Armagedon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Armagedon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Melham-i Kübra Armagedon Şavaşı (Megiddo Tepesi) Hakkında

Melham-i Kübra Armagedon Şavaşı (Megiddo Tepesi) Hakkında


Tüm Savaşları Sona Erdirecek Armagedon Savaşı

“Bir hemcinsini öldürmek onlara korkunç geliyor, bu nedenle savaş onlar için anlaşılmaz ve iğrenç. Hatta dillerinde bunu ifade edecek bir kelime yok” (NORVEÇLİ GEZGİN FRIDTJOF NANSEN 1888’DE, GRÖNLAND’DAKİ ESKİMOLARI ANLATIYOR).

SAVAŞIN “anlaşılmaz ve iğrenç” olarak görüldüğü bir toplumda yaşamak kimin hoşuna gitmez? Savaşın bilinmediği, hatta bu yüzden onu tanımlayacak bir kelimenin bile olmadığı bir dünyayı kim istemez? Böyle bir dünya, özellikle de insanlardan beklenirse inanılmaz gelebilir.

Ancak İşaya peygamber aracılığıyla bizzat Tanrı şöyle bir dünya vaat eder: “Kılıçlarını sapan demirleri, ve mızraklarını bağcı bıçakları yapacaklar; millet millete karşı kılıç kaldırmıyacak, ve artık cengi öğrenmiyecekler” (İşaya 2:4).

Görev başında 20 milyon askerin ve devam eden yaklaşık 20 savaşın olduğu bu dünyada, söz konusu vaadin gerçekleşmesi için büyük bir değişim olması gerektiği açık. Mutlak Güce Sahip Yehova Tanrı’nın, vaadini gerçekleştirmek için toplumsal olaylara müdahale etmesi gerekecektir. Yehova’nın bu müdahalesi, Mukaddes Kitabın Armagedon olarak adlandırdığı olayla doruğa ulaşacak (Vahiy 16:14, 16).

Son yıllarda “Armagedon” ifadesi küresel bir nükleer felakete atfen kullanılmaya başladıysa da bir sözlük bu sözcüğün temel anlamını şöyle açıklar: “İyi ve kötü güçler arasındaki büyük ve son mücadelenin yapıldığı yer.” İyilik bir gün kötülüğü yenebilecek mi, yoksa böyle bir savaş sadece bir kurgu mu?

Mukaddes Kitabın tekrar tekrar kötülüğün sona ereceğinden bahsetmesi bizi teselli edebilir. Mezmur yazarı şunların olacağını bildirdi: “Günahkârlar dünyadan tükensin, ve kötüler artık yok olsunlar” (Mezmur 104:35). Süleyman’ın Meselleri kitabında şunları okuyoruz: “Memlekette doğru adamlar oturacaklar, ve kâmiller orada kalacaklardır. Fakat kötü adamlar memleketten atılacaklar, ve hainler ondan söküleceklerdir” (Süleyman’ın Meselleri 2:21, 22).

Ayrıca Mukaddes Kitap kötülerin, güçlerini barışçıl şekilde bırakmayacaklarını, bu nedenle de Tanrı’nın, savaşlar da içinde olmak üzere tüm kötülüğü tamamen sona erdirmek için harekete geçeceğini gösterir (Mezmur 2:2). Mukaddes Kitabın bu benzersiz savaşa verdiği isim, yani Armagedon özel bir anlam taşır.

Geçmişte Megiddo Yakınlarında Gerçekleşen Savaşlar

“Armagedon” kelimesi “Megiddo Tepesi” anlamına gelir. Yizreel Ovası’nın ortasında bulunan eski Megiddo kenti, tarih boyunca birçok savaşta önemli çarpışmalara sahne olmuştur. Tarihçi Eric H. Cline kitabında şunları yazdı: “Tarih boyunca Megiddo ve Yizreel Vadisi’nde toplumların geleceğini belirleyen savaşlar yapılmıştır” (The Battles of Armageddon).

