıya geldikleri zaman öldüren de ölen de Cehennemdedir" buyururken işittim, demiştir. Bunun üzerine ya ben ya da bir başkası: Ey Allah'ın Resulü! Öldüren böyle ama ölene ne oluyor? dedi. Allah Resulü: "Ölen de arkadaşını öldürmek istemiştir" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5139

Ebu Hureyre'nin (r.a.) rivayet ettiğine göre:
Resulüllah (a.s.) şöyle buyurdu: "İki büyük fırka savaşıp aralarında büyük bir harp olmadıkça Kıyamet kopmayacaktır. Halbuki ikisinin davası da birdir."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5142

Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:
Allah Resulü (a.s.): "Herc vakıaları çoğalmadıkça Kıyamet kopmaz" buyurdu. Sahabeler: Ey Allah'ın Resulü! Herc nedir? diye sordular. Allah Resulü: "Öldürmek, öldürmek!" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5143

Huzeyfe b. Yeman (r.a.) şöyle anlatır:
Allah'a yemin ederim ki benimle Kıyametin kopması arasında olacak her fitneyi insanların en iyi bileni benimdir. Bu da bende, Allah Resulü'nün bana gizlice söylediği, benden başkasına da söylemediği bir sır olmasındandır. Lâkin Allah Resulü, benim de içinde bulunduğum bir mecliste fitnelerden bahsederken bunu söylemiştir. Allah Resulü (a.s.) fitneleri sayarken şöyle buyurdu: "Onlardan üçü var ki hemen hemen hiç bir şey bırakmayacaktır. Yine onlardan yaz rüzgârları gibi öyle fitneler vardır ki bir kısmı küçük, bir kısmı da büyüktür."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5146

Ebu Hureyre'den (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Fırat nehri (suları gitmesi sebebiyle) altın bir dağı meydana çıkarmadıkça Kıyamet kopmaz. İnsanlar onun için savaşacak ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecektir. Onlardan her bir kimse: Keşke kurtulan ben olsaydım! diyecektir."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5152

Ebu Hureyre (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Hicaz toprağından, Busra'daki develerin boyunlarını aydınlatan bir ateş çıkmadıkça Kıyamet kopmayacaktır."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5164

Abdullah b. Ömer (r.ahm.),
Allah Resulü'nü (a.s.) doğu tarafına yönelmiş bir halde: "Haberiniz olsun ki fitne işte şuradadır. İyi biliniz ki fitne bu tarafta, şeytanın boynuzunun çıktığı yerdedir" buyururken işitmiştir.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5167

Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:
Allah Resulü (a.s.): "Devs kabilesi kadınlarının kalçaları Zu'l-Halasa'nın etrafında çalkalanmadıkça Kıyamet kopmaz," buyurdu. Zu'l-Halasa, Tebale'de, cahiliyet devrinde Devs kabilesinin taptığı bir put idi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5173

Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:
Allah Resulü (a.s.): "İnsan, diğer bir insanın kabrinden geçerken: Keşke onun yerinde ben olsaydım! demedikçe Kıyamet kopmaz" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5175

Ebu Hureyre'nin (r.a.) ifade ettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.): "Kahtan oğullarından bir kişi çıkıp da insanları sopasıyla sürmedikçe Kıyamet kopmayacaktır" buyurmuştur.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5182

Ebu Hureyre (r.a.)
Hz. Peygamber'in (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Sizler, yüzleri deri kaplanmış kalkanlar gibi olan bir kavimle muharebe etmedikçe Kıyamet kopmaz. Ve yine siz, ayakkabıları keçe olan bir kavimle harp etmedikçe Kıyamet kopmaz" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5184

İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre:
Hz. Peygamber (a.s.): "Sizler Yahudilerle muhakkak muharebe edecek ve onları öldüreceksiniz. Hatta taş bile: Ey müslüman! bu Yahudidir; gel de onu öldür! diyecektir" buyurmuştur.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5200

