Üzerinde On Dokuz Vardır (Müddessir 30)

Yüce Kitabımız Nur Olan Kuran, Alemlerin Rabbi Olan, Diri ve Kaim Olan Allah'ın Sözü'dür !
Kuran- Kerim'in birçok mucizesi vardır. Allah, Kuran'ın Yüce Rabbimiz'in Sözü olduğunu bu muhteşem mucizeleri incelediğimizde hemen anlayabilecek bir şekilde bizlere sunmuştur. Kuran'ın geçmiş ve gelecek ile ilgili verdiği haberler bir mucizedir. Bunun yanında matematiksel ve bilimsel mucizeleri de vardır.

Kuran'ın matematiksel mucizelerinden biri 19 sayısının, ayetlerin içine şifresel bir biçimde yerleştirilmiş olmasıdır. Kuran'da "Onun üzerinde ondokuz vardır." (Müddessir Suresi, 30) ayeti ile dikkat çekilen bu sayı, Kuran'ın birçok yerinde şifrelenmiştir. Bunun örneklerinden bir kısmını şöyle sıralamak istiyorum:

Besmele 19 harftir.

Kuran 114 (19 x 6) sureden oluşur.
İlk vahyolan sure (96. sure) sondan 19. suredir.
Kuran'ın ilk vahyedilen ayetleri 96. surenin ilk 5 ayetidir ve bu ayetlerin toplam kelime sayısı 19'dur.
Vahyedilen ilk sure (Alak Suresi) 19 ayete sahiptir ve 285 (19 x 15) harf içerir.
Son vahyedilen sure olan Nasr, toplam 19 kelimeden oluşur. Ayrıca Nasr Suresi'nin Allah'ın yardımından söz eden ilk ayeti de 19 harftir.

Kuran'da 114 (19 x 6) besmele bulunur. Bu sayı da 19'un 6 katıdır.
Kuran'da 113 sure besmele ile başlar. Başında besmele bulunmayan tek sure, 9 numaralı Tevbe Suresi'dir. Kuran'da sadece Neml Suresi'nde iki besmele bulunmaktadır. Bu besmelelerden biri surenin başında diğeri ise 30. ayette yer alır. Besmele ile başlamayan Tevbe Suresi'nden itibaren saymaya başlanıldığında Neml Suresi'nin 19. sırada yer aldığı görülecektir.

19 sure sonra gelen 27 numaralı Neml Suresi'nin hem başında, hem de 30. ayetinde besmele vardır. Böylece 27. surede iki besmele bulunur. Besmeleleri 114'e tamamlayan 27. surenin 30. ayetidir. Ayrıca sure ve ayet numaralarını yani 27 ve 30'u topladığımızda 57 (19 x 3) sayısını buluruz.

Tevbe Suresi'nden (9) Neml Suresi'ne (27) kadar olan sure numaralarının toplamı;
(9+10+11+12+13+14+15+16+17+18+19+20+21+22+23+24+25+26+27=) 342'dir. Bu da 19'un 18 katıdır.

19 ve 19'un katı olan ayetlerde geçen Allah kelimelerinin toplamı 133 (19 x 7) katıdır.
Bir anlamına gelen "vahid" (i harfi okunurken ekleniyor) kelimesinin ebced değeri 19'dur. Kuran'da bu kelime, bir çeşit yemek, bir kapı vs. gibi farklı kelimeler için kullanılmıştır. "Bir Allah" olarak kullanımı ise 19 keredir.

19 kere vahd kelimesinin geçtiği ayetlerin sure ve ayet numaralarının toplamı: 361 (19 x 19)'dir.
"Yalnızca Allah'a ibadet edin" ifadesinin Arapçası "Vahdahu" 7:70, 39:45, 40:12, 40:84 ve 60:4 numaralı ayetlerde geçer. Bu sayılar tekrarsız olarak toplandığında 361 (19 x 19) sayısını elde ederiz.
İlk başlangıç harflerinden (Elif, Lam, Mim; Bakara Suresi, 1. ayet) son başlangıç harflerine (Nun; Kalem Suresi, 1. ayet) kadar olan ayet sayısı 5.263 (19 x 277)'tür.
Başlangıç harflerinin bulunduğu ilk sure ile başlangıç harflerinin bulunduğu son sure arasında, başlangıç harflerinin bulunmadığı 38 (19 x 2) sure vardır.

