Hz.Mehdi Hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hz.Mehdi Hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2016 Perşembe

Hz.Mehdi Hakkındaki Rivayetler


Hz. Mehdi Hakkındaki Rivayetler

Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler "Mütevatir"dir

"Mütevatir" ne demektir?

Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerin mütevatir olduğu hemen hemen bütün İslam alimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak, öncelikle "mütevatir hadis"in ne anlama geldiğini açıklamak gerekir. "Giriş" bölümünde de kısaca tarif ettiğimiz gibi, hadis bilimcilerine göre bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip haber uydurmaları, durumları itibarıyle teknik olarak mümkün değilse buna "mütevatir" haber denilir. Mütevatir habere de "tevatür" adı verilir.

Bir kaynakta tevatür terimi şöyle tanımlanmaktadır:

"Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)

Diğer çeşitli kaynaklarda da mütevatir kelimesinin anlamı şöyle açıklanmaktadır:

“Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun direk Resulullah (SAV)'dan rivayet ettiği hadisi şeriftir. Yakin (hiç şüphe edilmeyecek) bir ifade eder. Artık bu hadis hakkında "Acaba bu hadis Resulullah (SAV) tarafından söylenmiş midir?" diye bir şüpheye imkan yoktur.” (Ömer Nasuhi Bilmen, "Muvazzah İlm-i Kelam", s. 53)


"MÜTEVATİR HABER" : Duyularla hissedilen bir şey hakkında yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalığın verdikleri bir haber olup bizzat (yakini) ilim ifade eder. Böyle bir haber kat'i olarak sahih olup akideye taalluk eden meselelerde onunla amel vaciptir. (Mahmud Ebu Reyye, "Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması", s. 300)


"MÜTEVATİR HADİS": Yalan üzerinde birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun ("cemm-i ğafir"), her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, işitme veya görmeye ("mahsûsat") dayanan hadistir. Kesin bilgi ifade eder, amel vaciptir, reddi küfrü gerektirir, tetkik ve tenkid dışıdır.


Lafzen Mütevatir: Bütün rivayetlerinde lafızları aynı olan hadistir ki "yok denecek kadar" azdır. "Men kezebe aleyye..." misalidir. Kayıt konmadan "mütevatir hadis" denince "lafzen mütevatir" anlaşılır.


Manen Mütevatir: Aralarında ortak bir nokta bulunan değişik lafızlı hükümlerin, tevatür şartlarını taşıyan râvîlerce rivayet edilmesiyle ortaya çıkan "ortak manaya" denir. Mesela, 100 kadar değişik lafızlı hadisten çıkan bir mütevatir mana Resûlullah Aleyhissalatü ves`selâm`ın "ellerini kaldırarak dua ettiğidir." (İsmail Lütfi Çakan, "Hadis Usulü", İFAV, İstanbul 1993, s. 105-150)

Mehdiyet Hadislerinin Mütevatir Olduğuna Dair Alimlerin İzahları


MUHAMMED B. RESUL BERZENCİ

Mehdi'nin varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber (S) ailesinden ve Fatıma (A) oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur... Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve açık hadislerde, Mehdi'nin Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanında İsa Mesih'in gökten ineceği ve onun önderliğinde namaz kılacağı kanıtlanmış bulunmaktadır. (Muhammed b. Resul Berzenci, "el-İşaetü li Eşrat'is-Saeti", s. 305)

ALAEDDİN ALİ B. HİŞAM MUTTAKİ HİNDİ

Allah'ın rahmeti sana olsun bil ki vaadedilen Mehdi'nin var oluşunda hiç kuşku yoktur. Üçyüz hadis ve eserle hatta daha fazlası ile bu kanıtlanmıştır. (Casim Mühelhil, "el-Burhan", c. 1, s. 339)

ABDULMUHSİN BİN HAMD EL-ABBAD

Her Müslüman'ın, Peygamber‘in verdiği gaybi haberlere özellikle de Mehdi ve Deccal'ın zuhur edeceğine dair bildirdiği ön haberlere inanması, tasdik etmesi vaciptir. Bu itibarla Mehdilik hakkındaki haberlerin çokluğu senetlerinin doğru oluşuna rağmen, onları tutarsız saymak mümkün değildir. Ancak bilgisizler, hak ile kavgalı olanlar veya onların senetlerini incelemekten aciz olanlar bu haberleri inkar ederler. Oysa o hadisleri doğrulamak Peygamber hazretlerine inanmanın bir parçasıdır. Çünkü onun sözlerini kabul etmek, ona inanmanın bir gereğidir. Ve Allah Kuran'da (Bakara Suresi, 2-4) müminleri övdüğü gaibe inanışın ta kendisidir. (Dr. Abdulmuhsin bin Hamd el-Abbad, "Mecellet'ül-Camiat-ül-İslamiyye", yıl 1, sayı 3, s. 624-627)