Ebu Hureyre (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Müslümanlarla Yahudiler arasında çok kanlı bir muharebe olmadıkça Kıyamet kopmaz. O muharebede müslümanlar Yahudileri tamamiyle öldürürler. Hatta bir Yahudi taş ve ağaç arkasına saklanacak da o taş veya ağaç: Ey Müslüman! Ey Allah'ın kulu! Şu arkamdaki bir Yahudidir. Hemen gel de onu öldür, der. Yalnız Ğarkad ağacı müstesnadır. Çünkü o Yahudilerin ağaçlarındandır."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5203

Ebu Hureyre (r.a.)
Hz. Peygamber'in (a.s.): "Kendilerinin Allah'ın peygamberi olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı Deccal gönderilmedikçe Kıyamet kopmaz" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5205

Ebu Saîd Hudrî (r.a.)
şöyle anlatır: Ben Mekke yolunda İbn Saîd'e yoldaşlık ettim. Bana: Benim Deccal olduğumu iddia eden bazı insanlarla karşılaştım. Sen Allah Resulü'nün (a.s.): "Deccal'in çocuğu yoktur" buyurduğunu işitmedin mi? dedi. Ben de: Evet dedim. İşte benim çocuğum doğdu! Sonra sen Allah Resulü'nü "Deccal, Medine'ye ve Mekke'ye giremeyecektir" buyururken işitmedin mi? dedi. Ben: Evet diye cevap verdim. İbn Saîd: Muhakkak ki ben Medine'de doğdum ve işte şimdi de Mekke'ye gitmek istiyorum dedi. Ve sonra sözünün sonlarında bana: Fakat vallahi ben Deccalin nerede ve ne zaman doğduğunu ve şimdi nerede bulunduğunu pek iyi bilirim dedi. Böyle söyleyerek kafamı karıştırdı.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5209

Cabir b. Abdullah'ın (r.a.) rivayetinde anlatıldığına göre: Muhammed b. Münkedir
Ben Cabir b. Abdullah'ı, İbn Saîd'in Deccal olduğunu Allah'a yemin ederek söylerken gördüm. Ben de: Allah'a yemin mi ediyorsun? dedim. Cabir: Ben, Ömer b. Hattab (r.a.) da Peygamber'in yanında İbn Sayyad'ın Deccal olduğuna yemin ettiğini işittim. Peygamber (a.s.) onun bu yeminine karşı çıkmadı, dedi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5214

Abdullah b. Ömer'in (r.ahm.) anlattığına göre:
Ömer b. Hattab (r.a.) Allah Resulü (a.s.) ile beraber bir cemaat içinde İbn Sayyad'ın bulunduğu tarafa gitti. Allah Resulü, İbn Sayyad'ı Benu Meğale soyunun kalesi yanında çocuklarla oynarken buldu. İbn Sayyad o sırada henüz büluğ çağına yaklaşmıştı. Allah Resulü onun sırtına eliyle dokununcaya kadar farkına varmadı. Allah Resulü: Benim Allah Resulü olduğuma şahadet eder misin? diye sordu. Bunun üzerine İbn Sayyad Allah Resulü'ne baktı ve: Senin ümmilerin Peygamberi olduğuna şahadet ederim, dedi. Sonra İbn Sayyad Resulüllah'a: Sen de benim Allah Resulü olduğuma şahadet eder misin? dedi. Resulüllah (a.s.) onu reddetmiş ve: Ben Allah'a ve Allah'ın Resullerine iman ettim buyurdu. Sonra Allah Resulü ona: Ne görüyorsun bakalım? diye sordu. İbn Sayyad Bana doğrucu da gelir, yalancı da, diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah Resulü: Senin işin çok karışık, buyurdu. Sonra Allah Resulü İbn Sayyad'a: Ben gönlümde senin için bir şey sakladım, dedi. İbn Sayyad O dumandır, diye cevap verdi. Bunun üzerine