"Rahman" kelimesi ise Kuran'da 57 (19 x 3) defa geçmektedir.
Kuran'da bahsi geçen 30 farklı rakam vardır.
Kuran'da geçen tüm bu sayıları (tekrarlar dikkate alınmadan) topladığımızda çıkan sayı 162.146'dır. Bu da 19'un 8.534 katıdır:

1+2+3+4+5+6+7+8+9+10+11+12+19+20+30+40+50+60+70+80+99+100+200+
300+1.000+ 2.000+3.000+5.000+50.000+100.000=162.146 (19 x 8.534)

Bu 30 farklı sayıya ek olarak Kuran'da 8 tane kesirli sayıdan bahsedilir. Bunlar 1/10, 1/8, 1/6, 1/5, 1/4, 1/3, 1/2, 2/3'tür. Böylece Kuran 38 (19 x 2) farklı sayı içerir.

Kuran'ın en başından itibaren 19 ayete sahip ilk suresi İnfitar Suresi'dir. Bu surenin diğer bir özelliği son kelimesinin Allah olmasıdır. Bu aynı zamanda Rabbimiz'in "Allah" olarak zikredilen, Kuran'daki sondan 19. İsmidir.

Kaf harfi ile başlayan 50. surede 57 (19 x 3) adet Kaf harfi vardır. Başında Kaf harfi bulunan 42. surede yine 57 (19x3) adet Kaf harfi bulunur. 50. surenin 45 ayeti vardır. Bunları toplarsak sonuç 95 (19 x 5)'tir. 42. surenin 53 ayeti vardır. Bunları toplarsak 42+53 yine 95 (19 x 5)'tir.

Tüm Kuran'da;
- Etiu (itaat ediniz) kelimesi 19 kere,
- Abd (kul), abid (kulluk eden kişi) ve ibadet kelimeleri ise toplam 152 (8 x 19) kere geçmektedir.

OLAĞANÜSTÜ BİR SAYI: 19
Ondokuz, 9 ve 10 sayılarının ilk kuvvetlerinin toplamıdır. 9 ve 10 sayılarının ikinci kuvvetleri arasındaki fark da 19 sayısını verir.
Güneş, Ay ve Dünya her 19 yılda bir aynı göreceli pozisyonda sıralanırlar.
Halley kuyruklu yıldızı her 76 (19 x 4) yılda bir Güneş Sistemi'nin içinden geçer.

19 sayısının Paskal üçgenindeki yeri

Paskal üçgeninde ilk 19 rakamın toplamı 38(2x19)'dir.
Paskal üçgenindeki ilk 19 sayının toplamı, 57(3x19)'dir.

Kuran ayetlerinin indiriliş sırasına göre, 19 şifresinin Paskal üçgeni ile bağlantısı

İlk vahiy olan 96. sure sondan 19. suredir. 19 ayetten oluşur ve bu surede toplam 285 (19 x 15) harf vardır. Vahyin ilk 5 ayetinde ise 76 (19 x 4) kelime bulunmaktadır.
İkinci olarak vahyedilen 68. surede vahyolunan ilk ayetler 38 (19 x 2) kelimeden oluşmaktadır.
Üçüncü vahiy olan 73. sure, 57 (19 x 3) kelimeden oluşmaktadır.
O (Kuran), alemleri için yalnızca bir zikir (öğüt ve hatırlatma) dir. Gerçekten onun haberini bir zaman sonra öğreneceksiniz.
(Sad Suresi, 87-88)




“Neden 19 sayısı?” şeklindeki bir soruya verilecek cevap, yine bu sayının özelliklerini bilmekle mümkün olur. Bu maksatla biraz üzerinde durmakta ve bu sayıyı tanımakta yarar var: 

19 sayısı, kendine, yani bire ve katlarına bölünebilir, bu yüzden ilgi çekicidir. 19’u meydana getiren 1 ve 9 sayıları, ondalık sistemin en küçük ve en büyük değerleridir. 19 sayısı 10 ile 9’un toplamından meydana gelmekte ve bu iki sayının karelerinin farkı yine 19’u vermektedir. (Yani: 100 – 81=19). 

