5 Mart 2015 Perşembe

Kıyamet Alametlerinden Sonra Dünya ve İnsanların Durumu Hakkında

Kıyametin büyük alâmetleri de bütünüyle ortaya çıktıktan sonra kıyamet kopuncaya kadarki zaman hakkındaki bilgileri Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in Hadis-i şerif'lerinden öğreniyoruz:


Erkeklerin Azlığı, Kadınların Çokluğu:

Ebu Musa -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"İnsanlara mutlaka öyle bir zaman gelecek ki, bir kimse altından olan zekâtını (diyar diyar) dolaştıracak, onu alacak hiçbir kimse bulamayacak. Erkeklerin azlığından, kadınların çokluğundan dolayı bir erkeğin peşinden ona sığınmak isteyen kırk kadının gittiği görülecektir." (Müslim: 1012)

Bütün bunlar kıyamet alâmetlerindendir.

O zaman yeryüzüne semânın bütün bereketleri inecek, yer olanca bereketlerini meydana çıkaracak, yerde gömülü bütün defineler meydana çıkacak, mal kapıdan taşacak, fakat insanlar çok az kalacak. Halk kıyametin pek yakın olduğunu bildiği için mal biriktirmeye tamah etmeyeceklerdir.



Mal Çokluğu:

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Mal çoğalıp kapıdan taşmadıkça kıyamet kopmaz. O derecede ki; bir adam malının zekâtını çıkaracak, fakat onu kabul edecek hiçbir kimse bulamayacak. Hatta Arabistan çayırlara ve nehirler akan yerlere dönecektir." (Müslim: 157)

Arap diyarının çayır ve çimenliklere dönmesinden murad; son derece ziraate elverişli olması, fakat yine de metruk bırakılmasıdır. Bunun da sebebi harp ve fitnelerden sonra erkeklerin azalması, kıyamet yaklaştığı için insanlarda mal hırsı kalmaması, bağa bahçeye önem veren bulunmamasıdır.


Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Yer bütün ciğerparelerini altın ve gümüşler hâlinde kusacaktır. Katil gelerek: 'Ben bunlar için öldürdüm!' diyecek. Akrabasına yardım etmeyen kişi gelerek: 'Ben bunlar için akrabamla alâkamı kestim!' diyecek. Hırsız gelerek: 'Benim elim bunlar için kesildi.' diyecek. Sonra bu altın ve gümüşü terkedecek, onlardan hiçbir şey almayacaklar." (Müslim: 1013)

Çıkan altın ve gümüşlerin ciğerpareye benzetilmesi, onların halk tarafından çok sevilen şeyler olduğunu belirtmek içindir.

Bu hâl kıyamete yakın zamanda zuhur edecektir.



Nurlu Devirden Hemen Sonra Gelen Nurlu Kumandanlar:

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:

"Kahtan kabilesinden bütün insanları sopası ile sürüp sevkedecek biri çıkmadıkça kıyamet kopmaz." (Buhârî, Fiten 23 - Müslim: 2910)

Bu zât-ı muhteremin ismi Cahcah'tır. Çok kıymetli bir kimse olup, Mehdi Resul Hazretleri'nden sonra çıkacak ve onun yolunu tutacak, çok büyük dirayet sahibi olacak ve bütün dünyayı koyun güder gibi güdecek, hükmünü yürütecek.

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz diğer bir Hadis-i şerif'lerinde buyururlar ki:

"Cehcah denilen bir adam melik olmadıkça günlerle geceler gitmez." (Müslim: 2911)

Bütün bu hadiselerden sonra bu olacak. Ne yahudi kalacak ne Çinliler kalacak. Allah-u Teâlâ dünyayı doldurduğu gibi boşaltacak, dünya hakimiyetini müslümanlara verecek.

Bunlar iki veya üç kişi olacak, birbiri peşinden gelecekler.

Bu kumandanların zuhuru da kıyamet alâmetlerindendir.



Putperestliğin Canlanması:

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Devs kabilesi'nin kadınlarının kıçları, Zü'l-Halasa putunun etrafında titremedikçe kıyamet kopmaz." (Müslim: 2906)

Bu Hadis-i şerif zâhirî mânâda adı geçen kadınlara işaret ediyorsa da, umumi mânâda putperestliğin kıyamet kopmadan hemen önce yine revaç bulacağına işarettir.


Hazret-i Âişe -radiyallahu anhâ- Vâlidemiz der ki:

"Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

"Lât ve Uzzâ'ya (tekrar) tapılmadıkça gece ile gündüz gitmeyecektir."

