3. Dünya Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3. Dünya Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ağustos 2016 Pazar

Dünya Melhame-i Kübra'ya Hazırlanıyor

Dünya Melhame-i Kübra'ya Hazırlanıyor


Bu savaş ademoğlu’nun yapacagı son büyük savaştır.Dünya nüfusunun yarısı yok olacaktır.

”Her şey adem oğluna feda olmuşken,adem oğlu kendine cefa olmuştur”

Hz Huzeyfe ibn-i Esid RA

277/6 Kıyamet alâmetleri birbiri takiben meydana gelir Bir dizideki boncukların ard arda kopması gibi

Hz Ebû Hüreyre RA

299/5 Yakında fitneler olacak

Dediler ki:

“–Ne emredersin Yâ Rasûlallah?”

Buyurdu ki:

“–Şam´a bakın!”

Hz Bekr ibn-i Hakim RA

35/13 Batı tarafından gelen bir fitne, doğu tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca, Şam´ın ortasında toplanın O gün yerin altı üstünden daha hayırlıdır

Hz İbn-i Abbas RA

313/6 Ne mutlu Şam´a Zira Allah-u Zülcelâl Hazretleri´nin melekleri Şam üzerine kanatlarını germiş bulunur

Hz Zeyd ibn-i Sabit RA

bMelhameler ve Melhame-i Kübrâ (Büyük Harb)

64/14 İki azatlı, Arab azatlısı ve Rum azatlısı Melik olduklarında, onların elleri ile melhameler doğar

Hz İbn-i Amr RA

66/7 Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu gönderir ki onlar Arap´ın en iyi ata binenleri ve silahlı olanlarıdır Allah onların sebebi ile bu dini kuvvetlendirir

Hz Ebû Hüreyre RA

351/8 İnsanlar için üç temerküz noktası vardır Antakya Amik´inde olan Melhame-i Kübrâ´da toplanma merkezi Şam olur Deccal vak´asında merkezleri Kudüs; Ye´cüc ve Me´cüc hadisesinde Tur-u Sinâ

Hz Hüseyin RA

393/10 Müslümanların Melhamede merkezleri Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye´cüc Me´cüc vak´asında merkezleri Tur-u Sinâ´dır

Hz Ebû Zahiriyye RA

319/11 Beytül-Makdis´in mâmur olmasını Medine´nin harab olması takip eder Onu da Melhamenin çıkışı ve onu da Kostantiniyye´nin fethi takip eder Onu ise Deccal´in çıkması takip eder

Hz Muaz RA

236/18 Melhame-i Kübra, Kostantıniyye´nin fethi ve Deccal´in çıkması 7 ay (sene) içinde olur

Hz Muaz RA

246/4 Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır Yedinci de Mesih Deccal çıkar

Hz Abdullah ibn-i Buğr RA

354/13 Allah bu ümmete Deccal ile Melhamenin kılıcını birden vermez

Hz Muaz RA

298/4 Size dünya fetholunacak Eğer bir menzilde muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir Onun karargâhı da “Guta” denilen yer olacaktır

322/10 Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır


Melhame-i Kübra ve Türkiye

1. "Türkiye'de bir inkilap olur."
2. " Mehdi (a.s.) zuhurundan evvel bir hareket olacak, cenup hududu açılacaktır. Suriye hududu kalkar Şam'la bir olur."

Ruslar meydanı boş bulup bize saldıracak, bizim ordumuz güneyde Amik ovasında olacak o esnada Ruslar rahatça girecekler.  Fakat "Ruslar Avrupa boğazları kullanmasın diye tedbiren İstanbulu işgal etmiş de 6 ay sonra kendiliğinden çıkmış gibi duruyor

Yine Şeyh Efendi'nin bir sohbetinde Almanların da fırsattan istifade Ruslar'a ve Japon'un Çin'e saldıracağını, başka ülkeler de vardı saydığı böylece 3. Dünya Savaşı çıkıyor ve anlattığına göre ellerindeki bütün nükleer bombaları kullanıyorlar

Hadiste diyor ki "
Yakında siz Rumlar'la emin bir sulh yapacaksınız.
Sonra siz gaza edeceksiniz.
Onlar da gerinizde sizin gaza ettiğinize düşman olacaklar.
O harpten muzaffer çıkacak ve ganimet alacaksınız.
Sonra yeşil bir ovaya konacaksınız.
Orada bir Rum neferi salibini kaldıracak ve diyecek ki: "Haç galip geldi."
Ona müslümanlardan birisi karşı koyup, kendisini öldürecek.
Bunun üzerine Rumlar muahedeyi bozacak ve gadredecekler.
Büyük muharebeler olacak.
Sizin için toplanacak ve 80 sancak halinde üstünüze gelecekler.
Her bir sancak altında 12000 kişi olarak."

Bu hadiste anlatılan Haç galip geldi olayından sonra Amuk ovası savaşı gerçekleşiyor. Ama bilemiyorum, Amerika var, Rus var, müslümanlar var. Ruslarla savaştığımız kesin, aşağı Irak'a girince niye girdiniz diye bize saldıracaklar ama Amerika bu olaya nasıl dahil oluyor onu bilemiyorum. 12000 kişilik 80 sancak da Ruslar'a ait.

Hadis tercümesinde Benî Esfer yazıyor yanına parantez içinde Rumlar yazıyor ama Şeyh Efendi ona Ruslar diyor. Bu arada kaynak Rumuz el- Ehadis. Bir alttaki hadiste aynı konuyla ilgili sadece Rumlar yazıyor, acaba orada da Benî Esfer'i mi kastediyor anlayamadım.