19 sayısının astronomide de önemli bir yeri vardır. Mesela, Kameri ve Şemsi (ay ve güneş) hesaplarına göre tespit edilen aylar arasında 19 senede bir gerçekleşen bir tevafuk / uyum vardır. 235 Kameri ay, 19 Şemsi senesine tam olarak uymaktadır. Dünya, ay ve güneş, her 19 yılda bir aynı konumlara gelmektedir. 19 yılda bir gerçekleşen bu olay, “Meton Devresi” olarak bilinir. 

a) Esrarengiz Anahtar: Besmele

Kur’an-ı Kerim’de 114 sure vardır. Bu da 19’un 6 katı eder. 9. Sure olan Tevbe suresi hariç olmak üzere, bütün surelerin başında bulunan ve Fatiha suresinin de ilk ayeti sayılan “Besmele” de Kur’an’da 114 defa geçmektedir. Tevbe suresinin başında bulunmayan Besmele ise 27. Sure olan ve 19. Cüzde bulunan Neml suresinin 30. Ayetidir. Burada da yine ayrı bir tevafuk bulunmaktadır ki, Tevbe suresinden itibaren sayılarak gidilirse, tam 19 sure sonra, Neml suresidir. Yine eksik Besmele, 27. Surenin 30. Ayetinde bulunmaktadır. Bunda da bir tevafuk var. 30 ile 27 toplânınca, 57 yapmaktadır. Bu da malum 19’un katıdır: Yani, 19x3 = 57’dir. Bu durumda kayıp yok. Burada bulduğumuz Besmele, diğer 113 Besmeleye ilave edilince rakam tamamlanıyor ve yine 19 şifresi bozulmuyor. Yani 114 : 6 = 19 veya 19 x 6 = 114. Böylece Besmele, Kur’an’ın tamamını açan bir anahtar durumunda oluyor. 

Besmeleyi meydana getiren Kur’an harflerinin sayısı da 19 adettir. Yine Besmeleyi meydana getiren dört kelimeden her biri de Kur’an’da 19 katı olarak bulunmaktadır. “İSM” kelimesi, bütün Kur’an’da 19 defa, “ALLAH” 2698 (19x142) defa geçmektedir. Buna yukarıda Üstad'ın tespitlerinde yer verdiğimiz 2806 rakamına bakılarak itiraz edilmesin. Çünkü Üstad, “Allah” yerine geçen zamirleri de sayıya dahil etmiştir. Fazlalık bu yüzdendir. Yine “ER-RAHMAN” 57 (19x3), “ER-RAHİM” 114 (19X6) defa geçmektedir. Bu dört kelimenin 19’un kaç katı geçtiğini gösteren rakamlar da yine 19’un katıdır. Yani: 1+142+3+6=152. 152 : 19 = 8 yapmaktadır veya 19x8 = 152’dir. 

b) İlk nazil olan Sure: Alâk Suresi.

Bilindiği gibi, Kur’an-ı Kerim’in ilk nazil olan suresi, Alâk suresidir. Alâk suresi, Kur’an nazil olup tamamlandıktan sonra Cibril (as)’in işaretiyle Peygamberimiz (s.a.v) tarafından tertip edilmiş ve sondan 19. Sure olarak yerleştirilmiştir. 19 ayeti vardır ve ilk vahyedilen ayetler, yani ilk beş ayet 19 kelimedir. Yine bu ayetleri teşkil eden harflerin sayısı da 76’dır. Yani, 19x4=76 veya 76’yı 19’a bölersek, 4 katını buluruz. Alâk suresinin harflerini tek tek sayarsanız, 285 rakamını bulursunuz. Bu da yine bir 19 şifresidir. Yani, 19x15 = 285. 

c) Kur’an-ı Kerim’in ilk nazil olduğu geceyi anlatan sure: Kadir Suresi.