Allah Resulü ona: Sus! Sen asla değerini aşamazsın, buyurdu. Bu sırada Ömer b. Hattab Ey Allah'ın Resulü! Müsaade buyur da şunun boynunu vurayım dedi. Allah Resulü de ona: Eğer bu Deccal ise sen ona asla musallat olamazsın. Deccal değil ise onu öldürmekte senin için bir hayır yoktur, buyurdu. Abdullah'ın oğlu Salim, Abdullah b. Ömer'i (r.ahm.) şöyle derken işittim demiştir: Allah Resulü (a.s.) bundan sonra Ubey b. Kaab Ensari ile beraber İbn Sayyad'ın bulunduğu hurmalığa gitti. Nihayet Allah Resulü hurmalığa girdiği zaman hurma gövdeleriyle gizlenmeye başladı. Allah Resulü İbn Sayyad kendisini görmeden İbn Sayyad'dan bir şeyler işitmek istiyordu. Allah Resulü onu kadife örtüsü içinde bir şilteye yaslanmış, bir şeyler mırıldanırken gördü. Tam bu sırada İbn Sayyad'ın annesi, hurma ağacının arkasına gizlenmiş bulunan

Allah Resulü'nü gördü ve hemen İbn Sayyad'a Ey Safi! İşte Muhammed! diye seslendi. Safi, İbn Sayyad'ın ismidir. İbn Sayyad hızla kalktı. Bunun üzerine Allah Resulü yanındaki sahabelerine: "Kadın onu bıraksaydı ne olduğunu beyan edecekti" buyurdular. Salim b. Abdullah, Abdullah b. Ömer'in şöyle dediğini söylemiştir: Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.) insanlar içinde ayağa kalktı ve Allah'ı gerektiği şekilde övdü. Sonra Deccali zikredip şöyle buyurdu: "Ben sizleri ona karşı uyarırım. İstisnasız bütün Peygamberler kavmini Deccal'den sakındırmıştır. Nuh da kavmini ondan sakındırmıştır. Fakat şimdi ben size onun hakkında, hiç bir Peygamber'in söylememiş olduğu bir şey söyleyeceğim: İyi biliniz ki onun bir gözü kördür. Yüce Allah ise kör değildir."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5215

Enes b. Malik'ten (r.a.) bildirildiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Ümmetini tek gözü kör ve pek yalancı olan (Deccal)dan sakındırmamış hiç bir Peygamber yoktur. Dikkat edin ki onun bir gözü kördür. Rabbiniz ise tek gözlü değildir. Onun iki gözünün arasında -Kefere- yazılmıştır."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5219

Huzeyfe (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.): "Deccal sol gözü kör, gür saçlı bir kimsedir. Beraberinde Cennet ve Cehennem vardır. Onun Cehennemi Cennet, Cenneti de Cehennemdir" buyurduğunu söylemiştir.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5222

Ebu Hureyre'den (r.a.) nakledildiğine göre:
Allah Resulü (a.s.): "Dikkat edin! Size Deccal hakkında öyle bir şey bildireceğim ki hiç bir Peygamber kendi kavmine söylememiştir. Onun bir gözü kördür. Hem Cennetin, hem Cehennemin bir benzeri de onunla beraber gelecektir. Fakat onun Cennet dediği Cehennemdir. Nuh, ona karşı kavmini nasıl uyardıysa, ben de sizi uyarıyorum" demiştir.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5227

Ebu Saîd Hudrî (r.a.) şöyle anlatır:
Allah Resulü (a.s.) bir gün bize Deccal hakkında uzun bir konuşma yaptı. Söyledikleri arasında şu da vardı: Buyurdular ki: "Deccal gelecektir. Fakat Medine yollarına girmek ona haram kılınmıştır. Medine etrafındaki bazı işlenmeyen arazilere kadar varacaktır. O günün en hayırlı bir siması yahut insanların en hayırlılarından birisi Deccale karşı çıkar ve: Şahadet ederim ki muhakkak sen, Allah Resulü'nün bize haber vermiş olduğu Deccalsın! der. Bunun üzerine Deccal Şimdi ben bu adamı öldürür, sonra diriltirsem ne dersiniz? Bu işte şüphe eder misiniz? diye sorar. Hayır, derler. Deccal o kimseyi hemen öldürür, sonra da diriltir. Ve diriltir diriltmez o kimse: Vallahi senin hakkında hiç bir zaman şimdiki kadar basiretli olmamışımdır, der. Bunun üzerine Deccal onu tekrar öldürmek ister. Fakat ona musallat olamaz."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5229