AMİK OVASINDA SAVAŞ

(Hatay) Amik ovasında Muharebe olur. Ne Rus ne Çin hiçbiri galib gelmez. 100 Rus 100 Çin olsa dümdüz edecekler gene de.
Dünya boşalacak. 5 te 2 kalır
Mehdi a.s gözlere zahire inecek; lakin herkesin görmeye hakkı yoktur.
Rusun da sırtı çok kaşınıyor ona da binecekler.
İstanbuldan 80 fırka Asker gidecek Amik ovasına ve Kıbrıstanda.
Şamdan bir kuvvet gelir diyor Şeyh Efendi hz. Amik ovasında çatışır Melhame (en büyük savaş 3.dünya harbi) orda olur Amik ovasında...

3 te biri kaçar 3 te biri şehid olur 3 te biri galib gelir...

Rus taraftarları  aramayla bulunmaz daha hepsi süpürülecek...
İlk başta Osmanlının çökmesi gerekiyordu Adetullahı tehyic için ve ardından gelen bu hadise en büyük Velinin gelirken en büyük fitneyi durdurması için...
Ardından İstanbulun fethide olacak (Hicri 1453 de) (2032)

22 Mayıs 2016 Pazar

3. Dünya Savaşı (Mehmet Ali Bulut) Yorumu

3. Dünya Savaşı (Mehmet Ali Bulut) Yorumu

Mehmet Ali BULUT 3. Dünya Savaşı

Kıyametin kopacağı inancı, tüm dinlerde, hatta yerel dinlerde bile mevcuttur. Bilim de (astro fizik yasaları) de artık bize net bir şekilde bunun kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

Dini söylem ile fizik söylem arasında küçük bir fark var: Biri (yani din) “saat yaklaştı” diyor, ötekisi (yani bilim) “güneşin dürülmesine daha uzun bir zaman var”, diyor.

Ben şahsen ikisinin de doğru söylediği kanaatindeyim.

Çünkü evrenimiz ölçülebilir zaman açısından 14 küsur milyar yaşında. Güneş ise 8 milyar yaşında. Bizim hayatımızın kaynağına oturtulmuş olan güneş, mahiyetindeki Helyumu azar azar Hidrojene dönüştürerek hayatımız için lazım olan ısı, enerji ve aydınlığı var ediyor.  Kontrollü bir şekilde yanarak, insanlığın hayatını idamesi için kendisine yüklenmiş ilahi emri, (ocak ve lamba olma görevini) sürdürüyor.

Geçmiş toplumların zannı, “bu ocak ila nihayet devem edecek” yönünde idi. Peygamberler bu zannı yok etmek ve hayatın fâniliğini anlatmak için gönderildiler. Dedikleriydi şuydu:

-Bu ocak önünde sonunda sönecek! Bu dünya harap olacak ve ebedi cennet ve cehennem şeklinde iki dal şeklinde yeniden inşa edilecek!

Sonunda bilim de bu noktaya geldi. Bilim de evet bu ocak sönecek” diyor. Hatta tamamen teknik verilerle, sobada ne kadar yakıt kalabilmiş olabileceğini bile kesine yakın tahmin edebiliyor. En iyimser tahminle bu ocak daha dört milyar yıl tüter, diyorlar!

Dinler ocağın sönmesine çok az bir zaman kaldığını söylüyor, bilim ise daha 4 milyar yıl güneşimiz bize yetebilir, diyor…

Peki, güneşte 4 milyar yıllık yakıtın var olması, insanlığın da yaşamasının garantisi midir?

Hayır?

Çünkü bir de üzerinde oturduğumuz dünya var. Dünya Kuran’a göre, insanın hizmetine verilmiş, yaşanılabilir bir yer haline gelmesi için uzun bir macera yaşamış, insan ömrü ile kıyaslanamayacak kadar uzun bir zaman diliminde, ilahi bir tekdir ve kast ile insanın yaşayabileceği bir küre olmuştur. (Bakara, Enam, Taha, Rahman (özellikle ilk ayetler, dünyanın insan için nasıl hazırlandığını net ifade eder) Naziat (26. ayetten 35. ayete kadar göklerin ve dünyanın nasıl hazırlandığını safha safha anlatır))

Yine Kurana göre dünya, dağılmaya aday bir takım parçalardan (kıtaun mütecaviratun, Rad, 4) oluşmaktadır. Atmosferi ve yapısı insan müdahalesiyle bozulabilecek bir yapıdadır. Dolayısıyla insanın hayatı sadece güneşe bağlı değil. Dünyanın kendisi de bağlı olduğu güneşten ayrı olarak varlığı sayısız tehlikeler ve tehditler altında bulunan bir küredir. Her an başını bir kuyruklu yıldıza çarpabilir, her an parçalarının birbirinden ayrılmasına sebep olacak depremlere maruz kalabilir… Yani güneşimiz yakıtını tüketmeden önce de dünya kendisine verilen bonuslarını, insanın hırsı ve nankörlüğü yüzünden vaktinden önce tüketebilir. Eceli müsemmasına varmadan başını bir seyyareye çarpıp izni ilahi ile ölümüne sebep olabilir.

Evet, biz inananlar biliyoruz ki kendi ömrümüz gibi bu dünya ve bu âlem dahi fanidir. Günü geldiğinde Allah’ın izni eli, harap olacak, zıtların birlikteliği üzerine kurulan yapısı, zıtların ayrılığı çerçevesinde yeniden inşa edilecektir. İman ve iman ile alakalı maddeler bir merkezde temerküz edip cennet, küfür ve küfürle ilgili maddeler ve karanlıklar birikip cehennem halini alacaktır.

Sanırım buna itirazı olan sadece kâfirlerdir… Museviler de Hristiyanlar da Müslümanlar da ve bir kısım sabiiler de bu alemin de insan türünün de ebedi olmadığını bilmektedirler… İnsan denilen şu iblis veya melek müsveddesinin, önünde sonunda bu gerçek ile yüzleşebileceğine inanmaktadırlar.

