Deccal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deccal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2021 Perşembe

Yecüc ve Mecüc (Gog ve Magog) Kavmi



 Mîrhând Târihi’nde; Yafes b. Nûh Aleyhisselâm’ın Oğlu Minşecin, Ye’cûc ve Me’cûc Adlı İki Oğlu Olup, Yafes’in Evlâdı Âleme Dağıldıkta, Bunlar da Doğu Memleketlerinin Tâ Nihâyetine Varıp, Yerleştiler. Evlâdları Gâyet Çoğalıp, Sayılamayacak Kadar Çok Oldular. Mervîdir ki; Bunlar Üç Kısımdır: Bâzılarının Boyları ve de Enleri Yüz Yirmişer Ziradır (60X60 Metre). Bâzılarının Boyları O Kadar, Enleri Yani Kalınlıkları Azdır. Bâzılarının Bir Karıştan Yirmi Metreye Kadar Boyları Olup, Bu Üçüncü Kısmın Kulakları Gâyet Büyük Olduğundan, Fil Kulaklı, Kilim Kulaklı da Denirler. Fil, Gergedan ve Yırtıcı Hayvanları Tutup Yerler, Kendi Ölülerini Dahi Gömmeyip Yemek Âdetleridir. Ekseri Yiyecekleri O Taraflarda Çok Yetişen Keçiboynuzu Yemişidir. Hiçbirinin Din ve Şeriatları Yoktur. Hiçbir Şeye Tapmazlar. Hakk Teâlâ’yı Tanımayıp, Hayvanlar Gibi Gezerler Deniyor.

Harîdetü’l-Acâib’de de; Ye’cûc ve Me’cûc, Yafes b. Nûh Aleyhisselâm Neslinden İki Kardeş idiler. Zürriyetleri Çoğalıp, Büyük Dedelerinin İsmi ile Tanındılar. Yüzleri Yuvarlak, Boyları Birer yahût Üçer Karış Olup, Kulaklarının Birini Döşeyip, Birini Örtünürlerdi. Parmakları Kuş Pençeli Olup, Ağızlarında Büyük Azıdişleri Vardır. Bedenleri Tamamen Kıllarla Kaplı Olduğu İçin Soğuk ve Sıcaktan Etkilenmezlerdi. Hepsi Fesâd Ehli Olup, İnsan Öldürmek, İnsan Yemek, Memleketleri Yağmalamak Âdetleri idi. Hazreti Zülkarneyn Bunların Vilâyetlerinin Çıkışında İki Büyük Dağ Arasında Demir ile Bakırdan Sağlam Bir Set Yapıp, Halkı Bunların Şerrinden Kurtardı. Birbirleri ile Cidal ve Kıtal Edip, Memleketleri Büyük Okyanus’a Varır.

Tefsîrlerde; Ye’cûc ve Me’cûc Birer Tâife ve Her Biri Dört Yüz yahût Dört Bin Tâifedir. Gâyet Uzun Yaşayıp, İçlerinden Her Biri Silâh Taşıyan Bin Sulbî Oğlunu Görmeyince Vefât Etmez. Bâzıları Ye’cûc Türk’ten, Me’cûc Cîl’den yahût Deylem’dendir Dediler. Bâzıları İkisi de Türklerdendir Dediler. Bâzıları Türk Bunların Cinsindendir, Zirâ Bunlar Yirmi İki Fırka Olup, Bir Fırkası Setten Dışarıda Kaldığından Türk Diye Adlandırıldılar Diyor. 

Teysîr Tefsîri’nde; Abdullah İbn-i Ömer Hazretleri Ye’cûc ve Me’cûc, Kardeşini Katleden Âdem Aleyhisselâm’ın Oğlu Kâbil’in Neslidir Diyor. Mukâtil Hazretleri de, Bütün İnsanların Sayısı Ne Kadar ise Ye’cûc ve Me’cûc Dokuz O Kadar ve Mağrible Meşrikte Olan Cablika ve Cablisa Şehirlerinin Halkı –ki Birisi Hûd Aleyhisselâm’ın Diğeri Sâlih Aleyhisselâm Kavminin Bakiyeleri [Geriye Kalanları]dır– Ye’cûc ve Me’cûc’ün Dokuz Katı Kadardır. Onların Ötesinde Bulunan ve Yafes b. Nûh Aleyhisselâm Neslinden Olan Târis ve Mesnek Adındaki İki Tâife de Dokuz Cablisa ve Cablika Kadardır Deniyor. Hakkında Geniş Bilgi, Sâlih Aleyhisselâm Bahsinde Geçmiştir.

Meâricü’n-Nübüvve’de; Rasül-i Ekrem Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Mi’râc Gecesinde Ye’cûc ve Me’cûc’a Uğrayıp Îmâna Dâvet Ettikte, O Mel’ûnlar Kabûl Etmedi. Cablika ve Cablisa Halkını da Dâvet Ettikte, Bunlar Kabûl Ettiler. Mesnek, Tavil ve Târis Halkını da Dâvet Ettikte, Kabûl Etmediler Diye Bir Hadîs-i Şerif Mervîdir. Birçok Kitaplarda; Ye’cûc ve Me’cûc İki Millet Olup, Her Biri Dört Bin Bölüktür. Hepsi Üç Çeşittir. 

Biri Deve Gibi Büyük Olup Boyları Çam Ağacı Gibi Yüksektir. Birinin Boyu ve Eni Altmışar Metredir. Bu Çeşitte, Dağ ve Demir Dayanmaz. Biri de Bir Kulaklarını Serip Diğerini Örtünen Fil, Domuz ve Yaban Canavarlarını, Hattâ Kendi Ölülerini Dahi Yerler Diye Bir Hadîs-i Şerif Mervîdir. Bir Rivâyette; Bedenleri Hayvanlar Gibi Kıllı, Yırtıcı Hayvanlar Gibi Keskin Tırnaklı, Azıdişli, Kurt Sesli, İnsan Şekilli Olup, Yiyecekleri Böcekler, Canavarlar, Timsahlar ve Ejderhâlardır.

