5 Ağustos 2016 Cuma

Muvaffak b. Ahmed el-Hanefi ve Hz.Mehdi Hakkında

Muvaffak b. Ahmed el-Hanefî (H. 568)

Fıkıh, hadis, şiir, vaaz, hitabede üstad idi. Menâkıb’da Fahru’l Kudat Necmuddin Ebu Mansur Muhammed b. Hüseyn b. Muhammed el-Bağdadî’den kendi senediyle Selman-i Farisî’den şöyle rivâyet eder:

“Resûlullah’m (sallallâhu aleyhi ve âlih) huzuruna girdiğimizde Hz. Hüseyin, O’nun kucağında oturuyordu. Resûlullah da (sallallâhu aleyhi ve âlih) onun ağzından, gözlerinden öpüyor ve buyuruyordu ki: Sen efendisin, efendinin oğlusun, efendinin kardeşisin, efendilerin babasısın. Sen İmam’sın, İmam’ın oğlusun, İmam’ın kardeşisin ve İmamların babasının. Sen Allah’ın Hüccet’isin, Allah’ın Hüccet’inin oğlusun, Allah’ın Hüccet’inin kardeşisin ve senin soyundan olan Allah’ın hüccetlerinin babasısın; onların dokuzuncusu onların Kâim’idir.”
Yine aynı senetle Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve âlih) şöyle buyurduğunu rivâyet eder:

“Beni gökyüzüne çıkardıkları gece Allah Teala buyurdu ki: “Peygamber Rabbinden indirilene iman etti.”1 Bunun üzerine ben dedim ki: ‘Mü’minler de iman ettiler.’ Allah Teâlâ, ‘Doğru dedin’ buyurdu.

Daha sonra buyurdu ki:‘Ümmetinden kimi kendi yerine bıraktın.’ Ben, ‘Onların en üstününü’ dedim. Buyurdu ki: ‘Ali b. Ebi Tâlib’i mi?’ ‘Evet’ dedim.

Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Ey Muhammedi Ben yeryüzüne bakarak Seni seçtim ve senin adını kendi adlarımdan çıkardım. Ben Mahmud’um, sen ise Muhammed’sin. Daha sonra tekrar baktım ve Ali’yi seçtim. Onun da adını kendi adlarımdan türettim. Ben A’la’yım, o ise Ali’dir.’

‘Ey Muhammedi Ben Seni, Ali’yi, Fâtıma’yı, Hasan ve Hüseyin’i ve Hüseyin’in soyunu kendi nurumdan yarattım ve sizin önderliğinizi gökyüzündekilere ve yeryüzündekilere sundum. O’nu kabul edenler Benim yanımda iman ehli sayıldı, kabul etmeyenler ise bunun dışında kaldı. Ey Muhammedi Kullarımdan biri sizin önderliğinizi kabul etmediği hâlde bütün gücüyle ölecek derecede bana ibadet etse de onu affetmem. Ey Muhammedi Onları görmek ister misin?’ Ben, ‘Evet, ey Rabbim’ dedim. Bunun üzerine ‘bak’ buyurdu. Baktığımda Ali, Fâtıma, Hasan, Hüseyin, Ali b. Hüseyin, Muhammed b. Ali, Ca’fer b. Muhammed, Mûsâ b. Ca’fer, Ali b. Mûsâ, Muhammed b. Ali, Ali b. Muhammed, Hasan b. Ali ve Mehdî’nin nurlar içinde namaza durduklarını ve Mehdî’nin onların arasında parlak bir yıldız gibi durduğunu gördüm.

Daha sonra Allah Teâlâ buyurdu ki:

‘Ey Muhammed! Bunlar Benim hüccetlerimdir. Mehdi ise senin
soyuna edilen zulüm ve dökülen kanların intikamını alacak olan kimsedir. İzzet ve Celâlime and olsun ki, o benim dostlarım için gerekli bir hüccettir. Benim düşmanlarımdan intikam alacak olan da O’dur.”2
İbn-i Erzek Ebulfazl Abdullah b. Muhammed b. Abdulvehhab Farikî (590): İbn-i Hallikan’dan naklen “Tarih-i Meyyafarikayn”da şöyle yazmıştır:

“İmam Hasan Askerî’nin oğlu Mehdi, hicri 258’de, Rebiü’l evvel’in 19’unda dünyaya gelmiştir.”3
Burada önemli olan İbn-i Erzak tarafından, İmam Hasan Askerî’nin Mehdi isminde bir oğlunun dünyaya geldiğinin itiraf edilmesidir. Yoksa ulema arasında İmam-ı Zaman’ın Hicrî 15 Şaban 255 yılında dünyaya geldiği meşhur olan bir görüştür.

1: Bakara, 285.
2: Keşfu'l-Estâr, s.61-62
3: Vefayatu'l-A'yan, c. 3, s. 316