Peygamberimiz (sav), kendi bi’setini (peygamber olarak gönderilişi) ilk kıyamet alameti olarak ifade etmiştir. Kendisi ile kıyamet arasındaki zamanın işaret parmağı ile orta parmağın uzunluk farkı kadar olduğunu dile getirir. Onunla da kalmaz, “ümmetim istikametle gitse ona bir var” diyerek, esasında İslam’ın hilafet saltanatının bin yıl süreceğini, ümmetinin ise bin beş yüz yıldan fazla yaşamayacağını ifade etmiştir hadislerinde.

Osmanlı, vefatıyla, peygamberin bu mucizesini ispat etmiştir. Hilafetin aynı zamanda saltanatı da uhdesinde bulundurdğu zamanlar tamı tamına bin yıl olmuştur. Hilafetin saltanatız sürdüğü dönemler de vardır çünkü.

Peygamber efendimiz ümmetinin başına gelecek bazı hadiseleri de teşbihler ve temsiller şeklinde ümmetine haber vermiştir. Cemel vakaası, Sıffin savaşı, kendisinden otuz yıl sonra dikta (ceberut) döneminin (Emevi satanatı) başlayacağı, Türklerin İslam’a gireceğini (Ki Kur’anın da buna işaret ettiği kabul edilmiştir, Maide, 54), arap iktidarına son vereceğini, sonra yeniden doğudan çekik gözlülerin geleceğini ve bir afet olarak islamların üzerine çökeceğini (Moğul İstilası)  ve hemen hemen İslam tarihi boyunca ümmetin önüne çıkacak tüm olayları mucizane hhaber vermiştir. Tabii bunlar teşbih ve temsillerle aktarıldığı için, olay yaşanmadan tam olarak anlaşılmamışlardır. Çünkü eğer katiyetle ve açık seçik haber vermiş olsaydı, teklif sırrı bozulurdu. O yüzden olayları, üstü örtülü, daha doğrusu ret edilebilir şekilde aktarmıştır aleyhissalatu vesselam!

Resulullah, bize insanlığın en son ve en büyük savaşından da söz eder. Ona ‘Yavumül Melhame’ (canın cana girdiği, etlerin birebirine geçtiği) der. Bununda Amik ve Mercidabık (A’maka ve Dabika) ovalarında gerçekleşeceğini, savaşın arkasındaki gerçek muharrikin Yahudiler olacağını haber verir (Müslim, 9874).

Nitekim Kur’an-ı Kerim de Yahudilere iki kere yeryüzünde fitne çıkarabilme gücü verileceğini, bunlardan ilkinin cezalandırıldığını, ikincisinin zamanın geldiğinde de onlara son bir darbe vurulacağını haber verir. Ancak Kur’an, ikincisine, “ikinci” demez, “Va’dul-Ahireti” der. Yani “iki kere yeryüzünde fesad çıkaracaksınız, ikinci fesadınızın zamanı geldiğinde…” demek yerine “Ahiret vadi geldiğinde, yani kıyametin kopması zamanı geldiğinde…” diye bir ifade kullanır. Böylece Yahudiler ile Müslümanlar arasında yaşanacak büyük melhamenin aynı zamanda insanlığın sonunu getireceğini haber verir. (İsra, 3-7)

Nitekim yukarıda bahsi geçen hadisi yorumlayan birçok âlim, o savaşın ardından başlayacak büyük savaşta insanlığın, beşte dört nüfusunu kaybedeceğini haber verirler.

Rivayetlere bakılırsa bu büyük ve çetin savaşın devam ettiği süreçte beklenen Mehdi “Savaşçı Mehdi” ortaya çıkacak. Dünya tam bir herc ü merc içinde iken, Hristiyanların içinden çıkacak büyük bir ruhani kesim, Kuran’ın davet ettiği kelimede buluşmak üzere Müslümanların safında yer alacak ve Deccal ordularını yenerek, tam bir hükümranlık elde edecekler. Hadislerde “Hz İsa gelir Mehdiye iktida eder” diye ifade edilen şey, bu şekilde tecelli eder[1].

İyiler son bir kere kötülere galebe eder ve dünya, nasıl ki daha önce tam bir adaletsizlik ve zulüm ile istila edilmiş idiyse bu kere de hakiki bir adaletle kırk yıl idare olunur. Böylece, inananlar, “eğer insanlık, Allah’ın insanlardan beklediği hal üzere olsalardı nasıl bir dünyada yaşayacaklardı” onun güzel bir örneğini sergileyecekler. Bu da en fazla kırk senelik bir zaman dilimidir. Ondan sonra doğudan ve batıdan yecüc mecüc fitnesi doğar tüm müminler yok edilirler ve kıyamet kâfirlerin başına batlar…

Bugüne Gelirsek

Şu meselenin günümüze bakan yönüne gelince…

Yukarıda bahsi geçen hadisi (Müslim rivayeti hadis), birçok ehli keşif kendince tevil etmişlerdir. Ben onlardan Gürbüz Babanın[2] tevilini akla çok daha yakın bulduğum için onu size aktaracağım.

Şöyle der:  “İsrail[3] Suriye'yi almadıkça Mehdi çıkmayacak. İsrail Suriye’ye vuracak. Suriyeliler Türkiye'ye kaçacak. Savaşta İsrail Medine’yi de bombalayacak. Filistin ve Lübnanda çok kayıp verilecek. Türkiye'yi de vuracaklar. Daha sonra İsrail Hatay’dan vuracak. Amik ovası kan gölüne dönecek. Türkiye'den insanlar “biz de Yahudi’yi ülkemizden çıkaralım" deyip orada toplanacaklar.

Bu sırada Yunan Türkiye'nin batısını vuracak. Amik ovasındaki Türklerin bir kısmı geri dönecekler. Bir kısmı ise orada kalıp Yahudileri yok etmek için savaşacaklar.

