İslam dininde ibadetlerde ki usullerin uygulanışı ile ilgili olarak bizlere yol gösteren mezhepler vardır melekler :) Bu mezheplerle ilgili olarak temel bilgileri öğrenmek için aşağıda ki makaleyi gözden geçirebilirsiniz

Mezhep Nedir?
Sözlük anlamı gitmek, izlemek, gidilen yol demektir. Mecazi olarak kişisel görüş, inanç ve doktrin karşılığında da kullanılır. Terim olarak bir müctehidin, dinin ayrıntılarına ilişkin, kendine özgü kural ve yöntemlerle oluşturduğu inanç ya da hukuk sistemini dile getirir.

İslâm tarihinde, mezheb kelimesi genel olarak itikadi, siyasi ve fıkhi görüşlerin hepsi için kullanılmıştır.

Amelde hak olan dört mezhep sırasiyle şunlardır:

1.Hanefi Mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam-ı A‘zam Ebû Hanîfe’dir (rh.). Hicri 80 (M. 699) yılında Kufe’de doğmuş, 150’de (M. 767) Bağdat’ta vefat etmiştir. Aslen varlıklı bir aileden gelen İmâm-ı A‘zam hazretleri, ilim öğrenme ve öğretmenin yanında ticaretle de meşgul olmuştur. Ticari hayatı, günlük meseleleri iyi bilmesine, ihtiyaçları yakından tanıyıp problemleri kolay ve isabetli çözmesine yardımcı olmuştur.
İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.) ictihatlarında daima insanların ihtiyaçlarını, dinin inanç ve ameldeki maksadını, temel kriterleri dikkate alarak hareket etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, ayet ve hadislerin hükmü ile aklın yorumu arasında makul bir dengenin oluşudur. Dört ana şer‘î delilin yanında örf ve âdet gibi fer’î delilleri, kamu yararını daima göz önünde bulundurmuş, kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasını düstur (ilke) edinmiştir.
Kaynaklarda, İmâm-ı Azam’ın (rh.) dört bine yakın talebesinin olduğu ifade edilir. Bunlardan kırk tanesi ictihad yapabilecek seviyeye gelmiştir. İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (İmameyn) rahımehümallah en meşhur iki talebesidir. Ebû Hanîfe (rh.), Ehl-i Irak fıkhının temsilcisidir. Mezhep ekseriyetle Türkiye, Balkanlar, Türkistan, Hindistan, Pakistan’da yaygındır.


2. Mâlikî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Malik’tir (rh.). Hicri 93 (M. 711) yılında Medine’de doğmuş, 179 (M. 795) yılında yine Medîne’de vefat etmiştir. Mezhebin en önemli özelliği, İmam Mâlik’in, o günün ilim merkezi durumunda olan Medine halkının uygulamasına büyük ehemmiyet vermesidir. Ona göre, Medinelilerin ameli, mütevatir sünnet (en kuvvetli sünnet) hükmündedir. Mezheb genellikle Mısır ve Kuzey Afrika’da yaygındır. İmam Mâlik, ehl-i hadis veya ehl-i Hicaz fıkhının temsilcisidir.


3. Şâfiî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Şâfiî’dir. Hicri 150 tarihinde (M. 767) Filistin’in Gazze şehrinde doğmuş, 204’te (M. 819) de Mısır’da vefat etmiştir (rh.). İmam Mâlik’ten Hicaz fıkhını, Ebû Hanîfe’nin talebesi olan İmam Muhammed’den de Irak fıkhını öğrendi. Mezhebinin en önemli özelliği, âdeta Hanefî ile Mâlikî fıkhının terkibi/sentezi (birleşimi) niteliğinde olmasıdır. Şâfiî mezhebi genellikle Mısır, Suriye, Irak, Horasan’da yaygındır. Ayrıca Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde de epeyce mensubu bulunmaktadır.


4. Hanbelî mezhebi

Mezhebin kurucusu İmam Ahmed b. Hanbel’dir (rh.). Hicri 164’te (M. 780) Bağdat’da doğmuş, 204’te (855) de yine Bağdat’ta vefat etmiştir. İmam Ahmed b. Hanbel ibadet ve muamelat konularında iki ayrı usûl benimsedi. İbadetle ilgili hususlarda ayet ve hadislere çok sıkı sarılmakla birlikte, muamelat(3) konularında (günlük hayatın icapları) bir şeyin haram olduğuna dair ayet ve hadislerde açık bir delil yoksa, onun mubah olduğuna hükmederek daha serbest bir anlayış geliştirdi. Mezheb genellikle Hicaz, Filistin, Mısır gibi ülkelerde yaygındır.
Bu dört hak mezhepten başka daha otuza yakın amelde hak mezhebin olduğu bilinmektedir. Ancak bunların bağlıları kalmadığı için kitaplarda sadece isimleri vardır.




