5 Ağustos 2016 Cuma

Kemâluddin Muhammed b. Talha Şafii ve Hz.Mehdi Hakkında

Kemâluddin Muhammed b. Talha Şafiî (h. 650)

Tabâkâtu’ş-Şafiîyye’de şöyle yazar:

“O mercilerden ve önde gelenlerden biriydi. Fıkıh ve diğer ilim­leri öğrenmiş olup, akaid ve mezheplerin ileri gelen fakihlerinden sayılırdı. Bir müddet sultanın kâtibiydi ve bu alanda yüksek bir ma­kama ulaştı. Hadis ilmini de muhaddislerden öğrenmişti. Haleb ve Dimeşk’te hadis naklederdi. Hâfız Dimyatı ve Mecduddin b. Adim onun öğrencilerindendir.”
İbn-i Talha, Arapça olan “Metâlibu’s-Suûl fi Menâkıb-i Âl-i Resûl” adlı eserinin on ikinci bölümünü mâsum imamlara ayırmıştır. Mesela, bir yerinde diyor ki:

“On birinci bölüm: Ebu Muhammed Haşan 231 yılında dünyaya gelmiştir. Allah Teâlâ’nın O’na vermiş olduğu, daimî sıfatı kıldığı, dünyanın eksiltmeyeceği ve insanların dillerinden düşürmeyeceği fazilet ve özellik, Muhammed Mehdî’yi O’nun soyundan kılması ve O’nun oğlu etmesidir.

On ikinci bölüm: Ebu’l-Kâsım, Muhammed b. Haşan el-Hâlis b. Ali el-Mütevekkil b. Muhammedi’l Kâni’ b. Ali er-Rıza b. Mûsâ el-Kâzım b. Ca’fer es-Sâdık b. Muhammed el-Bâkır b. Ali Zeynulabidin b. Hüseyin ez-Zeki b. Alı el-Murteza Emîru’l-Mü’minîn b. Ebi Tâlib, el-Mehdî el-Hüccet, el-Halef es-Sâlihi’l-Muntazar.”
îbn-i Talha “Dürrü’l-Munezzem”de şöyle diyor:

“Allah Teâlâ’nın, âhir zamanda yeryüzü zulümle dolduğu zaman zuhûr ederek adaletle dolduracak bir halifesi vardır. Allah Teâlâ’nın emriyle kıyam edecek olan bu İmam Mehdî bütün mezhepleri yok edecek ve sadece hâlis din (İslam) kalacaktır.”
O “Metâlibu’s-Suûf’de on ikinci bölümdeki şiirlerinde diyor ki:

“Son Hüccet’i Allah Teâlâ teyid etmiş ve bizi O’nu tanımakla doğru yola hidayet etmiştir. Resûlullah O’ndan söz etmiş ve biz (Ehl-i Sünnet) O’nu rivâyet etmişizdir. Ulemamız da O’nun mânâ­sını anlamış ve Mehdî hakkındaki hadislerin söylenene uygun ola­rak geldiğini görmüşlerdir. Bu alanda Resûlullah’ın, ‘O Zehra’nın soyundandır’ diye buyurmuş olması yeterlidir. Hiç kimse hiçbir zaman Allah Teâlâ’nın Mehdî’ye verdiği belirtilere sahip olmamış­tır.” [1]

[1]     Süleyman el-Hanefîyye, Yenâbiu’l-Mevedde, s. 410