Müseylemetü'l Kezzab'la Savaş


İbn-u Lehî'a, Ebu'l Esved aracılığıyla Urve'nin şöyle dediğini an­lattı:


-Halid bizi Yemame'ye yalancı Peygamber Müseyleme'ye savaşa götürdü. Müseyleme de büyük bir grupla gelip, Akraba denen Yemame'deki bir yere ordugahını kurdu. Hasid oraya onların üzerine gelip konaklamış, malların hepsini bu Akraba mıntıkasının arkasına bırakıp Yemame meralarını sırtlarına alarak (gelecek düşmandan emin olarak) yerleşti.

Müseyleme'nin oğlu Şurahbi, kendi adamlarına: "Ey Hanife oğul­ları! İşte bugün geyret günüdür. Eğer bugün bozguna uğrarsanız ka­dınlarınız art arda dizilip esir alınacak ve hiç zevk almadıkları bir tarzda evlendirilecekler. Artık şerefiniz için çarpışın!" diyerek bir ko­nuşma yaptı. Böylece Akrabâ'da çok müthiş bir çarpışma başladı. Bir

ara müslümanlar taktik gerilemesi yapıp, yeniden saldırmak için geri çekilir gibi yaptıklarında, Hanife oğullarından bir kısmı gelip Halid'in çadırına girdiler. Orada Halid'in hanımı, Ummü Temim ve bir de esir alınan Müccâ'a diye biri vardı. Onlar Halid b. Velid'in hanımını öl­dürmek isteyince, bu esir Müccâ'a onlara: "Ben onu himayeme al­dım." diyerek onu korudu. Daha sonra Halid'in çadırına giren bir grup müslüman bu Mücâ'a'yı öldürmek isteyince, Ümmü Eymen: "Vallahi o öldürülmeyecek" diyerek onu himayesine aldı.

Sonra Allah düşmanları hezimete uğradı. "Ölüm bahçesi" diye anı­lan bahçenin yanında son derece şiddetli bir çarpışma oldu. Muhakkem b. Tufeyl YemamerTlere: "Ey Beni Hanife! Haydi bah­çeye girin, zira ben o zaman size arkadan saldırılmasına engel olabile­ceğim." dedi. Onları korumak için bir müddet çarpışıp öldürüldü. Müseyleme adamlarına: "Ey kavmim! Şerefinizi korumak için çarpı­şın!" diye dellal çağırttı. Onlar da Müseyleme öldürülünceye kadar çok müthiş bir çarpışma yaptı. Muvakkirî der ki: "Bana bu olayı Beni Nevfel'in azatlısı da anlatımıştı.[57]

El-Muvakkirî, yine Zühri'den şunları naklediyor:

-Hz.. Halid b. Velid, sahte Peygamber Müseyleme ve beraberinde bulunan Hanife oğullarıyla savaşa tutuştu. O vakit arap kabilelerinin nüfusu en fazla, gücü en ilerde olanı bu Hanife oğullarıydı. O gün pek çok kimse şehid oldu, Allah, Hanife oğullarını yenilgiye uğrattı. O gün Müseyleme de öldürüldü. Onu vahşî mızrakla öldürmüştü.

Ondan sonra şöyle deniliyordu: Vahşi, Allah Rasulünden sonra, yeryüzü halkının en hayırlısını ve de en şerlisini öldürmüştür.[58]

Rivayete göre Vahşi'den: "Ölüme Müseyleme'nin arkadaşlarından daha sabırlısını görmedim, diyerek Müseyleme'nin öldürülme olayına kendisinin de katıldığını bahsettiği" nakledilmiştir.[59]

İbnu'I Avn, Musa b. Enes yoluyla babası Enes (r.a.)'ın şöyle dedi­ğini anlatır:

-Yemame günü harp başladığında, Sabit b. Kays çadırına girip ölüye sürülen kokulardan süründü, sonra kalkıp ordunun saflarına girdi. Sanki Müslümanlar bozguna uğramış gibiydi. Müslümanlara hitaben yüzümüz şöyle (düşmana karşı dönük) olacak (sırtımız değil) diye haykırıp kafirlerle savaşa tutuştu. Sonra da arkadaşlarına: "Ak­ranlarınızı ne kötü bir şeye alıştırıyorsunuz, biz Rasulullah (s'.a.v.) ile beraberken bu şekilde çarpışmazdık." deyip şehid olana kadar savaştı. Allah razı olsun.[60]