Türkler bu savaşın başında yenilecekler. Afganistan ve Türki devletlerden askerler gelip Mehdiye yardım edecekler. İstanbul bu savaşta işgal edildiği için İstanbul Mehdi tarafından anlaşma yoluyla yeniden geri alınacak.”

Abdullah Gürbüz Baba’ya göre Amik ovasında Türkiye ile savaşacak olan asıl düşman Yahudilerdir. “Ancak bunlar İsrail mi, yoksa ABD ya da BM yahut Rusya mı olacağını göreceğiz.” der

Şeyh Abdullah Dağıstani[4], bu hadiste geçen Beni Asfar’ı Rusya olarak isimlendiriyor ve savaşın da “Türkiye’nin bir şey yapması”[5]yla başlayacağını haber veriyor.

Yine aynı rivayetlerde, “Avrupa Türkiye’nin yanında yer aldıkça savaş çıkmayacak, ancak Avrupa sonradan Türkiye’nin arkasından çekilecek ve savaş başlayacak” denilmiş…

İmdi… Bu rivayetler çerçevesinden bakıldığında, şu şöyle olsaydı bu böyle olsaydı demenin pek anlamı kalmıyor. Türkiye Rusya’dan özür dilese de netice değişmeyecek, belki bir süreliğine tehir olunabilir ama işin büyük bir kısmı 2016 içinde gerçekleşecek. Amma onun sonucunda başlayacak üçüncü dünya harbi dünyanın her bir tarafını ateşe verecek ve büyük ihtimalle atom bombaları da işin içine gireceği için insanlığın beşte dördü yok olacak…

Sonra mehdi ve Mesih işbirliği ile dünya yeniden kurulacak ve kurtla kuzu 40 yıl birlikte yaşayacak. Ve sonra tam anlamıyla kıyamet çağına gerilecek. 1506’da inanlara karşı tüm dünyada müthiş bir intikam ve tehdit çağı başlayacak. İnananlar sürek avı yapar gibi avlanacak. Amma bu, geride kalanların rahat edecekleri anlamına gelmiyor. Çünkü Kur’an açık bir şekilde bunu yapacak olanları tehdit ediyor ve onların da ondan sonra fazla yaşayamayacaklarını haber veriyor. (Mülk suresi, 28)

[1] )Şu anda iki Amerika (iki batı) var. Birisi, Neoconların ve Evanceliklerin idasinde küresel sermayeyi de kullanan İsrail’e hizmet eden Batı, diğeri New York merkezli ve Hırıstiyanlıktan gelen vicdanı ve şefkati özünde barındıran öteki batı. Kuran ehli kitap içindeki bu ikiliğe temas eder, ikisini bir görmeyin der (Ali İmran, 113; 199) İşte ıstıfa edip Kur’an’a iktida edecek batı budur. Şu anda Amarik’nın içlerinde bu iki batı kıyasıya bir mücadele sürdürüyor. Bu Vatikan’ı da temsil eden batıdır. Ancak Vatikan şu ana kadar Evangeliklerin ve Neoconların aldatması ve İslami terörü temcit pilavı gibi sürekli insanlığın önüne sürmeleri yüzenden hala İsrail’in çıkarları noktasında kullanılıyor. Fakat artık o dahi uyanmaya başladı. Sık sık, değindiğim, bir mesele var bilirsiniz, Müslümanların bir vazifesi de “Hrısitiyanlı Siyonist Yahudilerin boyunduruğundan kurtarmaktır”, diye. Kur’an da bu noktada Hristiyan ruhanilerini uyarmaktadır, Yahudilerin oyuna gelmemeleri konusunda. Şöyle buyurur: “Ey Kitap ehli (Ey Hrıstiyanlar)! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin (Yahudilyerin) arzu ve keyiflerine uymayın.” (Maide, 77)

 [2]) Anadolu’nun veli kullarından biridir (1933-2004).

[3]) Şuna emin olabilirsiniz, şu anda Rusya da Neoconcu Amerika da Çin de İran da –sıranın kendisine de geleceğini bilmeden- İsrail’e hizmet ediyorlar ve onun büyük İsrail devletini kurması yolunda kullanılıyorlar. Bu coğrafyada en az on devlet yıkılacak veya parçalara ayrılacaktır. Ta ki İsrail ‘büyük israil’i  (Arzı mevudda Dünya kırallığını) kurabilsin. Bunlar, Lübnan, Filistin, Mısır, Ürdün, Suriye, Irak, Kuveyt (Katar Bahreyen ve Emirlikler’i de bunun içinde sayalım) İran ve Türkiye’dir. Şu anda maalesef İsrail, İsra suresinde “sizi (yeryüzüne daığılmış) oğullarınız ve mallarla destekleyeceğiz” ayetinin haber verdiği hal üzerindeler… Rusya da onular için hizmet ediyor, Amerika da İngiltere de Çin de)

[4]) Abdullah Dağıstani (ks)  (14 Aralık 1891 - 30 Eylül 1973), Nakşibendi mutasavvıf, Şeyh Nazım Kıbrısi'nin şeyhidir.

[5]) Türkiye bir şey yaptı ve Rus uçağı Türkiye tarafından düşürüldü. 1950 yılından bu yana Rusya böyle bir olay yaşamadı. Bunu nefsine yedirmesi zor elbet! Bir tür Rus ‘one minute’ü olan şu hadise yüzünden olan Türkmenlere olacak. Fakat rivayetlerde, şu savaşta şehit olacak kimseler ‘Afdalu şüheda” (şehidlerin en faziletlisi) olarak anılıyorlar. İnşallah öyledir. Cebir altında ve mazlumen hayatlarının kaybediyorlar çünkü.

