Ahir zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahir zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Haziran 2016 Çarşamba

Ahir Zaman ve Kadın Fitnesi Hakkında

Ahir Zaman ve Kadın Fitnesi Hakkında

Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oynayan, taife-i nisaiye ve onların fitnesi olduğu hadîsin rivayetlerinden anlaşılıyor. ...G. Reh. 24 p1


Fitne-i âhirzamanın mahiyeti bana göründü ki; o fitnenin en dehşetlisi ve cazibedarı, kadınların yüzsüz yüzünden çıkıyor. …" G.Reh.17

Hem -nakl-i sahih-i kat'î ile- ferman etmiş ki:

اِذَا مَشَوُا الْمُطَيْطَاءَ وَخَدَمَتْهُمْ بَنَاتُ فَارِسَ وَالرُّومِ رَدَّ اللَّهُ بَاْسَهُمْ بَيْنَهُمْ وَسَلَّطَ شِرَارَهُمْ عَلَى خِيَارِهِمْ

deyip, "Ne vakit size Fars ve Rum kızları hizmet etti; o vakit belanız, fitneniz içinize girecek, harbiniz dâhilî olacak; şerirleriniz başa geçip, hayırlılar ve iyilerinize musallat olacaklar!"... Mektubat 107 p3


… Rivayette var ki: "Fitne-i âhirzaman o kadar dehşetlidir ki, kimse nefsine hâkim olmaz." Bunun için, binüçyüz sene zarfında emr-i Peygamberîyle bütün ümmet o fitneden istiaze etmiş, azab-ı kabirden sonra مِنْ فِتْنَةِ الدَّجَّالِ وَ مِنْ فِتْنَةِ اۤخِرِ الزَّمَانِ vird-i ümmet olmuş…Şualar 584 p2

Bir meclis-i ihvana güzel bir karı girdikçe; riya, rekabet, hased damarı intibah eder. Demek inkişaf-ı nisvandan, medenî beşerde ahlâk-ı seyyie inkişaf eder. (Mektubat - 478)


Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor: Resulullah (A.S.M.): Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne, bir imtihan vesilesi bırakmadım.» (l00)
«Nitekim "Kadınlar şeytanın ağlarıdır" denilmiştir. Şeytanlar başka tarik ile aldatamadıklarını, en ziyade kadınla aldatır. » (E.T. l47l)

Rasulullah Efendimiz (sav) buyurdu ki: “Ademoğluna zinadan nasibi yazılmıştır. Çaresiz ona erişecektir. İki gözün zinası bakmaktır. İki kulağın zinası fuhuşla ilgili şeyleri dinlemektir. Dilin zinası fuhuşla alakalı sözdür. İki elden zina ederler; zinaları, harama el uzatmaktır. İki ayak da zina eder; zinaları, fuhşa yürümektir. Kalp de zinaya heves eder, yapmayı temenni eder. Artık ferc de bunları doğrular, yahut yalana çıkarır.”


Bir âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor: (24:30) Mü'minlere yani mü'min erkeklere söyle gözlerini indirsinler; gerek hariçte, gerek dahilde ve gerek başkalarının evlerine girerken, çıkarken, otururken, kalkarken gözlerini dikmesinler; harama bakmaktan, ayıb şey görmekten sakınsınlar. Sofiyyeden Şiblî (kuddise sırruhu)ya, ne demek diye sormuşlar. Demiş ki: Baş gözlerini muharremattan, kalb gözlerini masivaullahtan çeksinler.(E.T.3502)

Buhari 23. Mü'minûn Suresi'nin l9. âyetini zikretmiştir ki, meali şöyledir: Allah hem hain gözlerin (tecessüslerini) hem de (fâsıd) gönüllerin gizlediği temayülleri bilir..
İbni Ebî Hatem'in, Abdullah bin Abbas vasıtasıyla rivayetine göre; âyetteki hain gözlerin tecessüs ve fasid gönüllerin temayülü şöyle tasvir buyurulmuştur: Hain gözlü o kimsedir ki; , bir cemaatla bir yerde otururken yanından güzel bir kadın geçerse, yahut girdiği bir evde güzel bir kadın görürse, yanındakilerden hırsızlayarak kadına sinsi sinsi bakar. Yanındakiler kendisine bakınca hemen gözünü ayırır. Fakat Allah bilirki, o hain gözlü kimse, kadının daire-i mahremiyetine girmeğe gücü yetse muhakkak girmek ve zina etmek ister.

