5 Ağustos 2016 Cuma

Şeyh Hasan Traki ve Hz.Mehdi Hakkında

Şeyh Hasan Trakî (h. 925)

Abdulvehhab eş-Şa’ranı “el-Levâkihu’l Envâr fi Tabâkâti’l-Ahyar” adlı kitabında şöyle yazıyor:

“Şeyh, sâlih, âbid, zâhid, sahih, keşif ve yüce maneviyat sahibi Şeyh Hasan Irakî, Ratli gölüne bakan tepenin üzerinde defnedilmiştir. O, Mısır’da yaşıyordu ve yaklaşık olarak yüz otuz yıl hayat sürdürmüştür. Ben hocam Ebu’l-Abbas Hârisî ile birlikte onun yanına gidip geliyordum. Bir gün dedi ki: ‘Sana işimin başından şimdiye kadar başımdan geçen bir hikâye­yi anlatmak istiyorum. Kendimi çocukluktan beri seninle arkadaş­mışız gibi hissediyorum.’ ‘Buyurun’ dedim. Bunun üzerine şöyle başladı: ‘Ben Dimeşk’te bir sanatkârdım. Cuma günlerini ayyaşlık ve şarap içmekle geçiriyordum. Bir gün kendime gelerek, sen bu iş için yaratılmamışsın dedim. Bunun üzerine arkadaşlarımdan uzak­laştım. Onlar beni takip ettilerse de izimi bulamadılar. Emevîlerin merkez camiine girdiğimde birinin sandalyede oturup Mehdi hak­kında sohbet ettiğini gördüm. O anda içimde Mehdi’yi görme şevki uyandı. Ondan sonra ettiğim her secdede Allah Teâlâ’dan Mehdî’yi görmeye kavuşmayı istedim.

Bir gün, akşam namazından sonra sünnet namaz kılarken biri­nin arkamda oturup elini omzuma koyduğunun fark ettim. O adam bana şöyle dedi:

‘Evlat! Allah senin duanı kabul buyurdu. Ne bekliyorsun? Meh­di benim.’ Bunun üzerine ben dedim ki: ‘Benim evime gelir misin?’ O, ‘Evet’ dedi.

Daha sonra benimle birlikte evime geldi, ‘Yalnız kalacağım ses­siz bir yer ver bana’ dedi ve bir hafta bizimle birlikte kaldı.” [1]

[1]     el-Vâkihıı’I-Envâr, Mısır basımı, c. 2, s. 139



EmoticonEmoticon