31 Ekim 2016 Pazartesi

Hz.Mehdi Annesi ve Doğumu


HZ.MEHDİ (a.s)'İN ANNESİ

O hazretin annesinin adı hakkında muhtelif rivayetler mevcuttur. Şeyh Tusi'den nakledilen bir rivayette O hazretin annesinin adının Reyhane olduğu belirtilmiş ve bunun hemen ardından da ona Nergis, Saykel ve Susen denildiği de zikre­dilmiştir.[1]

Şehid'in naklettiğine göre bazdan, onun adının Meryem bint'ü Zeyd-il Aleviye olduğunu söylemişlerdir.[2]

Fa­kat Şehid, bunun zayıf bir ihtimal olduğunu belirtmiştir. Hz. Bakiyyetullah (a.f.)'ın doğumu hakkındaki rivayetlerin en meşhur ve en müstenedi olan Hakime hatunun rivayetinde onun adının Nergis olduğuna tekid edilmiştir.[3]

Bazı araştırmacıların görüşüne göre onun asıl adı Nergis'dir, fakat imam Cevad (a.s.)'ın kızı Hakime'nin, Saykel is­minin dışındaki isimleri ona takmış olması muhtemeldir. O zamanın halkı cariyeleri memnun etmek için onlan değişik isimlerle çağırırlardı. Nergis, Reyhane ve Susen çiçek ismidirler.[4]

HZ.MEHDİ (a.s)'İN DOĞUMU

İmam Hasan Askeri (a.s.)'ı kontrol altında tutmak için Samirra ve Bağdat'a hakim dan Abbasilerin yapmış olduğu faaliyetlerden dolayı, önemli bir mesele olan imam Zaman (a.f.)'in doğumu gizli tutulmalıydı. O hazretin doğumunun gizli tutulmasının bir başka nedeni de şuydu ki, o zamanlar İmam Zaman (a.f.)'in gaybet edeceği dillerde dolaşmaktaydı ve- Bern Abbas ise şianın imamet yolunu her nasıl olursa ol­sun kapatmak istiyordu.

Şeyh Müfid, İmam Zaman (a.f.)'in yaşam tarihi hakkın­daki yazısının başlarında şöyle demiş: O dönemdeki birtakım zorluklardan ve de Allah'ın son hüccetini bulmak için zama­nın sultanının çok sıkı ve amansız bir arama operasyonu başlatmış olduğundan dolayı, O hazretin doğumu herkesten gizil tutuldu.[5]

Önceleri hidâyet imamlarından nakledilen rivayetlerde O hazretin esrarengiz doğumuna işaret edilmiş ve hatta bu, O'nu tanımanın delillerinden biri olarak tayin edilmişti.[6]

On birinci İmam'ın oğlunu bulmak için Abbasilerin durmadan çalıştıkları tarih kitaplarının çoğunda yazılıdır.

Kum şehrinin vergisini toplamakla görevli olan Ahmed b. Übeydullah b. Hakan, İmam Askeri (a.s.)'m evinin aranması hakkında ayrıntılı bir bilgi vermiş ve bu arada dakik konulara değinmiştir. O şöyle diyor: İmam Askeri (a.s.)'ın rahatsız ol­duğu yayıldı.

Halife, babamı yanına çağırttı. Babam dar'ül hilafeye gidip halifenin güvendiği, itimad ettiği ve yakın memuru olan beş kişiyle birlikte döndü. Babam onlara, imam'ın evini gözetlemelerini ve O'nun her anından haberdar olmalarını emretti.

Daha sonra da bazı doktorları çağırdı ve onlara, gece gündüz İmam'ın yanında durmalarını emretti, iki veya üç gün sonra İmam'ın durumunun kötüye gittiğini haber verdiler, ona. O da tabiblerin sıkı bir şekilde İmam'ı gözetleme­lerini emretti. Daha sonra kadıların reisine gidip, takva ve din açısından tamamen güvendiği on kişiyi gece gündüz İmam'ın evinde kalmaları için oraya göndermesini istedi. İmam (a.s.) dünyadan göçünceye kadar bu durum aynen devam etti.