MUHAMMED NASREDDİN ALBANİ

Sözün özü şu ki, Mehdi'ye inanmak, peygamberden aktarılan tevatür hadislere dayalı köklü bir inançtır ve ona inanmak vaciptir. Çünkü Allah'ın buyruğunda (Bakara 2-4) takvalıların özelliklerinden olarak anlatılan gaibe inanmak inanışın bir parçasıdır. Cahillerden başkası bunu inkar etmez. Bu inanç kitap ve sünnette doğru kabul edilen inanışlar üzerine ölmeyi, Allah'tan diliyorum. (Muhammed Nasreddin Albani, "Mecellet'üt-Temeddün'il-İslami", sayı 22, s. 646)


ŞEMSEDDİN MUHAMMED BİN AHMED SEFAREYNİ

Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de hakkında tevatür derecesini aşacak derecede hadis bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. İmamların sonuncusudur. Hz. peygamberden sonra peygamber olmayacağı gibi ondan sonra da imam olmayacaktır. Bu imam Fatıma oğullarındandır.

Birçok hadis hafızları, Mehdi'nin Peygamber soyundan olduğunu kabul etmişlerdir, böyle mütevatır bir konuya sırt çevirmek yakışık almaz. Hak ehllinin inancına göre, Mehdi, İsa Mesih'ten ayrıdır. Mehdi, Mesih'ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginleri arasında onların inancından sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır. (Şemseddin Muhammed bin Ahmed Sefareyni, "Levaih'ül-Envar'ül-Behiyye", c. 2, s. 74, 76, 86)

EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ

...Mehdi hakkındaki hadisler o kadar çoktur ki, tevatür ölçüsüne ulaşmaktadır ve bunları reddetmek uygun olmaz... Eğer uzun olacağından endişe duymasam, bu konuda bildiğim hadislerin hepsini buraya kaydederim. (Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, "Nezm'ül Mütenasir min ahadis'il-Mütevatır", s. 145 ve 146)

ŞEHABEDDİN AHMED B. MUHAMMED GUMARİ

...Mehdi'nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir , ona inanmak Peygamber'in buyruğunu doğrulamak için gereklidir. Nitekim bu konu Ehl-i Sünnet inanç kitaplarında kaydedilmiş ve kanıtlanmıştır. (Şehabeddin Ahmed b. Muhammed Gumari, "İbraz'ül-Vehm'ül Meknun", s. 3 ve 4)

HASANEYN MUHAMMED MAHLUF EL-MISRİ

Müslümanlara sahih hadislere güvenerek Mehdi'nin ahir zamanda zuhur edeceğine tam olarak inanmalarını öğütlüyoruz. Çünkü bunun aksi sözleri söyleyenlerin ne diyanet bilgileri vardır ne de gerçekte bu hadislere inanırlar. (Hasaneyn Muhammed Mahluf el-Mısri, "Seyyid'ül Beşer Yetaheddesü An'il-Mehdiyyi-Müntazar", kitabın önsözü)

EB'UL-HASAN MUHAMMED B. HÜSEYİN ABURİ

Mehdi'nin zuhur edeceğine dair birçok raviden mütevatir hadisler nakledilmiştir. Bu hadisler Mehdi'nin Peygamber ehli beytinden olduğunu, yedi yıl hüküm sürüp dünyayı adaletle dolduracağını, Mesih'in de ortaya çıkıp Deccal'i öldürmesinde ona yardım edeceğini ve Mehdi namaz kıldırırken İsa'nın onun arkasında namaz kılacağını vurguluyor" (Şemseddin Muhammed Kurtibi, "Tezkire", s. 710)

EBU MUHAMMED HASAN B. ALİ EL-BERBEHARİ HANBELİ

...Ve Meryemoğlu İsa'nın gökten ineceğine, Deccal'i öldüreceğine ve Muhammed oğullarından Kaim'in arkasında namaz kılacağına inanmak... (Casim Mühelhil, "El-Burhan", c 1, s. 426)

SAİD HAVVA

Araştırmacılar ahir zamanda ehli beytten bir halifenin olacağı anlaşmazlık göstermemişlerdir. İttifakla kabul edilen bu lider herkes tarafından Mehdi diye bilinenden başkası değildir. Buna göre biz de geleceği bildirilen o özelliklerdeki halifeye inanıyor ve o zuhur ettiği zaman onun taraftarlarından olmaya niyetliyiz. Allah'tan bu niyetimizle bize yardımcı olmasını diliyoruz." (Prof. Said Havva, "El-Akaid'ül-İslamiyye", c. 2, s. 1021-1026)

MUHAMMED B. ALİ ŞEVKANİ

...Bunlar hiç kuşku yok ki mütevatir hadislerdir, peygamberin buyruğu hükmündedir. Çünkü bu konuda içtihat yapılamaz ve kişisel hükümler geçerli değildir... Buna göre Deccal ve Mesih hakkındaki rivayetler mütevatır olduğu gibi Mehdi hakkındakiler de mütevatirdir. (Muhib b. Salih el'Bureyni, "Ikd'üd'Dürer Fi Ahbaril'Muntazar", s. 14 ve 15)