Cline’ın değindiği gibi Megiddo civarında gerçekleşen çarpışmalar birçok savaşta sonucu belirlemiştir. 13. yüzyılda Asya’nın büyük kesimini ele geçiren Moğol orduları, ilk kez bu vadide yenilgiye uğradı. General Edmund Allenby komutasındaki Britanya güçleri, I. Dünya Savaşında Osmanlı ordusunu Megiddo yakınlarında yendi. Bir askeri tarihçi, Allenby’ın zaferini “tarihte en hızlı ve net sonuç veren çarpışmalardan biri” olarak tanımladı.

Mukaddes Kitap devirlerinde de Megiddo yakınlarında önemli çarpışmalar yapıldı. Orada Hâkim Barak, Sisera komutasındaki Kenan ordularını yendi (Hâkimler 4:14-16; 5:19-21). Gideon, 300 kişilik küçük birliğiyle büyük Midyan ordusunu o bölgede bozguna uğrattı (Hâkimler 7:19-22). Kral Saul ve oğlu Yonatan, Filistî ordularının İsrailoğullarını yendiği çarpışmada, yakındaki Gilboa Dağı’nda öldüler (1. Samuel 31:1-7).

Coğrafi açıdan stratejik bir konumda bulunmaları nedeniyle Megiddo ve çevresindeki vadiler son 4.000 yılda çok sayıda savaşa tanık oldu. Bir tarihçi bu sayının en az 34 olduğunu belirtti.

Megiddo’nun stratejik konumu ve tarihiyle, simgesel “Armagedon” kelimesi arasında bir bağlantı olduğuna şüphe yok. Bu kelime Mukaddes Kitapta sadece bir defa geçse de Vahiy kitabındaki bu kullanımı Armagedon’un dünyadaki herkesin hayatını etkileyeceğini gösterir.

Mukaddes Kitaba Göre Armagedon

Geçmişte Megiddo yakınlarında tarihi belirleyen savaşlar yapıldıysa da, bu savaşların hiçbiri kötülüğü sona erdirmedi. Hiçbiri tamamen iyilerin ve tamamen kötülerin çarpıştığı bir savaş olmadı. Mantıken böyle bir savaşta Tanrı’nın rol oynamasını bekleriz. Bir defasında İsa’nın dediği gibi, “Biri dışında kimse iyi değildir, O da Tanrı’dır” (Luka 18:19). Üstelik Mukaddes Kitap Armagedon’dan Tanrı’nın savaşı olarak söz eder.

Kutsal Yazılarda bulunan Vahiy kitabı “dünyanın bütün kralları”nın “Mutlak Güce Sahip Tanrı’nın büyük günündeki savaş için” toplanacağını söyler (Vahiy 16:14). Peygamberlik niteliğindeki bu kayıt şöyle devam eder: “Onlar dünyanın krallarını İbranice Armagedon denen yere topladılar”* (Vahiy 16:16). Daha sonra Vahiy kitabı “dünya krallarıyla ordularının, ata binmiş olanla ve ordusuyla savaşmak üzere” toplanacağını açıklar (Vahiy 19:19). Bu atlı İsa Mesih olarak tanıtılıyor (1. Timoteos 6:14, 15; Vahiy 19:11, 12, 16).

Bu ayetler bize ne gösterir? Armagedon, Tanrı ile itaatsiz insanlık arasındaki savaştır. Yehova ve İsa Mesih neden böyle bir savaş başlatacak? Bunun bir nedeni “yeryüzünü mahvedenlerin” Armagedon aracılığıyla ‘mahvedilecek’ olmasıdır (Vahiy 11:18). Ayrıca bu savaşın sonucunda barış dolu bir dünya oluşacaktır. “Biz O’nun [Tanrı’nın] vaadine dayanarak, . . . . yeni bir yer bekliyoruz”; bu yeni yer “doğruluğun barınağı olacaktır” (2. Petrus 3:13).