Bir hadis-i kudsîde de şöyle buyuruluyor: Yani: Namahreme bakmak, İblis'in oklarından bir oktur ki, her kim benden korkar onu bırakırsa, (harama bakmazsa) o haramın zevkine bedel ona bir iman veririm ki, o imanın celadet ve halavetini kalbinde duyar.

Buhari'nin arka arkaya iki hadisi vardır ki, bunlardan birisi: Veda Haccında Resul-i Ekrem Medine'den hareket ettiğinde terkisine amcası Abbas'ın oğlu Fazl'ı almıştı. Yolda güzel bir kadın bir mes'ele sormak üzere yaklaştığında, Fazl kadına bakmağa başladı. Kadın da son derece güzel olan Fazl'a bakıyordu. Bu manzarayı görünce Hazret-i Peygamber Fazl'ın çenesinden tutup öbür tarafa çevirdi.

1 Nisan 2016 Cuma

Kâbe'nin Kıyamete Yakın Yıkılacağı Hakkında

Kâbe'nin Kıyamete Yakın Yıkılacağı Hakkında

Kâbe'nin kıyamete yakın Habeşli bir köle tarafından yıkılacağına dair hadis

Bir hadisin rivayetine göre,  Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

“Kâbe’yi, kısa / cılız bacaklı bir Habeşli yıkar.”  (bk. Buharî, Hac, 47,49; Müslim, Fiten, 57-59)

Bu yıkım, kıyametin yaklaştığı bir zamanda gerçekleşir. Bu sebeple, bu tahrip, Kur’an’da belirtilen Mekke’nin “Emin Belde” olma özelliğine aykırı değildir. Çünkü, bu vasıf, kıyamete yakın bir zamana kadar devam eder demektir. Bu yıkım, yeryüzünde “Allah, Allah” diyen kimse kalmadığı bir zamanda meydana gelecek ve ondan sonra bir daha tamir edilmeyecek ve ziyaret edilmeyecektir. Kıyametin kopması sürecinde zaten hiçbir şey kararında kalmaz.

Ancak bazı alimlere göre, bu yıkımdan sonra, tekrar Kâbe tamir edilecek,  hac ve umre ziyaretleri yine yapılmaya devam edecektir.(bk. Nevevî, İbn Hacer, İbn Battal, İlgili hadisin şerhi).

Buharî bu konuyu iki-üç defa tekrarlamış ve bunlardan birisini,

"Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, haram ayı, hac kurbanını ve (kurbanın boynuna asılan) gerdanlıkları (maddi ve manevi yönlerden) insanların belini doğrultmaya sebep kıldı. Bu da Allah'ın, göklerde ve yerde ne varsa hepsini bildiğini ve Allah'ın her şeyi bilici olduğunu (sizin de anlayıp) bilmeniz içindir." (Maide, 5/97)

mealindeki ayetin başlığı altında zikretmiştir. Bununla, şu inceliğe dikkat çekmiştir: Kâbe ayakta kaldığı sürece, İslam dini de ayakta kalacaktır.

Nitekim, Hasan-ı Basrî, bu ayeti okumuş ve “İnsanlar Kâbe’yi kıble olarak kullandığı ve hac için onu ziyaret ettiği müddetçe, kendi dinlerinde sabit kalmaya devam edecektir." demiştir.(bk. İbni Hacer, a.g.e)

Bize Ziyâd ibn Sa'd, ez-Zuhrî'den; o da Saîd ibnu'l-Müseyyeb'den; o da Ebû Hureyre (ra)'den tahdis etti ki, Peygamber (sav): "Ka'be'yi (zamanın sonunda) Habeşlilerden iki cılız bacaklı birisi tahrib edecektir." buyurmuştur.

Bana İbnu Ebî Muleyke; ona da İbn Abbâs (ra) tahdîs etti ki, Peygamber (sav): "Ka'be'yi yıkacak olan o apışık, iri ayaklı, koyu siyah Habeşli'yi Ka'be'nin (duvar) taşlarını birer birer koparır hâlinde görür gibiyim." buyurmuştur.