El-Muvakkirî yine Zühri'nin şöyle dediğini anlatır: -Sonra Yemanre diyanndaki Hanife oğullarından altı bin savaşçı kaçıp  kalelerine  sığındı.  Ardından -durumu kavrayarak-  Halid b. Velid'in vereceği hükme razı oldular, o da onların hayatını bağışladı.[61] İbnu Lehîa, Ebu'l Esved aracılığıyla Urve'den şöyle nakleder: -Hanife oğulları, bozguna uğrayınca kaçıp kalelerine sığındılar. Halid b. Velid olayını onlara saldırtmayı arzu etmişti, lakin adı geçen esir Müccâ'a, Halid'i altın, gümüş, silah ve binek hayvanları ile, kö­lelerin yansı ve her köyden bir bahçe verilmesi için sulh yapmaya uğraştı ve bunu hükme bağladılar.[62]

Selame b. Umeyr el-Hanife, Yemameli'lere: "Ey Hanife oğulları! Halid'le hiçbir şey karşılığı sulha girmeyip çarpışmaya devam edin, zira kaleniz çok sağlam, yiyeceğiniz çok, kadınlarınız da yanınızda­dır." diye kışkırtmaya çalışınca, Müccâ'a: "Sakın onu dinlemeyin, zira o uğursuzdur." deyince onlar Müccâ'a'nin sözüne itaat ettiler. Sonra Halid onları İslama ve içine düştükleri durumdan kurtulmaya davet etti. Bunun üzerine onların diğer grupları da müslüman oldu.[63]

İbnu İshak anlatıyor: Halid onlara: "Ya Hanife Oğulları! Siz ne isti­yorsunuz, ne diliyorsunuz?" diye sorunca: "bizden bir Peygamber, sizden bir Peygamber olsun." dediler. Halid de onlara kılıç teklif etti. Yani Müccâ'a ile beraber bulunan yirmi kişiyi öldüreceğini söyledi. Müccâ'a'yı demire bağlayıp harbe girdi. Sonra iki taraf birbiriyle kar­şılaştı. Hz. Ömer'in kardeşi Zeyd b. Hattab, müslümanlar geriler gibi olduğu sıra: "Bizim yiğitlerden sonra ben de kurtulmam." deyip şehit düşene kadar savaştı.[64]

İbni Sîrin'in dediğine göre Zeyd b. Hattab'ı öldüren Ebu Meryem el-Hanefı imiş.[65]

İbnu İshak der ki: Abdurrahman b. Ebi Bekr, Mııhakkem el-Yemame b. Tufeyl'e bir ok fırlatıp onu Öldürdü."[66]

Derim ki: Yemame harbinin ne vakit gerçekleştiği hususunda tarih­çiler ihtilaf halindedir. Halife b. Hayyat ve Muhammed b. Cerir et-Taberi "hicri on birinci yılda gerçekleştiği" görüşünde iken Abdü'l Baki b. Kani "yirmibirinci yılın sonunda olduğu" görüşündedir.[67]

Ebû Mi'şar da: Yemame harbi on ikinci hicri yılın Rabiü'î evvel ayında oldu, o gün öldürülenlerin hepsi dörtyüz elli kişiydi, der.[68]

Vakidi de: Yemame harbi on ikinci yılda olduğunu açıklarken, Ebu Nuaym, Ma'n b. İsa ve Vakidi'nin katibi Muhammed b. Sa'd ve di­ğerleri de aynı görüştedirler.[69]

Derim ki: herhalde, Yemame harbi on birinci yılın sonlarında baş­lamıştır ki, Abdü'l Bakî b. Kani de böyle diyor. Harbin bitmesi de on ikinci yılın başlarında olmuştur. Zira Halid (r.a.) muhasaranın zor bir yerde yapılmış olması sebebiyle günlerce sürdürmüştü. Biz konuyu inşaallah on ikinci yılın başındaki olaylar ve şehitler bölümünde de tekrarlayacağız.[70]


On İkinci Yılda Vefat Edenler Ümmeti Muhammed'in Hanımefendisi Hz. Fatma'nın (R.A.) Vefatı


Bana ulaşan bilgilere göre Hz. Fatıma'nın lakabı "Ümmü Ebîhâ"dır. Hz. Ali onunla zifafa Bedir harbinden sonra girdi. O zaman on dört yaşını yeni bitirmiş onbeşinci yaşından bir kaç ay almıştı.[71]