Bu hadiseden sonra halifenin emriyle İmam'ın evi dakik bir şekilde arandı, her şey mühürlendi ve ondan sonra da İmam'ın oğlunun bulunması için sıkı bir arama ope­rasyonu başlatıldı. Bu doğrultuda cariyelerin hangisinin hamile olduğunu ortaya çıkarmak için cariyeler bile gözaltına alındı. Hamile olduğu hususunda şüphelendikleri bir cariyeyi bir odaya kapattılar ve hamile olmadığını anlayıncaya kadar odadan çıkarmadılar.

Daha sonra da İmam'ın bıraktığı mirası, annesi ve kardeşi Cafer arasında taksim ettiler. Bu rivayette bunlar anlatıldıktan sonra Cafer'in fırsat perestliğine ve kardeşi İmam Askeri (a.s.)'ın yerine geçmek istediğine işaret edil­miştir. Cafer, Übeydullah b. Hakan'dan, kendisini İmam As­keri (a.s.)'ın halifesi olarak tanıtmasını istedi ve o da Cafer'in bu isteğini reddetti.[7]

Başka bir rivayet şöyledir: İmam Askeri (a.s.)'ın dünya­dan göçtüğünden haberdar olmayan Kum'da yaşayan bazı şialar, şer'i vücuhatı (şer'in tayin ettiği maddi borçlarını) öde­mek için Samirra'ya geldiler. Samirra'ya girdikten sonra onla­rı Cafer-i Kezzab'ın (yalancı) yanına götürdüler. Kum'dan ge­len şialar önce Cafer'i imtihan etmek istediler ve bu amaçla da "Yanımızda getirdiğimiz paranın ne kadar olduğunu biliyor musun?" dediler.

Cafer, paranın miktarını bilmediğini söyle­dikten sonra "Sadece Allah gayıpdan haberdardır." dedi. Ne­ticede Kum şiaları parayı ona vermekten çekindiler. Bu sıra­da biri gelip onlara bir ev gösterdi. Onlar da kendilerine gös­terilen eve gittiler ve beraberinde getirdikleri paranın ne ka­dar olduğu kendilerine söylendi, onlar da getirdikleri parayı, paranın miktarını söyleyen şahısa teslim ettiler. Cafer bu du­rumu Mutamid'e bildirdi ve Mutamid'in emriyle İmam'ın evi ve hatta komşuların evleri yeniden arandı. İşte burada Sakil adında bir cariye, İmam Zaman (a.f.)'in canını korumak amacıyla hamile olduğunu söyledi. Bu cariye tutuklanıp götü­rüldü. İki sene gözaltında tutulduktan sonra hamile olmadığı anlaşılınca serbest bırakıldı.[8]

Cafer'in tahrikleriyle birlikte zamanın halifesi tarafından gösterilen bu .şiddetli hassasiyetin tek nedeni, on ikinci İmam'ı kontrol altına alamasalar bile, en azından İmam Hasan Askeri (a.s.)'ın oğlunun olmadığını duyurabilmeleriydi.

İşte bu nedenle de daya bir hakikat süsü vermek için gü­vendikleri kişileri imam'ın evine yerleştirmişlerdi ve böylelikle de şiaları bir başıboşluk ve teklifsizlik içinde bırakmak istiyor­lardı. Şeyh Tusi bu rivayetin devamında şunları da eklemiştir: Onların İmam'ın evine yerleştirilen güvenilir adamları O hazretin öldüğüne şehadet ettiler.[9] Ancak hakikat şu ki, bu ko­nu hakkında önceden hazırlanmış düzenli ve dakik bir plan doğrultusunda O hazretin veladet meselesi halkın gözünden ve hatta şiaların büyük bir bölümünden gizli tutulmuştu. Bu­nunla birlikte bu mesele pek de sorun yaratmadı.

[1] Gaybet (Şeyh Tusi), 241
[2] Bihar'ul Envar, c: 51, s: 28.
[3] Bihar'ul Envar, c: 51, s: 2.
[4] Onikinci İmam'ın Gaybetinin Siyasi Tarihi, s: 114.
[5] İrşad (Şeyh Müfid), s: 345.
[6] Müntabah-ül Eser, s: 287-288.
[7] Kafi c1 s505- 506
[8] İkmal'üd Din, s: 473
[9] Gaybet (Şeyh Tusi), s: 132.