Bunun üzerine ben:

'Yâ Resulellah! Allah-u Teâlâ:

'Dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamber'ini hidayet ve hak din ile gönderen O'dur.' (Tevbe: 33 - Saff: 9)

Âyet'ini indirdiği zaman ben bunun tam olduğunu zannetmiştim.' dedim.

"Şüphesiz ki bu hususta Allah'ın dediği olacak. Sonra Allah hoş bir rüzgâr gönderecek. Bunun tesiriyle kalbinde hardal tanesi kadar imanı olan herkesi öldürecek, yalnız kendisinde hiçbir hayır olmayan kimseler kalacaktır. Bunlar da babalarının dinine döneceklerdir." buyurdu." (Müslim: 2907)

Bu hoş rüzgâr Allah-u Teâlâ'nın mümin kullarına olan bir ikramıdır. Hiçbir mümin kıyametin şiddetini görmeyecek, bir lütuf eseri olarak ruhları o günden önce lâtif bir şekilde kabzolunacaktır.



Müminlerin Ruhlarının Alınması:

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Muhakkak ki Allah Yemen'den, ipekten daha yumuşak bir rüzgâr gönderecektir. Ki bu rüzgâr kalbinde bir dane ağırlığında imanı olanlardan ruhunu almadığı kimse bırakmayacaktır." (Müslim: 117)

Bu rüzgârın iki tane olmasının mânâsı, birinin Yemen'den, diğerinin Şam'dan olması muhtemeldir. Veya bu iki iklimin birinden başlayarak ötekisine erişmesi ve oradan her tarafa yayılması da bir ihtimaldir.



Kıyamet Senelerindeki İnsanların Durumu:

Enes -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah Allah diyen hiçbir kimsenin üzerine kıyamet kopmaz." (Müslim: 184)

Gün gelecek, yerüzünde Allah Allah diyen insan kalmayacak, bu sebeple de kıyamet kopacak.



Kur'an-ı Kerim'in Kaldırılması:

Huzeyfe -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuştur:

"Elbisenin nakışı eskiyip gittiği gibi İslâmiyet de eskiyip gider. Hatta oruç nedir, namaz nedir, Hacc ve Umre nedir, sadaka nedir bilinmeyecektir.

Azîz ve Celîl olan Allah Kur'an'ı bir gecede kaldırıp götürecek ve yeryüzünde ondan tek bir Âyet bile kalmayacaktır. Çok yaşlı erkekler ve pek ihtiyar kadınlardan meydana gelen bir takım insanlar kalacak ve: 'Biz babalarımıza Lâ ilâhe illâllah kelimesi hâli üzerine yetiştik ve (dinden bildiğimiz) bu kelimeyi söyleriz.' diyeceklerdir."

Huzeyfe -radiyallahu anh- bu hadisi rivayet edince orada bulunan Sıla kendisine:

"O yaşlılar namaz nedir, oruç nedir, Hacc ve Umre nedir, sadaka nedir bilmezken 'Lâ ilâhe illâllah' kelimesi onlara bir yarar sağlamaz," dedi.

Huzeyfe -radiyallahu anh- Sıla'nın bu sözünü cevapsız bıraktı. Sonra Sıla bu sözü Huzeyfe'ye karşı üç defa tekrarladı. Her defasında Huzeyfe onun sözünü karşılıksız bıraktı, yüzüne bakmadı. Nihayet üçüncü defasından sonra Sıla'ya dönerek üç defa:

"Yâ Sıla! Tevhid kelimesi onları (ebedî) ateşten kurtarır." dedi. (İbn-i Mâce: 4049)

Bütün bunlar İsa Aleyhisselâm'ın yeryüzüne gelip ıslahatından ve vefatından sonra kıyamet senelerinde olacaktır.


Abdullah bin Mesud -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Yeryüzünden kaldırılmadan önce Kur'an'ı okuyun! Zira Kur'an yeryüzünden kalkmadıkça kıyamet kopmayacaktır."

Ashâb: "Bu mushaflar kaldırılacak, fakat kalplerde mahfuz olan Kur'an nasıl olacak?" diye sordular.

Buna karşılık buyurdu ki:

"Gece yatacaklar, sabah kalkınca Kur'an kalplerinden silinecek ve fakat: 'Biz bir şey biliyorduk!' deyip şiire dalacaklar." (Beyhakî)



Kâbe-i Muazzama'nın Yıkılması:

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Kâbe'yi Habeşliler'den incecik baldırlı biri harap edecektir." (Müslim: 2909)


Abdullah bin Abbas -radiyallahu anhümâ-dan rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Kapkara, ince bacaklı, koca ayaklı birinin Kâbe'yi taş taş yıktığını görüyorum sanki." (Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 790)

Bu hususa temas eden başka Hadis-i şerif'ler de vardır. Kâbe-i muazzama'yı kıyamete çok yakın bir zamanda, başlarında ince bacaklı şiş karınlı bir kimsenin yer aldığı Habeşliler gelip yıkacaklar, taş taş sökecekler, taşlarını da denize atacaklar.



