Gaybi Hz.Mehdi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaybi Hz.Mehdi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2019 Cumartesi

Fırat'ın Doğusu Hadisleri

Fırat'ın Doğusu Hadisleri

Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Fırat nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmaz. Onun üzerine insanlar savaşırlar. Yüz kişiden doksan dokuzu öldürülür. Onlardan her biri: 'Herhalde savaşı ben kazanacağım.' der." [Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29, (2894); Ebu Davud, Melahim 13, (4313, 4314); Tirmizî, Cennet 26, (2572, 2573)]

AÇIKLAMA:

1. Hadisin Buhârî'de gelen bir veçhinde: "...Kim o hadiseye hazır olursa, ondan hiçbir şey almasın." ibaresi ziyadedir. İbnu Hacer, "Ondan hiçbir şey almasın" ifadesinden hareketle, ortaya çıkacak bu altının dinar (şeklinde madrub para) altın kalıpları veya altın tozu şeklinde olabileceğini, hepsinin caiz olduğunu söyler.

2. Bir rivayette altından dağ, bir başka rivayette "altundan hazine (kenz)" ifadesi kullanılmıştır. Dağla çokluk kinaye edildiği belirtilmiştir.

3. İbnu't-Tin bu hazineden almanın yasaklanmasını, "o hazinenin bütün Müslümanlara ait olmasındandır. Öyleyse kişi ondan sadece kendi hakkını alabilir." diye açıklar ve devamla: "Kim ondan alır, malını çoğaltırsa, faydasız olduğu için pişman olur, altundan bir dağ ortaya çıksa, altın değerini kaybedeceği için, bu istenmez" der.

İbnu Hacer, bu yorumu muvafık bulmaz: "Onun söylediği, hadiste açık değil, açık olan husus şudur: Ondan alınması, fitne çıkacağı üzerine savaşılacağı için yasaklanmıştır." der. Şu ihtimale de yer verir: "Ondan almanın nehyedilişindeki hikmet, ona ihtiyacın kalmadığı veya pek az olduğu bir vakitte ortaya çıkmış olmasıdır." İbnu Hacer, önceki ihtimalin galib olduğunu söyler ve buna, hadisin Müslim'de geçen ve Teysir'de esas alınmış olan (kaydettiğimiz) veçhini delil gösterir. Ayrıca Müslim'de geçen şu mealdeki rivayetle de bu görüşünü te'yid eder:

"...Fırat nehrinin, altından bir dağ üzerinden açılacağı zaman yakındır. İnsanlar bunu işitince oraya yürürler. Nehrin yanındakiler: "Biz insanları bırakacak olursak, ondan alıp tamamını götürecekler" derler."

Resulullah devamla buyurdu ki:

"Bunun üzerine onun için savaşa girişirler. Her yüz kişiden doksan dokuz tanesi öldürülür."

İbnu Hacer: "Bu da gösteriyor ki, İbnu Tîn'in tahayyül ettiği sebep batıldır. Yasağın sebebi, ondan almanın getireceği neticedir: Savaş..." Bu hadisenin toplanma (mahşer) için ateşin çıkması sırasında vukuuna da bir mani yoktur. Lakin bu, ondan almayı nehyetmek için bir sebep olamaz. İbnu Mace, Sevban'dan şu hadisi merfu olarak tahric etmiştir: "Hazinenizin yanında üç (grup) savaşır. Her biri de bir halife oğludur..." İbnu Mace hadisi Mehdi ile ilgili bir babta kaydetmiştir. Eğer burada geçen hazineden murad, sadedinde olduğumuz hadiste geçen hazine ise, bu durum, yani nehrin altında olması hadisesi, Mehdi'nin zuhuru zamanında meydana gelecektir. Bu ise, kesinlikle, Hz. İsa (as)'ın inmesinden önce ve de ateşin çıkmasından öncedir.

Bugüne dek Fırat'ın başında dünya kadar katliamlar meydana geldi. Yakın tarihten başlayacak olursak, Fırat'a yakın yerde Irak ve İran katliamı oldu. 1958'de yine Fırat'a yakın bir yerde çok ciddî kıyım yapılarak Allah Resûlü'nün torunları katledildi.. Ancak, yukarıdaki hadisten, bu iki hadiseyi çıkarmak uygun olmasa gerek. Belki, daha sonra olması muhtemel bazı hadiselere işaret aramak daha uygun olur. Mesela:



Fırat'ın suyu, altın değerinde olacak bir devreye, mecaz yoluyla bir işaret olabileceği gibi yapılacak barajlardan elde edilecek gelirlere de "altın" sözüyle işaret olabilir. Ayrıca, Fırat'ın suyu tamamen çekilerek, altında çok büyük altın ve petrol yataklarının çıkacağı da bildirilmiş olabilir. Ayrıca toprak çökmeleri neticesinde böyle bir maddenin de bulunması mümkündür. Fakat ne olursa olsun o bölgenin, İslam âleminin bünyesinde, bir dinamit gibi, potansiyel bir tehlike olduğunun anlatılmasında şüphe yoktur. Bunlar bugün zuhûr etmiş şeyler değil; ileride zuhur edecek hadiselerdir.. ve o günleri gören insanlar, Allah Resûlü'ne bir kere daha bütün kalpleriyle "sadakte: doğru söyledin" diyecek ve imanlarını yenileyeceklerdir.