ALINTI:http://www.haber7.com/yazarlar/mehmet-ali-bulut/1687092-3-dunya-savasi

31 Aralık 2015 Perşembe

Melhame-i Kübra ve Deccal Zuhuru Hakkında

Melhame-i Kübra ve Deccal Zuhuru Hakkında

Melhame-i bübra, kelime manası olarak çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelmektedir.

Bu konuda değişik tasvirleri ihtiva eden hadis rivayetleri vardır. Diğer kıyamet alametleri gibi  bu da müteşabihtir, kesin olarak tayin edilmesi kolay değildir. Melhame-i Kübra,  kıyametin bir alameti olarak değişik zaman dilimlerinde farklı şekillerde boy gösteren farklı versiyonları olan bir kavram da olabilir.  Hadislerin farklı rivayetleri bu farklı olaylara da işaret etmiş olabilir. Hadis kaynaklarında geçen özellikleri nazara alındığında bu olayın Osmanlı topraklarında gerçekleşeceği anlaşılabilir. Biz konuyu fazla uzatmadan kendi kanaatimizi de pekiştiren şu hadislere bakabiliriz.

Abdullah b. Büsr anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu

“Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar.”(Ebu Davud, Melahim, 4)

Muaz b. Cebel anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu

“Melhame-i Kübra, Kostantin’in fethi ve Deccalin ortaya çıkması (olaylarının hepsi) yedi ay içerisinde meydana gelir.”(Ebu Davud, a.g.e; Tirmizî, Fiten, 58).

Ebu Davud, yukarıdaki hadis rivayetinin bu hadisten daha sahih olduğunu söylemiştir. Tirmizî de bu hadis için “garip” olduğunu söylemiştir.(bk. ilgili yerler)

Buna göre, Melhame-i Kübra’yı zaman itibariyle şöyle anlayabiliriz: Önce Melhame-i Kübra olacak, ardından Konstantiniye fethedilecek, ardından da Deccal çıkacaktır. İşte bu hadis rivayetinden hareketle denilebilir ki;

1. Melhame-i Kübra, Birinci Cihan Harbidir. Osmanlı topraklarının yedi düvel tarafından işgal edildiği bu savaş, İslam aleminde gerçekleşen en büyük savaştır.

2. Konstantiniye/İstanbul’un fethi ise, aynı savaşta İngilizler tarafından işgal edildikten birkaç yıl sonra yeniden kurtulmuş ve yeniden fethedilmiştir.

3.  Deccal'in çıkması ise, aynı savaşla bağlantılı olarak belli din düşmanı şahısların ortaya çıkması yanında, materyalist bir düşünce akımını temsil eden Avrupa ve Sovyetler Birliğinde genel olarak meydana gelen semavî dinlerin karşıtı cereyanlar da bu deccali simgelemektedir.

Hadiste ifade edildiği gibi, bu olayların hepsi altı-yedi yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Tabii ki bu da nihayet bir yorumdur; isteyen katılır, isteyen katılmaz.


27 Kasım 2015 Cuma

İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz. Mehdi

İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz. Mehdi

3. Dünya Savaşı,Melhame-i Kübra,Armagedon,Amik Ovası,İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz.Mehdi

Yahudiler Osmanlı devletini içinden yıkıp parçaladıktan sonraki süreçte, 1948 yılına gelindiğinde, binlerce sene sonra bir daha İsrail devletini kurup ilan ettiklerinde, şaşırıp kendisine sualler soranlara cevaben Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) buyurdu ki;

"Millet-i Yahûd (Yahudiler), hükümet kuramayacak diye kayıt yok. Mutlak hezîmet ve topyekün mahvolmaları hakkında hüküm var." (1)

Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: "Ey Müslüman, işte Yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!" diyecek." (2)

Hadis : Resulullah (sav) (birgün): "Beytu`l Makdis`in imarı (Kudüs'ün Yahudilerin eline geçip imar edilmesi ve dünyanın yönetildiği merkezlerden biri olması) Yesrib`in harabıdır (Medinenin ve dolayısı ile İslam ümmetinin feci durumlara düşmesidir). Yesrib`in harabı melhamenin (savaşın, Yahudi ve Hristiyanların verdiği isimle Armagedon'un, çok büyük bir dünya savaşının) çıkmasıdır. Melhame (müslümanların kazanacağı Armagedon savaşı aynı zamanda) İstanbul`un fethidir, İstanbul`un fethi Deccal`in çıkmasıdır!"

buyurdular. Sonra elini (Resulullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muaz`ın) dizine vurdular ve: "Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular." ( Hz. Muaz burada -konuşmakta olduğu kimse- derken kendisini kasdetmektedir. Yani Aleyhissalatu vesselam`ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel`dir.)" (3)

Not: Yesrib, Medine-i Münevvere'nin eski adıdır.

Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Melhame (Armagedon, 3. dünya savaşı) ile Medine`nin (İstanbul'un hz. mehdi ve evlatları tarafından yapılacak ikinci ve manevi) fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccal çıkar." (4)

Not: Medine şehir anlamına gelir.

Hadis-i şerifte buyruldu:

"Ey ümmet! Sizde altı alamet vardır. Birincisi (....) Altıncısı ise Medinenin fethi... Sordular: Hangi medine ya Rasulallah? Şu cevabı verdi: Kostantiniyye...(İstanbul)" (5)

MELHAME-İ KÜBRANIN BAŞLAYACAĞI YER: AMİK OVASI'DIR.