Fâide: Âhir Zamanda Ye’cûc ve Me’cûc’ün Çıkışı: Kitaplarda, Bunlar Zülkarneyn Seddini Her Gün Kazıp Güneş Işığı Görününce, Bir Rivâyette Duvarı Dille Yalayıp Yumurta Kabuğu Kadar İnceldikte, Reîsleri, “Dönüp Gidelim. Yarın Gelip Kazalım. Dışarıya Çıkalım.” Deyip Gittiklerinde Allahû Teâlâ Hazretleri Seddi Evvelki Gibi Edip, Deccal Çıkıp Helâk Olduktan Sonra Yine Reîsleri, “Yarın İnşaAllah Kazarsınız.” Deyip, İnşaAllah Dedikleri İçin Set Duvarı Olduğu Hâlde Durup, Ertesi Gün Tamamen Yıkıp Dışarıya Çıkarlar. 

Mekke, Medîne, Kudüs, Mısır’daki Tûr Dağından Başka Her Yeri Gezip Buldukları İnsanları Kırıp, Yürüyüş Kolunun Başı Şam’da, Sonu Horasan’da Olur. Taberîye Denizini [Hazar Denizini] İçerler. Arkadan Gelip Uğrayanlar, “Vaktiyle Bunda Su Var imiş.” Derler. Bu Esnâda Hakk Teâlâ Hazretleri, Îsâ Aleyhisselâm’ı Gönderip, “Kullarımı Tûr Dağına İletip, Orada Muhafaza Eyle. Zirâ Kullarımdan Öyle Bir Tâife Çıkardım ki, Hiç Kimse Onlara Karşı Duramaz!” Diye Buyurur. O da Yeryüzündeki Bütün Müslümanlarla Tûr Dağına Gider. Ye’cûc ve Me’cûc, Kudüs Dağına Gelip, Yeryüzünde Olanları Kırdık. Gökte Olanları da Öldürelim Diye, Oklarını [Silâhlarını] Göğe Atıp, Hikmet-i Hakla Uçları Kanlı Döndükte, Sevinirler. Daha Sonra Tûr Dağında Müslümanları Muhasara Ederler. Kıtlığın Şiddetinden Bir Sığır Başı Yüz Altından Kıymetli Olur.

 Hazreti Îsâ Aleyhisselâm, Belânın Giderilmesi İçin Duâ Edince, O Gece Bunların Boyunlarında Bir Hastalık Çıkıp, Hepsi Ondan Helâk Olur. Müslümanlar Dışarıya Çıkınca, Ye’cûc ve Me’cûc’ün Leşleri ve Pis Kokuları ile Karşılaşıp Îsâ Aleyhisselâm ile Müslümanlar Duâ Ederler. Hakk Teâlâ Hazretlerinin Emriyle Deve Gibi Büyük Kuşlar Gelip, Her Biri Bir Leşi Götürür. Sonra Bir Yağmur Yağar. Dünyâyı Temizler. Müslümanlar Bunların Silâhlarını Yedi Yıl Odun Yerine Yakarlar. Çok Zaman Sonra Bütün Müslümanlar Vefât Edip, Yüz Yıl Sonra Kâfirler Üzerine Kıyâmet Kopar. Sonra Kıyâmette Âdem Aleyhisselâm’a, “Ey Âdem! Zürriyetinden Ba’s-i Nâr [Cehennemlik Olanları] Çıkar!” Diye Hakk Teâlâ Hazretlerinden Emir Gelir. Âdem Aleyhisselâm, “Yâ Rabbi... Ba’s-ı Nâr Nedir?” Deyince, Hakk Teâlâ Hazretleri, “Evlâdının Bin Kişisinden Dokuz Yüz Doksan Dokuzunu Cehennem İçin Ayır!” Buyurur. Her Binden Dokuz Yüz Doksan Dokuzu Ye’cûc ve Me’cûc Olup, Onlar Cehenneme Gönderilir. Kalan Binde Biri Diğer İnsanlar Olsa Gerektir Diye Birkaç Mufassal Hadîs-i Şerif Mezkûrdur.

28 Mart 2020 Cumartesi

Corona virüsü belirtileri nelerdir ve nasıl anlaşılır? (COVID-19)

Corona (Korona) Virüsü Nedir? Coronavirüs Belirtileri Nelerdir?

Çin'den başlayarak kısa bir süre içerisinde tüm dünyada birçok insanı etkileyen Corona Virüs (COVID-19) bulaşma yolu olarak en hızlı ve kontrolü en zor olan, solunum yolu ile bulaşan bir virüs ile yeniden karşı karşıya olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hekimleri, “Bilgi kirliliği ve manipülatif hareketlere dikkat edilmeli, doğru yerden doğru bilgi alınmalı, panik yapılmamalı.” şeklinde konuştu. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan Corona Virüsü açıklamasına göre: Sağlık Bakanlığı İletişim Hattı’nın (SABİM) “ALO 184 Korona Danışma Hattı” olarak hizmet vermeye başladığı ve alınan sıkı tedbirlerle bu sorunun aşılacağı vurgulandı.

Corona (Korona) Virüs Nedir?

Solunum yolu ile yani, çok kısa zamanda geniş kitlelere ulaşabilip hastalandırabilecek bir bulaşma yolu ile bulaşan, Çin’de ortaya çıkmış bir virüstür. Çin, çok çeşitli besinlerin (hayvan, böcek vb.) yoğun tüketildiği, çok kalabalık bir ülke olduğu için, aslında hayvanların taşıdığı bazı mikroplar insana adapte olma imkânını sıklıkla orada buluyorlar. Bu mikroplar yepyeni ortaya çıktıkları için onlara karşı “bağışık” olma durumumuz “sıfır” oluyor; yani virüs, hastalanma potansiyeli olan herkesi hastalandırıyor. Burada, herhangi bir mikrobun herkesi hastalandırmadığını, sadece belli kişilerin hastalandığını ve sadece, yine belli kişilerin (kronik hastalığı olanlar, zayıf/düşkün/çok yaşlı kişiler) ağır hastalandığını da bilmek lazım.

Corona (COVID-19) Virüs Nasıl Bulaşır?

Virüs solunum yolu ile bulaşır. Burada, tüm araştırmalar kesinleşmemiştir; bu yüzden, “Her türlü solunum yolu” demek gereklidir. Yani mikrop, öksürmek veya tıksırmakla havada belli sürede asılı kalabilir. Virüs, tabii ki öpüşmek ve en yaygın olarak eller ile de bulaşır.

Normalde hastalığı alan bir kişi, hasta olduğunun farkına varmadan ve belirtiler ortaya çıkmadan virüsü yaymaya başlayabilir. Burada, “inkübasyon dönemi” dediğimiz bir “kuluçka” dönemi vardır. Ancak yeni Corona virüs için bu, tam olarak ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. Şimdilik kuluçka süresinin 2-14 gün olduğu düşünülüyor.

