25 Nisan 2015 Cumartesi

Ahir Zaman Hadisleri ve Hz.Mehdi (as)

“Doğrusu Kaim’den önceki yıllar çok hilecidir. O yıllarda doğru söyleyenler yalancılıkla suçlanacak, yalancılar ise tasdik edilecektir.

“Bir kısmınız bir kısmınızın üzerine tükürmedikçe, bir kısmınız bir kısmınıza lanet okumadıkça, bir kısmınız bir kısmınızı yalancılıkla suçlamadıkça beklediğiniz (İmam Mehdi’nin zuhuru) gerçekleşmeyecektir.”

“Vallahi tasfiye olacaksınız, vallahı temizleneceksiniz, vallahi eleneceksiniz. Tıpkı buğdayın diğer zararlı bitkilerden elenip ayıklandığı gibi eleneceksiniz.”

İB]krime b. Sa’sâ, babasından Hz. Ali’nin (aleyhi selam) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Bu Şiiler her zaman bir koyun sürüsü gibi olacak ve zalimler onların herhangi birisine el koymaktan çekinmeyecektir. Ne sığınabilecekleri yüce bir yer, ne de işlerinde onları teşvik edecek bir destek bulamayacaklardır.”[/b]

Salman-ı Farisi (rahmetullahi aley) şöyle buyurmuştur:

“Müminler her zaman ölü koyunlar gibi olacaklar ve zalimler onların herhangi birisine el koymaktan çekinmeyecektir. Ne sığınabilecekleri bir yer, ne de işlerinde onları teşvik edebilecekleri bir destek bulamayacaklardır.”

Abdullah bin Ukbe, Hz. Ali (aleyhi selam)’ın şöyle duyduğunu rivayet etmiştir:

“Sizleri tıpkı bir sığınak arayan ama bulamayan başıboş develer şeklinde görür gibiyim ey Şia topluluğu!”

Büreyd bin Muaviyet-ul İclî, İmam Muhammed Bâkır’ın (aleyhi selam): “Sabredin, sebat gösterin ve irtibat kurun”[1] ayeti hakkında şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Farzları yerine getirirken sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin ve (beklenen) imamınızla irtibat ve ilişki içinde olun.”

İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Dininiz konusunda sabırlı ve dirençli olun. Düşmanınıza karşı (yapılan savunmada) topluca sebat gösterin ve (beklenen) imamınızla sağlam ilişki içinde olun."

Ebu Basir, İmam Cafer Sadık’ın (aleyhi selam) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“Allah azze ve celle’nin o olmadan hiçbir ameli kabul etmediği şeyi size bildireyim mi? Dedim ki: Evet. Buyurdu ki:

‘Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in onun kulu (ve resulü) olduğuna şehadet etmek Allah’ın emrettiklerine ve biz Ehlibeyt’in velâyetini ikrar etmek, biz imamların düşmanlarından beraat etmek ve uzaklaşmak, bize teslim olmak, takvalı olup çaba harcamak, itminan sahibi olmak. Ve Kâim (aleyhi selam)’ın zuhurunu beklemek.’ Sonra buyurdu ki:

‘Bizim, Allah’ın istediği zaman ortaya çıkaracağı bir devletimiz vardır.’

Sonra buyurdu ki:

‘Kâim Mehdi’nin (aleyhi selam) ashabından olmak isteyenler; onu beklemeli, takva ile amel etmeli ve iyi ahlak sahibi olmalıdır. İşte asıl bekleyen (Muntazır) kimseler onlardır. Eğer Kâim zuhur etmeden önce ölürlerse, tıpkı onun huzurunda olanın sevabını alırlar. Öyleyse çok çaba harcayın ve onu bekleyin, ne mutlu size ey kendilerine rahmet olunan kutlu topluluk.”

Ebu Basir, İmam Cafer Sadık’ın (aleyhi selam) babaları aracılığıyla Hz. Resululah’ın (sallallahu aleyhi ve âlih) şöyle buyurduğunu nakleder:

“Yüce Allah her şeyin içinden bir şey seçti. Yeryüzünde Mekke’yi seçip üstün kıldı. Mekke’de Mescid-i Haram’ı, mescit de ise Kâbe’nin bulunduğu yeri seçti… Günlerden Cuma’yı seçti. Aylardan Ramazan ayını seçti. Gecelerden Kadir gecesini seçti. İnsanlardan da Benî Haşim’i seçti. Benî Haşim’den ise benimle Ali’yi seçti. Ben ve Ali’den Hasan ile Hüseyin’i seçti. Ve bunları, Hüseyin’in evlatlarından olan imamlarla on ikiye tamamladı. Onların sonuncusu batın ve zahir olanlarıdır. En üstün olanları ve kıyam edecek olanlar da odur. Kur’anı tahriften koruyan, batıl söz söyleyenlerin ve cahillerin yorumundan koruyan onlardır.”