Muğire b. Şu'be (r.a.) şöyle anlatır:
Hiç bir kimse Peygamber'e Deccal hakkında benim kadar çok sual sormamıştır. Allah Resulü (a.s.) bana: Ondan seni yoran nedir ki? O sana zarar veremez, buyurdu. Ben de: Ey Allah'ın Resulü! Onun yanında yiyecekler ve nehirler var, diyorlar dedim. Allah Resulü: O, Allah nezdinde bundan daha değersizdir buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5231

Enes b. Malik (r.a.)
Allah Resulü'nün (a.s.) şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Mekke ile Medine dışında Deccal'ın ayak basmayacağı hiç bir belde yoktur. Medine'nin bütün yollarında, orayı koruyan saf saf melekler vardır. Deccal, Sıbha'ya (çorak bir araziye) iner. Medine üç defa sarsılır. Bütün kâfir ve münafıklar Deccal'ın yanına doğru Medine'den çıkarlar."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5236

Sehl b. Sa'd (r.a.)
Ben Peygamber'i (a.s.), şahadet parmağı ve orta parmağı ile işaret ederek: "Kıyamet günü ile ben şöyle gönderildim" buyururken işittim demiştir.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5244

Enes b. Malik (r.a.)
Allah Resulü (a.s.): "Kıyamet günü ile ben şu iki parmak gibi gönderildim" buyurdu demiştir.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5245

Hz. Aişe'nin (r.ah.) anlattığına göre:
Bedevi Araplar Allah Resulü'nün yanına geldikleri zaman: Kıyamet ne zaman kopacak, diye Kıyameti sorarlardı. Allah Resulü de onlardan en genç olana bakar ve: "Eğer şu yaşarsa; o ihtiyarlamadan Kıyametiniz kopabilir" buyururdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5248

Enes b. Malik'in (r.a.) anlattığına göre:
Bir adam, Resulüllah'a: Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Bu sırada yanında Ensar'dan Muhammed adında bir çocuk bulunuyordu. Allah Resulü (a.s.): "Eğer bu çocuk yaşarsa umulur ki o ihtiyarlamadan Kıyamet kopar" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5249

Ebu Hureyre (r.a.)
Allah Resulü (a.s.): "İki üfürme arasında kırk vardır" buyurdu dedi. Ey Ebu Hureyre, kırk gün mü? dediler. Cevap vermekten çekindim. Onlar: Kırk ay mıdır? diye sordular. Ben çekindim. Bu, kırk sene mi? diye sordular. Ben yine çekindim. Allah Resulü: "Sonra Allah semadan su indirir de onlar sebzenin bitmesi gibi biterler" buyurdu. Keza Allah Resulü: "Bir tek kemik müstesna, insanın çürümeyecek hiç bir yeri yoktur. O da kuyruk sokumu kemiğidir. Kıyamet gününde tekrar yaratma ondan terkip edilecektir."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 5253

Karanlık Gece Kıtaları Gibi Fitnelerle Karşılaşılması:

Enes bin Mâlik -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet kopmazdan önce karanlık gece kıtaları gibi fitneler olacak. Bu karışıklıklar içinde kişi mümin olarak sabahlayıp kâfir olarak akşamlar, mümin olarak akşamlayıp kâfir olarak sabaha çıkar. Birçok kimseler azıcık bir dünyalık karşılığında dinlerini satarlar.” (Tirmizî: 2196)

Fitnenin vehametinden insan bir günde bu derece değişiklikler geçirecek, günü gününe saati saatine uymayacak, kalpler bozulacak, iman sâfiyeti kalmayacak.

Bir âhir zaman âlimi veya bir bölücü Allah-u Teâlâ’nın hükmüne aykırı bir söz söylüyor, o da: “Bu doğru söylüyor!” deyip tasdik ediyor, böylece azıcık bir dünyalık karşılığında dinlerini fedâ ediyorlar.

Türkiye’nin bu anki hâli.

Dinden çıkmak kolay oluyor, çünkü bölücüler önünü kesiyor.