Coronavirüs (Korona) Belirtileri Nelerdir?

Ateş, öksürük ve nefes darlığı, başlıca sözü edilen belirtiler. Ancak her türlü solunum yolu hastalığı belirtilerini dikkate almakta yarar var. Burun akıntısı, halsizlik, vücut ağrısı da belirtiler arasında yer alıyor. Virüsle karşılaştıktan sonra genellikle 2 gün içinde belirtiler ortaya çıkıyor ancak bu süre 14 güne kadar uzayabiliyor.


Yeni bir salgın daha (Lassa ateşi Nedir)

Lassa ateşi nedir?

Lassa ateşi; Batı Afrika coğrafyasında görülen, akut olarak gelişip öldürücü olabilen viral bir hastalıktır. 1969 yılında Nijerya’da görevli iki hemşirenin ölümü ile Batı dünyası tarafından fark edilmiştir. Bu iki hemşirenin Nijerya’da yaşadığı şehrin ismi Lassa’dır. Hastalık bu şehirde görüldüğü için ‘Lassa virüsü’ olarak anılır.

Lassa virüsü şimdiye kadar hangi ülkelerde görüldü?
- Sierra Leone
- Liberya
- Gine
- Nijerya

Bu ülkeler Lassa virüsünün yaygın olarak görüldüğü ülkelerdir. Mali ve Gana’da da 2011 yılında vaka görülmüştür. Yakın zamanda ise Fildişi Sahili Burkina Faso‘da izole vakalar bildirilmiştir. Batı Afrika’da yılda 100 bin ila 300 bin arasında kişi bu virüsten etkilenirken, virüs ortalama 5 bin kişinin ölümüne sebep olmuştur.

Lassa virüsü nasıl bulaşır?

İnsanlara bulaşması enfekte gıdaların solunumu yoluyla veya yutma sebebiyle olur. Nadir olarak da kemirgenle direkt temas şeklinde gerçekleşir.

Lassa virüsü bulaşmış bir bireyin kanında, salgılarında, idrarında veya dışkısında virüs izole edilmiştir. Bu yüzden insandan insana geçiş de medyana gelebilir. Lassa virüsünün gündelik temaslar ile bulaşması söz konusu değildir. Ancak kullanılmış tıbbi malzemeler ile bulaştığı görülmüştür.

Lassa ateşinin belirtileri nelerdir?

- Kuluçka süresi 5-21 gündür.
- Enfeksiyonların yaklaşık %80’i semptomsuz veya hafif seyirlidir. Hafif seyirlilerde hafif ateş, genel halsizlik ve baş ağrısı olur.
- %20’sinde kanama (dış etlerinde, gözlerde, burunda) görülebilir.
- Solunum sıkıntısı, şiddetli kusma, yüzde şişkinlik, işitme kaybı olabilir.
- Baş ağrısı, boğaz ağrısı, kas ağrısı ve karın ağrısı söz konusu olabilir.
-Ölüm, çoklu organ yetmezliği sebebi ile şikayetler başladıktan sonra 2 hafta içerisinde gerçekleşebilir.

Dünya koronavirüs salgını ile mücadele ederken Batı Afrika ülkelerinden Nijerya 'da da Lassa salgını etkisini sürdürüyor. Hayvandan insana geçen ve ölümcül olabilen Lassa ateşi salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı 176'ya yükseldi.

176 kişi öldü! Vaka sayısı 932
Nijerya Hastalık Kontrol Merkezinden (NCDC) yapılan açıklamada, ülkeyi etkisi altına alan salgında Edo, Ebonyi, Ondo ve Bauchi başta olmak üzere 29 eyalette 932 vaka tespit edildiği aktarıldı. Açıklamada, salgın nedeniyle sene başından bu yana yaşamını yitirenlerin sayısının 176'ya çıktığı belirtildi. Her yıl kurak dönemin yaşandığı kasım-mayıs aylarında yükselişe geçen Lassa ateşi salgınında 2019'da 129 kişi ölmüştü.

İlk kez 1969 yılında keşfedildi
Mali, Togo, Gana, Liberya ve Sierra Leone gibi birçok Afrika ülkesinde görülen Lassa ateşine Nijerya'da ilk 1969'da ülkenin kuzeydoğusundaki Borno eyaletinde rastlanmıştı. Nijerya hükümeti, 2019'da Lassa ateşi nedeniyle ülkede "acil durum" ilan etmişti.

Fare dışkısıyla temas sonucu bulaşan hastalık insandan insana geçebiliyor ve ölümcül kanamalı ateşe yol açıyor. Yetkililer, halka hijyen konusunda dikkatli olmaları, fare ve diğer kemirgenlerle temas etmemeleri uyarısında bulunuyor.


2 Şubat 2020 Pazar

Koronavirüs Nedir (corona virüs) Hakkında Neler Biliniyor?



Çin'de ortaya çıkan virüsün özellikleri neler?

Hastalardan alınan örneklerin laboratuvarlarda test edilmesi sonucu Çinli yetkililer ve Dünya Sağlık Örgütü, enfeksiyonun koronavirüs (corona virus) olduğu sonucuna vardı.

Koronavirüsler, büyük bir virüs ailesinin bir alt türü. Ancak yeni virüs dahil sadece yedisi insanlara bulaşabiliyor.

Bir koronavirüsün yol açtığı şiddetli akut solunum yolu sendromu (SARS), Çin'de 2002 yılında salgından etkilenen 8 bin 98 kişiden 774'ünün ölümüne yol açtı.

Doktor Josie Golding, "SARS'ın hatıraları hâlâ taze, korkunun çok büyük olmasının nedenlerinden biri bu, ancak bu tür hastalıklarla mücadele etmek için artık çok daha hazırlıklıyız" diyor.

Yeni virüsün de SARS gibi insandan insana bulaşabildiği teyit edilmiş durumda



Virüse yakalananlarda hangi belirtilere rastlanıyor?

Virüse yakalananlarda önce yüksek ateş başlıyor. Ardından kuru öksürük şikayetleri gözleniyor. Bir haftanın sonunda ise nefes darlığı sorunları ortaya çıkıyor.

Çin'de bazı hastaların hastanede uzun süreli tedavi altına alınması gerekmişti.

Ancak şu an eldeki bilgiler sadece hastaneye kaldırılan ağır hastaların yaşadıklarıyla sınırlı. Virüse yakalanıp daha hafif bir şekide atlatan olup olmadığı konusunda detaylı bir bilgi henüz yok.