"Şüphesiz Kâ'be'nin definesini, Habeşlilerden iki cılız bacaklı birisinden başka­sı çıkarmayacaktır."(Buhârî, Hac 49: Müslim, Fiten 57. 58, 59; Ahmet b. Hanbel V, 371.)

Açıklama:

Hadisin Buhari ve Müslim'deki metinleri, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edilmiştir. Başka rivayetlerin de delaleti ile anlaşılıyor ki, Ka'benin Habeşli­ler tarafından yıkılması Hz. İsa (as)'ın inmesinden sonra olacaktır. Ha­beşlilerin başında ince bacaklı birisi bulunacaktır. Aslında Habeş mil­leti zayıf, çelimsiz bir ırktır. Ancak hadiste işaret edilen olaydaki as­kerin başındaki şahsın bacakları çok daha ince olacağı için Efendimiz (asv) ona “İki bacakcık sahibi" demiştir.

Ka'benin Habeşliler tarafından yıkılması Ka'be'nin yeryüzünden kalk­ması demektir. Kur'an-ı Kerim'de Mekke-i Mükerreme'nin emin bir harem kılındığı bildirilmektedir.(bk. Ankebut, 29/67.) Halbuki bu hadiste Ka'benin yıkılacağı bildirilmektedir. Bu durum, hadisin ayetle çelişki arzettiği izlenimi verebilir. Ama aslında bu çelişki söz konusu değildir. Çünkü Harem-i Şerifin emniyeti dünya harabolup kıyamet yaklaşıncaya kadardır. Ayetin bu hadiste tahsis edildiğini söyleyenler varsa da Kadı Iyaz önceki görüşü benimsemiştir.



10 Ocak 2016 Pazar

Ahir Zaman ve Türkiye

Ahir Zaman ve Türkiye



Ahir Zaman Hadiselerine ve Türkiye merkezli Saadet Devrimine işaret eden hadisler

İbni Hacer’in; “El Kavlül Muhtasar Fi Alametil Mehdiyil Müntazar” (Beklenen Mehdinin Alametleri) adlı kitabında:

Hz. Ali’den rivayet edilen şu hadisi şerifin, Üsame Bin Ladin’e işaret ettiğini savunanlar vardır:

“Mehdi(nin kesin zafer ve galibiyetin)den önce, Horasan’ın doğu bölgesinde Haşimi (Arap) bir gencin 5 bin civarında askeri bulunacak, savaşacak, (ama) mağlup olacak. Bundan sonra Küme muhitine çekilip saklanacak, ardından yakalanıp katledilecek.”[4]

Bu haberde geçen “Horasan’ın Doğu Muhiti”: İran’ın doğu coğrafyasını, Afganistan’ı, Tacikistan’ı ve Pakistan’ın bir kısmını içine almakta ve bugün Taliban ve Bin Ladin güçlerinin etki alanına işaret olunmaktadır.

Yine Hz. Ali’den rivayet edilen konuyla ilgili diğer meşhur bir hadisi şerifte:

“Talikan’a (Afganistan’a) yazık oldu. Orada altın ve gümüş dışında Allah’ın başka kıymetli madenleri bulunmaktadır. Ve onlar (Afganlı Müslümanlar) Mehdi(yet hareketi)nin yardımcılarıdır” buyrulmaktadır.

Yukarıdaki hadisten, bugün ortaya çıkarılan çok kıymetli mücevher ve uranyum yatakları, verimli ve stratejik toprakları yüzünden Afganistan’ın önce Ruslar sonra Amerikalılar tarafından işgale uğrayıp talan edileceği anlaşılmaktadır.

Bu hadisi şerifteki en önemli haber; bazı ilim erbabınca Bin Ladin’e işaret olunduğu söylenen Arap-Haşimi gencin ölümünden kısa bir müddet sonra, “Şuayb Bin Salih Temimi” olarak belirtilen, Hz. Mehdi’nin sadık talebesi ve takipçisi olan şahsiyetin, O’nun izinden yürüyerek Kudüs’ü tekrar fethedeceği ve Siyonist-Emperyalist güçleri yeneceği şeklindeki müjdeler olmaktadır.