Yaşayan Mezhepler

a) Hanefî Mezhebi: Ebû Hanîfe Nu’mân b. Sâbit (80-150/699-767)’in görüşleri çerçevesinde şekillenen bir mezheptir. Mezhep içerisinde, Ebû Hanîfe’nin talebesi olan ve bazen ona muhalefet eden bir çok müctehid vardır. Ebû Yûsuf, Muhammed, Züfer, Hasen b. Ziyâd bunlardandır.

Kıyasın çok önemli bir yer tuttuğu Kûfe çıkışlı Hanefî mezhebi, genelde Asya’da yayılmıştır. Türkler ile Afganistan, Pakistan ve Hindistan Müslümanları genelde Hanefîdir. Suriye ve Irak gibi Arap ülkelerinde de çok sayıda Hanefî vardır.

b) Mâlikî Mezhebi: Mâlik b. Enes (93-179/712-795)’in mezhebidir. Medine halkının uygulamalarının önemli yer tuttuğu Medîne çıkışlı bu mezheb, Kuzey Afrika’da oldukça yaygındır. Sudan halkının çoğu da Mâlikîdir. Ayrıca Hicaz’da da Mâlikîler vardır.

c) Şâfiî Mezhebi: Muhammed b. İdris eş-Şâfiî (150-204/767-819)’nin mezhebidir. Mısır, Suriye ve Hicaz’da yaygın olan bu mezhebin, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde de oldukça çok mensubu vardır.

d) Hanbelî Mezhebi: Ahmed b. Hanbel (164-241/781-855)’in mezhebidir. Başta Hicaz olmak üzere, Irak, Suriye, Filistin ve Mısır’da Hanbelîler bulunmaktadır.

e) Zâhirî Mezhebi: Dâvûd b. Ali ez-Zâhirî (200-270/815-883)’nin mezhebidir. Kıyası kabul etmeyen ve nassların zahirine bakmayı esas alan bir mezheptir. Özellikle İbn Hazm tarafından yayılan bu mezheb, bir zamanlar İran ve Endülüs’te hakim olmuştu. Bir dönem Hanbelîlerin yerine dördüncü mezheb olan ve bir dönem de beşinci mezhep sayılan Zâhirî mezhebi, sonraları etkinliğini kaybetmiştir. Günümüzde Hindistan civarında az da olsa mensupları bulunmaktadır.

Bu beş mezhep arasında kuvvetli bir bağ vardır. Şöyle ki: İmam Ebû Hanîfe ve İmam Mâlik sık sık görüş alışverişinde bulunurlardı. Ebû Hanîfe’nin talebesi İmam Muhammed, Ebû Hanîfe’den sonra İmam Mâlik’e talebe olmuştur. İmâm Muhammed, İmâm Şâfiî’nin hocalarındandır. İmam Ahmed b. Hanbel ve Dâvûd b. Ali ise, İmam Şâfiî’nin talebelerindendir.

2. Yaşamayan Mezhepler:

a) İbn Şübrüme Mezhebi: Abdullah b. Şübrüme (74-144/693-761)’nin mezhebidir. İbn Şübrüme, buluğ çağına erişmemiş çocukların evlendirilemeyeceği görüşündedir. Osmanlı Hukuk-ı Aile Kararnamesi’nde onun bu görüşü benimsenmiştir.

b) Sevrî Mezhebi: Süfyân b. Saîd es-Sevrî (97-161/715-777)’nin mezhebidir. Bu mezheb, hicri 500’e kadar Horasan tarafında yaşamış ve daha sonra Şâfiî ve Hanbelî mezhebi onun yerini almıştır.

c) Evzâî Mezhebi: Abdurrahman b. Muhammed el-Evzâî (88-157/707-774)’nin mezhebidir. Suriye halkı 220 yıl kadar onun mezhebini uygulamış, daha sonra Şâfiî mezhebi yaygınlık kazanmıştır. Endülüs’te de Hişâm b. Abdurrahman (788-799) zamanına kadar Evzâî mezhebi yaşamış, daha sonra yerini Mâlikî mezhebine terk etmiştir.