Bu husustaki bazı hadis-i şerifler şunlardır

Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu gönderir ki onlar Arap'ın en iyi ata binenleri ve silahlı olanlarıdır. Allah onların sebebi ile bu dini kuvvetlendirir. (6)

İnsanlar için üç temerküz noktası vardır. Antakya Amik'inde olan Melhame-i Kübrâ'da toplanma merkezi Şam olur. Deccal vak'asında merkezleri Kudüs; Ye'cüc ve Me'cüc hadisesinde Tur-u Sinâ... (7)

Müslümanların Melhamede merkezleri Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye'cüc Me'cüc vak'asında merkezleri Tur-u Sinâ'dır. (8)

Melhame-i Kübra, Kostantıniyye'nin fethi ve Deccal'in çıkması 7 ay (sene) içinde olur. (9)

Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye'nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar. (10)

Size dünya fetholunacak. Eğer bir menzilde muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın. Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir. Onun karargâhı da "Guta" denilen yer olacaktır. (11)

Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. (12)

Ahir zamana dair hadis-i şerifleri yorumlamak isterken komik hallere düşen, buna rağmen bir de en doğru şekli ile anlayıp yorumlayan müslümanların cemaatine de alaycı şekilde dil uzatan cübbeli ya da cübbesiz sözde ilim ehli özde talk showcu ekran hocaları bilmeli ki, ahir zamana dair hadisler sırran bildirilmiştir. Ayrıca çok az kelime ile çok derin manaları ifade etme sanatı kullanılmıştır. Şayet, o ahir zamanı yaşayacak müslümanlar hatta gayri müslimler, bu hadisleri okuyup her detayı ile hemen anlayabilecek olsalar, usule, sünnetullaha muhalif olur ve kimse tuzaklara düşmez. Kimse imtihan olmaz. Hayatın akışı bozulur. Hadislerde yaşanacağı haber verilen şeyler yaşanmaz. İmtihan için bulunduğumuz bu dünyada da ne hz. Allah (c.c.) ne de hz. Rasulüllah (s.a.v.) buna razı olmaz.

Zamanın sahibi ve hakiki varis-i Rasulü Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri şöyle buyurmuştur;

"Hz. Mehdi (Aleyhi rıdvan) hakkında vâki hadis-i şerifte, Fahri Âlem (s.a.v.) Efendimizden sırran haber sadır olmuş olup, ancak anahtarı kimde ise o açar ve işin hakikatini o anlar, başkası anlayamaz. Herkes anlasa sır zâhir olur. Usule muhalif gelir. Yani zamanın sahibi, Rasûlüllah'ın vârisi perdeyi kime açarsa ancak o anlar. Nüzûl-i İsa (Aleyhisselâm)'daki sır da böyle. Allah dostlarının rütbesindeki büyüklükleri nisbetinde halleri ve sırları kapalıdır. Sultan Hamid (Aleyhirrahme) dahi, bunlardandır." (13)

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki şu günümüzde yaşananlar bir dünya savaşıdır. Biz müslümanların "Melhame-i kübra" dediği, Hristiyan ve Yahudilerin "Armagedon" dediği bu savaşı müslümanlar kazanacaklar. Batı alemi batacak. Uluslar arası Siyonist teşkilatlanma çökecek, ve bu teşkilatın her türlü gayri insani faaliyetlerle (Fuhuş sektörü, uyuşturucu sektörü, silah kaçakçılığı, terör örgütleri kurup yönetme, organ ticareti v.b) kazandığı para ile ayakta tuttuğu İsrail'in hızla yok oluşu başlayacak. Yahudi, dünya genelinde topyekun mağlup olacak. Yeni bir dünya düzeni kurulmaya başlayacak. Armagedon'dan altı yıl sonra İstanbul yaklaşık iki asırlık küfür idaresinden kurtulup yeniden ve manen hz. mehdinin evlatları-talebeleri tarafından fethedilecek. Şeriat ile idare olunacak. Huzur, güvenlik, mutluluk temin edilecek. Hiçbir güç buna mani olamayacak. Bundan hemen sonra da İstanbul'u fetheden Hz. Mehdi'nin evlatları, dünyanın dört bir tarafını fethetmeye başlayacak. Avrupa, Asya, Amerika, kuzey, güney, doğu, batı her yer fethedilecek. Arada birkaç zayıf küfür devleti kalacak. İşte çokça duyulan "Altın çağ" o zaman yaşanacak.





KAYNAK:
1- Hatıratım, Ali Erol, Fazilet Neşriyat

2- Ravi: İbnu Ömer, Hadis No: 5020

3- Ravi: Muaz İbnu Cebel, Hadis No: 5048

4- Ravi: Abdullah İbnu Büsr, Hadis No: 5049

5- ibn-i Hacer

6- Râmûz el-Ehàdîs, 66/7. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre RA,

7- Râmûz el-Ehàdîs, 351/8. Ravi: Hz. Hüseyin RA

8- Râmûz el-Ehàdîs, 393/10. Ravi: Hz. Ebû Zahiriyye RA

9- Râmûz el-Ehàdîs, 236/18. Ravi: Hz. Muaz RA

10- Râmûz el-Ehàdîs, 246/4. Ravi: Hz. Abdullah ibn-i Buğr RA

11- Râmûz el-Ehàdîs, 298/4. Ravi: Hz. Ebüd-Derdâ RA

12- Râmûz el-Ehàdîs, 322/10. Ravi: Hz. Ebüd-Derdâ RA

13- Hatıratım, Ali Erol, Fazilet Neşriyat

5 Kasım 2015 Perşembe

Melhame-i Kübra (Armegeddon 3. Dünya Savaşı) hakkında

Melhame-i Kübra (Armegeddon 3. Dünya Savaşı) hakkında




Melhame-i bübra, kelime manası olarak çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelmektedir.

