4 Aralık 2014 Perşembe

Peygamber Efendimizin Bindigi Hayvanların isimleri

Düldül, Mukavkıs'ın Peygamber Efendimize hediye ettiği ve müslümanların bindiği ilk katır idi.
Fidde, Hz. Ebu Bekir tarafından kendisine hibe edilmiştir (202).

Eyliyye, bunu da peygamber efendimize Eyle meliki hediyye etmiştir.

Peygamber Efendimizin Ya'fur adlı bir eşeği de vardı.

Neam'a gelince, o cüssesinden dolayı nakil için kullanılmamıştır.

Peygamber Efendimizin otlağa yayılan yirmi adet sağmal devesi (203) bulunmaktaydı.

Sa'd bin Ubade de Peygamber Efendimiz'e Ne'am beni Ukayl'dan bir at-eşek yavrusu göndermiştir.

Peygamber Efendimizin Kasva adlı bir devesi vardı, Peygamber Efendimiz bu deve üzerinde hicret etmiştir. Peygamberimize vahiy gelince O'nu bu deveden başkası taşıyamıyordu. Bu devenin adının Adba olduğu da söylenmiştir.



(202) İbnu Sa'd "Tabakat"da (491/1) şöyle demektedir: Fidde'yi O'na Fereve bin Amr hediye etmiş ve O da bunu Hz.Ebu Bekir'e hibe etmiştir, en doğrusunu Allah bilir.

(203) Lakha: Çok süt veren sağmal deve.


RASULULLAHIN BİNDİGİ HAYVANLAR

Rasulullahın Atları


1125) Enes şöyle demiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.), kadınlardan sonra, atlardan daha çok sev*diği bir şey yoktu."[1]
1126) Ebu Hureyre şöyle demiştir:
"Rasulullah'm (s.a.v.) en sevdiği atlar, doru renkli, burnunda be*yazlık olan, iyi koşan, uysal, ayağının sağ tarafında beyaz benler bulu*nan atlardı."[2]
1127) îbn Abbas şunu söyledi: "Rasulullah'm (s.a.v.) "el-Mürteciz" denilen bir atı vardı.[3]
Musannif (yazar) şöyle demiştir: Rasulullah'ın (s.a.v.) sahip olduğu ilk at, "es-Sekb" denilen attı. el-Murteciz de O'na aitti. O, bir bedeviden satın aldığı ve buna Huzeyme İbn Sabit'in de şahit olduğu attı. "el-Lizaz" demlen at, "et-Tırf denilen at, "el-Verd" denilen at, "en-Nahif denilen at (ki bazıları "el-Lahîf' derler) da O'na aitti.
Bazı alimler, Rasulullah'm (s.a.v.) atlarından birisini, "el-Ya'sub" diye isimlendirirler.[4]

Rasulullah'ın Devesi


1128) Enes şunu anlattı:
Rasulullah'm (s.a.v.) devesinin adı "el-Adba" idi. Hiçbir deve onu geçemiyordu. Fakat bir bedevi, bir iş devesiyle gelip onu geçti. Bu, müslümanlarm zoruna gitti. Rasulullah (s.a.v.):
- "Neyiniz var?" diye sordu. Onlar:
- el-Adba yarışta kaybetti, dediler. Bunun üzerine Rasulullah:
- "Allah'ın kanunudur. Dünyada yükselen hiçbir şey yoktur ki, Al*lah onu aşağı indirmesin" buyurdu.[5]

1129) îbn Ömer şöyle dedi:
"Rasulullah (s.a.v.), fetih günü Mekke'ye devesi Kasva'nın üzerin*de girdi."[6]
1130) Muaz şöyle dedi:
"Kırmızı bir devenin üzerinde Rasulullah'ın terkisindeydim."
1131) Hişam İbn Urve'nin babası şunu anlattı:
Rasulullah (s.a.v.) çıkıp Osman'ı, hasta olan kızının yanında bı*raktığında, Usame'yi de bıraktığında onlar ansızın tekbir sesi duydular. Bu esnada Zeyd İbn Harise, Rasulullah'm (s.a.v.) devesi el-Ced'a üze*rinde geldi. Zeyd: Falanca öldürüldü. Falanca esir edildi diye konuşu*yordu.
el-Kasva'nın, o el-Adb ve el-Ced'a olduğunu bil.
1132) Said Îbnu'l-Museyyeb şöyle dedi: "Onun kulağının ucunda kesiklik vardı." el-Ced'a: Kulağı koparılan demektir. eî-Maksuwe kulağının bir kısmı kesilen demektir.
1133) Bize, şeyhimiz İbn Nasr, Sa'leb'den şunu anlattı:
Bunlar Rasulullah'm (s.a.v.) bir devesinin isimleriydi: O deve, ne Ced'a (kulağı kopuk), ne de Maksuvve (kulağının bir kısmı kesik) idi.[7]