Armagedon Neden Gereklidir?

‘Sevgi Tanrısı’ Yehova’nın, Barış Hükümdarı olan İsa’yı savaşmakla görevlendirmesi size tuhaf gelebilir (2. Korintoslular 13:11; İşaya 9:6). Bunu yapmalarının sebebini anlamak meseleyi netleştirecektir. Mezmurlar kitabı İsa’yı ata binmiş bir savaşçı olarak tarif eder. Mesih neden savaşıyordu? Mezmur yazarı şöyle açıklıyor: “Hakikat, hilim ve adalet uğruna.” Mesih, adaleti sevdiği ve kötülükten nefret ettiği için savaşıyor (Mezmur 45:4, 7).

Ayrıca Mukaddes Kitap Yehova’nın bugün dünyada gördüğü adaletsizlik karşısında hissettiklerini anlatır. İşaya peygamber, “RAB olanları gördü ve adaletin yokluğuna üzüldü” diye yazdı. “Doğruluğu göğüslük gibi kuşandı, kurtuluş miğferini başına taktı, öç giysisini giydi, gayreti kaftan gibi sarındı” (İşaya [Yeşaya] 59:15, 17, YÇ).

Güç kötülerin elinde olduğu sürece doğru kimseler barış ve güvenliği tadamayacak (Süleyman’ın Meselleri 29:2; Vaiz 8:9). Gerçekçi olmak gerekirse, yozlaşmış ve kötü insanlar oldukça bu yozlaşma ve kötülüğü yok etmek imkânsızdır. Bu nedenle kalıcı barış ve adalet ancak kötülerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacaktır. Süleyman, “Kötü adam salihin fidyesidir” diye yazdı (Süleyman’ın Meselleri 21:18).

Hâkim, Tanrı olduğundan kötülere karşı hüküm her durumda adil olacaktır. İbrahim şöyle sordu: “Bütün dünyanın Hâkimi adalet yapmaz mı?” O cevabı öğrendi, Yehova her zaman adildir! (Tekvin 18:25). Ayrıca Mukaddes Kitap Yehova’nın kötüleri yok etmekten zevk almadığını söyler, bu O’nun için son çaredir (Hezekiel 18:32; 2. Petrus 3:9).

Armagedon’u Ciddiye Alın

İnsanlığın geleceğini belirleyecek bu savaşta siz kimin tarafında olacaksınız? Çoğumuz otomatik olarak iyilerin tarafında olduğumuzu düşünürüz. Fakat bundan nasıl emin olabiliriz? Tsefanya peygamber bizi şöyle teşvik eder: “Doğruluğu ve alçakgönüllülüğü amaç edinin” (Tsefanya 2:3, YÇ). Elçi Pavlus’un yazdığı gibi Tanrı’nın isteği “her tür insanın hakikatle ilgili tam bilgi edinmesi ve kurtulmasıdır” (1. Timoteos 2:4).

Yehova hakkındaki hakikati ve O’nun yeryüzünü kötülükten temizlemekle ilgili amacını öğrenmek kurtuluşa giden ilk adımdır. Doğruluk ilkelerine bağlı bir yaşam sürmekse ikinci adımdır, bu bize Tanrı’nın onayını ve korumasını sağlar.

Bu önemli adımları atarsak insanların yol açtığı savaşları gerçekten sona erdirecek olan Armagedon savaşını hevesle bekleyebiliriz. Bu savaş sona erdiğinde dünyanın her yerinde insanlar için savaş anlaşılmaz ve iğrenç olacak. “Artık cengi öğrenmiyecekler” (İşaya 2:4).