Koronavirüsler orta derece soğuk algınlığından ölüme varacak semptomlara yol açabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Perşembe günü yeni koronavirüs hakkında "uluslararası kamu sağlığı acil durumu" ilan etti.

İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılan basın toplantısında DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, küresel ölçekte acil durum ilan edilmesinin nedeninin "Çin'de değil, diğer ülkelerde yaşananlar" olduğunu söyledi ve asıl endişenin virüsün sağlık sistemleri zayıf ülkelere yayılması olduğunu belirtti.

Ne kadar ölümcül?

Aralık ayında ortaya çıktığı sanılan virüs, şu ana kadar 170 kişinin ölümüne neden oldu. Yani virüse yakalandığı tespit edilenlerin yüzde 2,2'si hayatını kaybetti.

SARS salgınında hastalığa yakalananların yüzde 9'u hayatlarını kaybetmişti.

Ancak virüsün bulaşmasıyla başlayan hastalık sürecinin görece uzun olduğu ve ölü sayısının ilerleyen günlerde artabileceği uyarıları yapılıyor.

Henüz salgının boyutları da tam olarak bilinmediği için bu yeni virüsün yol açabileceği ölümlere dair bir tahmin yürütmek zorlaşıyor.

Virüsün kaynağı ne?

Hastalığın, Çin'in 11 milyon nüfuslu kenti Vuhan'daki Huanan deniz ürünleri pazarından kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Çinli yetkililer Hubei bölgesinde toplam 50 milyon kişinin yaşadığı kentlere seyahat kısıtlaması uyguluyor. Vuhan şehri karantinaya alınmış durumda.

Çin genelinde yüz maskesi kullanmak zorunlu hale getirildi, Çin'e bağlı yarı özerk Hong Kong yönetimi de bir dizi önlem açıkladı ve iki ülke arasındaki geçişleri sınırladı.

Uluslararası pek çok havayolu da Çin'e uçuşlarını askıya aldı.



İnsandan insana nasıl bulaşıyor?

Başta virüsün sadece hayvandan insana bulaşabildiği açıklanmıştı. Ancak daha sonra virüsün, insandan insana da bulaştığı anlaşıldı.

SARS, insandan insana çok kolay bulaşabiliyordu. Virüse yakalanmış bir kişinin kalabalık bir ortamda öksürmesi dahi SARS'ın yayılması için yeterli olabiliyordu.

MERS ise insandan insana daha zor bulaşan bir koronavirüstü.

Yeni virüs solunum yollarını etkiliyor. O nedenle öksürük ve temas yoluyla bulaşıyor olması yüksek bir ihtimal olarak görülüyor.

Çin, virüse yakalananların belirti göstermeye başlamadan hastalığı bulaştırabildiğini açıklamıştı.


12 Ekim 2019 Cumartesi

Fırat'ın Doğusu Hadisleri

Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Fırat nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmaz. Onun üzerine insanlar savaşırlar. Yüz kişiden doksan dokuzu öldürülür. Onlardan her biri: 'Herhalde savaşı ben kazanacağım.' der." [Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29, (2894); Ebu Davud, Melahim 13, (4313, 4314); Tirmizî, Cennet 26, (2572, 2573)]

AÇIKLAMA:

1. Hadisin Buhârî'de gelen bir veçhinde: "...Kim o hadiseye hazır olursa, ondan hiçbir şey almasın." ibaresi ziyadedir. İbnu Hacer, "Ondan hiçbir şey almasın" ifadesinden hareketle, ortaya çıkacak bu altının dinar (şeklinde madrub para) altın kalıpları veya altın tozu şeklinde olabileceğini, hepsinin caiz olduğunu söyler.

2. Bir rivayette altından dağ, bir başka rivayette "altundan hazine (kenz)" ifadesi kullanılmıştır. Dağla çokluk kinaye edildiği belirtilmiştir.

3. İbnu't-Tin bu hazineden almanın yasaklanmasını, "o hazinenin bütün Müslümanlara ait olmasındandır. Öyleyse kişi ondan sadece kendi hakkını alabilir." diye açıklar ve devamla: "Kim ondan alır, malını çoğaltırsa, faydasız olduğu için pişman olur, altundan bir dağ ortaya çıksa, altın değerini kaybedeceği için, bu istenmez" der.

İbnu Hacer, bu yorumu muvafık bulmaz: "Onun söylediği, hadiste açık değil, açık olan husus şudur: Ondan alınması, fitne çıkacağı üzerine savaşılacağı için yasaklanmıştır." der. Şu ihtimale de yer verir: "Ondan almanın nehyedilişindeki hikmet, ona ihtiyacın kalmadığı veya pek az olduğu bir vakitte ortaya çıkmış olmasıdır." İbnu Hacer, önceki ihtimalin galib olduğunu söyler ve buna, hadisin Müslim'de geçen ve Teysir'de esas alınmış olan (kaydettiğimiz) veçhini delil gösterir. Ayrıca Müslim'de geçen şu mealdeki rivayetle de bu görüşünü te'yid eder:

"...Fırat nehrinin, altından bir dağ üzerinden açılacağı zaman yakındır. İnsanlar bunu işitince oraya yürürler. Nehrin yanındakiler: "Biz insanları bırakacak olursak, ondan alıp tamamını götürecekler" derler."

Resulullah devamla buyurdu ki:

"Bunun üzerine onun için savaşa girişirler. Her yüz kişiden doksan dokuz tanesi öldürülür."

İbnu Hacer: "Bu da gösteriyor ki, İbnu Tîn'in tahayyül ettiği sebep batıldır. Yasağın sebebi, ondan almanın getireceği neticedir: Savaş..." Bu hadisenin toplanma (mahşer) için ateşin çıkması sırasında vukuuna da bir mani yoktur. Lakin bu, ondan almayı nehyetmek için bir sebep olamaz. İbnu Mace, Sevban'dan şu hadisi merfu olarak tahric etmiştir: "Hazinenizin yanında üç (grup) savaşır. Her biri de bir halife oğludur..." İbnu Mace hadisi Mehdi ile ilgili bir babta kaydetmiştir. Eğer burada geçen hazineden murad, sadedinde olduğumuz hadiste geçen hazine ise, bu durum, yani nehrin altında olması hadisesi, Mehdi'nin zuhuru zamanında meydana gelecektir. Bu ise, kesinlikle, Hz. İsa (as)'ın inmesinden önce ve de ateşin çıkmasından öncedir.

