24 Ocak 2015 Cumartesi

Hadisler'de Yöneticilik ve Yöneticilerin Ahlakî Nitelikleri


1.1. Âdil ve Zâlim Yönetici

Hadislerde  yöneticiler tanımlanırken âdil  ve  zâlim olma  bakımından  iki  hususa dikkat
çekilmektedir. Bu hadislerden en meşhur olanı “Kıyamet günü insanlar nezdinde Allah’ın en
sevdiği kişinin âdil imam, en çok buğzettiği ve  mekan olarak kendisine en uzak kişinin ise
zâlim imam olduğu”nu belirten hadistir.3

Ayrıca  âdil  imâmın Allah’ın gölgesinden başka  hiçbir  gölgenin bulunmadığı  günde  Allah
tarafından gölgelendirileceği  Hz. Peygamber  tarafından  adaletli  yönetici için verilen bir
müjdedir.4


1 Türkçe Sözlük, “Yönetici” maddesi, Ankara: Türk Dil Kurumu, 2005, s. 2195,
2 A.Taha İmamoğlu, Hadis Edebiyatında Kitabu’l-İmâreler ve Sahîh-i Müslim Örneği, İstanbul Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, 2013, s. 12-25.
3 Tirmizî, Ahkâm 4.
4 Müslim, Zekat 91; Nesâî, Âdâbu’l-kudât 2.
1


1.2. Krallık

Hz. Peygamber’in kendisini kral olarak görmediği Abdullah b. Mesud (ra)’dan rivayet edilen
bir hadiste  şöyle  kaydedilir. Bir adam  konuşmak üzere  Rasûlullah’ın yanına  geldiğinde
korkudan titrediği,  Rasûlullah’ın da  ona  “Heyecanlanma! Kesinlikle  ben bir kral  değilim.
Şüphesiz ki ben kurumuş et yiyen bir kadının oğluyum.” buyurduğu kaydedilmektedir5


Rasûlullah  (sav)  zaman zaman kendisinin bir kral olmadığını  vurgulamış ve kralların kralı,
şahların şahı olarak isimlendirilenlerin Allah nezdinde kınandığını belirtmiştir.6


Ayrıca  yönetimin manevî mesuliyetinin ne kadar zor olduğu  Hz. Ali’den rivayet edilen bir
hadiste  de  şöyle  kaydedilmiştir. “Kadılar üç  çeşittir. Bir kadı  hüküm  verir  ve  hata  ederse
cehennemdedir. Bir diğeri hakkı görür ancak başka türlü hüküm verirse o da ateştedir. Diğer
bir kadı da hüküm verir ve isabet ederse cennettedir.7


Bu hadislerden Hz. Peygamber’in adaletli  yöneticiyi  övdüğü ve  zâlim  kralları  da  yerdiği
anlaşılmaktadır.8


Bir insan olarak Rasûlullah’ın umumî sîretine bakıldığında adaletten asla taviz vermediği ve
zulmün önüne  set  çekerek müşriklerin zulmüne  engel  olduğu  ve  zulmün her türlüsünü
yasakladığı görülmektedir. Çünkü Allah’ın bu konudaki emri bir kudsî hadiste açıkça ifade
edilmektedir.9


2. Yöneticilik İstemek

Ashabdan bazıları  asr-ı  saadet  döneminde  Rasûlullah’ın yanına  gelerek yöneticiliği  talep
ettiklerini  ifade  etmişler  ancak Hz. Peygamber’in onları  ikaz  etmesiyle  bu isteklerinden


5 İbn Mace, Et’ıme 30.
6 Tirmîzî, Edeb 65.
7 Abdürrezzâk, el-Musannef, c. XI, s. 328.
8 Müslim, İmâre 18.
9 Müslim, el-Birr ve’s-sıla ve’l-âdâb 55.
2


vazgeçmişlerdir. Bazen de Rasûlullah (sav) yöneticilik talebinin her isteyene verilmeyeceğini
ifade  eden talimatlar vermiştir. Bir defasında  Rasûlullah,  Abdurrahman  b. Semure’yi “Ey
Abdurrahman! Sakın emirlik isteme.” buyurarak ikaz etmiştir.10


Aynı  şekilde  Ebû  Zerr’in  (ra)  Hz. Peygamber’e  “Ey  Allah’ın  Rasûlu! Beni  vâli  tayin
etmeyecek misin?  sorusuna  elini onun dizine  vurarak cevap vermiş  ve  “Ey  Ebû Zerr! Sen
zayıfsın. Kendim  için ne  istersem  senin için de  onu isterim. Sakın iki  kişiye  dahi  emirlik
yapma. Zira  yöneticilik  bir emanettir ve  kıyamet  gününde  perişanlık ve  pişmanlıktır.”
buyurmuştur.11