Allah-u Teâlâ’nın hıfz-u himayesine tasarruf-u ilâhîsine aldığı kimseler hiç şüphesiz ki bu fitnenin dışında kalacaklardır.

Nitekim Ebu Ümâme -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’te şöyle buyurulmaktadır:

“Birtakım fitneler olacaktır. Kişi o fitnelerde mümin olarak sabahlayacak ve kâfir olarak akşamlayacaktır.

Ancak Allah’ın, ilim ile (kalbini) ihyâ ettiği kimseler (bu tehlikeden) müstesnâdır.” (İbn-i Mâce: 3954)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Birtakım fitneler olacaktır. O fitnelerde oturan ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan daha hayırlıdır. Kim o fitnelerin başında dikilirse, fitneler onu yıkar. Her kim o fitneler zamanında sığınacak bir yer bulursa, hemen oraya sığınsın.” (Müslim: 2886)

Birçok fitneler zuhur edecek, ediyor da.

Kişi o fitnelerin tehlikesinden ve fitnelere karışanlardan ne kadar uzak durursa onun için o kadar hayırlıdır.

Memlekette herhangi bir karışıklık çıktığında siz uzak durun, o ateşin içine girmeyin. Çok şeyler husule gelecek. O ateş bölücülük ateşidir, harp ateşidir, halkın birbirine düşme ateşidir. Onun için böyle bir şey olduğunda kenarda durun.

Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyuruyorlar:

“Birtakım fitneler olacaktır. O fitnelerin kapıları başında cehennem ateşine çağırıcı kimseler olacaktır. Bir ağacın kökünü ısırır halde ölmen onlardan birisine tâbi olmandan senin için daha iyidir.” (İbn-i Mâce: 3981)

Fitne dönemlerinde fitne gruplarından uzak durmak en uygun olanıdır.

Nitekim Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir diğer Hadis-i şerif’lerinde de şöyle buyuruyorlar:

“Mutlu kimse fitnelerden uzakta kalandır, mutlu kimse fitnelerden uzakta kalandır, mutlu kimse fitnelerden uzakta kalan ve fitneye maruz kalıp da sabreden kişidir. Fitneye başlayan ve çalışanın vay haline!” (Ebu Dâvud)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Her kim bir soy sop dâvâsına (halkı) teşvik ederek veya bir soy sop dâvâsı için öfkelenerek hak veya bâtıl olduğu bilinmez bir gaye ile körü körüne açılan (gayesi İslâm olmayan) bir bayrak altında (yani toplanan topluluk içinde) savaşırsa o kimsenin öldürülüşü câhiliyet öldürülüşüdür.” (İbn-i Mâce: 3948)

Bu sıkışık durumlarda bir müslümanın memleketinde olması ve memleketinde ölmesi lâzım. Niyeti hâlis ise şehit olur, fakat küffâr bayrağı altında ölürse nasıl olacak, kimin için ölmüş olacak, gidişi nasıl olacak?

Kaçabildiğiniz kadar kaçın, bu fırtınaya tutulmayın!

Kişi yalnız kendisinden mesul değil, çoluk-çocuğundan da mesuldür.

Ebu Bekre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak ki birçok fitneler olacaktır. Dikkat edin! Sonra bir fitne olacaktır ki; o fitne zamanında oturan kimse fitneye yürüyenden daha hayırlı, yürüyen fitneye koşandan daha hayırlı olacaktır.

Dikkat edin! O fitne indiği veya olduğu vakit; kimin develeri varsa fitneden kaçıp hemen develerinin bulunduğu yere gitsin, kimin koyunları varsa onların yanına varıp meşgul olsun, kimin toprağı varsa toprağına gitsin ve toprağı ile meşgul olsun!”

Bunun üzerine bir kimse:

“Yâ Resulellah! Develeri, koyunları ve toprağı olmayan için ne buyurursun?” diye sordu.

Resulullah Aleyhisselâm:

“Kılıcını alır, onun keskin tarafını bir taşla kırar. Sonra kaçabilirse süratle kaçsın!” dedi ve devamla şöyle buyurdu:

“Allah’ım! Tebliğ ettim mi? Allah’ım! Tebliğ ettim mi? Allah’ım! Tebliğ ettim mi?”

