5 Ağustos 2016 Cuma

Muhammed b. Ebi'l-Fevâris ve Hz.Mehdi Hakkında

Muhammed b. Ebi’l-Fevâris (Vefatı: H. 412)

Ehl-i Sünnet’in meşhur âlimlerindendir. Zehebî, Dürtü’l-İslam’da ve İbn-i Esir el-Kâmil’de H. 412 yılının olayları bölüm’ de onu “Hâfız Ebu’l-Feth Muhammed b. Ahmed b. Ebi’l-Fevâris” diye anmıştır.

Seyyid Nu’man Alusizâde de Celalu’l-Ayneyn adlı kitabının eklemeler bölümünde, onu övücü sözlerle anmış, sözünde, amelinde ve vakarında örnek olan pek değerli ve yüce bir şahıs olarak tanıtmıştır.

Muhammed b. Ebi’l-Fevâris, Emîrü’l-Mü’minin Ali’nin ve pâk imamların fazilet ve menkıbelerinde kırk hadisi içeren Erbain adlı kitap yazmıştır. Nitekim bu kitabın başında şöyle yazmaktadır: “Güvenilir râviler Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve âlih) şöyle rivâyet ederler: ‘Ümmetim için kırk hadis hıfzeden (belleyen, koruyan) kimseye ben şefaat edeceğim.’

Bize, hıfzedilmesinde bu kadar büyük sevap ve fazileti olan hadislerin neler olduğunu soracak olurlarsa, cevap olarak deriz ki: Bu soru Muhammed b. Meclis eş-Şafiî’nin bulunduğu bir toplantıda sorulduğunda Şafiî şöyle cevap verdi

“Bu kırk hadis, Emîrü’l-Mü’minîn Ali b. Ebi Tâlib’in faziletiyle ilgili olmalıdır.”
Muhammed b. Ebi’l-Fevâris daha sonra kitabının dördüncü hadisinde kendi senediyle Ebu Hafs Ahmed b. Nafi el-Basrî’den şöyle nakleder:

“Babam İmam Ali b. Mûsâ er-Rıza’nın hizmetçisiydi. O, İmam Rızâ’dan, o da babası Mûsâ b. Ca’fer’den, o da Ca’fer-i Sâdık’tan, o da Muhammed Bâkır’dan, o da Ali b. Hüseyin’den, o da Hüseyin b. Ali’den, o da babası Ali b. Ebi Tâlib’den, o da Resûlullah’tan (sallallâhu aleyhi ve âlih) şöyle nakletmiştir:

“Allah Teâlâ’nın katında alnı açık olmak isteyen kimse Ali b. Ebi Tâlib’i sevsin… Ey Ali, Allah’ın kendisinden râzı olmasını isteyen kimse, oğlun Hasan’ı sevsin. Korkmadan can vermek isteyen kimse oğlun Hüseyin’i sevsin. Allah’ın, günahlarını affetmesini isteyen kimse Ali b. Hüseyin’i sevsin. Hakkın likâsına ulaşmak isteyen kimse Muhammed b. Ali’yi sevsin. Allah’ın, amel defterini sağ eline vermesini isteyen kimse Ca’fer b. Muhammed’i sevsin. Hakkın likâsma tertemiz gitmek isteyen kimse Mûsâ b. Ca’fer’i sevsin.

Hakkın rahmetine güler yüzlü gitmek isteyen kimse Ali b. Mûsâ’yı sevsin. Derecelerinin yüce olmasını ve günahlarının iyiliklere dönüşmesini isteyen kimse onun oğlu Muhammed b. Ali’yi sevsin. Kendisinin kolay hesaba çekilmesini ve gökle yer arası ka-dar geniş olan takvalılarm cennetine girmek isteyen kimse Ali b. Muhammed’i sevsin. Kurtuluşa erenlerle birlikte Allah’a mülaki olmak isteyen kimse, onun oğlu Askerî’yi sevsin. İmanının kâmil olmasını isteyen kimse de onun oğlu Sâhibe’z-Zaman Mehdî’yi sevsin. Bunlar sapıklık karanlığı gecelerinin aydın lambaları, hak önderler ve fazilet sancaklarıdırlar. Onları sevip kendilerine önder bilenlere ben cenneti tazmin ediyorum.”
Muhammed b. Ebi’l-Fevâris sözünün sonuna şunu ekler:

“Çeşitli mezhepleri araştırıp inceledikten sonra hakikate ulaştım ve aydınlık yolunu buldum. Açık delillerle ve sahih hadislerle onu izledim. Resûlullah’ın Ehl-i Beyt’inin üstünlüğü hakkında güvenilir râvilerden ve takvalı insanlardan elde ettiklerimi aynen naklettim.”1

1: Keşfu’l-Estâr, s. 27