En Şerli İnsanların Üzerine Kıyametin Kopması:

Nevvâs bin Sem'an el-Kilâbî -radiyallahu anh-den rivayet edilen ve İsa Aleyhisselâm'ın yeryüzüne gelişini anlatan Hadis-i şerif'lerinin nihayetinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"İşte bunlar böylece bolluk içinde müreffeh bir hayat geçirirken, Cenâb-ı Hakk hoş bir rüzgâr gönderir ve bu rüzgâr bütün müminlerin ruhlarını kabzeder. Geri kalan insanlar, en şerli insanlardır, yekdiğeri ile boğuşurlar, merkepler gibi halkın huzurunda alenen çiftleşirler. Kıyamet de onların üzerine kopar." (Müslim: 2937 - İbn-i Mâce: 4075)


Abdullah bin Mesud -radiyallahu anh-den rivayet edilen bir Hadis-i şerif'lerinde Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

"Kıyamet yalnız kötü insanların üzerine kopacaktır." (Buhârî - Müslim: 2949)



Küfürde İnat, Kötülükte Israr:

Kıyamet, dünyayı ve geçici dünya hayatını arzu edenlerin isteklerine muhaliftir. Bunun içindir ki çekinmeden onu inkâra cüret ederler. Şehvetlerinden, lezzetlerden ayrılmamayı, ileride onlara devam etmeyi, ahlâki ve dini herhangi bir engel olmadan kötülükleri ve günahkârlığı sürdürmeyi isterler. Bu hallerinden dolayı hiçbir üzüntü duymazlar. Tevbekâr olmak istemezler, hallerini ıslaha çalışmazlar.

Âyet-i kerime'lerde şöyle buyurulmaktadır:

"Fakat insan, ileriye doğru devamlı suç işlemek (ömrünü günahla geçirmek) ister, 'Kıyamet günü ne zamanmış?' diye sorar.

Göz kamaştığı, ay tutulduğu, güneşle ay bir araya getirildiği zaman!" (Kıyamet: 5-9)

Gözler o günde görecekleri şiddet ve dehşetten dolayı şimşeğe tutulmuş gibi bir hale gelir. Âlem alt-üst olur, ay ve güneş birbirine katılır, ışıkları söner simsiyah kesilir.

"Kıyamet kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?" (Muhammed: 18)



Kaçış Nereye

İnkârcılar kıyamet gününde bu dehşetli hallerle yüz yüze gelince, ümitsizlik ve şaşkınlıklarından kaçacak yer ararlar.

Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"İşte o gün insan: 'Kaçacak yer neresi?' der." (Kıyâmet: 10)

Bu sorusu ile sanki kurtuluş ümidi aramaktadır.

Mahşerin mehabeti karşısında ve dehşeti içinde, cehenneme sevkedileceklerini anlamış olacakları için böyle bir temennide bulunurlar.

Halbuki ne koruyacak bir kimse, ne de sığınılacak bir yer vardır.

"Hayır hayır!.. Sığınılacak bir yer yoktur!" (Kıyâmet: 11)

O gün her kim olursa olsun, sığınma yerleri Allah-u Teâlâ'nın huzur-u izzetidir. O'ndan kaçmak isteyenler de o gün O'ndan başka sığınacak bir sığınak bulamazlar.

"O gün varıp durulacak yer, ancak Rabb'inin huzurudur." (Kıyâmet: 12)

İnsan için artık çare aramakta fayda yoktur, zira zamanı geçmiştir.

"O gün insana, yaptığı ve yapmayıp geri bıraktığı her şey haber verilir." (Kıyâmet: 13)

İşlemiş olduğu iyilikler ve kötülükler, yapması gerekirken yapmadıkları şeyler, yapmaması gerekirken yaptıkları şeyler bir bir haber verilecektir.

"İnsan artık kendi kendisinin şahitidir." (Kıyâmet: 14)

Bir başkasının haber vermesine ihtiyaç yoktur.

"İsterse günahlarını örtmek için özürlerini sayıp döksün." (Kıyâmet: 15)

O büyük mahkemede kâfir, fâsık, fâcir kimseler bazı mazeretler sayıp dökseler de, yaptıklarını gayet iyi bilirler. İşte o vakit gözleri tam açılır. O gün kendi amellerinden başka hiçbir şeyi göremezler.