Bunun üzerine bir kimse:

“Yâ Resulellah! Çarpışan iki safa, yahut çarpışan iki gruba zorla götürülürsem ve onlardan biri kılıcı ile bana vurursa veya bir ok isabet edip beni öldürürse ne olur?” diye sordu.

Resulullah Aleyhisselâm:

“Hem senin günahını hem de kendi günahını yüklenir ve cehennemliklerden olur.” buyurdu. (Müslim: 2887 - Ebu Dâvud)

Abdullah bin Mesud -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Bu ümmette dört (büyük) fitne olacaktır. Sonuncusunda kıyamet kopacaktır.” (Ebu Davud: 4241)

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir diğer Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak öyle bir fitne olacaktır ki, Arap’ın kökünü kazıyacaktır. Bunların maktulleri cehennemdedir. Dilin tesiri, bu fitnede kılıçtan daha şiddetlidir.” (Ebu Dâvud)

Abdullah bin Amr -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Arapları kaplayan bir fitne olacaktır. Öldürülenleri cehennemdedir. O fitnede dil, kılıç darbesinden daha şiddetlidir.” (İbn-i Mâce: 3967)

Abdullah bin Ömer -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuştur:

“Fitnelerden uzak durun! Şüphesiz ki fitnelerde dil (tesir bakımından) kılıç darbesi gibidir.” (İbn-i Mâce: 3968)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif’lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“Kureyş’ten bazı insanlar (ileride) insanları (fitne ile) ölüme sürükleyecekler!” buyurdu.

Ashâb-ı kiram:

“Yâ Resulellah! Biz o zaman ne yapalım?” diye sordular.

“Keşke insanlar onlardan uzak bulunsalar!” cevabını verdi. (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 1469)

Zübeyr bin Adiyy -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir:

“Haccac’dan başımıza gelenler hakkında Enes bin Mâlik -radiyallahu anh-e şikayet ettik.

‘Sabredin! Çünkü bundan sonra bu şimdikinden daha kötü bir zaman gelecektir, tâ ki Rabbiniz’e kavuşuncaya kadar. Bunu Peygamber’iniz -sallallahu aleyhi ve sellem-den böyle işittim.’ dedi.” (Buhârî - Tirmizî)

Abdurrahman bin Abd-i Rabbi’l-Kâbe -radiyallah anh- şöyle demiştir:

Bir gün Abdullah bin Amr bin el-Âs -radiyallahu anhümâ- Kâbe’nin gölgesinde oturmuş, başında da halk toplanmış iken ben onun yanına vardım. (Bu esnada) Abdullah’dan şunu işittim:

“Biz bir yolculukta Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in beraberinde idik. O, bir ara bir konakta konakladı. Bunun üzerine kimimiz kendi çadırını kuruyor, kimimiz ok atışı yapıyor ve kimimiz otlayan hayvanı ile meşgul oluyordu. Bu sırada Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-in çağırıcısı: ‘Haydin namaza!’ diye çağrıda bulundu. Biz de hemen toplandık. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ayağa kalkarak bize şu hitabede bulundu:

‘Benden önceki her peygamber üzerine kendi için hayır bildiği şeyleri ümmetine göstermesi ve şer bildiği şeylere karşı onları korkutması şüphesiz ki bir hak bir görev oldu. Sizin bu ümmetinizin âfiyeti (yani dine zarar veren şeylerden selâmette bulunması) evvelinde kılındı. Bu ümmetinizin son kısmının başına belâ ve hoşlanmayacağınız işler muhakkak gelecektir. Sonra öyle fitneler gelecek ki bazısı diğer bazısını hafifletecek (yani sonra gelen fitne bir önceki fitneden şiddetli olacağından öncekini hafif bırakacaktır). Artık mümin kul (bir fitne geldiğinde): ‘İşte beni helâk eden fitne budur!’ der. Bir süre sonra o fitne geçer, bunun arkasından başka bir fitne gelir ve mümin kul: ‘İşte beni helâk edici fitne budur!’ der. Sonra o fitne de açılıp gider. Artık kim cehennem ateşinden uzaklaştırılması ve cennete girdirilmesi kendisini sevindiriyorsa Allah’a ve ahiret gününe iman eder halde iken ölümü gelsin ve insanlara kendisine yapmalarını arzu ettiği şeyleri yapsın.