Bugüne dek Fırat'ın başında dünya kadar katliamlar meydana geldi. Yakın tarihten başlayacak olursak, Fırat'a yakın yerde Irak ve İran katliamı oldu. 1958'de yine Fırat'a yakın bir yerde çok ciddî kıyım yapılarak Allah Resûlü'nün torunları katledildi.. Ancak, yukarıdaki hadisten, bu iki hadiseyi çıkarmak uygun olmasa gerek. Belki, daha sonra olması muhtemel bazı hadiselere işaret aramak daha uygun olur. Mesela:



Fırat'ın suyu, altın değerinde olacak bir devreye, mecaz yoluyla bir işaret olabileceği gibi yapılacak barajlardan elde edilecek gelirlere de "altın" sözüyle işaret olabilir. Ayrıca, Fırat'ın suyu tamamen çekilerek, altında çok büyük altın ve petrol yataklarının çıkacağı da bildirilmiş olabilir. Ayrıca toprak çökmeleri neticesinde böyle bir maddenin de bulunması mümkündür. Fakat ne olursa olsun o bölgenin, İslam âleminin bünyesinde, bir dinamit gibi, potansiyel bir tehlike olduğunun anlatılmasında şüphe yoktur. Bunlar bugün zuhûr etmiş şeyler değil; ileride zuhur edecek hadiselerdir.. ve o günleri gören insanlar, Allah Resûlü'ne bir kere daha bütün kalpleriyle "sadakte: doğru söyledin" diyecek ve imanlarını yenileyeceklerdir.

23 Ekim 2018 Salı

Deccal ve Süfyani Kimdir



Deccal, Arapça bir kelimedir, "decl" kökünden gelir. Sözlüklerde verilen mânâya göre Deccal, "yalancı, hîlekâr; zihinleri, gönülleri, iyi ile kötüyü, hak ile bâtılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen, bucak bucak her yeri dolaşan müfsid ve mel'ûn bir kişidir."

Deccal tüm kainata gelecek olan fitnedir. Yalnızca Müslümanlığa gelecek olana ise "Süfyan" denilmektedir. Hz. Ali; Süfyan için, Müslümanların içinden çıkacak ve aldatmakla iş görecektir demiştir. Müslümanlığı darb edecek şekilde ziyan etmiş biri gelip gelmediği alimler tarafından çeşitli rivayetlere dayandırılarak gelmiştir yada gelmemiştir diye iddialındırılmışsada gerçeği yalnızca Allah bilir.

Peygamber Efendimiz, Büyük Deccal kuzeyden çıkacaktır. Bunu "Deccalın birinci günü bir sene, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, diğer günleri de normal günler gibidir"(1) hadis-i şerifinden öğreniyoruz. Rivayetlerde Deccalın çıkışı, kâinatın en korkunç hadiselerinden birisi olarak gösterilmiştir. Bundan dolayıdır ki Peygamberimiz (a.s.m.), ümmetine özellikle onu haber vermiş, fitnesinden sakınmış ve ümmetini de sakındırmıştır. Hadisi biraz açarsak; Kuzey kutup bölgesinde bütün sene, bir gece bir gündüzdür. Yazın, trenle birgün güneye doğru gelinse bir ay güneşin batmadığı görülür. Sonra otomobille birgün daha gelinse bir hafta boyunca güneş batmaz. İşte bu durum büyük Deccalın kuzeyden çıkıp güneye doğru tecavüz edeceğini mu’cizâne haber verir.(2)

Resûl-i Ekrem (a.s.m.), Süfyanın da ümmeti içerisinden çıkacağını bildirirken, çıkış yerinin Doğu olacağına da dikkat çekmiştir. Buna Resûlullah, öylesine önem vermiştir ki üç defa tekrarlama ihtiyacı hissetmiştir.

Bir rivayette Horasan denilen Doğu tarafında bir yerden çıkacağı bildirilmektedir.(3) Başka bir rivayette daha detaya inilerek, "Isbahan (Isfahan) Yahudiyesinden çıkacağı" bildirilmektedir.(4) Isfahan bölgesinde yer alan Şehristan ve Yahudiya’nın, Yahudîlerin en çok bulundukları iki şehir olduğunu biliyoruz.

"Hz. Adem'in yaratılışından itibaren kıyamete kadar geçen süre içerisinde Deccaldan daha büyük bir hadise (diğer bir rivayette daha büyük bir fitne) yoktur.

Bir hadis-i şerifte şöyle dikkat çekilir:

“Deccal dinin güçsüzleştiği, ilmin yetersiz hale geldiği bir anda ortaya çıkar."(1)

(Deccal) Çıktığı zaman herkes ONU SAHİCİ BİR MÜRŞİT SANIP peşine takılacak, sonra Küfe’ye gelince aynı şekilde çalışmalarını sürdürecek, DERKEN PEYGAMBERLİK İDDİA EDECEK… Bunu gören akıl sahibi kişiler ondan ayrılacaklar… Daha sonra ULUHİYET (ilahlık) DAVASINDA bulunacak… Haşa “Ben Allah’ım” diyecek…. (Taberani bunu Sahabi olan b. Mu’temer’den böyle rivayet etmiştir.)

Bir başka hadiste ise, Deccal’in bu sapkınlığı şöyle haber verilir:

O (Deccal) önce: “BEN BİR PEYGAMBERİM”, diyecektir. Halbuki benden sonra hiçbir peygamber yoktur. Sonra ikinci bir iddiada bulunarak: “BEN RABBİNİZİM”, diyecektir. Halbuki siz ölünceye kadar Rabbiniz’i göremezsiniz…

Bir başka hadiste şöyle buyrulmuştur:

Deccal çıktığı vakit, beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ATEŞ OLARAK GÖRDÜĞÜ TATLI SUDUR; halkın SU OLARAK GÖRDÜĞÜ İSE YAKICI ATEŞTİR. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düşmeyi kabul etsin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur

Kaynaklar:
(1) Müslim, Fiten: 126.
(2) Ramûzü'l-Ehadis, s. 518.
(3) Buharî, Fiten: 26; Müslim, Fiten: 101.
(4) Müslim, Fiten: 125; Tirmizî, Kitabü'l-Menakıb: 70.
(5) Buharî, Kitabü'l-Meğazî: 64.
(6) Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I-VI (Kahire: 1313), 5:372.
(7) el-Heytemî, Mecmaü'z-Zevâid-I-VIII (Beyrut: 1403/1982), 7:348.
(8) Hakim en-Nisaburî, Ebû Abdullah Muhammed, Müstedrek, I-IV (Beyrut: Dâru'l-Marife, ts.), 4:520; Kenzü'l-Ummal, 14:272.
(9) Alâeddin el-Müttekì bin Hüsameddin bin İsmail el-Hindî, Kenzü'l-Ummal (Beyrut: 1989), 11:125; Bursalı İsmail Hakkı, Ruhu'l-Beyan fî Tefsîri'l-Kur'ân, I-X (İstanbul: 1330), 8:197.
(10) Müslim, Fiten: 125.