Bir diğer hadiste  de  Ebû Mûsa el-Eşarî’nin amca oğullarından iki kişinin onu aracı kılarak
Rasûlullah’ın yanına gelip yöneticilik istemeleri  anlatılmaktadır. Hz. Peygamber’in bu
konudaki  tavrı  ise  gayet  açık ve  nettir. Bu meselede  onlara  verdiği  cevap şöyledir:  “Biz
işimizde onu isteyeni tâyin etmeyiz.”12


Çünkü yönetici  olmayı  isteyen kişi  bu görevi  kendi  arzusuyla  elde  ederse  hadise  göre
vazifesinde  Allah tarafından yalnız  bırakılır. Yok eğer idarecilik görevi  istemeksizin
kendisine tevdi edilirse Allah bu konuda kendisine yardımcı olur.13


Rasûlullah’ın yönetime  talip olan kişileri  ikaz  ederken  dikkat  çektiği  bir diğer  nokta  da
yönetim konusunda hırs gösterilmemesidir.14


Çünkü bu konuda hırslı olmanın kıyamet gününde bir pişmanlık sebebi olduğu hadis-i şerifte
açıkça ifade  edilmektedir. Aynı  hadiste  dikkat  çekilen bir diğer nokta  ise  emirliğin


10 Müslim, İmâre 13.
11 Müslim, İmâre 16-17. Hadisin iki farklı tarîkle gelen metinleri anlam bütünlüğü açısından birleştirilmiştir.
12 Müslim, İmâre 15.
13 Müslim, İmâre 13.
14 Müslim, İmâre 14.
3

başlangıcında mal mülk, makam mevki gibi hisleri tatmin ettiği için güzel bir nimet olduğu,
sonrasında ise görevden ayrılma, ölüm gibi sebeplerle acı verici bir hale bürünmesidir.15


Hz. Peygamber’in bütün bu ikazları yönetime talip olmanın sünnetin ruhuna aykırı olduğuna
işaret  etmektedir. Nitekim Rasûlullah’tan sonra  halîfe  seçilen Hz. Ebû Bekir’in insanların
kendisini  yönetici  olarak  seçtiğini öğrenmesi, hüzünlü bir  şekilde evinde  oturmasına  sebep
olmuş  ve  Hz. Ömer kendisini teselli  etmek için Peygamberimizden yöneticinin doğru
kararının iki sevap, yanlış kararının ise bir sevaba denk olduğunu ona hatırlatmıştır16

3. Yöneticilerin Ahlakî Nitelikleri

3.1. Mesuliyet Duygusu

Her ne kadar yönetici olmayı irade etmek sünnete uygun olmasa da Rasûlullah’ın bu konudaki
ikazı  her müslüman için umumî  bir mihver  çizmektedir. O  da  herkesin yönetimi
altındakilerden mesul  olduğunu belirten ve  Abdullah b. Ömer’den nakledilen şu hadis-i
şeriftir. “Dikkatli olun! Hepiniz  yöneticisiniz  (râ’î)  ve  yönetiminiz  altındakilerden
mesulsünüz.”  Mezkur hadiste  kademeli  olarak mesuliyet sıralaması  gözetilmiş  ve  en önce
yönetici olanlar zikredilmiş ardından evin erkeği, evin hanımı ve evin hizmetçisi mesabesinde
ve aileden biri konumunda olan kölenin efendisine olan mesuliyeti vurgulanmıştır.17


3.2. İnsanlara Hizmet Etmek
Yöneticilerin mesuliyetleri de  hadis-i  şeriflerde  ifade  edilmiştir. Mesuliyet duygusunun
muhtevasına işaret eden bir hadise göre Hz. Peygamber (sav) yönetici olup ta insanların dert
ve  sıkıntılarını  önemsemeyen idarecilere  hitaben şöyle  buyurmuştur:  “Kim  müslümanların
işini önemsemezse bizden değildir.”18

15 Buhârî, Ahkâm 7.
16 Abdürrezzâk, el-Musannef, c. XI, s. 328.
17 Ebû Dâvûd, el-Harâc ve’l-İmâre ve’l-Fey 1.
18 Taberânî, el-Mu’cemu’l-Evsat, c. VII, s. 270.
4


Nitekim Hz. Aişe, Mısır’dan gelen bir kişiyle sohbet ederken ona yöneticisinin nasıl olduğunu
sormuş O da “Kendisinden bir kötülük  görmedik. Eğer bizden bir kişinin devesi ölecek olsa
hemen ona  deve  verir.  Kölesi ölse ona  hemen bir köle verir. Nafakaya  ihtiyaç  duysa
nafakasını giderirdi.” demiş ve bunun üzerine Hz. Aişe, Hz. Peygamber’in yöneticilerle ilgili
“Ey Allahım! Her kim ümmetimin işinden bir şeyi üstlenir de onlara zorluk gösterirse sen de
ona  zorluk göster.  Her kim  de  ümmetimin işinden  bir şeyi üstlenip onlara rıfk ile muamele
ederse, sen de ona rıfk ile muamele et!” 19buyruğunu nakletmiş ve Mısır’da vâlîlik yapan Amr
b. Âs’ı Hz. Peygamber’in diliyle övmüştür.