Kur’an-ı Kerim’in ilk nazil geceden bahseden surenin adı bilindiği gibi, Kadir Suresi. Bu surede de muhteşem bir güzellikle süslenmiş, 19 tevafukları var. Bu surenin harf sayısı tam 114. Yani 19’un 6 katı. Bu rakamı hatırlıyoruz. Kur’an surelerinin sayısı, Besmelenin sayısı. Bu da gösteriyor ki, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başladığı geceden bahsetmesi, Kur’an'ın 114 sure olacağına ve her biri Besmele ile başlayacağına bir işaret.

Mucize içinde mucize görmek ve iç içe geçmeli sistemi (Matris sistemi) daha iyi anlamak istiyorsanız, yine aynı surenin ayetlerindeki harfleri tek saymalısınız. Bu sayıların 19 merkezli bir aritmetik dizi meydana getirdiği ve çeşitli kombinezonlarla 19’un 114’e kadar olan bütün katlarını ortaya koyduğunu göreceksiniz. Kadir suresinin 5 ayetinin harf sayıları 36, 18, 19, 20 ve 21 adettir. Evet, sadece bu sayı dizisiyle indirilen Kadir suresi bile Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu ispata kafidir. Sırf bu özelliğinden dolayı Kur’an-ı Kerim’i taklit etmek mümkün olmamıştır. Nitekim, bu gerçeği ifade eden bir ayet-i Kerim’e şöyledir:

“(Ey Muhammed!) De ki: “İnsanlar ve cinler, bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler, birbirlerine de yardım etseler, onun bir benzerini getiremezler.”(2).

Bir başka ayette ise benzerini getirmeleri istenilen şey Kur’an değil, sadece bir suredir; kısa veya uzun bir sure o kadar:

“Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur’an’ın Allah sözü olduğu hakkında şüpheniz varsa, haydi onun surelerinden birine benzer bir sure meydana getirin ve Allah’tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırırn, iddianızda haklı iseniz. Bunu yapamazsanız –ki hiçbir zaman yapamayacaksınız– yakıtı insanlar ve taşlar olan o ateşten sakının!”(3)

d) Üç İhlas bir Fatiha ile Hatimde 19 rakamı.

Üç İhlâs bir Fatiha okuyarak hatim yerine niyaz ettiğimiz formül de yine 19 ayettir. İhlas suresi 4 ayet. 4x3 = 12. Fatiha suresi 7 ayet. 12+7 = 19. 

e) Huruf-u Mukattaa : Kesik harfler. 

SAD: Başında mukattaa olarak bulunan Sad harfi bulunan 7, 19 ve 38. Sureleri, yani Araf, Meryem ve Sâd surelerini ele aldığımızda, bu üç suredeki harflerin toplam sayısı da 152 dir. Yani 19’un 8 katı. 

NUN: Bu harfle başlayan 68. Surenin (Kalem Suresi) çeşitli yerlerine dağılan Nun harflerini sayınca, çıkan rakamın 133 olduğunu göreceksiniz. Yani 19’un 7 katı. 

KEF, HA, YA, AYIN, SAD: Bu seferde 19. sureyi, Meryem suresini ele alalım. Bu surenin başında yer alan Mukatta harflerinin sayısı 798 olup, 19’un 42 katıdır. 

HA, MİM, AYIN, SİN, KAF: 42. sure, Şura suresinin ilk ayetlerinde yer alan Ha, Mim, Ayn, Sin, Kaf harflerinin bu surede ne kadar geçtiğini sayacak olursak, 570 adet olduğunu göreceğiz. Yani 19’un tam 30 katı. Yani, 570 : 19 = 30.

ELİF, LAM, MİM, RA: 13. sure olan Ra’d suresinin başındaki Elif, Lam, Mim, Ra harflerinin suredeki adedi ise 1501 dir. Yani, 19’un tam tamına 79 katı. 

ELİF, LAM, MİM: Değişik bir misal olarak, başında Elif, Lam, Mim harflerinin bulunduğu 7 sure var ve bu yedi surede geçen Elif, Lam, Mim harflerinin toplamı 26676 dır. Yani, 19’a bölersek 1404 rakamını buluruz. Bu da bize bu harflerin toplam sayısının 19 un 1404 katı olduğunu gösterir.