İmam Suyuti’nin “Zuhurul Mehdi ve Deccal” kitabında ve Davudi Antaki’nin “Sırrıl Mahşer” kitabında zikredilen:

“Ahir zamanda Mehdi’nin zuhuru ve hükümranlığından önce, Keşmir eyaleti yüzünden Pakistan ve Hindistan arasında, her iki ülkeyi de mahvu perişan edecek büyük bir savaşın çıkacağını” haber veren hadisi şerifte de Siyonist ve emperyalist güçlerin (Deccalizmin) bu iki ülkeyi vuruşturma planlarını ortaya koymaktadır.

Mısır ve Suriye ayaklanmaları ve devlet başkanlarının katledilmesi!

Hem İbni Hacer’in, “Beklenen Mehdi’nin Alametleri” kitabında, hem İmam Suyuti’nin “Mehdi ve Deccalin Zuhuru” kitabında:

“Hz. Mehdi’nin (veya talebesi ve takipçisinin, ya da O’nun tabisi olan Hz. İsa Mesih’in) kesin huruç ve zuhurundan (büyük galibiyet ve hâkimiyet çıkışından) birkaç ay önce, Mısır ve Suriye devlet başkanlarının (Diktatör Meliklerinin) makamlarından indirilip öldürüleceğini”[5] haber veren hadisi şerif:

a) Hem Tunus’ta başlayıp, Mısır, Libya, Yemen, Suriye ve Bahreyn’i karıştıran Arap halk devrimlerinin yaşanacağına

b) Hem bu devrimleri, Deccal güçlerinin (Siyonist İsrail, ABD ve AB’nin) BOP çerçevesinde İslam ülkelerini parçalamaya ve daha rahat kontrol edecekleri sözde demokratik düzenlemelere yol açmaya çalışılacağına

c) Ama bütün bunlardan, sonuçta mağdur Müslümanların kârlı çıkacağına ve Deccalizmin hezimete uğrayacağına

d) Suriye ve Mısır diktatörlerinin yıkılıp öldürülmesinden birkaç ay sonra, üç basamaklı Mehdiyet devriminin son aşaması olan; Batılı Barbar güçlerin büyük hezimeti, İsrail’in çökertilmesi ve müminlerin kesin zaferi neticesi insanlığın huzura kavuşacağına işaret ve beşaret buyurmaktadır.

Elbette, bu tür gaybi (gelecekle ilgili) hadis rivayetlerinin hem sıhhat (doğruluk ve kesinlik) derecesi, hem de tevil ve tefsiri karışıktır. Ancak çok büyük hadiselerin yaşandığı ve yaklaştığı dönemlerde, çok küçük alamet ve işaretler bile, oldukça önem kazanmakta ve özlerinde mutlu müjdeler barındırmaktadır.

[1] Yeniçağ / Sabahattin Önkibar / 04 06 2011
[2] 50 Milyar TL ve Türkiye’de İç Savaş / Tevfik Bir-Blog / 12.05.2011
[3] Türkiye Gazetesi / 14 Mayıs 2011
[4] Kur’an’da gizlenen Tarihler. Serkan Tekin. Nokta yy. 1. Baskı. Sh. 291
[5] A.g.e. sh. 296

14 Kasım 2015 Cumartesi

Ahir Zamanda İmanı Kurtarmak

Ahir Zamanda İmanı Kurtarmak

İmanı Elde Tutmak Kor Ateşi Elde Tutmak gibi Olacak Ne Demektir

1. (4758)- Ebu Ümeyye eş-Şa'bânî anlatıyor:

"Ey Ebu Sa'lebe, dedim, şu ayet hakkında ne dersin?" (Mealen): "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez.." (Maide 105). Bana şu cevabı verdi:

"Gerçekten bunu, iyi bilen birine sordun. Zira ben aynı şeyi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a sormuştum: Demişti ki:

"Ma'rufa sarılın, münkerden de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin ecri verilecektir."
[Ebu Davud, Melahim 17, (4341); Tirmizî, Tefsir, Mâide, (3060); İbnu Mace, Fiten 21, (4014).]