Hişam bin Salim, İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Mehdi’nin zuhuruna kadar halkın her sınıfı halka hüküm sürecektir. Öyle ki artık hiç kimse “eğer biz hükümet etseydik adaleti uygulardık” diyemeyecek. Daha sonra Kaim (aleyhi selam) hak ve adalet ile kıyam edecek.”

Ebu Basir, İmam Muhammed Bakır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Şüphesiz Kaim’imiz kıyam ettiğinde tıpkı Resulullah ((sallallahu aleyhi ve alih)) gibi halkı yeni bir şeye davet edecek. İslam garip başladı ve garip olarak geri dönecek. Ve ne mutlu gariplere.”

Sa’d b. Ebu Amr, İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Doğrusu İslam garip olarak zuhur etti ve başladığı gibi garip olarak da geri dönecektir. Öyleyse ne mutlu gariplere.”

Ebu Basir, İmam Caferi Sadık’a (aleyhi selam) Emirü’l Müminin Hz. Ali’nin (aleyhi selam) “İslam garip olarak zuhur etti ve garip olarak geri dönecek. Öyleyse ne mutlu gariplere” sözünün açıklamasını sorduğunda İmamın şu cevabı verdiğini nakletmiştir:

“Ey Ebu Muhammed! Kaim (aleyhi selam) kıyam ettiği zaman tıpkı Resulullah (sallallahu aleyhi ve alih) gibi yeni bir davete başlayacak.

Ebu Basir, diyor ki ayağa kalkıp İmam Sadık’ın (aleyhi selam) başından öpüp şöyle arz ettim:

“Şehadet ederim ki sen dünyada ve ahirette benim imamımsın. Senin dostlarını sever, senin düşmanına düşman olurum.”

İmam şöyle buyurdu: “Allah sana merhamet etsin.”

Zürare’den naklolunduğuna göre İmam Caferi Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurmuştur:

“İmamını tanı. Eğer sen imamını tanırsan bu işin (zuhur) erken veya geç olması sana zarar vermez.”

Hamran b. A’yan, İmam Caferi Sadık’ın (aleyhi selam) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:

“İmamını tanı. Eğer sen imamını tanırsan zuhurun erken veya geç olması sana zarar vermez. Allah azze ve celle şöyle buyuruyor: “O gün her kavimi kendi imamı ile çağıracağız.”[2] Öyleyse herkim imamını tanırsa, Kaim’in (aleyhi selam) çadırında olanlar gibidir.”

Peygamber efendimiz (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:

“Müminler için zulmün şerrinden ve fesattan kaçıp sığınacak bir yer bulamayacakları bir zaman gelecektir. İşte böyle bir dönemde Allah azze ve celle, benim ailemden ve Ehlibeyt’imden (a.s) birini gönderecektir.”

Ebu Basir, İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Araplardan Kâim’la birlikte olan çok az kimse olacaktır.”

Dediler ki: “Onlardan Kaim’e yardım iddiasında bulunan bir çok kişi var.”

Buyurdu ki: “Halk mutlaka tasfiye olunacaktır. Temizlenecek ve elekten geçirileceklerdir. Elekten birçok halk elenecektir.”

Amîre bint-i Nufeyl, İmam Hüseyin’in (aleyhi selam) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Bir kısmınız bir kısmınızdan beri olduğunu söylemedikçe, bazılarınız bazılarınızın üzerine tükürmedikçe[3], bir kısmınız bir kısmınızın kafir olduğuna dair şahadet etmedikçe, bir kısmınız bir kısmınızdan nefret edip lanet okumadıkça beklediğiniz (İmam Mehdi’nin zuhuru) gerçekleşmeyecektir.

Arz ettim ki: “Öyleyse o zamanda hiçbir hayır yoktur.”