Kim bir devlet başkanına beyat edip ona elini vermiş (yani seçmiş) ve samimiyetle bağlanmış ise artık olanca gücü ile ona itaat etsin. Şayet bundan sonra başka bir devlet başkanı çıkıp gelir de birincisi ile nizaa kalkışırsa (yani isyan çıkarmak isterse) sonra gelenin boynunu vurunuz.”

Abdurrahman bin Abd-i Rabbi’l Kâbe -radiyallahu anh- demiştir ki:

“Bunun üzerine ben başımı topluluktan ileri sokarak (yani Abdullah -radiyallahu anh-ın yakınına sokularak): ‘Allah aşkına sana soruyorum, bu hadisi Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-den sen kendin işittin mi?’ dedim. Abdurrahman demiştir ki: Bunun üzerine Abdullah -radiyallahu anh- eliyle kulaklarına işaret ederek: ‘Bunu kulaklarım işitti, kalbim de belledi, iyice belledi.’ dedi.” (İbn-i Mâce: 3956)

Hadis-i şerif’te fitne ve fesadın çoğaldığı zamanlarda müslüman bir kimsenin dikkat edeceği mühim hususlar beyan edilmiştir.

Abdullah bin Ömer -radiyallahu anh-der ki:

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in yanında idik. Fitnelerden söz etti, birçok fitneler anlattı. Hatta bir ‘Ahlâs’ fitnesine temas etti.

Dinleyenlerden biri:

‘Yâ Resulellah! Bu Ahlâs fitnesi nedir?’ diye sordu.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:

‘Ahlâs fitnesi; şiddetli düşmanlık yüzünden insanların birbirinden kaçması ve bir şey bırakmamak üzere mallarının yağma edilmesidir.’ buyurdu ve devam etti:

‘Sonra ‘Serrâ’ fitnesi vardır ki, bunun dumanı Ehl-i beyt’imden olan bir adamın ayakları altından tütecektir. Bu adam kendini benden sanacaktır, halbuki benden değildir. Çünkü benim velilerim ancak takvâ sahibi olan kimselerdir. Sonra insanlar eğri, kaburga kemiği üzerine oturmuş gibi bir adama beyat etmek üzere anlaşacaklardır. (Yani devam etmeyen bir sulh yapacaklardır).

Bundan sonra ‘Duheymâ’ fitnesi vardır. Bu ümmetten kendisine şamar indirmediği bir tek kimse bırakmayacaktır. ‘Hemen bitti, sona erdi!’ denildiği vakit yine devam edecektir.

Bu fitne zamanında kişi sabah mümin akşam kâfir olacaktır.

O kadar ki insanlar iki kısma ayrılacaktır;

Kendisinde nifak olmayan iman grubu ile kendisinde iman olmayan nifak grubu.

Bu fitne meydana geldiği vakit, o gün yahut ertesi gün Deccal’i bekleyin.’” (Ebu Dâvud - Hâkim)

Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz der ki:

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“Bu ümmetin sonunda yere batma, kılık değiştirme ve taşlaşma belâları meydana gelecektir.”

Ben:

“Yâ Resulellah! Aramızda sâlih kullar bulunduğu hâlde helâk olur muyuz?” diye sordum.

“Evet! Pislik meydana çıktığı vakit!” buyurdu. (Tirmizî: 1007)

İmran bin Husayn -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Bu ümmette yere batma, kılık değiştirme ve taşlaşma olacaktır.”

Bunun üzerine müslümanlardan bir kimse:

“Yâ Resulellah! Bu ne zaman olacak?” diye sordu.

Buyurdu ki:

“Şarkıcı kızlar ve çalgı âletleri türediği ve şaraplar içildiği vakit!” (Tirmizî: 2309)