Oğlu Hüseyin, Hz.. Aişe, Hz.. Ümmü Seleme, Hz.. Enes ve diğer

bir çok kişi Hz.. Fatıma'dan hadis rivayet etmişlerdir.[72]

Daha önceki ciltlerde geçtiği gibi Peygamberimizin, son hastalı-ğında Hz.. Fatıma'ya bir sır söylemiş idi.[73]

Efendimizin defninden döndüklerinde Enes (r.a.)'a: Gönlünüz Rasulullah (s.a.v.)'in üzerine top­rak atmaya nasıl razı oldu." demiş (ve etrafındaki 1 eri göz yaşma boğ­muş) idi.[74]

Hz. Fatıma'ya ait meşhur menkıbeleri vardır ki, Ebu Abdillah el-Hakim bunların bir kısmını toplamıştır.[75] Hz.. Fatıma Efendimizin di­ğer kızları Zeynep ile Rukiyye'den daha küçük idi. Rasulullah'ın soyu (diğer kızlarının nesli kesildiği için) sadece Hz, Fatıma'dan devam etti. Çünkü Peygamberimizin kızı Zeyneb'in kızı olan Ümame, Ali (r.a.) ile evlenmiş idi. Ali'den sonra da Muğira b. Nevfel ile evlenmiş idi. Her ikisinden de çocuğu dünyaya gelmişti. Zübeyr b. Bekkar, Zeynep (r.a.)'nın soyunun devam etmeyip kesildiğini anlatır.[76]

Misver b. Mahrame isnadı sahih bir haberde, Rasulullah (s.a.v.)Mn: Fatıma benim sadece bir parçamdır. Ona endişe veren şey bana da endişe verir, ona eziyet ve­ren bana da eziyet verir" buyurduğunu nakleder.[77]

Allah sizden, Ehli Beyt'ten sadece kötülüğü gidermek ve sizi tertemiz temizlemek is­tiyor" (AHz.ab, 33) ayeti Fatıma, eşi Ali ve oğullan hakkında inmiş, bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) onları bir elbise altına alarak    "Allahim! İşte benim Ehli Beytim bunlardır." buyurdu.[78]

Tirmizi Hz. Aişe'den naklediyor: Aişe'ye: "Rasulullah'm en sev­diği insan kimdi?" sorusu yöneltilince: "Kadınlar arasında Fatıma, er­kekler arasında kocası Ali'dir -bildiğim kadarıyla- Ali gündüzü oruçlu gecesi ibadetli biriydi." cevabını vermiş idi.[79]

Tirmizi'nin, Zeyd b. Erkam'dan rivayetinde Nebi (s.a.v.): Ali, Fatıma ve oğullarına: Ben size savaş edene savaş, sizinle barış edene barış ederim." buyurmuştur.[80]

Az önce de geçtiği gibi, Babası(efendimiz) vefat ettiği hastalığında, onun bu ümmetin hanım efendisi olduğunu bildirmişti.

Hz. Fatıma'nın çocukları: 1-Hz. Hasan 2-Hz. Hüseyn 3-Zeynep 4-Ümmü Gülsüm.

Zeyneb'e gelince: onunla Abdullah b. Ca'fer evlenmiş ve onun ni­kahı altında vefat etmiştir. Avn ve Ali adında iki çocuğu olmuş idi.

Ümmü Gülsüm önce Hz. Ömer ile evlendi. Ömer'den Zeyd adında bir çocuğu oldu. Ömer'in hançerlenip ölüşünden sonra Avn b. Ça'fer'Ie evlendi ise de, Avn b. Ca'fer erkenden ölünce kardeşi Muhammed b. Ca'fer'le evlendi ve bir oğlu oldu. Sonra onu kardeşi Abdullah b. Ca'fer nikahladı ve Abdullah'ın nikahı altındayken öldü. Bu haberi Zühri veriyor.

A'meş, Amr b. Mürra aracılığıyla Ebu'l Buhterî'den naklediyor:

-Hz. Ali (r.a.) bir gün annesine: Fatıma'nın dişardaki işlerini sen görüversen de, o da senin evdeki işlerini hamur, ekmek ve el değirme­ninde un öğütme işini görüversin, demişti.