14 Ekim 2018 Pazar

Süfyani Kimdir ve Zuhur Zamanı

SÜFYANİ KİMDİR?

Süfyani’nin ayaklanması, Hz Mehdi(a.s)’ın zuhurunun en önemli alametlerindendir. Bu konu ile ilgili sünni ve Şii kaynaklarında 100’den fazla sahih hadis mevcuttur ve bu hadislerin bazıları, her ne kadar da ispatlamak mümkün değilse de, Sufyani ile ilgilidir ve bununla ilgili en ufak bir tereddüttümüz dahi yoktur.

Bu olay, Hz Mehdi’nin (as) zuhurundan önce gelişecektir. Hz Mehdi (a.s) gelmeden önce, Süfyani’nin ayaklanması hatmi ve kesindir; yani zuhurdan önce, gerçekleşmemesi mümkün değildir.

İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: Kaim (Hz Mehdi(a.s) , Allah tarafından hatmi ve kesindir. Ve Süfyani de kesindir. [1]

PEKİ KİMDİR SÜFYANİ ?

Süfyani’nin kimliği ile ilgili İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur; O Ebu Süfyan’ın neslindendir.

SÜFYANİ MÜSLÜMAN MIDIR?

Süfyani’nin dini konusunda farklı hadisler mevcuttur. Bazı hadisler onu Müslüman, bazı hadisler Hristiyan olarak nitelendirmişlerdir. Ama her iki hadise de, Hz İmam Sadık’ın hadisi ile yön verebiliriz. İmam a.s şöyle buyurmuştur; O, Horasan’daki hükümeti yıkmak için Rumlar’a (Yahudiler ve Avrupalılar) gidecek ve Hristiyan olarak dönecek.[3] Yani o, önce Müslüman’dır ve sonra da Hristiyan olacaktır.

SÜFYANİ’NİN AYAKLANMASI NE ZAMAN OLACAKTIR?

Süfyani, Recep Ayı’nda,görünür ve 6 ay içinde suriyeyi işkal eder ve tahta oturur, ancak tahta 9 aydan fazla oturamayacak zira tahta oturur oturmaz yamani (a.s) Ayaklanır ve onu 9 ay sonra tamamen yok eder. Bunu da İmam Sadık (a.s)’dan öğreniyoruz: Süfyani’nin ve Hz yamaninin ayaklanması, bir senede olacak.[4] Ve tekrar başka bir hadisinde de, Süfyani Recep Ayı’nda çıkacak diye buyurur.[5] Çıkışları bir sene olacak ancak zuhurları farklı dır, Süfyani’nin çıkışının ardından, en fazla 9 ay sonrasında, Hz Mehdi zuhur edecek demektir. Ve ayriyeten, başka hadislerde de,Süfyani ayaklandıktan 6 ay sonra Yamani (a.s) çıkacak diye söylenmiştir.

Süfyani saldırısını şamdan başlayacak(Suriye) ve bu konuda bir çok hadiste geçmiştir Hz ali (a.s) bu konu ile ilgili şöyle buyurmuştur Şamdan üç bayrak çıkacak birincisi Ashab, ikincisi abkağ ve üçüncüsü Sufyani dır[6]

İmam Bakır a.s bir rivayetinde şöyle buyurdu: Ey Caber, Şam’da (Suriye) bir fitne çıkacak ki, bu fitneden kurtulma yolları aranacak. Ancak Kaim(Hz Mehdi a.s) gelene kadar asla bulamayacaklar. Gaybet-i Numani s 327

İmam Ali a.s buyurur: Batı ülkeleri Şam’a saldırdığında, büyük ve korkutucu bir savaş çıkararak, Şam’ı işgal edecekler. O zaman kuru bölgede Süfyani’nin çıkışını bekleyin. Gaybet-i Şeyh Tusi Sayfa 461



SUFYANİ KİMLERLE SAVAŞACAK?

hadislerde Sufyaninin ayaklanmasının iki sebebi vardır, birincisi Şiilerin katliamı onun esas amacı ve hedefidir ve bu yüzden ırakta Şiilerin en yoğun olduğu yere yani ,küfeye saldıracak ve bir çok Şii öldürecektirİmam Muhammed bakır efendimiz (as) bu konuda şöyle buyurmuştur ;onun gazabı sadece bizim Şiilerin üstünde olacak ve sadece onların kanına susamış olacak ,[7] ikinci sebeb ise Hz mehdinin başlatacağı hidayet yolunu kesmek ve bölgeyi saldırılarıyla istikrarsız yapıp Hz mehdinin amaçlayacağı kalkınmayı zayıflatmak ve onun hedeflerini yok etmektir Hz imam Muhammed bakır şöyle buyurmuştur süfyani Medine ye bir ordu gönderecek ve Hz mehdi uzaklaşacak Mekke ye gider ve süfyaninin komutanına haber yetişecek ki mehdi (a.s) Mekke ye gitmiştir [8]

Süfyani bir çok ülkeye saldırır ve en son ülke İran olacak ki Allah onun sonunu getirecek ve yer Yüzü açılacak ve onu içine alacak ve ondan sonra hz mehdi (a.s) zuhur edecek

[1] ..Abdüllah ibn cafer homeyri garbol senad s374 hadis 1329
[2] . Şeyh Tusi gaybet,S 443
[3] ..Hatun abadi ,arbein,S153
[4] ..Numani gaybet,S 376
[5] . Şeyh seduk C 2 S 558
[6] .. Ali kurani moğcemol ahadis emam mehdi C3 s81
[7] ..Numani gaybet S 417
[8] ..Haman S 329