HA, MİM: Kur’anda yine 7 surede Ha, Mim şifresi vardır. Bu şifrelerin geçtiği suredeki Ha ve Mim harflerinin toplamı 2147 dir. Yani, 113x19 dur.

KAF: Kur’anda 50. Sure Kaf suresidir. İlk ayeti olan Kaf harfinden dolayı bu adı almıştır. Sure boyunca geçen Kaf harfinin sayısı 57’dir. Yani, 19’un 3 katı. Bir fazla olsa 58 olur ve şifreyi bozar. İşte bu surede bu inceliğe ve dikkate rastlıyoruz. Bu sureyi ilginç kılan husus da budur. Yani, millet ve topluluk anlamına gelen “Kavim” kelimesi başında “Kaf” bulunduğu için değiştirilir. Bir fazla gelse şifreyi bozacağı için “Kavmi Lut” yerine “ve ihvani Lut” diye ifade edilmiştir. 

HA, MİM, AYIN, SİN, KAF: Başındaki mukatta harflerinin arasında Kaf harfi bulunan bir sure daha vardır. Bu da 42. Sure olup, yani Şura suresi olup, başında beş harfli bir terkip vardır. Bu surede geçen “Kaf” harflerinin sayısı yukarıda da ifade ettiğimiz gibi 57’dir. Yani, 19’un 3 katı. 42. ve 50. Surelerdeki Kaf harfi sayıları 114 yapmaktadır. Bu da Kaf harfiye başlayan Kur’an’a güzel bir işarettir. 

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi Kur’an 114 suredir. Uyum her yerde aynı, tevafuklarda şaşma yok. Demek ki bu 19 da ciddi bir maksat var ve bunu yapan kasten yapmıştır. Yoksa Kur’an gibi makamı, mevkisi, beyanı, manası ve indirilişi ile tamamen üstün bir keyfiyete ve mucizeliğe sahip olan bir kitap da basit bile olsa hata yapılmaz. Bu yüzden bazılarının takılıp kaldığı “RAHİM” kelimesinin bir fazla geçtiği iddiası ortalığı karıştırmış ve bazıları sınavı kaybetmiştir. Çünkü söz konusu fazla “Rahim” kelimesi her yerde Allah için kullanıldığı halde, Tevbe suresinde yani, 9. Surenin 128. Ayetinde Hz. Peygamber (s.a.v) için kullanılmıştır. Bu Allah’ın ona bir iltifatı ve kadrini bilmemiz için bize düşkünlüğünü ifade eden bir hatırlatmadır. Bu yüzden şifre yine bozulmuyor. Buna itiraz eden kişi, ya kasten karıştırmak istedi, ya da oradaki zamirin Hz. Peygambere (s.a.v) atıf olduğunu bilmeyecek kadar Arapça’yı bilmeyen birisi idi. 

Bu misalleri uzatmak mümkündür. Ancak biz, bir örnek daha vermek sureti ile konuyu noktalamak istiyoruz. O da Bakara suresinin 245. Ayetidir. Bu ayetteki “Basta” kelimesinin okunuşu “Sin” ile, yazılışı “Sad” iledir. Bunu Peygamberimize bizzat Cebrail’in dikte ettirdiği nakledilmektedir. Çünkü “yebsutu” kelimesi “Sin” harfi ile yazılırsa bu suredeki “Sin” sayısı fazla olacak ve şifre bozulacaktır. Bunun yerine “Sad” harfiyle yazdırılması dikte ettirilmiştir ve bütün Kur’an nüshalarında Sad’ın altında küçük bir Sin vardır. Bu da "bu kelimeyi Sad ile yazdırdık, ancak siz Sin ile okuyun" anlamına gelmektedir. Çünkü Sad harfiyle yazılmamış olsaydı bu surede bir adet Sad harfi eksik olacak ve şifre bozulacaktı, tıpkı yukarıda anlattığımız Kaf harfi misalinde olduğu gibi.