d) Süfyân b. Uyeyne Mezhebi: Süfyân b. Uyeyne el-Kûfî (107-198/725-813)’nin mezhebidir.

e) Rabîatu’r-Rey Mezhebi: Rabîa b. Ebû Abdurrahman (ö.136/753)’nın mezhebidir. Mâlik ve Sevrî’nin hocalarından olan bu zat, kıyaslarıyla ön plana çıkmıştır.

f) İbn Ebî Leylâ Mezhebi: Muhammed b. Abdurrahman b. Ebî Leylâ (74-148/693-765)’nın mezhebidir. Sevrî’nin hocalarından olan bu zatın, Ebû Hanîfe ile olan ilmî tartışmaları meşhurdur.

g) Leys b. Sa’d Mezhebi: Leys b. Sa’d el-Mısrî (94-175/713-791)’nin mezhebidir. Mısır’da kısa bir süre hakim olan bir mezheptir.

h) el-Hasenu’l- Basrî Mezhebi: el-Hasen b. Ebi’l-Hasen el-Basrî (21-110/642-728)’nin mezhebidir.

ı) el-Hasen b. Sâlih Mezhebi: el-Hasen b. Sâlih (100-199/718-814)’in mezhebidir.

i) İshâk b. Râheveyh Mezhebi: İshâk b. Râheveyh (161-237/778-851)’in mezhebidir.

j) Ebû Sevr Mezhebi: Ebû Sevr İbrahim b. Hâlid (ö. 246/860)’in mezhebidir.

k) Müzenî Mezhebi: İsmâil b. Yahya el-Müzenî (175-264/791-877)’nin mezhebidir.

l) Huzeymî Mezhebi: İbn Huzeyme en-Nisaburî (223-311/838-923)’nin mezhebidir. Sahîh adlı meşhur bir hadis kitabı vardır.

m) Taberî Mezhebi: Muhammed b. Cerîr et-Taberî (224-310/839-922)’nin mezhebidir. Câmiu’l-Beyân adlı tefsiri ve İhtilâfu’l-Fukahâ adlı mukayeseli hukuk kitabı önemlidir.


Dört Mezhep İmamının Hayatları

Ebu Hanife

Ebu Hanife : (asıl adı: Numan bin Sabit) 699 yılında Kufe’de doğup, 767'de Bağdat'ta öldü. Ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir. Hanefi Mezhebinin kurucusudur. Müslüman inancında olanların % 45-50'i Hanefi mezhebindedir.

Küçük yaşta Kuranıkerim'i ezberlemiş ve Arapça’nın inceliklerini öğrenmiştir. Gençliğinin ilk yıllarında başta Enes bin Malik olmak üzere birçok sahabiyi görmüş, onlardan hadis dinlemiştir.

Hocası Hammad’ın dersine devam ettiği sırada sık sık Hicaz’a gidip Mekke ve Medine’de çoğu Tabiinden olan âlimler ile görüşür, onlardan hadis rivayeti dinler ve fıkıh müzakereleri yapardı. Ehlibeytten Zeyd bin Ali ve Muhammed Bakır’dan ilim öğrendi.

Tasavvuf bilgilerini Muhammed Bakır, ondan sonra da İmam Cafer-i Sadık'tan öğrendi.

İmamı Azam, İslam dinine yaptığı hizmetleriyle İslamiyet’i iman, amel ve ahlak esasları olarak bir bütün halinde insanlara yeniden duyurmuş, şüphe ve bozuk düşüncelere sahip olanlara cevaplar vermiş, önce itikatta birlik ve beraberliği sağlamış; ibadetlerde, günlük işlerde İslam fıkhının esaslarını ve şeklini tespit etmiştir.

İşte İmamı Azam Ebu Hanife, ileri düzeyde yöntemlerle yaptığı uzun çalışmaları ve içtihadı neticesinde çözdüğü ve bir araya getirdiği fıkıh (hukuk) bilgileri ile Müslümanların ibadetlerinde ve diğer işlerinde İslamiyet'e doğru bir şekilde uymak için takip edecekleri bir yol gösterdi ve bu yola “Hanefi Mezhebi” denildi.

