14 Eylül 2016 Çarşamba

Tekvir Suresi Türkçe ve Arapça Meali


Bismillâhirrahmânirrahîm

TEKVÎR-1: İzeş şemsu kuvviret.
Güneş bürülüp dürüldüğü zaman.



TEKVÎR-2: Ve izen nucûmun kederet.
Ve yıldızlar solduğu (enerjilerini tükettiği) zaman.



TEKVÎR-3: Ve izelcibâlu suyyiret.
Ve dağlar yürütüldüğü zaman.



TEKVÎR-4: Ve izel ışâru uttılet.
Ve yüklü develer salındığı (başıboş bırakıldığı), kıymetli dünya malları terkedildiği zaman.



TEKVÎR-5: Ve izel vuhûşu huşiret.
Ve vahşi hayvanlar toplandığı zaman.



TEKVÎR-6: Ve izel bihâru succiret.
Ve denizler ateşlendiği zaman.



TEKVÎR-7: Ve izen nufûsu zuvvicet.
Ve nefsler eşleştirildiği (fizik vücutla birleştiği) zaman.



TEKVÎR-8: Ve izel mev’udetu suilet.
Ve diri olarak toprağa gömülen kız çocuğuna sorulduğu zaman.



TEKVÎR-9: Bi eyyi zenbin kutilet.
Hangi günah sebebi ile öldürüldü?


TEKVÎR-10: Ve izes suhufu nuşiret.
Ve sayfalar (amel defteri) açıldığı (hayat filmi oynatıldığı) zaman.



TEKVÎR-11: Ve izes semâu kuşitat.
Ve sema (mekânlarından) sıyrılıp kaldırıldığı (perdeler açıldığı) zaman.



TEKVÎR-12: Ve izel cahîmu su’ıret.
Ve cehennem kızıştırıldığı (şiddetle alevlendirildiği) zaman.



TEKVÎR-13: Ve izel cennetu uzlifet.
Ve cennet yaklaştırıldığı zaman.



TEKVÎR-14: Alimet nefsün mâ ahdaret.
Her nefs, hazırlamış olduğunu bilmiş olacak (hayat filminde yaptıklarının hepsini görecek).



TEKVÎR-15: Fe lâ uksimu bil hunnes(hunnesi).
Bundan sonra hayır, hünnese (merkezî çekim kuvvetine) yemin ederim.


TEKVÎR-16: El cevâril kunnes(kunnesi).
Cevalan edene (merkezî çekim kuvvetinin etrafında, yörüngede dönene).


TEKVÎR-17: Vel leyli izâ as’as(as’ase).
Ve kararmaya başladığı an geceye.


TEKVÎR-18: Ves subhı izâ teneffes(teneffese).
Ve ağarmaya başladığı zaman sabaha (yemin ederim ki).


TEKVÎR-19: İnnehu le kavlu resûlin kerîm(kerîmin). 
Muhakkak ki O (Kur'ân), gerçekten Kerim Resûl'ün sözüdür.


TEKVÎR-20: Zî kuvvetin ınde zil arşi mekîn(mekînin). 
Yüce arşın sahibinin yanında büyük şeref (makam ve itibar) sahibidir.


TEKVÎR-21: Mutâın semme emîn(emînin).
O, kendisine itaat edilen, orada emin olandır.


TEKVÎR-22: Ve mâ sâhıbukum bi mecnûn(mecnûnin).
Ve sizin arkadaşınız mecnun (deli) değildir.


TEKVÎR-23: Ve lekad reâhu bil ufukıl mubîn(mubîni). 
Ve andolsun (resûl), O'nu (Cebrail A.S'ı) ufukta apaçık gördü.


TEKVÎR-24: Ve mâ huve alel gaybi bi danîn(danînin).
Ve o, gaybta vahyolunanı saklayıcı değildir (aynen tebliğ eder).


TEKVÎR-25: Ve mâ huve bi kavli şeytânin recîm(recîmin). 
Ve O (Kur'ân), taşlanmış şeytanın sözü değildir.


TEKVÎR-26: Fe eyne tezhebûn(tezhebûne).
Öyleyse siz nereye gidiyorsunuz?


TEKVÎR-27: İn huve illâ zikrun lil âlemîn(âlemîne).
O sadece âlemler için bir zikirdir.


TEKVÎR-28: Li men şâe minkum en yestekîm(yestekîme).
O, içinizden, istikamet üzere olmak (Allah'a yönelmek) isteyen kimse içindir.


TEKVÎR-29: Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâhu rabbul âlemîn(âlemîne).
Ve âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.


EmoticonEmoticon