Bunları görmezlikten gelmek kısaca, nasipsizlikten başka bir şey değildir. Ne diyelim Allah hidayet versin. Bu da 19’un ayrı bir cilvesidir. Çünkü Arap alfabesindeki H, D, Y harflerinden meydana gelen HÜDA (HDY) kelimesinin Ebced hesabına göre sayı değeri de yine 19 etmektedir. Hüda kelimesi Kur’an'da çok tekrarlanır ve yol gösterici, hidayete erdirici manasına gelmektedir.(4)

“... Allah kime hidayet ederse, o doğru yoldadır. Kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık onun için doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.”(5)

ayetinde olduğu gibi. Hidayet elbette Allah’tandır. Ancak, kişinin kendi iradesiyle hidayetini istemesi ve bunun için az da olsa bir gayret sarf etmesi gerekmektedir. Tıpkı bir işe girmek isteyen kişinin önce bir dilekçe ile müracaat etmesi gibi, işin peşine düşmesi ve hidayete talip olduğunu bildirmesi gerekmektedir. 

Bir de tamamen sapıklar vardır ki, onlara ne Allah’ın gösterdiği deliller, ne Kur’an, ne ilim fayda verir, ne de koca evren bir şey anlatabilir. Bu tür kimseler hakkı kabul etmeye olan kabiliyetsizlikleri ve kibirleri yüzünden kendilerini mahvetmişlerdir. Bu tür kimseler için de şöyle buyurulmaktadır:

“Yeryüzünde, haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimi gereği gibi anlamaktan uzaklaştırırım. O kibirlenenler, her türlü mucizeyi görseler bile yine de onlara iman etmezler. Doğru yolu görseler o yolu tutup gitmezler. Ama sapıklık yolunu görseler o yola girerler. Öyle! Çünkü onlar ayetlerimizi yalan saymayı adet haline getirmiş ve onlardan gafil olagelmişlerdir.”(6)

Böyle bir talihsizlikten daha acınacak bir hal olamaz. İstediği zaman ulaşabileceği kadar yakın olan böylesine ilginç nakışlarla dokunmuş ve ince sırlarla bezenmiş olan kitabını görmezlikten gelenlere ne yapılabilir ki... kör, sağır ve dilsiz yaşamak, ne kadar ağır bir haldir, bunu anlamak için ancak yaşamak gerekir. Fakat böyle bir hale düşmeyi herhalde isteyecek aklı başında bir tek fert yoktur. 

Netice:

Bütün yönleri ile mucize olan Kur’an, her asırda sanki yeni nazil oluyormuş gibi, iman sahiplerine yol göstermeye devam ediyor. Zaman yaşlandıkça o gençleşiyor. Kıyamete doğru ilerledikçe onun gizlilikleri ortaya çıkıyor. Gerek iyi niyetli, gerekse kötü niyetli olarak yaklaşanlar, onun daha çok gündemde kalmasını sağlıyor. Böylece kendini faş ediyor ve aradan perdeleri kaldırıyor. Yukarıda verdiğimiz örneklerin tesadüf olduğunu düşünmek nasipsizlikten başka bir şey değildir. Zaten bilinmektedir ki, hesap olan yerde tesadüf bulunmaz. Yani o bir mucize, o bir esrar kaynağı, o, kıyamete kadar evreni aydınlatacak eskimeyen, modası geçmeyen ve unutulmayan, unutulmayacak olan, unutulduğu zaman her şeyin bittiğinin işareti ve habercisi olan evrensel bir mesaj ve beşer elinin asla yetişemeyeceği bir Allah kelamı... 

Kur'an'ın bir kanadı geçmişte, bir kanadı gelecekte, kökü ve bir kanadı eski peygamberlerin ittifaklı hakikatleri olduğu ve bu onları tasdik ve teyit ettiği ve onlar dahi tevafukun lisan-ı haliyle bunu tasdik ettikleri gibi, öyle de: Evliya ve asfiya/sofiler gibi ondan hayat alan semereleri, canlı tekemmülleriyle, mübarek ağaçlarının canlı, feyizli ve hakikatin anası olduğuna delalet eden ve ikinci kanadının himayesi altında yetişen ve yaşayan velayetin bütün hak tarîkatları ve İslâmiyet’in bütün hakikatli ilimleri, Kur’an’ın hakkın gözü ve hakikatin kaynağı ve her şeyi içine alan zengin ifade tarzında misilsiz bir hârika olduğuna şahadet eder. 