Ebu Hanife, talebelerine verdiği dersleri mükemmel bir yöntemle yürütürdü. Bir taraftan fıkhın eski olaylara ait bilinen hükümleri anlatılır ve müzakere yapılır, diğer taraftan yeni olaylara ait hükümler bulunurdu. Geçmiş ve yaşanmakta olan olayların hükümleri karara bağlanırken, bunlara benzeyen veya aynı cinsten olup da gelecekte meydana gelebilecek olaylara ait hükümler de araştırılıp bulunurdu.

İmam-ı Azam, fıkıh ilmini ilk defa branşlara ayırıp her branşın bilgilerini ayrı ayrı toplamış, usuller koymuştur.

İmam Şafii

İmam Şafiî 767 yılında Gazze’de doğmuş, 820 yılında Fustat’ta vefat etmiştir. Fıkhî alandaki büyük mezheplerden Şafiî Mezhebi’nin kurucusudur. Aslen Kureyş kabilesine mensuptur. Mekke’de yetişmiş olan İmam Şafiî yedi yaşında Kur’an’ı ezberlemiş, on yaşında da İmam Malik’in Muvatta adlı eserini ezberlemiştir. Medine’ye giderek İmam Malik’ten fıkıh ile ilgili dersler almıştır. Daha sonra da Irak’a gelip Ebu Hanife’nin öğrencileri ile görüştü. Onların fıkıhları hakkında bilgi sahibi oldu. Bundan ötürü önceki fikirlerinin bazılarından vazgeçti. İmam Şafii fıkhî alandaki görüşlerini Mısır’da yaymaya başlamış ve çok taraftar bulmuştur. Bu gün ülkemizin doğu ve güneydoğu’sundaki vatandaşlarımızın bir kısmı İmam Şafiî’nin görüşleri üzerine ibâdet ederler.

İmam Şafii’nin birçok eseri vardır. Bunlardan bazıları, Kitabü’l-ümm ve Kitabu’r-Risale’dir. İmam Şafiî’de İslam Fıkhı’nın doğru anlaşılması, yaşanması için çalışmış ve bu meyanda eserler vermiş büyük bir islam alimi’dir.

İmam Ahmed b. Hanbel

Ahmed bin Hanbel, (Arapça: ‏‎‎‎‎‎‎‎‎أحمد بن حنبل‏‎‎‎‏‎‎‎ ‎‎‎‎‎‎‎) (d. 780 - ö. 855) Hanbeli mezhebinin öncüsüdür.
Hicri 164 yılında Bağdat'ta doğdu, 241 (m. 855) de orada vefât etti. Üçyüzbinden fazla hadis ezberlediği rivayet edilmiştir. İmam-ı Şafii'nin öğrencisidir. "El-Müsned" adındaki hadis kitabında otuzbin hadis vardır. İslam devletinin sınırlarının genişlemesi ve artık islami kuralların saf haliyle yeterli olmamasından dolayı gerekli yerlerde aklın kullanımını savunan Mutezilelere karşı çıkmıştır.

Ahmed bin Hanbel'in pek çok eseri vardır.

Bunlardan bâzıları şunlardır:

1) Müsned; 30 bin hadîs-i şerîfi içine almıştır. Matbûdur.
2) Kitâb-üs-Sünne.
3) Kitâb-üz-Zühd: Matbûdur.
4) Kitâb-üs-Salât.
5) Kitâb-ül-Vera' ve'l-Îmân.
6) Kitâb-ür-Reddi ale'l- Cehmiyye ve'z-Zenâdıka: Matbûdur.
7) Kitâb-ül-Eşribe: Matbûdur.
8) Kitâb-ül-Mesâil.
9) Cüz-fi Usûl-üs-Sünne.
10) Fadâil-üs-Sahâbe: 2 cilt hâlinde matbûdur.
11) Er-Reddü A'lâ men-Tenâkua fi'l-Kur'ân.
12) Et-Tefsir.
13) En-Nâsih ve'l-Mensûh.
14) Et-Târih.
15) Hadîsu Şu'be.
16) Mukaddem ve'l-Muahhar fi'l-Kur'ân.
17) Vücûbât-ül-Kur'ân.
18) Menâsik-ül-Kebîr ve's-Sagîr.
19) El-Cerhu ve't-Ta'dîl.
20) Kitâb'ül-ilel ve Ma'rifet-ür-Ricâl: Matbûdur.