ŞEYH HASAN ADVİ HAMZAVİ

Mehdi hakkındaki hadisler manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar edilmelerinin bir anlamı yoktur. ("Meşarik'ül-Envar", f. 2, s. 115)

M. SIDDIK B. HASAN KUNUCİ

Fatımaoğullarından olan Mehdi hakkındaki hadisler tevatür ölçüsünden çoktur. "Sünen", "Müsned" ve "Mu'cem" kitaplarında mevcuttur. (Kunuci, "el-İzaetü...", s. 94)

İBN TEYMİYE

Resulullah'dan, ahirzamanda çocuklarından ismi ismine, künyesi künyesine denk, yeryüzünü adaletle dolduracak birisinin çıkacağını haber veren Mehdi hadislerinin hepsi sahihdir. (İbn Teymiye, "Minhacü's-Sünne", c. IV, s. 291)

ZAHİDU'L-KEVSERİ

Mehdi, Deccal ve Mesih ile ilgili hadislerin tevatür derecesine ulaştığına dair rivayetlerde, hadis ilimleri hakkında bilgi sahibi bulunan kimselerce şüphe götüren bir nokta değildir. Gerçi bazı kelamcıların kıyamet alametlerine itikadın yani iman etmenin vacip olduğunu itiraf etmelerine rağmen bunlar bu konuya dair bazı hadisler hakkında şüphe uyandırmaktadırlar. Fakat bu onların hadis ilminde derinlemesine bir bilgiye sahip olmadıklarının neticesidir, başkası değil. (Muhammed Zahidul'l Kevseri, "Nazratun abire fi Mezaimi Men Yünkirü Nüzule İsa Kable'l Ahire", s. 49)

MUHAMMED B. HASAN EL-ESNEVİ

Muhammed b. Hasan El-Esnevi (Menakibiş-Şafii) eserinde der ki; Mehdi hususunda, Resulullah (SAV)'den nakl edilen haberler tevatür halini almıştır... O'nun, ehli beytinden olacağı haber verilmiştir... (Muhammed B. Resul Al - Hüseyni El Berzenci, "Kıyamet Alametleri", Pamuk Yanıları, Trc. Naim Erdoğan)

Ehl-i Sünnet İtikadına Göre
Mütevatir Hadislere İnanmanın Gerekliliği

Mütevatir hadislere inanmanın gerekliliğini, mütevatir haberlerin dindeki önemini pek çok İslam alimi yazdıkları eserlerde vurgulamışlardır. Aşağıda çeşitli İslam alimlerinin bu konudaki görüşlerinden örnekleri veriyoruz:

ŞEHABETTİN İBN-İ HACER ASKELANİ

"Tevatür isnad ilminin konularından değildir. Çünkü isnad ilmi bir hadisin doğru olup olmadığını ravilerin kişiliğini ve vasıflarını iceleyerek ortaya koyar. Halbuki mütevatir bir haberin ricali (ravileri) incelemeye alınmaz, mütevatir hadise hiçbir sorgu yapılmadan amel etmek vaciptir." (Dr. Subhi Salih, "Ulum'il-Hadis", s. 151 ve 152)

MUHAMMED CEMALEDDİN EL-KASİMİ EL-DIMIŞKİ

"Bil ki doğrulukları ilmen isbat edilmiş bir zümre insanın rivayet ettiği hadis "Mütevatir"dir. Yani, bu kişilerin, tüm rivayet sınıflarında yalancılıkta elbirliği etmeleri ihtimali bulunmaz... Ravileri hakkında hiçbir münakaşaya girilmeden bu hadislere uyulması vaciptir." (Muhammed Cemaleddin el-Kasimi el-Dımışki, "Kavaid'üt-Tahdis, min Fununi Mustah'il-Hadis", s. 151)

NUREDDİN ATER

"Sahih veya Hasen hadislerin ravilerinde aranan adalet doğruluk gibi şartlar "mütevatir" hadis ravilerinde aranmaz. Çünkü bu hadisleri rivayet edenlerin sayısı o kadar çoktur ki, aklen bir araya gelip hadis uydurmaları mümkün olmaz. Bu nedenle hadis bilimcileri mütevatir hadisleri inceleme konusu yapmazlar. Onlara göre sadece bir hadisin doğruluğu veya geçerliliği inceleme konusu olur. Oysa mütevatir hadisin böyle bir şeye ihtiyacı yoktur... Bu ravilerinin yakin elde edilecek kadar çok oluşundandır. Bu da doğal ve zaruri bir olaydır. (Nureddin Ater, "Menhac'ün-Nakd fi Ulum'il-Hadis", s. 405)