27 Kasım 2015 Cuma

İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz. Mehdi

İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz. Mehdi

3. Dünya Savaşı,Melhame-i Kübra,Armagedon,Amik Ovası,İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz.Mehdi

Yahudiler Osmanlı devletini içinden yıkıp parçaladıktan sonraki süreçte, 1948 yılına gelindiğinde, binlerce sene sonra bir daha İsrail devletini kurup ilan ettiklerinde, şaşırıp kendisine sualler soranlara cevaben Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) buyurdu ki;

"Millet-i Yahûd (Yahudiler), hükümet kuramayacak diye kayıt yok. Mutlak hezîmet ve topyekün mahvolmaları hakkında hüküm var." (1)

Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: "Ey Müslüman, işte Yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!" diyecek." (2)

Hadis : Resulullah (sav) (birgün): "Beytu`l Makdis`in imarı (Kudüs'ün Yahudilerin eline geçip imar edilmesi ve dünyanın yönetildiği merkezlerden biri olması) Yesrib`in harabıdır (Medinenin ve dolayısı ile İslam ümmetinin feci durumlara düşmesidir). Yesrib`in harabı melhamenin (savaşın, Yahudi ve Hristiyanların verdiği isimle Armagedon'un, çok büyük bir dünya savaşının) çıkmasıdır. Melhame (müslümanların kazanacağı Armagedon savaşı aynı zamanda) İstanbul`un fethidir, İstanbul`un fethi Deccal`in çıkmasıdır!"

buyurdular. Sonra elini (Resulullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muaz`ın) dizine vurdular ve: "Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular." ( Hz. Muaz burada -konuşmakta olduğu kimse- derken kendisini kasdetmektedir. Yani Aleyhissalatu vesselam`ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel`dir.)" (3)

Not: Yesrib, Medine-i Münevvere'nin eski adıdır.

Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Melhame (Armagedon, 3. dünya savaşı) ile Medine`nin (İstanbul'un hz. mehdi ve evlatları tarafından yapılacak ikinci ve manevi) fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccal çıkar." (4)

Not: Medine şehir anlamına gelir.

Hadis-i şerifte buyruldu:

"Ey ümmet! Sizde altı alamet vardır. Birincisi (....) Altıncısı ise Medinenin fethi... Sordular: Hangi medine ya Rasulallah? Şu cevabı verdi: Kostantiniyye...(İstanbul)" (5)

MELHAME-İ KÜBRANIN BAŞLAYACAĞI YER: AMİK OVASI'DIR.

Bu husustaki bazı hadis-i şerifler şunlardır

Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu gönderir ki onlar Arap'ın en iyi ata binenleri ve silahlı olanlarıdır. Allah onların sebebi ile bu dini kuvvetlendirir. (6)

İnsanlar için üç temerküz noktası vardır. Antakya Amik'inde olan Melhame-i Kübrâ'da toplanma merkezi Şam olur. Deccal vak'asında merkezleri Kudüs; Ye'cüc ve Me'cüc hadisesinde Tur-u Sinâ... (7)

Müslümanların Melhamede merkezleri Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye'cüc Me'cüc vak'asında merkezleri Tur-u Sinâ'dır. (8)

Melhame-i Kübra, Kostantıniyye'nin fethi ve Deccal'in çıkması 7 ay (sene) içinde olur. (9)

Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye'nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar. (10)

Size dünya fetholunacak. Eğer bir menzilde muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın. Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir. Onun karargâhı da "Guta" denilen yer olacaktır. (11)

Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. (12)

Ahir zamana dair hadis-i şerifleri yorumlamak isterken komik hallere düşen, buna rağmen bir de en doğru şekli ile anlayıp yorumlayan müslümanların cemaatine de alaycı şekilde dil uzatan cübbeli ya da cübbesiz sözde ilim ehli özde talk showcu ekran hocaları bilmeli ki, ahir zamana dair hadisler sırran bildirilmiştir. Ayrıca çok az kelime ile çok derin manaları ifade etme sanatı kullanılmıştır. Şayet, o ahir zamanı yaşayacak müslümanlar hatta gayri müslimler, bu hadisleri okuyup her detayı ile hemen anlayabilecek olsalar, usule, sünnetullaha muhalif olur ve kimse tuzaklara düşmez. Kimse imtihan olmaz. Hayatın akışı bozulur. Hadislerde yaşanacağı haber verilen şeyler yaşanmaz. İmtihan için bulunduğumuz bu dünyada da ne hz. Allah (c.c.) ne de hz. Rasulüllah (s.a.v.) buna razı olmaz.