Buyurdu ki: “Hayrın hepsi o zamandadır. Kâimimiz kıyam edecek ve onların hepsini ortadan kaldıracaktır.”

Abdullah b. Cuble kendi ricali vasıtasıyla İmam Cafer Sadık’tan (a.s) şöyle rivayet etmiştir:

“Bir kısmınız bir kısmınızın üzerine tükürmedikçe, bir kısmınız bir kısmınıza lanet okumadıkça ve bir kısmınız bir kısmınızı yalancılıkla suçlamadıkça beklediğiniz (İmam Mehdi’nin zuhuru) gerçekleşmeyecektir.”

Abu Basîr, İmam Muhammed Bâkır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Vallahi tasfiye olacaksınız, vallahı temizleneceksiniz, vallahi eleneceksiniz. Tıpkı buğdayın diğer zararlı bitkilerden elenip ayıklandığı gibi eleneceksiniz”.

Muammer b. Hallâd, İmam Musa Kâzım’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Elif Lâm Mim. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?”[4]

Sonra bana şöyle buyurdu: “Fitne (imtihan) nedir bilir misin?”

Arz ettim ki:

“Sana feda olayım. Bize göre fitne din konusundadır.”

Buyurdu ki:

“Eleneceksiniz, tıpkı altının elendiği gibi. Ve tıpkı altın gibi ayıklanıp saf olacaksınız.”

Ebu Basir, İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Kaim’in kıyamından önce bir yıl halk aç kalacak ve onları öldürülme korkusu saracak; malları, canları ve mahsulleri azalacak. Bu olay Allah’ın kitabında açıkça yazar.” Sonra bu ayeti tilavet etti: Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. Sabredenleri müjdele!”[5]

Fudeyl b. Yesar, İmam Muhammed Bakır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Bazı olaylar kesindir, bazıları ise kesin değildir: Süfyani olayı ise kaçınılmaz ve kesindir.”

Halladi Sai (Saffar), İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Süfyani kaçınılmazdır, ve o sadece Recep ayında zuhur edecektir.”

Birisi şöyle arzetti: Ey Ebu Abdullah! O çıkıp hareket edince bizim halimiz nice olur?

Şöyle buyurdu: Böyle olursa bize doğru gelin.”

Yunus b. Ebu Ya’fur, İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Süfyani ortaya çıktığında bize karşı ve size karşı savaşsın diye bir ordu gönderecek. Böyle olunca her türlü zorluk ve zillete katlanıp bize katılın.”

Ömer b. Hanzala, İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Kaim’in beş alameti vardır: Süfyani’nin zuhuru, Yemani’nin zuhuru, gökten bir nida, nefsi Zekiyye’nin öldürülmesi ve Beyda’da yerin çökmesi.”

Ebu Basir, İmam Muhammed Bakır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Doğudan çıkan kızıl-sarı ve büyük bir ateşi gördüğünüz zaman, Al-i Muhammed (aleyhi selam)’ın ferecini (Hz. Mehdi’nin zuhurunu) bekleyin inşallah. Şüphesiz Allah aziz ve hakim’dir.

Sonra buyurdu ki:

Nida sadece Ramazan ayında vuku bulacaktır. Çünkü Ramazan Allah’ın ayıdır. O aydaki nida, Cebrail (aleyhi selam)’ın bu halka olan nidasıdır.

Sonra şöyle devam etti:

O, gökten Kaim (aleyhi selam)’ın ismini nida edecek, doğuda ve batıda olanlar onu duyacaklar. Uyuyan herkes uyanacak, ayakta olan herkes oturacak. Oturan her kes de sesin dehşetinden dolayı iki ayağı üstünde doğrulacak.

Bu sesi muteber bilip ona icabet edenlere Allah merhametini ihsan etsin. Bu birinci ses Ruh-ul Emin, Cebrail’in sesidir.

Sonra buyurdu ki:

Bu ses Ramazan ayının yirmi üçüncü gecesi[6] Cuma günü vuku bulacaktır. Bunda asla tereddüt etmeyin. Onu duyun ve ona itaat edin. O günün sonunda ise melun İblis’in sesi duyulacaktır. Şeytan şöyle nida edecek: “filanca mazlum olarak öldürüldü”. Böylece halkı şüpheye ve fitneye itecek. O gün bir çokları tereddüt ve hayrete düşecek ve ateşte yanmayı hak edecektir. Ramazan ayında ilk sesi işittiğinizde onda tereddüt etmeyin. O Cebrail’in sesidir. Belirtisi ise şudur Hz. Mehdi Kaim’in ve babasının (Hz. Ali’nin) adını anacaktır. Öyle ki genç kız bile zifaftan dışarı çıkarak babası ve kardeşini Hz. Mehdi’ye yardım etmeleri için teşvik edecektir.