Rasulullahın Katırı


1134) el-Abbas Ibn Abdilmuttalib şunu anlattı:
Huneyn savaşında Rasulullah'm (s.a.v.) yanındaydım. O'mın ya*nında, benimle Ebu Sufyan İbn'ul-Haris Ibn Abdilınuttalib'den başka hiç kimse kalmamıştı. Rasulullah (s.a.v.) ise Ferve İbn Nufase'nin hediye ettiği beyaz katırının üzerindeydi.[8]
1135) el-Asbağ İbn Nubate şunu anlattı:
Ali (îbn Ebi Talib), Nehrevan halkıyla savaştığında, Rasulullah'm (s.a.v.) boz katırına binmişti.
Musannif şöyle demiştir:
Onun katırına, eş-Şehba deniliyordu. Düldül de deniliyordu.[9]

Rasulullahın Eşeği


1136) Muaz şöyle demiştir:
"Ufeyr denilen bir eşeğin üzerinde, Rasulullah'm (s.a.v.) terkisin-deydim."
1137) Enes İbn Malik şöyle dedi:
"Rasulullah'ı (s.a.v.), üzerinde semer bulunan bir eşeğin üzerinde gördüm."
1138) Enes şöyle dedi:
"Peygamber'i (s.a.v.) Hayber savaşından ve Benî Nadir'le yapılan savaşta, semer vurulmuş ve hurma lifi ipinden yapılmış bir yular geçi*rilmiş bir eşeğin üzerinde gördüm."[10]

Rasulullahın Hayvanına Vurulan Eğer


1139) Ebu Abdirrahman el-Fihri şunu anlattı:
Çok sıcak bir yaz günü, Huneyn savaşında Rasulullah'm (s.a.v.) yanında bulundum. Rasuîullah (s.a.v.):
- "Bilal! Benim atımı eğerle" dedi.
Bilal, pek de ahım şahım olmayan, keçeden yapılmış ince bir eğer çıkardı.[11]

Rasulullah Hayvana Binerken Ne Derdi?


1140) Ali İbn Rabia şöyle derdi: '
Rasulullah'a (s.a.v.), binmesi için bir hayvanın getirildiğini gör*düm. Rasulullah (s.a.v.) ayağını üzengiye koyunca:
- "Bismillah" dedi. Hayvanın üzerine yerleşince de:
- "Bunu bizim emrimize veren Allah'a hamdolsun. Biz ona güç yetiremezdik. Şüphesiz biz Rabbhniz'e döneceğiz" dedi.
Sonra üç defa Allah'a hamdetti. Üç defa da tekbir getirip:
"Seni her türlü noksanlık ve kusurdan tenzih ederim. Senden baş*ka ilah yoktur. Ben kendime zulmettim, beni bağışla" dedi.
Daha sonra da güldü. Ben de: -Neden güldün ya Rasulellah? dedim. Rasulullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi:
- "Kul: Beni bağışla dediğinde, Rab, kulundan hoşlanıyor ve: Ku*lum günahları ancak benim bağışlayabileciğimi biliyor, diyor."[12]

Rasulullah'ın Yürüyüşü


1141) Hişam anlattı:
Usame'ye, Veda haccmda Rasulullah'm (s.a.v.) yürüyüşü hakkında soruldu. O da:
"O'nun yürüyüşü anaktı (hayvanın bırakılarak kendi haline git-mesiydi). Meydan bulduğunda koştururdu."[13]




[1] Nesaî, Sünen, kitabu'l-hayl, bab: 2; aşretu'n-nısa, bab: 1; İmam Ahmed, Mus-ned, V/27.

[2] Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebı, 149.

[3] Ebu Hanife, 1/121; Ebu Nuaym, Tarıhu Isbehan, i/334; Ebu'ş-Şeyh, Ahlaku'n-Nebİ.

[4] "el-Ya'sub" anbeyinin arapçasıdır. Rasulullah'm, atlarının adları için bakınız: İthafu's-Sadetı'l-Muttakîn, Vil/133, 134; Sünenu'l-Kubra, X/25; Kenzu'MJmmal, 18141; Bu*harı, Sahih.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 473-474.

[5] Buharî, Sahih, Vlll/131; Nesaî, Sünen, VI/227; Ebu Davud, Sünen, 4803; imam Ahmed, Musned, İM/103, 253; Beyhakî, Sünenu'l-Kubra, X/17, 25.

[6] Kaynaklan daha önce geçti.

[7] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 474.

[8] Bakınız: İmam Ahmed, Musned, I/98, 100, 158; Nesaî, Sünen, kitabu't-hayl, bab:10.

[9] Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 475.

[10] Hakim, Müstedrek, II/466; İbn Mace, Sünen, 4178; Tirmizî, Sünen, 1017; İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, İV/184; Suyutî, Durru'l-Mensur, VI/111.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 475.

[11] İmam Ahmed, Musned, V/286; Beyhakî, Deiailu'n-Nubuvve, V/141; İbn Ebi Şeybe, Musannef, XIV/530; ibn Sa'd, Tabakat, 11/113.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 475.

[12] İmam Ahmed, Musned, I/97; Suyutî, Durru'l-Mensur, VI/14.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 476.

[13] Daha önce kaynaklan geçti.
Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 476. 


EmoticonEmoticon