EBU ABDULLAH MUHAMMED B. CAFER İDRİSİ KETANİ

"Tüm ravileri, başında, ortasında ve sonunda normalde yalancılıkta elbirliği etmeleri mümkün olmayacak kadar çok olan haber "mütevatir"dir... Hadis bilimcileri mütevatir rivayet ravilerinin adil olmasını hatta Müslüman olmalarını bile şart koşmuyorlar... Baliğ, adil ve Müslüman sayılmaları, aynı şekilde yaşıyor olmaları gerekmiyor. Kafir, fasık, buluğa ermemiş olmaları caizdir. Herhangi bir özel sıfat taşımaları da şart koşulmamıştır." (Ebu Abdullah Muhammed b. Cafer İdrisi Ketani, "Nezm'ül-Mütenasir min ahadis'il-Mütevatır", s. 5-6-9)


EBU'S-SADAT MUHAMMED B. MUHAMMED EBU ŞOHBE

"Mütevatir haberlerde ravinini adil ve hatta Müslüman olması şart değildir. Çünkü mütevatirin kabul edilirlik gerekçesi anlatanların çok oluşudur. Nitekim bir şehir halkı bir olayın gerçekleştiğini haber verirlerse, sözleriyle kesin bilgi elde edilir." (Dr. Ebu's-Sadat Muhammed b. Muhammed Ebu Şohbe, "el-Vesit fi Ulumi ve Mustalah'il-Hadis", s. 190)

EN-NEVEVİ

"Haber iki kısımdır: Mütevatir ve Ahad... Mütevatir haber, yalan üzere ittifak etmeleri mümkün olmayan bir kalabalığın yine kendisi gibi bir kalabalıktan naklettiği haber olup iki taraf (birinci tabaka ve ikinci tabaka) ve ortadakiler (bu ikisinin arasındakiler) eşittir. Bu kalabalık zanni olmayıp duyularla idrak edilen birşeyi haber verirler ve bu haber vermeyle yakini ilim hasıl olur. Muhakkiklerin genelinin da muvafık olduğu üzere tercih edilen görüş, tevatürün belli bir sayıyla sınırlandırılamayacağıdır." (El-Cezairi, "Tevcihu'n-Nazar", s. 33)

Mütevatir Rivayetleri Reddetmenin
İnkar Olduğuna Hükmeden Ehl-i Sünnet Alimleri

Buraya kadar bazı örneklerini aktardığımız ehl-i sünnet alimlerinin izahlarından, ahir zamanda Peygamber Efendimiz'in soyundan Mehdi adında mübarek bir zatın çıkacağına dair rivayetlerin mütevatir olduklarını gördük. Asılsız ve yalan olması akıl ve mantık açısından mümkün olmayan bu rivayetlere inanmanın gerekliliğini inceledik.

Durum böyleyken bazı İslam alimleri de, kesinlik arzetmelerinden dolayı, mütevatir hadisleri inkar etmenin doğrudan Hazreti Peygamber'i inkar etmek anlamına geleceğini belirterek, bunun da küfür olduğu şeklinde çok daha keskin bir hükme varmışlardır. Bu alimlerden bazılarının izahları şöyledir:

CELALEDDİN SUYUTİ

Biliniz ki: Her kim ister sözüyle, ister davranışı ile -fıkıhta belirtildiği üzere- (mütevatir hadisleri) inkar edip hüccet bilmezse kafir olur, İslam dairesinden çıkar; Yahudilerle, Hristiyanlarla ve Allah'ın dilediği grupla haşredileceklerdir. (Abdulgani Abdulhak, "Hücciyet'üs Sünnet", s. 270, Miftah'ül Cennet'ten naklen)

EBU'L-FAZL ABDULLAH B. MUHAMMED EL-İDRİSİ

"...Çünkü, alimlerin aldığı karar gereğince her kim, Peygamber'den nakledilen hadisleri mütevatir olduğu kanıtlandıktan sonra, reddine dair kabul edilebilir bir gerekçe göstermeden inkar ederse kafir olur. (Ebu'l-Fazl Abdullah b. Muhammed el-İdrisi, "El-Mehdi-ül Muntazar", s. 94, 95)

MUHAMMED EL-MEKKİ

Güvenilir ravilerin aktardıkları hadislerde Peygamber Mehdi'nin ahir zamanda zuhur edeceğini müjdelemiş, onun sıfatlarını ve zuhurunun belirtilerini açıklamıştır... Resulullah her kim vaadedilen Mehdi'yi inkar eder yalan sayarsa kafir olur denmiştir. (Alaaddin Ali b. Hişam Muttaki Hindi, "El-Burhan fi Alamati Mehdiyyi Ahirzaman", c. 2, s. 865-876)

Aşağıdaki iki hadis de bu alimlerin vardıkları hükmü doğrular niteliktedir:

"Mehdi'nin çıkışını inkar eden,
Muhammed'e indirileni inkar etmiştir..."

"...Mehdi'yi inkar eden şüphesiz kâfirdir."