Hz. Enes anlatıyor; Resulullah(a.s.m) şöyle buyurdu: “İnsanların üzerine 
öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda 
sabırlı/dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse 
gibi olacaktır.”(Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17)

(İman; Allah'a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]

 “İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı/dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.”(Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17)

“Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz”(Sözler/13. söz/2. makam)




 “Hayır! (sadece kendinizi düzeltmekle kalmayın). Birbirlerinize iyilikleri emredin kötülüklerden sakındırın. Ancak ne zaman kendisine boyun eğilen bir hırsı / mala düşkünlüğü, insanların peşinde gittikleri bir heva-hevesi, dine tercih edilen bir dünya ve herkesin kendi görüşünü beğendiği bir dönemi gördüğünde, o zaman sadece kendi nefsinin çaresine bak ve halkı bırak! Ondan sonra öyle günler gelecek ki o günlerde dinin emirlerine uyma hususunda gösterilecek sabır, ateş parçasını elde tutmak gibi zor olacaktır. O günlerde Müslüman olarak yaşamaya çalışanlara bu günkü sizin elli kişinin amelini isteyen kimselerin sevâbı kadar sevap yazılacaktır.”(Tirmizî, Tefsir, 6)

“Ey insanlar! Siz “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz doğru yolda olduktan sonra sapanlar size zarar vermez.” ayetini okuyorsunuz, fakat onu yanlış yorumluyorsunuz. Halbuki ben Resulullah (a.s.m)’ın şöyle dediğini işittim: “İnsanlar bir zâlimi görürler de ona zulmünden el çektirmezlerse, Allah’ın onları kuşatıcı bir azaba uğratması kaçınılmazdır.”(Tirmizî, tefsir, 6; Ebû Dâvûd, Melahim, 27; İbn Mâce, Fiten, 17)

    “Kim bir kötülük görür de onu eli ile değiştirmeye gücü yeterse eli ile değiştirsin (engel olsun). Eli ile değiştirmeye gücü yetmezse, dili ile değiştirsin. Dili ile değiştirmeye gücü yetmezse kalbi ile değiştirsin. Bu sonuncusu ise, imanın en zayıfıdır." (bk Müslim, İman 78; Timizi, Fıten 11; İbn Mace, fiten 21)

13 Kasım 2015 Cuma

Zevra ve Kızılyıldız Hakkındaki Hadisler

Zevra ve Kızılyıldız Hakkındaki Hadisler

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’in 1400 sene önceden bildirdiği ve bin yıllık kitaplarda yer alan hadis-i şerifler mucizevî şekilde gerçekleşmeye devam etmektedir.

Hadis-i Şerif 

“Dani, Huzeyfe’den tahric etti. O dedi ki: Resullullah (sav) şöyle buyurdu: Zevra’da bir savaş olur, Huzeyfe ise, “Ya Resullullah Zevra nedir?” dedi. Buyurdu: Zevra doğu’da nehirler arasında bulunan ve ümmetimin en şerlilerinin yaşadığı bir şehirdir. Zalimler hep orada otururlar. Onlara dört çeşit bela musallat olur: Kılınçtan geçirilirler, yere batırılırlar, tufana maruz kalırlar ve hayvan suretine değiştirilirler.” (Celaleddin Suyuti’nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, El Muttaki, s.70)


24 Temmuz 2015 Cuma

Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi ve Melhame-i Kübra Hakkında

Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi ve Melhame-i Kübra Hakkında

Şeyh Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi’nin “Kıyamet Alametleri” adlı eserinden alınan hadis-i şerifler:  

Hz.Peygamber buyurdu ki:

64/14. İki azatlı, Arab azatlısı ve Rum azatlısı Melik olduklarında, onların elleri ile melhameler  doğar.  “Hz. İbn-i Amr RA”

66/7. Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu gönderir ki onlar Arap'ın en iyi ata binenleri ve silahlı olanlarıdır. Allah onların sebebi ile bu dini kuvvetlendirir.  “Hz. Ebû Hüreyre RA”

351/8. İnsanlar için üç temerküz noktası vardır. Antakya Amik'inde olan Melhame-i Kübrâ'da toplanma merkezi Şam olur. Deccal vak'asında merkezleri Kudüs; Ye'cüc ve Me'cüc hadisesinde Tur-i Sinâ...  “Hz. Hüseyin RA”

393/10. Müslümanların melhamede merkezleri Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye'cüc Me'cüc vak'asında merkezleri Tur-u Sinâ'dır. “Hz. Ebû Zahiriyye RA”

319/11. Beytül-Makdis'in mâmur olmasını Medine'nin harab olması takip eder. Onu da Melhamenin çıkışı ve onu da Kostantiniyye'nin  fethi takip eder. Onu ise Deccal'in çıkması takip eder. “Hz. Muaz RA”

236/18. Melhame-i Kübra, Kostantıniyye'nin fethi ve Deccal'in çıkması 7 ay (sene) içinde olur. “Hz. Muaz RA”

246/4. Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye'nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar. “Hz. Abdullah ibn-i Buğra RA”

354/13. Allah bu ümmete Deccal ile Melhamenin kılıcını birden vermez.  “Hz. Muaz RA”

298/4. Size dünya fetholunacak. Eğer bir menzilde muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın. Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir. Onun karargâhı da "Guta" denilen yer olacaktır.