Kur'an’ın altı ciheti nuranidir, doğruluk ve hakkaniyetini gösterir. Evet, altında hüccet ve burhan direkleri, üstünde mucizelik mührü parıltıları, önünde ve hedefinde iki cihan mutluluğu hediyeleri, arkasında istinat noktası semavî vahiy hakikatleri, sağında hadsiz doğru akılların deliller ile tasdikleri, solunda selim kalplerin ve temiz vicdanların ciddî itminanları ve samimî çekiciliğine kapılmaları ve teslimiyetleri; Kur’an’ın fevkalâde, hârika, metin, hücum edilmez bir semavi ve arz kalesi olduğunu ispat ettikleri gibi, altı makamdan dahi onun ayn-ı hak ve sadık olduğuna ve beşerin kelâmı olmadığına, hem yanlış olmadığına imza eden, başta bu kâinatta daima güzelliği izhar, iyiliği ve doğruluğu himaye ve sahtekârları ve müfterileri imha ve izale etmek âdetini bir düstur-u faaliyet ittihaz eden bu kâinatın mutasarrıfı, o Kur’an’a âlemde en makbul, en yüksek, en hâkimane bir makam-ı hürmet ve bir mertebe-i muvaffakiyet vermesiyle onu tasdik ve imza ettiği gibi, İslâmiyet’in membaı ve Kur’an'ın tercümanı olan zâtın (s.a.v) herkesten ziyade ona itikat ve ihtiramı ve nüzulü zamanında uyku gibi bir vaziyette bulunması ve sair kelâmları ona yetişememesi ve bir derece benzememesi ve ümmiliğiyle beraber gitmiş ve gelecek hakikî kevni hadiseleri/tabiat olaylarını, gaybi bir şekilde Kur'an ile tereddütsüz ve itminan ile beyan etmesi ve çok dikkatli gözlerin nazarı altında hiçbir hile, hiçbir yanlış vaziyeti görülmeyen o tercümanın, bütün kuvvetiyle Kur'an'ın her bir hükmüne iman edip tasdik etmesi ve hiçbir şey onu sarsmaması; Kur'an semavî, hakkaniyetli ve kendi Hâlık-ı Rahîm'inin mübarek kelâmı olduğunu imza ediyor.(7) 

Kısaca özetleyecek olursak; hayatta tesadüfe dayanan hiçbir şey yoktur. Elimizde bulunan Kitap, pek çok yönüyle mucize olduğunu gösteriyor. Üstad Bediüzzaman, Yirmi Beşinci Söz'de, Kur’an’ın kırk yönüyle mucize olduğunu ispat etmiş. Gelişen bilim ve teknoloji ile diğer hadiseler de yakın bir zamanda belki 400 yönden daha mucize olduğunu ilmen ispat edecek. Böyle kıymetli işlerle meşgul olmak ve manevi kazanç elde etmek varken, onu batıl zevklere alet etmenin ve sadece gaybı taşlamaktan ibaret olan fal ve falcılık çeşitlerine alet etmenin ve bu işlerle meşgul olmanın ne manası ne de mantığı vardır!.. Elbette aklı başında ve inanan bir kimse bu tür şeylerle meşgul olmayacaktır ve zaten kısa ve az olan ömrünü faydalı yollarda harcayacak, insanlara elinden geldiği nispette yardımcı olarak doğruyu göstermeye çalışacaktır.

Dipnotlar:

(1) Risale-i Nur Külliyatı-II, (İşarat’ül-İcaz), s.1168. 

(2) İsra Suresi, 17/88. 

(3) Bakara, 23-24; Yunus, 10/37; Hûd, 11/13; Kasas, 28/49. 

(4) Arslan, Kur’an Hakkında Bilmediklerimiz, 47-53; Nurbaki, Kur’an Mucizeleri, 23-26. 

(5) Kehf, 18/17. 

(6) A’raf, 7/146. 

(7) Risale-i Nur Külliyatı-I, (7. Şua), s. 912

Yorum Yap