Bu hadisleri nakleden Ehl-i Sünnet kaynakları sırasıyla şunlardır:

1- "Fevaid-ul Ahbar", Ebu Bekir Ahmed b. Muhammed İskafi (ölm: H. 260)

2- "Cem'ul Ahadis-il Varide fi-l Mehdi", Hafız Ebu Bekir b. Hayseme, (ölm: H. 279)

3- "Maani-l Ahbar", Ebu-l Bekir Muhammed b. İbrahim Kelabazi Buhari (ölm: 380)

4- "Ravd-ul Enf ve Şerh-us Sire", Ebu Kasım Abdurrahman Süheyli (ölm: 581), c. 2, s. 431. (Malik b. Enes Muhammed b. Münkedir'den, o da Cabir'den rivayet etmiştir)

5- "İkd-ud Durer fi Ahbar-il Mehdi-il Muntazar", Yusuf b. Yahya Makdisi eş-Şafii (ölm: 685), s. 157. "Fevaid-ul Ahbar", İskafi ve "Şerhu-s Sire", Ebu-l Kasım Süheyli'den naklen.

6- "Feraid-us Simtayn", Şeyh İbrahim b. Muhammed Hamvini (ölm: 730), c. 2, s. 337, No. 585, "Maani-l Ahbar" Ebu Bekir Muhammed b. İbrahim'den naklen.

7- "Lisan-ul Mizan", İbn-i Hacer Askalani (ölm: 852), c. 4, s. 147, Mısır Baskısı; s. 130, Haydarabad Baskısı, "Maan-il Ahbar"dan naklen.

8- "el-Orfu-l Verdi Fi Ahbari-l Mehdi", Celaleddin Suyuti (ölm: 911), s. 161, "Fevaid-ul Ahbar"dan naklen.

9- "el-Kavl-ul Muhtasar fi Alamât-il Mehdi-il Muntazar", İbn-i Hacer eş-Şafii el-Mekki (ölm: 974) s. 56, Şam, Zahiriye Kütüphanesindeki el yazmasından alınan kopya, Kum'daki Ayetullah Mar'aşi kütüphanesinde mevcuttur, (Fevaid-ul Ahbar ve Şerh-us Sire'dan naklen...)

10- "el-Fetave-l Hadise", İbn-i Hacer-i Mekki s. 37.

11- "el-Burhan Fi Alâmât-i Mehdi-i Ahir-iz Zaman", Muttaki Hindi (ölm: 975).

12- "Levaih-ul Envar-il ilahiye...", Şeyh Muhammed b. Ahmet Sefarini el-Hanbeli (ölm: 1188), c. 2, Hz. Mehdi konulu "el-Faidet-ul Hamise" adlı bölümü; Hafiz İskafi'den naklen. (Adı geçen kaynakta ravi Cabir b. Abdullah'ın güvenirliği konusunda övgüyle söz edilmiştir.)

13- "Yenâbi-ul Mevedde", Süleyman b. İbrahim Kunduzi (ölm: 1294), 78. Babın başları, Cabir b. Abdullah Ensari'den naklen.

14- "el-İzae Li Ma Kâne ve Mâ Yekunu Beyne Yedey-is Sa'eh", Seyyid Muhammed Sıddık Kanuci Buhari (ölm: 1307) s. 137, "Cem-ul Ahadis-il Varide Fi-l Mehdi" İbn-i Hayseme ve "Fevaid-ul Ahbar" İskafi'den naklen.

15- "El-Mehdiyyu'l Muntazar", Ebulfazl Abdullah b. Muhammed Sıddık (ölm: 1308), s. 94 "Fevaid-ul Ahbar"'dan naklen.

Mehdiyet Hakkında Verilen Bazı Fetva Örnekleri

Bir önceki bölümde görüldüğü gibi, Mehdilik konusuyla ilgili hadisler tevatür derecesinde olup, hiçbir şüpheye yer bırakmadan bu konuya inanmanın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu konuyla ilgili dünyada fetva makamı olarak kabul edilen, büyük İslam alimleri tarafından oluşturulan, "Rabitat'ül-Alem'il-İslami" dairesinin, Şeyh Muhammed Muntasır el-Ketani başkanlığındaki İslami Fıkıh Kurulu tarafından verilmiş ve Şeyh Muhammed el-Kazzaz'ın imzasını taşıyan 23 Şevval 1396 (17. 10. 1976) tarihli fetvası şu şekildedir:

"...Çok sayıda sahabe peygamberden Mehdi hakkında hadis rivayet etmişlerdir. Örneğin Osman b. Affan, Ali b. Ebu Talib, Ümmü Seleme gibi yirmisini ben biliyorum ve onlardan başka daha birçok rivayet nakletmiştir. Ayrıca Peygamber sözü hükmünde olan sahabenin buyruğuda vardır. Bu konuda içtihat edilemez ve aksi görüş belirtilemez. Bu konudaki nebevi hadisler Süneni Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mace ve İbni Asakir'in Tarih'i Dımışki ve diğer kitaplarda kayda geçmiştir.