322/10. Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. “Hz. Ebüd-Derdâ RA”

74/3. Kıyametin önü sıra altı şeyi say: Benim ölümüm, koyun kıran gibi ölüm çokluğu, Kudüs'ün fethi, mal bolluğu; öyle ki, bir kişiye yüz dinar (altın para) verilir de beğenmez. Arap evlerinden girmedik hiç bir evin kalmadığı bir fitne,  Benî Esfer'in (Rumlar'ın) sizinle olan sulhunun bozulması  ve 12 000 kişilik 80 sancakla size hücüm etmesi. “Hz. Avf ibn-i Mâlik RA”

296/7. Altı şey kıyamet alâmetlerindendir: Benim ölümüm, Kudüs'ün fethi, bir adama bin dinar (altın para) verildiği halde azımsaması, her müslümanın evinde ateşi duyulan fitne, koyun boynuzu kıvrımları gibi insanlar arasında ölüm çokluğu, Rum'un gadri (müslümanlara ihaneti), şöyle ki: Her biri 12 000 kişilik 80 sancakla  müslümanların üzerine yürümeleri.  “Hz. Muaz RA

296/8. Ey ümmet! Altı şey vardır ki onlar olmadan kıyamet kopmaz: Peygamberinizin vefatı, aranızda malın artması. Öyle ki, bir adama on bin dirhem (gümüş para) verilecek de yine öfkelenecek. Sizden her erkeğin evine giren bir fitne… Koyun boynuzu kıvrımları gibi ölüm çokluğu. Benî Esfer'le (Rumlar'la) aranızdaki sulh. Öyle ki, kadının hamileliği süresi gibi, dokuz ay toplanırlar, sonra size gadirlik (ihanet ederler) yaparlar. Medine’nin fethi.
Denildi ki: "--Hangi medine?.."
Buyurdu ki: "--Kostantıniyye.(İstanbul)"

258/3. Sizinle Benî Esfer (Rumlar) arasında sulh olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar(ihanet ederler) ve onikibin kişilik seksen fırkalık bir kuvvetle üzerinize yürürler. (Amik Ovası harbi) “Hz. Avf ibn-i Mâlik RA”

298/1. Yakında siz Rumlar'la emin bir sulh yapacaksınız. Sonra siz gaza edeceksiniz. Onlar da gerinizde sizin gaza ettiğinize düşman olacaklar. O harpten muzaffer çıkacak ve ganimet alacaksınız. Sonra yeşil bir ovaya konacaksınız. Orada bir Rum neferi salibini kaldıracak ve diyecek ki: "Haç galip geldi." Ona müslümanlardan biri karşı koyup, kendisini öldürecek. Bunun üzerine Rumlar muahedeyi bozacak ve gadredecek. Büyük muharebeler olacak. Sizin için toplanacaklar ve seksen sancak halinde üstünüze gelecekler. Her bir sancak altında onbin (on iki bin) kişi olarak.  “Hz. Zu Mihmer RA”

299/8. Yakında, sizinle Rumlar arasında dört sulh anlaşması olur. Dördüncü Âl-i Harun'dan biri ile gerçekleşir. Ve bu yedi sene devam eder.
Denildi ki: "--Yâ Rasûlallah, o gün insanların imamı kimdir?"
Buyurdu ki: "--İmam, benim evlâdımdan kırk yaşında, yüzü parlar bir yıldız gibi olan, sağ yanağında siyah bir beni bulunan ve üzerinde iki kutvânî aba olan, bir kimsedir. Tavrı Benî İsrâil ulemasına benzer. Yirmi sene hüküm sürer. Arzdaki hazineleri çıkarır ve şirk beldelerini fetheder." “Hz. Ebû Umame RA”