Ebû' Abbas es-Serrâc, Muhammed b. Sabbah-Ali b. Haşin) ve Kesir en-Nevâ' isnadiyla İmran b. Husayn (r.a.)!dan şöyle nakleder:

-Nebi (s.a.v.), kızı Fatıma'yı hastalandığında ziyarete gitmiş ve ona: "Kendini nasıl hissediyorsun?" buyurmuştu. Hz. Fatıma da: Benim devamlı artıp duran bir ağrım var. Artık hiçbir şey yiyemiyorum, de­yince Nebi (s.a.v.) ona: Yavrucu­ğum. Alemlerin hanım efendisi olmak istemez misin?" buyurdu. O da: "Ya Meıyem nerede?" deyince Nebi (s.a.v.). AAc O kendi aleminin sen de kendi aleminin hanım efendisisin. Vallahi ben seni dünya ve ahirette efendi olan biriyle evlendirdim." buyurdu.[81]

Bu zayıf bir hadistir, üstelik Kesir ile İmran arasında bir ravi de at­lanmıştır.

Albâ b. Ahmer, İkrime aracılığıyla İbni Abbas (r.a.)'tan Nebi (s a v ) efendimizin Cennet hanımlarının en faziletlisi Huveylid kızı Hatice, Muhammed kızı Fatıma, Meryem ve Âsiye'dir." buyurduğunu anlatır. Hadis Ebu Davud'dadir.[82]

Ebu Ca'fer er-Razi de Sabit yolu ile Enes (r.a.)tan bu hadisin aynı­sını merfu bir senedle verir ki onun metni " £jjj alemle­rin en hayırlısı şu dört hanımdır" şeklindedir.[83]

Ma'mer, Katade-Enes isnadıyla merfûan Sana dünya hanımlarından şu dördü yeter" hadisini nakleder. Bunun aynı lafızlarla Ebu Hüreyre ve diğerlerinden de rivayetleri vardır.[84]

Meysera b. Habib, Minhal b. Amr-Aişe b. Talha isnadıyla Hz. Aişe validemizin: "Sözü ve konuşması Fatma'dan daha çok Peygambere benzeyen birine rastlamadım. Rasulullah (s.a.v.)'ın yanma girince Efendimiz ona ayağa kalkar onu öpüp selamlardı. Nitekim Fatıma da ona öyle davranırdı." dediğini nakleder.[85]

Hz. Aişe, onun yürüyüşünü de Peygamberin yürümesine benzet­mişti.[86]

Hz. Fatıma (r.a.) Fedek arazisindeki Efendimizden kalan hissesini istediğinde Ebu Bekr (r.a.)'in: ''Ben Nebî (s.a.s.)'in bi­zim bıraktığımız (miras malı değil) sadaka olur' buyurduğunu işittim" demesi sebebiyle ona öfkelenmiş idi.[87]

Ebu Hamza es-Sükkeri, İbni Ebî Halid'den Şa'bî'nin şöyle dediğini anlatır:

-Fatıma (r.a.) hastalanınca, Ebu Bekr evine gelip izin istedi. AH (r.a.): "Yâ Fatıma! İşte Ebu Bekr geldi yanına, girmek için izin isti­yor.11 deyince Hz.. Fatıma, "Ona (izin) vermemi istermisin?" dedi.

Hz.. Ali de "evet" deyince ona izin verdi. O da gelip onun rızasını al­maya çalışıp: "Vallahi ben yurdu da, yuvayı da, malı da, aileyi de, ak­rabaları da ancak Allah ve Rasulünün rızası ile, Ehli Beyt olan sizin rızanız için terk ettim." deyip konuştu. Fatıma da ondan razı oldu.

Zührî, Urve'den Aişe (r.a.)'nın: "Hz. Fatıma Peygamber (s.a.v.)'den sonra altı ay yaşadı ve geceleyin defnolundu." dediğini anlatır.[88]

Vakidî der ki: İşte bu görüş bize göre görüşlerin en isabetlisidir. Fatıma'mn namazım Abbas kıldırmış, mezarına Abbas ve Ali ile Fadl b. Abbas indiler.[89]

Said b. Ufeyr de: "Hz. Fatıma, Ramazanın üçüncü günü bir Salı ge­cesi yirmi yedi veya buna yakın bir yaşta vefat edip geceleyin defnoldu." der.[90]

Yezid b. Ebî Ziyad, Abdullah b. El-Haris'in: "Rasulullah (s.a.v.)'den sonra Fatıma altı ay ancak yaşadı, her an eriyordu." dedi­ğini anlatır.[91]

Ebu Ca'fer el-Bakır: "Babasından üç ay sonra vefat etti" derken[92] Zühri'nin de "Hz. Fatıma, Efendimizden üç ay sonra vefat etmiştir" dediği rivayet olunur.[93]

İbnu Ebi Müleyke'den rivayete göre Hz. Aişe (r.a.) : Babası ile Fatıma arasında iki ay vardır, demiş ise de bu rivayet garibdir.[94]

Zehebi derim ki; doğru olan Hz. Fatıma'mn yirmi dört yaşında ol­duğudur.