Mehdi konusunda özel kitaplar da yazılmıştır: "Ahbar'ül-Mehdi", "Ebu Nuaym Kitabı", "el-Vehm'ül-Meknun" ve diğerleri gibi... Önceki ve bugünkü büyükler Mehdi hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna tekit etmişlerdir: es-Sehavi "Feth'ül-Mugıys'da; İbni Teymiyye "Fetava"da ve Eb'ul-Abbas Mağrıbi "el-Vehm'ül-Meknun"da belirttikleri gibi...

Hafızlar ve muhaddisler, Mehdi hakkındaki hadislerin tevatür olduğuna yakin etmişlerdir. Sonuç olarak Mehdi'nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir. Ehl-i sünnet ve cemaat inançlarından sayılmaktadır. Sünnetten habersiz olan ve bidat koyuculardan başka hiçbir Müslüman bu inancı inkar etmez." (Muhammed Mehdi el-Horasan, "el-Beyan fi Ahbar-ı Sahibüzzaman Mukaddimesi", s. 76-79)

Aynı şekilde, dünya çapında İslami konularda söz sahibi olan "İlim ve Fetva Konuları Daimi Kurultayı"nın, Şeyh Abdülaziz b. Baz, Şeyh Abdürrezzak Afişi, Şeyh Abdullah b. Suud ve Şeyh Abdullah b. Gadyan'ın da aralarında bulunduğu alimler tarafından verilen 2844 sayılı Mehdilik hakkındaki fetva şöyledir:

"Mehdi'nin zuhur edeceğini kanıtlayan rivayetler çoktur, hadis öncüleri birçok senetle bunları rivayet etmişlerdir. Ebu'l-Hasan el-Aburi, Allame Sefareyni ve Allame Şevkani gibi otoriteler bu hadislerin manevi tevatür olduğunu söylemişlerdir. Yüce Peygamber'in buyruklarında belirtilerini açıkladığı kişiden başkasını Mehdi olarak kabul etmek caiz değildir."



11 Haziran 2016 Cumartesi

Hz. İsa ve Hz.Mehdi Hakkında Bilgiler

Hz. İsa Mehdi'nin Arkasinda Namaz Kilacaktir

• Ibni Arabi, Muhammed b. Ali et-Tani: (-638H.1241 M.) Teorik irfanin babasi sayilan bu zat yukaridaki ayetin tefsirini yaparken önceki rivayet kaynaklarina ve cümlelere yer verdikten sonra su açiklamayi eklemektedir:
“(Isa’nin) Beyt’ül mukaddes’e girisi ve müsahade yerine varisi, kutub makamindan ayridir. Namazi geciktiren Imam ise Mehdi’dir. Zamanin kutbu oldugu halde namazi geciktirmesinin sebebi; velayet sahibinin Nübüvvet sahibine karsi saygi göstermesidir. Isa’nin onu öne geçirmesinin sebebi ise, Imam’in zamanin kutbu oldugunu bilmesidir. Muhammed (AS) dini üzerine onun arkasinda namaz kilmasi ise; ona iktida ederek zahiren ve batinen feyz elde etmek istedigindendir. Allah daha iyi bilir.”

Mehdi Olarak Adlandirilmasinin Sebebi

• Cabir b. Yezid el-Co'fi, Imam Muhammed Bakir-dan rivayet ediyor:
... Mehdi'nin Mehdi diye isimlendirilmesinin sebebi sudur ki; gizli bir ise dogru yönlendirilecek, Tevrat ve diger Semavi kitaplari Antakya'da bir magaradan çikartacak ve Yahudiler arasinda Tevrat'la, Hiristiyanlar arasinda Incil'le hükmedecektir.

• Harun b. Maruf; Zamra b. Rabia'dan, Abdullah b. Sevzeb'den rivayet ediyor:
Kuskusuz ki, Mehdi, Mehdi diye adlandirilmistir. Çünkü O, Sam daglarindan bir daga dogru hidayet olunur (yönlendirilir) "Tevrat" kitaplarini oradan çikartir ve onlara dayanarak Yahudilerle münzara eder ve (sonuçta) bir grup Yahudi O'nun eliyle Müslüman olur.

• Muhammed b. Ali es-Sülemi, Imam Muhammed Bakir'dan rivayet ediyor:
Mehdi'nin Mehdi diye isimlendirilmesinin sebebi sudur ki; gizli bir ise dogru yönlendirilecek, halkin gönlünde olan seylere dogru hiyadet olacak... Tevrat'i Antakya'da bir magaradan çikartarak...

• Ma’mar b Hisam, Matar’ül- Verrak’dan, Kab’ül- Ahbar’dan rivayet ediyor:
O Mehdi diye adlandirilmistir, çünkü; O gizli bir ise hidayet edilir (gizli bir isi görevlendirilir), Tevrat ve Incil’i, Antakya denilen bir yerden çikartir...