Zamanın sahibi ve hakiki varis-i Rasulü Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri şöyle buyurmuştur;

"Hz. Mehdi (Aleyhi rıdvan) hakkında vâki hadis-i şerifte, Fahri Âlem (s.a.v.) Efendimizden sırran haber sadır olmuş olup, ancak anahtarı kimde ise o açar ve işin hakikatini o anlar, başkası anlayamaz. Herkes anlasa sır zâhir olur. Usule muhalif gelir. Yani zamanın sahibi, Rasûlüllah'ın vârisi perdeyi kime açarsa ancak o anlar. Nüzûl-i İsa (Aleyhisselâm)'daki sır da böyle. Allah dostlarının rütbesindeki büyüklükleri nisbetinde halleri ve sırları kapalıdır. Sultan Hamid (Aleyhirrahme) dahi, bunlardandır." (13)

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki şu günümüzde yaşananlar bir dünya savaşıdır. Biz müslümanların "Melhame-i kübra" dediği, Hristiyan ve Yahudilerin "Armagedon" dediği bu savaşı müslümanlar kazanacaklar. Batı alemi batacak. Uluslar arası Siyonist teşkilatlanma çökecek, ve bu teşkilatın her türlü gayri insani faaliyetlerle (Fuhuş sektörü, uyuşturucu sektörü, silah kaçakçılığı, terör örgütleri kurup yönetme, organ ticareti v.b) kazandığı para ile ayakta tuttuğu İsrail'in hızla yok oluşu başlayacak. Yahudi, dünya genelinde topyekun mağlup olacak. Yeni bir dünya düzeni kurulmaya başlayacak. Armagedon'dan altı yıl sonra İstanbul yaklaşık iki asırlık küfür idaresinden kurtulup yeniden ve manen hz. mehdinin evlatları-talebeleri tarafından fethedilecek. Şeriat ile idare olunacak. Huzur, güvenlik, mutluluk temin edilecek. Hiçbir güç buna mani olamayacak. Bundan hemen sonra da İstanbul'u fetheden Hz. Mehdi'nin evlatları, dünyanın dört bir tarafını fethetmeye başlayacak. Avrupa, Asya, Amerika, kuzey, güney, doğu, batı her yer fethedilecek. Arada birkaç zayıf küfür devleti kalacak. İşte çokça duyulan "Altın çağ" o zaman yaşanacak.





KAYNAK:
1- Hatıratım, Ali Erol, Fazilet Neşriyat

2- Ravi: İbnu Ömer, Hadis No: 5020

3- Ravi: Muaz İbnu Cebel, Hadis No: 5048

4- Ravi: Abdullah İbnu Büsr, Hadis No: 5049

5- ibn-i Hacer

6- Râmûz el-Ehàdîs, 66/7. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre RA,

7- Râmûz el-Ehàdîs, 351/8. Ravi: Hz. Hüseyin RA

8- Râmûz el-Ehàdîs, 393/10. Ravi: Hz. Ebû Zahiriyye RA

9- Râmûz el-Ehàdîs, 236/18. Ravi: Hz. Muaz RA

10- Râmûz el-Ehàdîs, 246/4. Ravi: Hz. Abdullah ibn-i Buğr RA

11- Râmûz el-Ehàdîs, 298/4. Ravi: Hz. Ebüd-Derdâ RA

12- Râmûz el-Ehàdîs, 322/10. Ravi: Hz. Ebüd-Derdâ RA

13- Hatıratım, Ali Erol, Fazilet Neşriyat