Malik bin Enes

Mâlik bin Enes, (Arapça: مالك بن أنس) Mâliki mezhebi'nin kurucusu, büyük müctehid ve muhaddis. Tam adı Ebu Abdillah Mâlik bin Enes bin Mâlik bin Ebî Âmir b Amr el-Asbahi el-Medenî'dir. Arapça: أبو عبد الله مالك بن أنس بن مالك بن أبي عامر بن عمر الأصبحي المدني dir. 712 (Hicri 93) yılında Medine'de doğmuş, 795 (Hicri 179) yılında aynı yerde vefat etti.

Nesebte ismi geçen Ebu Âmir, Resulullah’ın sav ashabından olup onunla beraber Bedir hariç bütün muharebelere iştirak etmiştir. Onun oğlu Malik yani İmam Malik’in dedesi ise tabiinin büyüklerindendir. Yemen’den Medine’ye göçmüştür. Sahabeden Ömer, Talha bin Ubeydullah, Aişe ve Ebu Hureyre’den rivayette bulunmuştur. Onun oğulları yani İmam Malik’in amcaları ise Ebu Süheyl, Nafi, Üveys, Rebi ve Nadr’dır. Malik b Ebi Amir 102 senesinde vefat etmiştir. İmam Malik’in annesi Aliye bt Şüreyk el-Ezdi’dir. İmam Malik’in Yahya ve Muhammed adında iki oğlu ve Fatıma isminde bir kızı vardır.

İmam Malik 93 senesinde Medine’de dünyaya gelmiştir. Umre ve Hac haricinde Medine’den dışarı çıkmamıştır. Öyle ki Halife Harun Reşid kendisini hilafetin merkezi Bağdat’a çağırmış, fakat o bunu reddetmiştir. 10 küsur yaşındayken ilim tahsiline başlamıştır. Rivayete göre İmam Malik’in babası bir gün ortaya bir mesele atmış. İmam Malik hata edip kardeşi Nadr doğru cevabı verince babası İmam Malik’e “güvercinler seni oyaladı” -herhalde yaşı küçük iken güvercinlerle ilgilenmekteydi- diye sitemde bulunur. Bunun üzerine ilim tahsil etmeye karar veren Malik, İbn Hürmüz’ün(148) yanında yedi yıl –bir rivayete göre sekiz- ilim tahsil eder. Buradan sonra Rebiatürrey’in ders halkasına katılır.[2] İmam Malik’in anlattığına göre annesine ilim yazacağını söylediğinde, annesi onu çağırır ve ona yeni bir elbise giydirir. Ardından “şimdi git ve yaz” der. Akranları arasında öne çıkan Malik 21 yaşında fetva ve ders vermeye başlar. Dersleri yoğun ilgiyle takip edilir. Uzak diyarlardan öğrenciler derslerini takip etmek için Medine’ye gelirler.

Hocaları arasında Nafi’(117/735), Said el-Makburi, Amir b Abdillah b Zübeyr(124/741), Zühri(124/741), Abdullah b Dinar(127/144) gibi isimler vardır. Muvatta’da yaklaşık 90 kişiden rivayette bulunmuştur. Kendisinin 900 civarında hocasının bulunduğu söylenir. Talebelerinin sayısı ise binlerle ifade edilir. Lakin kendi görüş ve mezhebini yayılmasına çalışanların en önemlileri arasında Abdullah b Vehb, Abdurrahman b Kasım, İbn Ziyad el-Absi, Esed b Furat, Yahya b Yahya el-Leysi, Ka’nebi, Vakıdi, İbnü’l-Macişun gibi isimler vardır.

İmam Malik 179 yılında Medine’de vefat etmiş ve Baki' mezarlığına defnedilmiştir. Cenaze namazını Medine valisi Abdullah b Zeyneb kıldırmıştır.

İmam Malik’in eserlerinin başında ‘el-Muvatta’ isimli Medine ehlinin ameli, sahabe ve tabiin fetvalarını da içinde barındıran hadis eserini zikretmek gerekir. Kitabın günümüze ulaşmış dokuz rivayeti mevcuttur. Bundan başka Tefsirü Garibi’l-Kur’an, İbn Vehb’e yazdığı kaderle alakalı bir mektup, Harun er-Reşid’e, Leys b Sad’a, bazı kadılara vs yazdığı mektuplar da vardır. Muvatta hakkında İmam Şafi bu kitabın Allah’ın kitabından sonra en sahih kitap olduğunu söylemesi; İbnü’l-Mehdi’nin Kitabullah’tan sonra en faydalı kitap olduğunu söylemesi ve alimlerin bu kitap hakkındaki sözleri sözler eserin önemini ortaya koyar mahiyettedir. 

Yorum Yap