Mehdi'nin Diger Isimleri  


• Ömer b. Zahir rivayet ediyor:
“Birisi, Imam Cafer Sadik’a; “Kaim’e, Emirel-müminin, diye selam gönderebilir miyiz”, diye sordu. Imam buyurdu; “Hayir Allah-u Teala bu lakabi sadece Hz. Ali’ye vermis, ondan önce ve sonra kimse bu lakapla anilamaz.” Adam sordu: “Peki onu ne diye selamlayayim?” Hazretleri: “Selam olsun sana ey Bakiyetullah diyerek” buyurdu.
Yasamini Gizli Sürdürmesi

• Sakr b. Ebi Delf rivayet ediyor, duydum Imam Muhammed Taki buyuruyordu:
Dogrusu su ki, Hasan (Askeri)'den sonra hak üzere oglu Kaim ve muntazar (beklenilen)dir. Sordum: Ey Allah'in Resulü'nün torunu, niçin 'Kaim' adini almistir?
Buyurdu: Çünkü o, unutulmus oldugu ve Imamligi kabul edenlerin çogu kendilerine sirt çevirdikleri bir sirada kiyam edecektir.
Sordum: Onun "muntazar" (beklenen) diye adlandirilmasinin sebebi nedir?
Buyurdu: Çünkü o, yasamini gizli sürdürecek, bu pek uzun sürecek, gelisi pek uzayacak. Ihlasli kimseler ortaya çikisini bekleyeceklerdir...
Görmüyor musunuz ki, süphesiz Allah, göklerde ve yerde olanlari emrinize amade kilmis, açik ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genisletip-tamamlamistir... (Lokman Suresi, 20)

• Seyh Saduk: Muhammed b. Ziyad el- Azdi rivayeti, Allah-u Teala’nin su:”... ve size zahir ve batin nimetlerini bol bol verdi” buyrugu hakkinda Imam Musa Kazim’a sordum, buyurdu:
“Zahir (açik) nimet: Zahir (görünen/açik) Imam’dir. “Imamlar içinde gaip olan var midir?” dedim, Buyurdu: “Evet kendisi insanlarin gözünden gaip olur (fakat) zahiri müminlerin kalbinden gaip olmaz... Allah onunla bütün zorluklari kolaylastirir, bütün sertlikleri yumusatir. Onunla yerin hazinelerini ortaya çikartir, onunla bütün uzakliklari yakinlastirir, inatçi bütün zalimleri onunla ortadan kaldirir, tüm kötü seytanlari onun eliyle yok eder... Ortaya çikip zulüm ve haksizlikla dolan dünyaya adalet ve hakkaniyeti hakim kilincaya kadar.”
Iman edip salih amellerde bulunanlar, ne mutlu onlara. Varilacak yerin güzel olani (onlarindir). (Ra’d Suresi, 29)

• Seyh Saduk: Ebu Besir rivayeti, Imam Cafer Sadik buyurdu:
“”Ne mutlu bizden olan Kaim’in gaybet döneminde bizim isimize tutunana, (böyle birinin) kalbi hidayete erdikten sonra sapmaz.... Iste Allah’in buyrugu “Iste mutluluk ve güzel gelecek” buna isarettir”.

• Seyh Saduk :Buna benzer bir haberi ayni Imamdan, ayni ravi ile fakat baska bir senetle söyle aktarmaktadir: (sf. 401)
“Imam buyurdu: Iyi bir sey sordun ey Ümmü Hani; bu zamanin sonunda ortaya çikacak biridir, o bu Ehl-i Beyt’ten olan Mehdi’dir. Onun bir gaybeti (dönemi) olur. O dönemde bazilari sapitir, bazilari hidayet bulur. Ne mutlu sana eger onu görürsen ve ne mutlu onu görenlere ...
Aniden Çikmasi

• Ahmed b. Muhammed Imam Hasan Mücteba'in söyle buyurdugunu rivayet ediyor.
"Dedem Resullullah'a sordum: Biz Ehl-i Beyt'ten Kaim ne zama kiyam edecektir? Buyurdu: Ey Hasan! O, yere ve göge pek agir gelen "o saat" e benzer, aniden / birdenbire zuhur edecektir."

• Kumeyt b. Zeyd el-Esedi, Imam M. Bakir'dan rivayet ediyor.
"Allah'in Resulünden bir konuda (yani Mehdi'nin kiyami hakkinda) soruldu; buyurdu: O, "saat" e benzer, ancak aniden zuhur edecektir."

• Di'bil b. Ali el-Hüzai, Imam Riza'dan rivayet ediyor:
"Resullullah'a; Ey Allah'in Resulü, soyunuzdan olan Kaim ne zaman kiyam edecek, diye soruldu. (Efendimiz) buyurdu; O, 'O saate' (kiyamet olacagi ana) benzer, onun zamanini Allah'tan baskasi bilmez.. Ancak aniden vuku bulur."