Bu konuyla ilgili bir başka hadise de ashabdan Ebû Meryem el-Ezdî’nin Muaviye’yi hususen
ziyarete  gitmesi  ve  ona  şu hadisi  hatırlatmasıdır: “Allah  (cc),  müslümanların idaresini  bir
kimsenin eline  verir  de, O kimse müslümanların ihtiyaç  ve  sıkıntısını  gidermezse, Allah da
onun ihtiyaç  ve  sıkıntısını  gidermekten imtina  eder. Herhangi bir yönetici, kapısını  ihtiyaç
sahibi, fakir ve miskinin yüzüne kapatırsa, Allah da göklerin kapısını onun ihtiyaçlarına karşı
kapatır. Bunun üzerine mezkur hadisi işiten Muaviye halkın ihtiyaçlarını dinleyip tesbit etmek
üzere bir adam görevlendirir.20


Sehârenfûri (ö.  1346/1927)  hadisin şerhinde  Allah’ın yönetici  olarak  takdir ettiği  zümrenin
halîfe, imâm  ve  emîr olduğunu belirtmiştir. İmâmın tebaasını  zulmün her türlüsünden
korumak ve  defetmekle  mükellef olduğunu ifade etmiş, mazlum, ihtiyaç  sahibi  ve  fakirlerin
emir ve  sultanların yanına  girip onlara  ulaşamamalarının bir âdet  olduğunu da  sözlerine
eklemiştir.21Kadı  Iyâz  (ö. 544/1149)  ise yöneticinin  kapısını  halkın yüzüne  kapatmasının
yönetimindekilerin yanına gelip dertlerini arzetmelerine imkan vermemesi ve onları huzuruna
kabul  etmemesi  olarak  yorumlamıştır.  Ona  göre yöneticinin sıkıntı  ve  ihtiyaçlarını

19 Müslim, İmâre 19.
20 Ebû Dâvûd, el-Harâc ve’l-İmâre ve’l-Fey 13. Tirmizî, Ahkâm 6. Hadisin iki farklı tarîki anlam bütünlüğü
açısından birleştirilmiştir.
21 Sehârenfûrî, Bezlü’l-mechûd, c. XIII, s. 237.
5

gidermekten Allah’ın imtina etmesi ise, onların dualarını kabul etmemesi ve umutlarını boşa
çıkarmaktır.22
3.3. Güvenilir Danışman Tayin Etmek
Yöneticilerin üzerine düşen diğer ahlaki yükümlülüklerden biri  de kendisine nasihat edecek,
söz  ve  fiillerinde  doğru  olan bir yardımcı  tayin etmektir.23Ebû Dâvûd’da  kaydedilen bir
hadise göre “Allah u Teâlâ şayet bir yöneticinin hayrını dilerse ona sâdık bir yardımcı murâd
eder ve unuttuğu zaman ona hatırlatır. Yönetici hatırladığı zaman da ona yardım eder. Allah
yöneticinin hakkında başka birşey murad etmişse ona kötü bir yardımcı verir ve unutursa ona
hatırlatmaz. Eğer yönetici o işi hatırlarsa da ona yardım etmez.”24


Şayet  yönetici  yardımcılarını  sâdık ve  güvenilir insanlardan  seçerse  insanların sevgi  ve
saygısına  mazhar olur. O  zaman da  Allah’ın kendisini  hayırlı  yöneticiler  diyerek andığı
zümreye dahil olur. Nitekim Rasûlullâh (sav) yöneticinin en hayırlısının insanların kendisine
dua  edip sevdiği  kişi  olduğunu belirtmiş, en kötü yöneticinin ise  kendisine  buğz  ve  lanet
edilen kişi olduğunu ifade buyurmuştur.25

3.4. Yetkilerini Şahsî Menfaatleri İçin Kullanmamak
Yöneticilerin gerek Hakk katında  gerekse  insanlar  nezdinde  saygı  görmesi  ise  ancak
makamından kaynaklanan menfaatlerle  şahsi  menfaatini birbirine  karıştırmamasıyla
mümkündür.

Bu hususa İbnü’1-Lütbiyye  adlı zât ile arasında geçen bir olay vesilesiyle  dikkat çeken Hz.
Peygamber (sav) bu zâtın zekat malları ile kendisine verilen hediyeleri birbirinden ayırmasına
karşı çıkmış ve ona “Annenin yahut babanın evinde otursan bunlar sana  hediye edilir  miydi
edilmez miydi o zaman görürdün.” buyurmuştur.26



22 Tirmizî, Tuhfetü’l-ahvezî, c. IV, s. 562.
23 Sehârenfûrî, Bezlu’l-mechûd, c. XIII, s. 219.  
24 Ebû Dâvûd, el-Harâc ve’l-İmâre ve’l-Fey 4.
25 Müslim, İmâre 66.
26 Müslim, İmâre 26.



EmoticonEmoticon