“Süfyanî 360 süvariyle çıkıp, tâ Dımeşk’e geldiğinde, daha üzerinden bir ay geçmeden Kelb’den 30.000 kişi ona tabi olur O da ordusunu Irak’a gönderir ve Zevra denilen bölgede 100.000 kişiyi katl eder. Ve Kûfe’ye çıkarlar ve orayı talan edip harab ederler. Bu sırada doğudan bir sancak çıkar ki, ona kendisine Şuayb bin Salih denilen Temim’den bir zat kumandanlık eder. Onların ellerindeki Kûfe ahalisinden olan esirleri kurtarır ve o Süfyanîleri öldürür**”.
( Fetava-i Hadîsiyye, İbn-i Hacer-i Heytemi-38)

Zevra, Irak’ın kuzeyi ile Türkiye’nin güneydoğusunu içine alan bir bölgenin adıdır. Kelb kabilesi ise meşhur bir kabile olmakla beraber aşağıda gelen bir hadîste İngilizler hakkında da bu ifade kullanıldığı için Süfyanîye tabi olan bu kabilenin kim olduğunu zaman gösterecektir.

Bu hadîsten şöyle anlaşılıyor ki; Süfyanîler, Irak ve Suriye’nin tahribi hususunda mühim bir fitne çevirecektir. Her ne kadar Irak harbinde Süfyanîlerin bu icraatının bazı numuneleri görüldü ise de, ileride nasıl bir tahribat yapacağını hâdiseler zuhur etmeden tam olarak anlamamız mümkün değildir. Amma anlaşılan şudur ki; her halükarda Yamani (a.s)’ın komutanı olarak Şuayb bin Salih denilen zatın orduları Irak ahalisini esaretten kurtaracaktır inşaallah

Süfyani Kıyamı Nasıl Gerçekleşecek

SÜFYANİ’NİN ZUHURUNUN KESİNLİKLE GERÇEKLEŞECEĞİ VE ONUN KAİM ALEYHİSSELAM’DAN ÖNCE ORTAYA ÇIKACAĞINA DAİR RİVAYETLER

1- İsa bin A’yan şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Süfyani kesindir, Recep ayında çıkacak, onun ilk  çıkışı ile ölümünün arası onbeş aydır. Ve altı ay savaşacaktır. Beş bölgede dokuz ay hükümet sürecek ama onun hükümeti beş ayı birgün dahi geçmeyecektir.”

2- Mualla bin Huneys şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Bu olayda kesin olan ve kesin olmayan şeyler vardır. Kesin olan, Süfyani’nin Recep ayında çıkacak olmasıdır.”

3- Muhammed bin Müslim şöyle der: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Allah’tan korkun ve Allah’a itaat yolunda takvalı olup çalışarak inancınızı korumaya çalışın. Sizlere karşı kıskançlık ve gıpta sizlerin inancınızdan dolayıdır. Bunun şartı ise ahirete yönelip dünyadan uzaklaşmanızladır. Eğer bu hadde ulaşırsanız, Allah’ın nimetlerinin, kerametinin ve cennet müjdesinin size yöneldiğini anlarsınız ve zamanla korkularınız güvene dönüşecek ve sadece sizin inancınızın hakk olduğunu göreceksiniz. Sizin dininize karşı çıkanlar batıldır, onlar helak olacaklar. Sizleri istediğiniz şey hakkında müjdeliyorum. Sizlerin düşmanlarınızın Allah’a karşı isyan ederek birbirlerini nasıl öldürdüklerini görmüyor musunuz. Onlar dünyaları uğruna birbirlerini öldürürken sizler evlerinizde güven içinde oturuyorsunuz. Süfyani’nin sizlerin lehine düşmanlarınızı öldürmesi size yeter. O sizlerin lehine bir alamettir. O fasık zuhur ettikten sonra bir iki ay rahat içinde olacaksınız ve o sizin düşmanlarınızı öldürecek.”



Bazı ashabı ona şöyle dediler: Eğer böyle olursa ailelerimizi ne yapalım? Şöyle buyurdu: Sizin erkekleriniz onun gözünden kaçıp gizlenecekler. Çünkü o şiilerimiz aleyhindedir. İnşaallah kadınlara da bir zarar gelmez. Dediler ki: Peki erkekler nereye kaçıp gizlenebilirler? Şöyle buyurdu: “Onlardan biri kaçmak isterse Mekke’ye Medine’ye veya başka şehirlere kaçacaktır. Sonra şöyle buyurdu: Medine’de ne yapabilirsiniz ki? O fasık’ın ordusu oraya da gelecek. Ama siz Mekke’ye gidin. Çünkü sizin toplanacağınız yer Mekke’dir. Süfyani fitnesi kadının hamilelik süresi olan dokuz ay kadardır. İnşaallah dokuz ayı aşmayacaktır.”

4- Abdurrahman bin A’yan, şöyle der: Ben İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’ın yanında iken Kaim aleyhisselam hakkında şöyle arzettim: Kaim aleyhisselam’ın çabuk zuhur etmesini ve Süfyani’nin olmamasını arzuluyorum. Şöyle buyurdu: “Hayır, vallahi gerçekleşmesi gereken kaçınılmaz bir durumdur.”

5- Hamran bin A’yan şöyle der: “Sonra bir süre tayin etti ve kesin süre Allah’ın yanındadır”[1] ayeti hakkında İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Süre ikiye ayrılır. Birisi kesindir, diğeri ise mevküftur. Kesin olan süre ve zaman nedir, diye arzedince şöyle buyurdu: “Allah’ın iradesinin kesin olarak gerçekleşeceği zamandır.” Hamran şöyle dedi: İnşaallah Süfyani olayı kesin değildir. Şöyle buyurdu: Hayır! Vallahi Süfyani olayı kesindir.”

6- Fuzeyl bin Yesar şöyle der: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Bazı olaylar kesindir, bazıları ise kesin değildir: Süfyani olayı ise kaçınılmaz ve kesindir.”

7- Halladi Sai (Saffar) şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Süfyani kaçınılmazdır, ve o sadece Recep ayında zuhur edecektir.” Birisi şöyle arzetti: Ey Ebu Abdullah! O çıkıp hareket edince bizim halimiz nice olur? Şöyle buyurdu: Böyle olursa bize doğru gelin.”[2]

8- Cabiri Cufi şöyle der: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’a Süfyani’yi sorduğumda şöyle buyurdu: “Süfyani’nin çıkışından önce karşınıza Şeysabanı çıkacak, Tıpkı yerden su çıkar gibi Küfe’den çıkacak, o sizlerin kervanınızı öldürecek. Ondan sora Süfyanin’in çıkışını ve Kaim aleyhisselam’ın zuhurunu bekleyin.”