27 Eylül 2016 Salı

Hz.Mehdi'nin Zuhur Zamanı Gizlidir

Hz.Mehdi'nin Zuhur Zamanı Gizlidir

ZUHUR ALAMETLERİ

Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhurunun bir çok alametleri zikredilmiştir. Ama bunların hepsi hakkında birer birer bahsedecek olursak kitabımız çok uzar. Dolayısıyla kısaca birkaç noktaya değinmekle yetiniyorum.

1- Bazı alametleri bildiren hadisler hadis-i vahid olup senedinde bazı meçhul kimseler yer almıştır ve dolayısıyla da yakin ifade etmemektedir.

2- Ehl-i Beyt'ten gelen hadisler zuhurun alametlerini iki kısma ayırmıştır. Bir kısım hadisler, hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmayan kesin alametlerdir. Bunlar zuhurdan önce mutlaka gerçekleşmelidir. Bir kısmı da kesin olmayan alametlerdir. Bunlar mutlak ve kesin bir şekilde zuhurun alametlerinden değildir. Bir takım şartlara bağlıdır. Eğer bu şartlar gerçekleşirse onlar da gerçekleşecektir. Ama bu şartlar gerçekleşmezse sözkonusu olaylar da gerçekleşmeyecektir. Ama buna rağmen maslahat üzere zuhur alametlerinden sayılmıştır.

3- Zuhur alametleri gerçekleşmedikçe Mehdi (a.s) asla zuhur etmeyecektir. Bunlardan bazısının gerçekleşmesi zuhurun yakınlaştığını göstermektedir; bu alametlerden bazısı ise Mehdi’nin (a.s) zuhuruna çok yakın bir zamanda gerçekleşecektir.

4- Bazı alametler vaat edilmiş Mehdi inancını teyid etmek ve olağan üstü bir vaziyyetin gerçekleşeceğini bildirmek için harikul’ade bir şekilde gerçekleşecektir. Bu alametler de mucize hükmündedir. Ve inkar edilmesi mümkün değildir.

HZ.MEHDİ NE ZAMAN ZUHUR EDECEKTİR?

Zuhur için bir zaman belirtilmemiştir. Hatta imamlar zuhur vaktini tayin edenleri tekzib etmişlerdir. Örneğin Fuzeyl şöyle diyor: İmam Bakır (a.s)’a "Mehdi’nin zuhurunun belli bir tarihi var mıdır?" diye sordum. üç defa şöyle buyurdu: "Her kim zuhurun vaktini tayin ederse yalan söylemektedir." [1]

Abdurrahman b. Kesir şöyle diyor: "İmam Sadık (a.s)’ın huzurunda iken Mühezzim-i Esedi odaya girerek şöyle dedi: "Kurban olayım sana, Hz. Mehdi’nin kıyamı ve Hak devletinin kuruluşu ne zaman olacaktır?" İmam ona şöyle dedi: "Zuhur vaktini tayin edenler yalan söylemektedir. Acele edenler helak olur ve teslim olanlar kurtuluşa erer ve bize dönerler." [2]

Muhammed b. Müslim’de şöyle der: İmam Sadık (a.s) bana şöyle buyurdu: "Her kim sana zuhurun vaktini söylerse hemen onu tekzib et. Zira biz zuhur için bir zaman tayin etmiyoruz." [3] Bu anlamada on hadis daha nakledilmiştir.

Bunca  hadisten de anlaşılmaktadır ki İmam-ı Zaman’ın zuhuru için ne peygamberler ve ne de imamlar vakit tayin etmemiştir. Böylece her türlü suistimalin önü alınmıştır. O halde zuhur vakti tayin eden bir hadis naklederlerse, eğer tevil edilir ise tevil edilmelidir. Aksi takdirde ya susulmalı ya da tekzib edilmelidir. Ebu Said-i Mehzumi’den zayıf ve mücmel bir hadis nakledilmiştir ki "Kâimimiz, Elif lam Ra de kıyam edecek" denilmektedir.

[1] - Bihar-ul Envar, c.52, s.103.

[2] - Bihar, c.52, s.103.

[3] - Bihar, c.52, s.104-117.