14 Kasım 2015 Cumartesi

Ahir Zamanda İmanı Kurtarmak

İmanı Elde Tutmak Kor Ateşi Elde Tutmak gibi Olacak Ne Demektir

1. (4758)- Ebu Ümeyye eş-Şa'bânî anlatıyor:

"Ey Ebu Sa'lebe, dedim, şu ayet hakkında ne dersin?" (Mealen): "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez.." (Maide 105). Bana şu cevabı verdi:

"Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sormuştum: Demişti ki:

"Ma'rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir."
[Ebu Davud, Melahim 17, (4341); Tirmizî, Tefsir, Mâide, (3060); İbnu Mace, Fiten 21, (4014).]

Hz. Enes anlatıyor; Resulullah(a.s.m) şöyle buyurdu: “İnsanların üzerine 
öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda 
sabırlı/dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse 
gibi olacaktır.”(Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17)

(İman; Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]

 “İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı/dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.”(Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17)

“Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz”(Sözler/13. söz/2. makam)




 “Hayır! (sadece kendinizi düzeltmekle kalmayın). Birbirlerinize iyilikleri emredin kötülüklerden sakındırın. Ancak ne zaman kendisine boyun eğilen bir hırsı / mala düşkünlüğü, insanların peşinde gittikleri bir heva-hevesi, dine tercih edilen bir dünya ve herkesin kendi görüşünü beğendiği bir dönemi gördüğünde, o zaman sadece kendi nefsinin çaresine bak ve halkı bırak! Ondan sonra öyle günler gelecek ki o günlerde dinin emirlerine uyma hususunda gösterilecek sabır, ateş parçasını elde tutmak gibi zor olacaktır. O günlerde Müslüman olarak yaşamaya çalışanlara bu günkü sizin elli kişinin amelini isteyen kimselerin sevâbı kadar sevap yazılacaktır.”(Tirmizî, Tefsir, 6)

“Ey insanlar! Siz “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar vermez.” ayetini okuyorsunuz, fakat onu yanlış yorumluyorsunuz. Halbuki ben Resulullah (a.s.m)’ın şöyle dediğini işittim: “İnsanlar bir zâlimi görürler de ona zulmünden el çektirmezlerse, Allah’ın onları kuşatıcı bir azaba uğratması kaçınılmazdır.”(Tirmizî, tefsir, 6; Ebû Dâvûd, Melahim, 27; İbn Mâce, Fiten, 17)

    “Kim bir kötülük görür de onu eli ile değiştirmeye gücü yeterse eli ile değiştirsin (engel olsun). Eli ile değiştirmeye gücü yetmezse, dili ile değiştirsin. Dili ile değiştirmeye gücü yetmezse kalbi ile değiştirsin. Bu sonuncusu ise, imanın en zayıfıdır." (bk Müslim, İman 78; Timizi, Fıten 11; İbn Mace, fiten 21)