Sonra şöyle buyurdu:

“Kaim’in (aleyhi selam) zuhurundan önce bu iki ses mutlaka gerçekleşecektir; Gökten gelen ses Cebrail’in sesidir. İkinci ses ise yerden gelecek ve o, lanetli İblis’in sesidir. Filancanın adını getirecek ve o mazlumca öldürüldü diyecek. Bununla fitne çıkarmak isteyecek. Birinci sese uyun ve sakın ikinci sese aldanmayın.

Ziyad Kandi, bir çoklarından şöyle rivayet etmiştir:

İmam Caferi Sadık (aleyhi selam)’a şöyle arz ettim:

“Süfyani, kesin midir?”

Buyurdu ki: Evet, Nefsi Zekiyye’nin öldürülmesi kesindir, Kaim kesindir, Beyda’nın[7] çökmesi kesindir, gökten çıkacak olan el ve (gökten gelecek olan) nida kesindir.”

O nidada ne söylenecek? diye sorduğumda şöyle buyurdu:

“Bir münadi (Cebrail) Kaim ve babasının adı ile nida edecektir.”

Abdullah bin Sinan, İmam Caferi Sadık’tan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Nida, kesin olarak vuku bulacak, Süfyani kesindir, Yemani kesindir, Nefsi Zekiyye’nin öldürülmesi kesindir ve gökyüzünden bir elin çıkması kesindir.”

Sonra şöyle buyurdu:

Ramazan ayındaki feryat uyuyanları uyandıracak, uykuda olmayanları ise dehşete düşürecek. Öyle ki genç kızları zifaftan dışarı çıkaracak.”

Şurahbil, İmam Muhammed Bakır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Gökten gelen sesi doğudaki ve batıdakiler duymadıkça, zuhur etmeyecektir. Öyle ki zifaftaki genç kızlar dahi o sesi duyacaklardır.”

Abdullah b. Sinan şöyle rivayet etmiştir:

İmam Caferi Sadık’ın (aleyhi selam) huzurunda iken Hamdan’dan gelen bir adamın ona şöyle dediğini duydum:

“Doğrusu Şii olmayanlar bizimle alay edip bize diyorlar ki: “Sizler gökten bir münadinin (Cebrail’in) emir sahibinin (İmam Mehdi’nin) adını nida edeceğini zannediyorsunuz!”

Duvara sırtını dayamış olan İmam gazaplanarak doğruldu ve şöyle buyurdu:

Bu sözü benden rivayet etmeyip babamdan nakletmenizin size bir vebali ve sakıncası yoktur. Şehadet ederim ki ben babamdan duydum ki şöyle buyurdu:

“Allaha andolsun ki bu Allah azze ve celle’nin kitabında açıkça şöyle geçer: “Biz dilesek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.”[8] O gün yeryüzünde olan herkesin boynu onun karşısında eğilir ve zelil olur. Yeryüzünde olanlar gökten gelen şu sesi duyduklarında ona iman edecekler. “Biliniz ki hak Ali b. Ebu Talib ve onun taraftarlarındadır…”

Ebu Davud-u Ducâci, İmam Muhammed Bakır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Hizipler aralarında ihtilaf ettiler” ayetini Emirü’l müminin (aleyhi selam)’a sorduklarında şöyle buyurdu:

“Üç şeyden Hz. Mehdi’nin zuhurunu bekleyin.”

Dediler ki:

“Ey Emirü’l Mümininin! O üç şey nedir?”

Buyurdu ki:

“Şam ehlinin aralarında ihtilaf etmesi, Horasandan çıkacak olan siyah bayraklar ve Ramazan ayındaki dehşet.”

Dediler ki: “Ramazan ayındaki dehşet nedir?”

Buyurdu ki:

Allah azze ve celle’nin Kur’andaki şu sözünü duymadınız mı: “Biz dilesek, onların üzerine gökten bir ayet (mucize) indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.” O öyle bir ayettir ki yeni evliler perdeden çıkarlar, uyuyanı uyandırır ve uyanık olanı ise dehşete düşürür.”