Yine Ebu Ca'fer Muhammed b. Ali'den: "Hz. Fatıma yirmi sekiz yaşında iken vefat etti. Doğumu Kureyş'in Ka'be'yi yaptıkları senede idi. Onu Ali yıkamıştır." diye söylediği naklolunur.[95]

Kuteybe der ki: Bana Muhammed b. Musa, Avn b. Muhammed b. Ali b. Ebi Talib-Annesi Ümmü Ca'fer ve Umara b. Muhacir yolu ile Ümmü Ca'fer'in şöyle dediğini anlattı:

-Hz. Fatıma (hastalığında) Esma binti Umeys'e: "Ben şu kadın ce­nazelerine yapılan muameleyi çirkin görüyorum. Kadının üzerine bir kumaş örtülüyor (o da ıslanınca) bütün mahremlerini ortaya koyuyor." dedi. O da: "Ey Peygamberin kızı! Sana Habeş'te gördüğüm bir şeyi göstereyim mi?" deyip yaş bir hurma dalı isteyip onu yay gibi büktü sonra bezi onun üzerine koydu. Hz. Fatıma da: "Aman bu ne güzel ne hoş. Ben ölünce beni Ali ile sen yıka, yanıma başka kimse girmesin." dedi. Vefat edince Hz. Aişe gelip içeri girmek isteyince Esma (r.a.) ona "girme" dedi. O da Ebu Bekr'e şikayet etti. Ebu Bekr gelip kapıda durdu ve Esma'ya sorunca, o: "Fatıma emretti" dedi. "Öyleyse onun emrettiğini yap" deyip geri gitti. İbni Abdi'l Berr der ki: İslâm dininde cenazesi bu şekilde örtülen ilk kadın o oldu.[96]



Peygamberimizin Azatlısı Ve Dadısı Ümmü Eymen (R.A.)'Nın Vefatı 

Efendimize babasından miras kalmış bir cariye idi. Asıl adı Berake idi. O Muhacirin'in ulularından biridir. Peygamberimizin vefatından sonra Hz. Ebu Bekr ile Hz. Ömer onu ziyaret ettiklerinde Ümmü Eymen ağlamış, Ebu Beki- (r.a.) da ona: "Allah katında olan şeyle Efendimiz için daha hayırlı iken sen ağlıyor musun?" demişti. Bunun üzerine Ümmü Eymen validemiz de: "Ben senin söylediğin şeye ağ­lamıyorum, ağlıyorum zira bize gökten bir daha vahiy gelmeyecek." deyince onları da heyecanlandırıp ağlattı.[97] Efendimizden beş ay sonra vefat etmiştir.[98]  Üsame b. Zeyd (r.a.)'m annesidir.[99]

Ümmü Eymen'in Menkıbelerinden Biri

Cerir b. Hazm der ki: Osman b. EI-Kasım'i şöyle derken iştittim: Ümmü Eymen (r.a.) hicret edip giderken er-Ravha (denen Mekke ile Medine arasında, El-Für'a'ya bağlı bir yer olan)'dan beride bir yerde gecelemeye mecbur kalmıştı. Çok susamış ama yanında hiç su kal­mamıştı. Tam o sırada gökten kendisine bir kova uzatılmış ve ondan içimişti. Kendisi şöyle söylerdi: "ben çok sıcak günlerde oruç tutar­dım, tam kendimi susuzluğa maruz bıraktığım halde hiç susamadım."[100]

Ebû Huveyris'in nakline göre Huneyn savaşında Ümmü Eymen as­kerlere "Allah ayakklarınızi düşmana karşı sabit kılsın diye dua etmek isteyince "Sebbete" kelimesindeki 's'yi harfi ile söyleyeceği yerde (aslı arap olmadığından olsa gerek) l" (sin) harfi ile söyleyince, (mana Allah ayaklarınıza söğdürsün olmuş) Peygamberi­miz de ona hitaben: " Sus yâ Ümmü Eymen! Zira sen sürçük dillisin" buyurdu.[101]