Bu konuda değişik tasvirleri ihtiva eden hadis rivayetleri vardır. Diğer kıyamet alametleri gibi  bu da müteşabihtir, kesin olarak tayin edilmesi kolay değildir. Melhame-i Kübra,  kıyametin bir alameti olarak değişik zaman dilimlerinde farklı şekillerde boy gösteren farklı versiyonları olan bir kavram da olabilir.  Hadislerin farklı rivayetleri bu farklı olaylara da işaret etmiş olabilir. Hadis kaynaklarında geçen özellikleri nazara alındığında bu olayın Osmanlı topraklarında gerçekleşeceği anlaşılabilir. Biz konuyu fazla uzatmadan kendi kanaatimizi de pekiştiren şu hadislere bakabiliriz.

Abdullah b. Büsr anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu:

“Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar.”(Ebu Davud, Melahim, 4).

Muaz b. Cebel anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu: 

“Melhame-i Kübra, Kostantin’in fethi ve Deccalin ortaya çıkması (olaylarının hepsi) yedi ay içerisinde meydana gelir.”(Ebu Davud, a.g.e; Tirmizî, Fiten, 58).

Ebu Davud, yukarıdaki hadis rivayetinin bu hadisten daha sahih olduğunu söylemiştir. Tirmizî de bu hadis için “garip” olduğunu söylemiştir.(bk. ilgili yerler).

Buna göre, Melhame-i Kübra’yı zaman itibariyle şöyle anlayabiliriz: Önce Melhame-i Kübra olacak, ardından Konstantiniye fethedilecek, ardından da Deccal çıkacaktır. İşte bu hadis rivayetinden hareketle denilebilir ki; 

1. Melhame-i Kübra, Birinci Cihan Harbidir. Osmanlı topraklarının yedi düvel tarafından işgal edildiği bu savaş, İslam aleminde gerçekleşen en büyük savaştır. 

2. Konstantiniye/İstanbul’un fethi ise, aynı savaşta İngilizler tarafından işgal edildikten birkaç yıl sonra yeniden kurtulmuş ve yeniden fethedilmiştir.


3.  Deccal'in çıkması ise, aynı savaşla bağlantılı olarak belli din düşmanı şahısların ortaya çıkması yanında, materyalist bir düşünce akımını temsil eden Avrupa ve Sovyetler Birliğinde genel olarak meydana gelen semavî dinlerin karşıtı cereyanlar da bu deccali simgelemektedir.


Rusya’nın Savaşa Dahil Olmasıyla Melhame-i Kübra Yaklaştı

Suriye'de muhalifler safında Beşar Esed'e karşı silahlı mücadele veren Suud kökenli vaiz Abdullah el Muheysini, Rus saldırıları üzerine beyanat yayınladı.

Şeyh’in yazmış olduğu o beyanat ;

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Ey bütün liderler!
Ey Mücahitler!
Ey Şam ehli!

Size olan sevgi ve nasihatimi biliyorsunuz. Kardeşinizden şu kelimeleri duyun, umulur ki Allah onları faydalı kılar.

Ey Şam ehli!
Insanlar size karşı toplandı, bunun üzerine Hasbunallahu ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) deyiniz. Bu sözü Allah Rasulü’nün (s.a.v) sahabesi (r.anhum) daha önce söyledi ve Allah’tan bir nimet ve lütufla savaşlardan geri döndüler, onlara bir kötülük de dokunmadı.

Ey Şam ehli!
Size “Ruslar süper güç” diyorlar, onlar görmediler mi ki Rusları yaratan Allah (s.v.t) güç bakımından Ruslardan daha çetindir. Ad nerede? Sütunlar sahibi Irem kenti nerede? Firavun nerede? Karun nerede? Hatta daha yakına gelin. Sovyetler Birliği nerede? Onlara dair bir iz görüyor musunuz? Cesetleri parça parça olup çürümüş, onları Horasan dağlarındaki solucanlar, kurtçuklar yemiştir. Vadi ed Dayf ve el Hamidiyye kuvvetleri nerede? Ebu Zuhur Havaalanı’ndaki kuvvetler nerede?

Ey Şam ehli!
Allah (c.c) sizlere buyuruyor ki : “Işte bu şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimselerseniz onlardan korkmayın, benden korkun” (Âl-i imran-175)

Ey Şam ehli!
Doğrudur, onların yanında uçakları var ancak şunu hatırlayın ki bizimle birlikte yerin ve goklerin Rabbi var. Hasbunallahu ve ni’mel-vekil deyiniz ama askeri ve şer’i sebepleri ile amel etmeden bu sözü söylemeniz yetmez. Işte Rusya müdahale ediyor ve Iran bütün pişkinlik ve arsızlığı ile övünerek ” Suriye’deki hava rotaları 3 gruba tahsis edilmiş: Suriye hükümeti,

Rusya ve Işid’e karşı koalisyon” diyor. Iran şöyle diyor: ” Yakında bizim de bir hava güzergahımız olacak.” Bu gelişmelerin ancak Nebi’nin (a.s) haber verdiği melhameler(savaşlar) olduğunu sanıyorum. Allah’a yemin olsun ki Farslar ve Rumlar Allah’ın izniyle bu iş için gerekli şer’i ve askeri sebepleri yerine getirirseniz kılıçlarınız altında kırılacaklar, bozguna uğrayacaklar.

Şaşırmaya gerek yok. Rusya’nın müdahil olmasına şaşmaya gerek yok. Şam toprağı melhamelerin (savaş, destan) toprağıdır. Şam’da kim ipleri eline alırsa dünyayı o yönetir ve dünyanın efendisi olur. Işte sizler Fetih Ordusu adındaki yapılanmanın altında bazı gruplar birleştiğinde meydana gelen basit ve ilahi bir dersi görüyorsunuz. Senelerce direnen ve efsane olan kaleler Fetih Ordusu’nun önünde sallantıya uğradı.

Ey komutanlar, liderler!
Belki yakında iletişim araçlarından bile irtibat kuramayacağız, belki uluslararası saldırı ve hedef alınışımızın şiddeti yüzünden görüşme, nasihatleşme yapamayacak, diyalog kuramayacağız. Sizler bunu iyi bir şekilde idrak ediyorsunuz.