9- Ali bin Ebu Hamza şöyle der: Mekke ile Medine arasında İmam Musai Kazım aleyhisselam’ın yol arkadaşı idim Birgün bana şöyle buyurdu: “Ey Ali! Eğer bütün gök ve yer ehli Abbasoğulları’na karşı ayağa kalksa yeryüzü onların kanına doyar, sonra da Süfyani zuhur ederdi.” Şöyle arzettim: Ey efendim, onun çıkışı kesin midir? Buyurdu ki: Evet, sonra biraz düşündükten sonra başını kaldırarak şöyle buyurdu: “Abbasoğullarının hükümeti hile ve desisedir. Onların hükümeti yıkılınca, artık kökleri kurudu diyecekler. Ama tekrar başa geçtiklerinde halk diyecek ki: Henüz yıkılmalarından uzun zaman geçmedi.”

10- Ebu Haşim Davud bin Kasımı Caferi şöyle der: İmam Muhammed Taki aleyhisselam’ın yanında iken Süfyani’nin durumu ve rivayetlerde onun kesinlikle geleceğinde, bahsolundu. Ben, İmam Muhammed Taki aleyhisselam’a şöyle sordum. Allah, Süfyani konusunda beda eder mi?[3] Evet, diye buyurdu. Kaim hakkında da beda eder diye korkuyoruz, diye arzettiğimde şöyle buyurdu: Kaim olayı vaaddir ve Allah vaadinden dönmez.”

11- Hasan bin Cehm şöyle der: İmam Rıza aleyhisselam’a şöyle arzettim. Allah durumu sizin için ıslah etsin. Halk, Süfyani’nin gelişinde Abbasoğulları’nın saltanatının yıkılmış olacağını iddia ediyor. Şöyle buyurdu: “Yalan söylüyorlar. Süfyani ortya çıktığında Abbasoğulları hükümeti ayakta olacak.”[4]

12- Abdullah bin Ebu Ya’fur şöyle der: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam bana şöyle buyurdu: “Abbasoğulları ile Mervani Kırkısia’da çarpışaçak ve körpe gençler dahi orada dehşetten ihtiyarlayacak ve Allah da onlardan yardımı kesecek. Gökteki kuşlarla yerdeki yırtıcılara şöyle ilham olunacak: “Zorbaların etine doyun”. Sonra da Süfyani ortaya çıkacak.”

13- Hişam bin Salim şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Süfyani beş memlekete hakim olunca dokuz ay sayın. -Hişam bin Salim beş memleketi şöyle tahmin eder: Dimişk, Filistin, Ürdün, Humus, Halep.

14- Harisi Hamdani şöyle der: Emirülmüminin aleyhisselam şöyle buyurdu: “Mehdi’nin gözleri yere bakar, saçları karışıktır, yanağında ben vardır, onun çıkışı doğu tarafındadır. Böyle olunca Süfyani zuhur edecektir. Onun hükümeti bir kadının hamileliği olan dokuz ay sürecektir. Hakka itaat eden taifeler dışında bütün Şam halkı ona itaat edecektir. Allah onları onunla birlikte ortaya çıkmaktan koruyacaktır. Saldırgan bir ordu ile Medine’ye gelecek ve Medine çöllerine ulaştığında Allah onu toprağa gömecektir, işte bu, Allah azze ve celle’nin Kur’an’daki şu buyruğudur: “Ve dehşetli bir korkuya kapıldıkları ve hiçbirinin kurtulamayıp en yakın bir yerde azaba uğratıldıkları gün bir görsen onları.”[5]

15- Hişam bin Salim şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu: “Yemani ve Süfyani, süratle koşan hızlı iki at gibidir.”

16- Muğayre bin Said şöyle der: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Emirülmüminin (aleyhisselam) şöyle buyurdu: İki mızrak karşılaşıp çarpışınca Allah’ın alametlerinden biri ortaya çıkıncaya dek birbirinden ayrılmayacaktır. Dediler ki: O alamet nedir ey Emirülmüminin? Şöyle buyurdu: Şam’daki bir depremde yüzbin kişi ölecek Allah bu depremi müminlere rahmet, kafirlere ise azap olarak gönderecektir. Böyle olunca siyah-beyaz ve kulağı (veya kuyruğu) kesik atlara binen süvarilere ve sarı bayraklara bakın. Onlar batıdan gelerek Şam’a ulaşacaklar. O sırada en büyük dehşet ve kızıl ölüm gerçekleşecek. Sonra Şam yakınlarındaki Heresta[6] köyü toprağın altına girecek. Tam o sırada ciğerler yiyen kadının oğlu kurak çöllerden ortaya çıkacak ve Şam minberine hakim olacak. Böyle olunca Mehdi’nin zuhurunu bekleyin.”

17- Yunus bin Ebu Ya’fur şöyle der: İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Süfyani ortaya çıktığında bize karşı ve size karşı savaşsın diye bir ordu gönderecek. Böyle olunca her türlü zorluk ve zillete katlanıp bize katılın.”

18- Muhammed bin Müslim şöyle der: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam şöyle buyurdu: “Süfyani kızıl suratlı, kızıl beyaz ve mordur. Allah’a asla ibadet etmemiş, ne Mekke’yi ne de Medine’yi hiç görmemiştir. O şöyle diyecek: Ey rabbim Halkın kanını cehenneme gitmek pahasına da olsa dökeceğim. Halkın kanını cehenneme gitmek pahasına da olsa dökeceğim.

[1]- Mübarek “En’am” suresi 2 ayeti şerife.

[2]- Yani Hz. Mehdi’nin zuhur edeceği şehir olan Mekke’ye gelin. Çünkü kurtuluş, sadece biz Ehl-i Beyt sayesindedir.

[3]- Yani halkın zihninde yerleşmiş bulunan ve ortayı çıkması beklenen Süfyani olayını, Allah Teala değiştirir ve ortaya çıkarmayabilir mi?

[4] Abbasoğulları hükümetinin tekrar kurulma ihtimali diğer hadisi şeriflerden de anlaşılmaktadır. (Ç.)

[5]- Mübarek “Sebe” suresi 51. ayeti şerife.

[6]- Bu köy aynı adla bugün Şam ile Humus arasında Şam’a beş buçuk km. kadar uzaklıktadır. (Ç.)