Vakidi, Ümmü Eymen'in Osman (r.a.)'ın ilk halifelik yılına kadar yaşadığını öne sürer.[102]


Dipnot:
[57] Tarih-i Taberi 2/275; El Kamil fı't Tarih 2/362; Tarihi Halife b. Hayyat s. 109; Muntazam 4/82

[58] Tarihi Halife b. Hayyat s. 109; Muntazam 4/82; Üsdu'l Ğabe 5/83; Taberi, Tarih 2/278, 280

[59] Tarihi Halife s. 109

[60] Bııhari, Cihad 39, 2845; İmam Ahmed bunu uzun olarak verir. MCısned 3/İ37 h. No 12408; İbnu Ebi Şeybe 12/548; Taberi 2/279 4                              

[61] Taberi 2/282

[62] Taberi, Tarih 2/282-283; Tarih-i Halife 110; Muntazam 4/83

[63] Taberi 2/283

[64] Taberi 2/278, 279

[65] İbni Sa'd, Tabakat 7/91; Tarih-i Halife b. Hayyat s. 108'de bunu Mübarek b. Fııdale aracılığıyla Hasen-i Basri'den nakleder. Her iki isnad da "mürserdir. Sonra bu Ebu Meryem tevbe edip iyi bir müslüman olduğu gibi, Hz Ömer zamanında Basra kadısı olmuştur. İbni Sa'd'ın bizzat bu zattan nakline göre: "Hz Ömer ağılma girip,   biraz  sonra  çıktı   ve   Kur'an   okumaya   başladı.   Ebu   Meryem   de:   ^Ey mü'minlerin   emiri!   Sen   helâden   çıktın"   deyince,   Ömer:   "Bu   fetvayı   sana Müseyleme mi verdi?" dedi.

[66] Tarih-i Halife s. 109; Taberi 2/278, 279

[67] Halife b. Hayyat, Tarih 107

[68] Tarih-i Halife s. 111; Muntazam 4/83

[69] İbnu Sa'd, Tabakat; Vakidi, Meğazi; Muntazam 4/83

[70]  İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, Cantaş Yayınları 5/52-56

[71] Menakibu Ali b. Ebi Talib h. No392; Taberi Zeylu'l Müzeyyed s. 499

[72] Misal: Müsned 6/282-283; Ebu Ya'Ia, Müsned 12/105-123

[73] Müsned 12/282; Müslim, Fedailu's Sahabe 2450 (99); Buhari 3623, 3624; İbni Mace 1281; Ebu Ya'la, Müsned 12/112 hadis 6745, 6743 ve 6755; Beyhaki, Delail 6/364

[74] Buhari, Meğazi 64/83 h.no 4462; İbni Sa'd 2/311; İbni Mace 1630

[75] Hakim, Müstedrek 3/151

[76] Neseb-i Kureyş, s. 22

[77] Buhar, Nikah 6/158; Ebu Davud 2071; Tirmizi 3959; Müsned 4/328; Menakibu Ali, Meğalizi 428, 429

[78] Tirmizi, Menakıb h.no 3871; İbni Ebi Şeybe 12/72, 73; Bu hadisi Ümmü Seleme rivayet eder. Müsned 6/292, 304; Beyhaki S. Kübra 2/152; Hakim 2/416, 3/147; Tahavi, Müşkil 1/232; Buhari, Tarih-i Kebir 2/70; Taberi 21/6; Taberani, Kebir 3/47, 48, 49

[79] Tirmizi, Menakıb 3873

[80] Tirmizi lı. No 3870; Müsned 2/422; Hakim 3/149; Taberani, Kebir 3/31; İbni Ebi Şeybe 12/97; Taberani, Sağir 5/207; Tirmizi: "Bu garib bir hadis olup biz bunu yal­nız bu yol ile biliyoruz. Ravilerden Ümmü Seleme'nin kölesi Subeyh'in kimliği bi­linmiyor!" der. Zehebi ise Mizan'ında: "Ravi Esbât b. Nasr el-Hemedanî bu haberi rivayet eden tek kimsedir." Onu Ebu Nuaym ve Nesaî zayıf sayıyor, diyor.

[81] Bu haberi Tahavi Müşkilu'l Asar'da (1/141 no 149) Mübarek b. Fudale, Hasen isnadıyla îmran'dan nakleder.