Cabir, İmam Muhammed Bakır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Ey Cabir! Kaim’in kıyamından önce Şam’da halkı öyle bir fitne saracak ki ondan kurtulmak isteseler de kurtulamayacaklar. Sonra Küfe ile Hîre şehirleri arasında sayıları eşit olan katliamlar olacak. Sonra gökten bir münadi nida edecek.”

İsbağ bin Nebate şöyle rivayet etmiştir:

Emirül’ müminin (aleyhi selam)’ın şöyle buyurdu:

“Doğrusu Kaim’den önceki yıllar çok hilecidir. O yıllarda doğru söyleyenler yalancılıkla suçlanacak, yalancılar ise tasdik edilecektir. Orada “mahil”ler önem kazanacak. Bir hadiste “Rubeydalar dile gelecektir” diye geçmiştir.

Arz ettim ki:

Rubeyda ve Mahil nedir?

Buyurdu ki:

Kur’an okumuyor musun? Kuran buyuruyor ki: “Onun mihali (hilesi) çok ve şiddetlidir.”[9] Buyurdu ki: Yani hile, aldatma.”

Dedim ki:

Peki mahil nedir?

Buyurdu ki:

“ Yani fitneci hilekar, yalancı ve ajan.”

Mufaddal b. Ömer şöyle rivayet etmiştir:

İmam Caferi Sadık’ın (aleyhi selam) yanında Kaim (aleyhi selam)’ı anlattıklarında şöyle dedim:

“Onun işlerinin kolaylıkla gerçekleşeceğini ümit ederim.”

Ama o şöyle buyurdu:

“Bu kıyam öyle zorluklarla gerçekleşecek ki ter ve pıhtılaşmış kan sileceksiniz.”

Ebu Hamza-i Sumali, İmam Muhammed Bakır’dan (aleyhi selam) şöyle rivayet etmiştir:

“Şüphesiz emir sahibi (İmam Mehdi) zuhur ettiğinde Hz. Resulullah’ın (s.a.a) halktan gördüğü eziyetlerin aynısını ve hatta daha fazlası ile karşılaşacaktır.”

Muhammed b. Hamza’nın bazı ricalden naklettiğine göre İmam Ebu Abdullah Caferi Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurmuştur:

“Kaim, mücadele ve savaşlarında Resulullah’ın çektiği eziyetlerden daha fazlasıyla karşılaşacaktır. Doğrusu Resulullah halka geldiğinde halk yontulmuş taş ve tahta parçalarına tapıyordu. Ama Kâim geldiğinde ona karşı gelecekler ve Kur’an-ı Kerim’i ona karşı tevil ederek yorumlayacaklar. Sonra tevil ettikleri Kur’an üzerinden onunla savaşacaklardır!”


Kaynaklar:
[1] - Al-i İmran Suresi, 200. Ayet.
[2] - İsra Suresi, 71. Ayet.
[3] - Şu anda başta Selefi-Vehhabiler olmak üzere bazı sapkın sözde Müslüman gruplar Şiaları tekfir etmekte, lanet okumakta ve nefretlerini aleni bir şekilde açıklayarak katliamlarda bulunmaktadırlar. İkinci bir nokta ise hadiste bunları yapın, yoksa zuhur gerçekleşmez denmiyor; tam tersi böyle bir günün geleceğinden ve o gün geldiğinde artık zuhurun gerçekleşeceğinin müjdesi verilmektedir.
[4] - Ankebut Suresi, 2. Ayet.
[5] - Bakara Suresi, 155. Ayet.
[6] - Ehlibeyt’ten gelen rivayetlere göre Kadir gecesi Ramazan ayının 19. 21. Ve 23. Gecelerinden birindedir. En güçlü olan ihtimal ise Ramazan Ayının 23. Gecesidir. Yani bu ses en güzel gün olan Cuma günü ve en hayırlı gece olan Kadir gecesi gerçekleşecektir.
[7] - Sufyani’nin ordusunun bir bölümü İmam Mehdi’yle savaşa giderken yer yarılacak ve ordunun üç kişi dışında tamamını içine çekerek öldürecektir.
[8] - Şuara Suresi, 4. Ayet.
[9] - Ra’d Suresi, 13. Ayet.