Kusva İsminin Anlamı

1. Son derece bulunan.
2. Nihayet son.
3. Erişilecek son nokta son sınır.
4. Peygamber (s.a.s)’in devesinin adı.

Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, Mekke-i mükerremeden Medîne-i münevvereye hicret etmek istediği sırada Kusvâ adlı devesine bindi. Allahü teâlânın medhettiği beldelerin en kıymetlisi olan Mekke-i mükerremeden ayrılırken, Kusvâ'yı, harem-i şerîfe (Kâbe-i muazzamanın etrafındaki mescid) doğru döndürüp, mahzûn bir hâlde; "Vallâhi! Sen Allahü teâlânın yarattığı yerlerin en hayırlısı, Rabbim katında en sevgili olanısın. Senden çıkarılmamış olsaydım, çıkmazdım. Bana senden daha güzel daha sevgili yurt yoktur. Kavmim beni senden çıkarmamış olsalardı, çıkmaz, senden başka bir yerde yurt yuva tutmazdım" buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Halebî)

Peygamber efendimiz Medîne-i münevvereye hicret edip gelince, Medîne'nin ileri gelenleri Kusvâ'nın yularını tutup, Peygamber efendimizin kendi evlerine misâfir olmasını istediler. Onlara; "Devemin (Kusvânın) yularını bırakınız. O me'mûrdur. Kimin evinin önünde çökerse, orada misâfir olurum" buyurdular. Kusvâ Medîne sokaklarından geçerek ilerledi ve bugünkü Mescid-i Nebî'nin (Peygamber efendimizin mescidi) kapısının bulunduğu yere çöktü. Resûlullah efendimiz Kusvâ'nın üzerinden inmedi. Hayvan tekrar ayağa kalktı ve yürümeye başladı. Eski yere dönüp çöktü ve bir daha kalkmadı. Bunun üzerine Efendimiz, Kusvâ'nın üzerinden inip; "İnşâallah menzilimiz (ineceğimiz yer) burasıdır?" buyurdu. (Hadîs-i şerîf-Abdülhak-ı Dehlevî)

Efendimiz’in Devesi Kusva Mumsema Peygamberimiz Hz. Muhammedin Devesi hakkında kısaca

Soğuk kış mevsimi biter, bahar dört bir taraftan rengârenk çiçeklerle gülümser. Kırlar, ağaçlar, renk renk menekşelerle süslenir. Kelebekler baharı uçuşarak kutlar. İşte böyle güzel bir günde Efendimiz, arkadaşı Ebu Bekir ile Mekke’den Medine’ye göç eder. Peygamber Efendimiz’in devesi Kusva, bazen Efendimiz’i bazen de yol arkadaşı Ebu Bekir’i taşırdı.

Ebu Bekir, Efendimiz’in yürümesine kıyamaz. Devesini yolculuk boyu onun hizmetine vermek istese de Efendimiz kabul etmez. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye varırlar. Medine’li çocuklar en güzel giysilerini giymiş, ellerinde rengârenk çiçekleri, birbirinden güzel şiirler söyleyerek Efendimiz’e “hoş geldin” diyerek ellerindeki çiçekleri Efendimiz’e sunarlar.

Öyle ki Peygamberimiz’in devesinin başı çiçeklerden görünmez olur. Bir ara Efendimiz, etrafında cıvıl cıvıl dolaşan çocuklara dönerek, “Beni seviyor musunuz?” diye sorar. Çocuklar hiç beklemeden; “Evet, seni çok seviyoruz ey Allah’ın Rasulü!” diye cevap verirler.

Efendimiz öyle güzel gülümser ki inci gibi dişleri görünür. Onlara: “Ben de sizleri çok seviyorum” diye cevap verir. Dört bir taraftan, “Hoş geldin, ey kâinatın incisi, şehrimiz seninle güzelleşti” sözleri gibi birbirinden duygulu hitaplar yükselir. Efendimiz, devesi Kusva ile Medine sokaklarında ilerler.

Bu mutlu şehrin misafir perver insanlarıyla konuşur. O heyecanlı anları devesi Kusva’dan dinleyelim: “Kutlu yolcuyla birlikte Medine sokaklarında gidiyorduk. Etrafımız insanlarla dolup taşmıştı. Bizi görenler benim yularımı tutarak Rasulullah’a ‘Bizim evimizi şereflendir ey Allah’ın Rasulü!’ diyorlardı.

Efendimiz ise hiç birini incitmek istemiyordu. Onlara, ‘Devem nereye çökerse o eve misafir olacağım’ diye cevap verdi. Doğrusunu söylemek gerekirse ne yapacağımı şaşırmıştım. O sırada iki katlı bahçeli bir ev gördüm. İçimden bir ses ‘işte burası’ diyordu. Zaten ayaklarım yere çakılmış gibiydi. Hemen bahçeye çöktüm. Evin sahibi sevinçten ne yapacağını şaşırmıştı. İsmi Eyüp-el Ensari idi. Evi iki katlıydı. Bir katını Rasulullah’a verdi. Rasulullah, onun evinde uzun bir müddet misafir kaldı.”

Yorum Yap