Bu hadisin zayıflığını Zehebi açıklıyor. Doktor Abdüsselam Tedmuri arapça baskıda "Hadis, Hafızın da dediği gibi zayıftır, ama onu Bııharideki rivayet kuvvetlendiri­yor" diyerek bir tashih hatası yapıyor. Oysa Buhari rivayetine Zehebi yukarda işaret ettiği gibi bunun altındaki hadisleri de nakleder. Burada esas zayıf nokta Meryem'le olan kıyas ve "o kendi aleminin sen kendi aleminin hanım efendisisin" şeklindeki kısmıdır.

[82] Müsned 1/322; Hakim 3/160; İbnu Abdil Berr, El-İstîâb 4/376

[83] Hakim 3/154; El-İstîâb 4/377

[84] Hakim 3/158; Talıavi, Müşkil  1/140 no  147; Abdürrezzak, Musannef 20919; Tirmizi 3878; İbni Hibban2222; Müsned 3/135

[85] Ebu Davud 5217; Tirmizi 3871; Hakim 3/159, 160; İbnu Sa'd, Tabakat S/28; Tahavi, Müşkil 1/138 no 144'te Mesruk yoluyla HzAişe'den; Hakim 3/154

[86] Buharı, Menakıb 18; Müslim, Fedailu's Sahabe 98, 99; İbnu Mace, Cenaiz 64; Müsned 6/282

[87] Önce de geçti İbnu Sa'd 8/28

[88] İbni Sa'd, Tabakat 8/28; Buhari 3092; Tahavi, Müşkil no 149; Ebu Davud 2968, 2970; Nesai 7/132; Müsned 1/4

[89] İbni Sa'd 8/28, 29; Hakim 3/1621; Taberi, Zeylu'l Müzeyyed 498

[90] İbnu Sa'd 8/29; Siyer-i Alamu'n Nubela 2/127

[91] Siyer-i A'lâmu'n-Nubela 2/127

[92] Müstedrek 3/163; S. Alamu'n Nubela 2/128

[93] İbni Sa'd 8/28; Taberi, Zeylu'l Müzeyyed 498

[94] Hakim, Müstedrek 3/İ63

[95] Siyer-i A'lami'n-Nübeiâ 2/128

[96] Abdi'l Berr, El-İstîâb 4/378, 379; Ebu Nuaym, Hılye 2/43; Hakim 3/163, 164. La­kin bu haberde bir gariblik var. Bir kere sahih olan onun gece defnedilip, Hz Ebu Bekr'e bildirilmeyişidir. Oysa bu rivayete göre onu yıkayan Esma, Hz Lbu Bekir'in hanımıdır.

İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, Cantaş Yayınları 5/56-62

[97] Müslim, Fedailu's Sahabe 2454; İbni Mace, Cenaiz 1635; İbni Sa'd, Tabakat 8/226; Üsdü'i Ğabe 5/567; Ebu Nuaym, Hiiye 2/68

[98] Üsdu'l Ğabe 5/567

[99] Peygamberimiz onu azat etti. O da Ubeyd b. Zeyd'le evlendi. Eymen adh bir oğul­ları oldu. Bu zat Efendimizle sohbet şerefine erip Huneyn savaşında şehit düştü, (bak Tecrid-i Esmai's-Sahabe 1/41 no 737) Efendimiz Hz Hatice'nin hediyesi olan kölesi Zeyd b. Harİse'yi azat etmişti. Kocası Ubeyd'in ölmesi üzerine Zeyd b. Ha­rise İle evlendi ve bu evlilikten Üsame (r.a.) dünyaya geldi. Efendimiz Ümmü Eymen'e "Anneciğim" diye hitab eder, yüzüne baktığında "Ailemden kalan tek ha­tıra bu kaldı" derdi. İbni Sa'd 223; Hakim 4/63

 İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, Cantaş Yayınları 5/62-63

[100] Ebu Nuaym, Hilyetu'l Evliya 2/67; İbnu Sa'd, Tabakat 8/22

[101] Ibu Sa'd, Tabakat 8/225

[102] İbni   Sa'd,   Tabakat   8/226;   Hakim,   Müstedrek'teki   rivayetinde   Mus'ab b. Abdillah'tan bu görüşü nakleder 4/64

İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, Cantaş Yayınları 5/63-64

Yorum Yap