Ey liderler!
Sizleri seven bir nasihat sahibinden duyun. Şu an yapmanız gerekenlerin en gereklisi bütün anlaşmazlıklarınızı unutup yeni bir mücadele aşamasına başlamanızdır. Iran, Rusya ve Beşşar’ın, hatta Amerika’nın uzlaşmasının din veya akidede anlaşmaları yüzünden olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır, Allah’a yemin olsun ki Islam’a karşı savaşta uzlaştılar. Aralarındaki ihtilaflar çetindir ancak bizimle savaşmak ve bizi yok etmek için biraraya geldiler. Biz ise zamanı geçmeden biraraya gelmeye ve safların birleşmesine daha layığız. Birleşmeyi arzular ama başaramaz hale gelmemizden önce buna daha layığız.

Ey liderler!
Allah size buyuruyor ki “Tedbirinizi alın, dikkatli olun” Öyleyse önümüzdeki yeni savaşa hazır ve ehil olun. Allah’tan yardım isteyin. Hepiniz şimdi Rus hava gücünün keşif uçakları ile havada dolaştığını görüyorsunuz. Rus uçaklarının aylarca hedef topladığını biliyorsunuz. Onlar için derhal masayı ters çevirin( işlerini terse çevirin). Yarın demiyorum, şimdi yapın. Çok acil bir adım atarak merkezi ve hassas karargahların, teknik araçların yerlerini değiştirin. Bu sizden Allah’ın düşmanlarına bir tuzak olacaktır. Maddi zorluğun engel teşkil ettiğini biliyorum ancak konu çok büyük öneme sahiptir, bu işinizi başka önemli işlerinizin aleyhine dahi olsa planlı biçimde gerçekleştirin. Bu tavsiyemi önce emirlere daha sonra saha komutanlarına yapmaktayım. Emir meşgul olursa sen mazeret üretme ey komutan!
Beklenen senaryolardan bazıları şunlardır:

Rusya’nın bir hava filosu ile girerek hassas, askeri mevzileri tek seferde Amerikalıların Saddam’a yaptığı gibi bombalaması, ardından Beşşar’ın paralı askerlerinin Rus hava desteği altında ilermesidir. Ağırlık noktalarımızın hedef alınışını takiben kartları değiştirmek, karıştırmak durumunda olacağımız için bundan yararlanmaya çalışacaklardır.

Ey Cihad komutanları!
Allah için dikkatli olun. Islam’a sizin yönünüzden bir zarar vermeye, baskın yapmaya çalışmasınlar.

Ey liderler!
Şam ehli ile yeni bir sayfa açmanız gerekmektedir. Onlar sizin dayanağınız, onlar sizin yakıtınızdır. Allah’tan sonra onlar olmaksızın kalıcılığınız yoktur. Hapishanelerinize tekrar göz atın. Bir şebbihanın evine yerleşmiş olan birini, o ev kendisine ait olmasa bile ondan çıkarmayın. Ganimetleri kendinize has kılmayın, fakirlerin ondaki payını unutmayın. Kendinizi onların üzüntü ve sıkıntılarından ayrı bir yerde tutmayın. Şam ehlini Allah’ın düşmanlarıyla karşılaşmada en hayırlı yardımcı bulacaksınız. Şam ehli ile birlikte yaşadım; onları insanlar arasında iyiliğin hatırını en çok koruyan ve kendilerine ulaşan sıkıntıyı en hızlı bağışlayıp affeden kimseler olarak buldum. Onlar hakkında bu özelliği ganimet bilin.

Siz; ey Şam’ın kahramanları, gençleri!

Ey cihada henüz katılmamış olan veya katılıp bir sebepten terkeden kişiler. Şimdi savaş gelmiş bulunmaktadır. Büyük ve mukaddes savaşınıza başlayın.
Haydi cihada!
Haydi cihada!

Türkiye’de, Avrupa’da veya başka yerlerde oturan kişi!


Cenk meydanlarına, izzet ve kahramanlık meydanlarına gel. Gel de seni görelim, başımızı daha dik tut. Rus ve Iranlılarla çarpışırken, onları senin toprağına gömerken görelim, gel.

Müjdeler olsun Şam ehli !
İyimser ve umutlu olunuz. Gerçekten, Allah’a yemin olsun ki Mücahit evlatlarınızı Allah’a tam bir güven içinde gördüm. Gülüşüp birbirlerine ” Yarın esirlerimiz Rus olacak, ganimet aldığımız tanklar modern tanklar olacak. Beşşar’ın aşınmış tanklarından sıkılmıştık” diyorlar. Müjdeler olsun ki Allah size kefil olmuştur. Bundan sonra ne istiyorsunuz?

Ey Şam ehli!
Önümüzdeki aşama Allah’a (s.v.t) samimi bir dönüş yapmamızı bizden isteyen bir aşamadır. Çünkü Allah’ın orduları ve melekler ancak gönülden itaat edenlerin üzerine iner. Mescitler ruku’ edenlerler ve secde edenlerle dolsun. Tövbe eden erkek ve kadın kafilelerinin öncüleri olalım. Kendimizi, eşlerimizi, zürriyetimizi ıslahla işe başlayalım. Mazluma destek olalım. Yoksulu doyuralım. Işte o vakit Allah’tan bir zafer ve apaçık bir fetih bekleyelim.

Allahım! Bizlere Rus askerlerinden esirlerle, Rus tanklarının ganimet olmasıyla göz aydınlığı ver. Ya Hayyu Ya Kayyum.

Savaşlar ve nöbet toprağı Şam’dan Telegram kanalı vasıtası ile yazan: Dr. Abdullah Muhammed el- Muhaysini