• Hazzaz Kummi: Ahmed b. Muhammed b. Münzir, rivayet ediyor:
Ali oglu Hasan buyurdu: Dedem Resulullah’a sordum: Biz Ehl-i Beyt’ten olan Kaim ne zaman zuhur edecektir? Buyurdu: “Ya Hasan, kuskusuz ki onun zuhuru kiyametin olusuna benzer: “… O göklere de, yere de agir gelmistir. O size ansizin gelecektir…”

• Seyh Saduk: Di’bil Hüzai rivayet ediyor: Imam Riza buyurdu: Bana babam aktardi, ona da babasi, ona da babalarindan aktarilmistir:
Peygamber’e soruldu: Ey Allah’in Resulü soyunuzdan olan Kaim ne zaman zuhur edecek, buyurdu: “Onun benzeri kiyamettir, söyle ki: “… onu tam zamaninda ortaya çikaracak olan, yalniz O (Allah)’dur. O göklere de, yere de agir gelmistir, o size ansizin gelecektir…”

• Hazzaz Kumni: Kümeyt b. Zeyd Esedi rivayet ediyor, Imam Muhammed Bakir buyurdu:
“...Kusku yok ki; bizden olan Kaim, Hüseyin ogullarinin dokuzuncusudur... O zuhur eder ve dünyayi adalet ve hakkaniyetle doldurur...
“Ey Resulullah’in oglu peki o ne zaman zuhur edecek?” diye sordum, buyurdu:
“Andolsun ki bunu Allah’in Resulü (S)’ne sordular, buyurdu ki; Onun benzeri kiyamettir: Aniden meydana gelir. (Kiyamet aniden meydana geldigi gibi Mehdi de aniden zuhur edecektir)

• Züraret b A’yur rivayet ediyor:
“Imam Muhammed Bakir’a; Allah-u Teala’nin: “Aniden / birdenbire gelecek olan saatten baskasini beklemezler ki,” buyrugu hakkinda sordum. Buyurdu: Maksat Hz. Kaim’in zuhur “zamanini” beklemektedir...”

Mehdi'nin Ashabinin Kendisine Siginmasi

• Ebu Said Hudri Resulluh'dan rivayet ediyor:
"Mehdi'nin izleyicileri ona siginirlar, bal arilarinin Kraliçe ariya sigindiklari gibi (onun yaninda güven ve huzur bulurlar), o yeryüzünü adalet ve dürüstlükle dolduracaktir."

Mehdi'nin Gelisinde Hiç Süphe Yoktur

• Alaeddin Ali b. Hisam Muttaki Hindi (975 H.): "er-Reddü..." kitabinda söyle diyor:
"Allah'in rahmeti sana olsun bil ki; vaadedilen Mehdi'nin var olusuda hiç kusku yoktur. Üç yüz hadi ve eserde hatta daha fazlasi ile bu kanitlanmistir

• Serif Muhammed b. Resul Berazenci: "el-Isaetü..." kitabinda (s. 184 ve 305) söyle yaziyor:
"Mehdi'nin varligi ve ahir zamanda zuhur edecegi, Peygamber ailesinden ve Fatima ogullarindan olusu, tevatür ölçüsüne ulasan hadislerle açiklanmistir ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlami yoktur... Tevatür ölçüsünü asan, dogru ve açik hadislerde, Mehdi'nin Fatima soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edecegi, zulüm ve haksizlikla dolmus olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getirecegi, onun zamaninda Isa Mesih'in gökten inecegi ve onun önderliginde namaz kilacagi kanitlanmis bulunmaktadir."

• Semseddin Muhammed b. Ahmed Sefareyni; Bu konuda bir manzume yazmis ve kendisi de bu manzumeye "Levaih'ül-Envar'ül-Behiyye" adinda bir serh yazmistir. Asagidaki özet açiklamasi bu serhden alinmistir: (C.2, s.74, 76, 86)
"Kiyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de, hakkinda tevatür derecesini asacak derecede hadis bulunan bir kisinin zuhur edecegidir. Bu kisi imamlarin sonuncusudur. Hz. Peygamber'den sonra Peygamber olmayacagi gibi, ondan sonra da Imam olmayacaktir. Bu imam, Fatima ogullarindandir... Birçok hadis hafizlari, Mehdi'nin Peygamber soyundan oldugunu kabul etmislerdir, böyle mütevatir bir konuya sirt çevirmek yakisik almaz. Hak ehlinin inancina göre, Mehdi Isa Mesih'ten ayridir. Mehdi, Mesih'ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginlerin arasinda, onlarin inancindan sayilacak kadar yayginlik kazanmistir."

• Hasan b. Abdullah er-Razi et-Tamimi, Imam Riza babalarina dayanarak Peygamber (SAV)’in söyle buyurdugunu rivayet etmektedir:
“Hakki ifa etmek için bizden olan Kaim kiyam etmedikçe saat (kiyamet) vuku bulmayacaktir. Bu da büyük Allah izin verince olacaktir. Allah(a bakin), Allah(a bakin) ey Allah’in kullari! Suyun, karin üstünde, düse kalka olsa bile Mehdi’ye kosun, çünkü o, Allah’in halifesidir.”

• Asim b. Ebi en- Nücud, Zerr b. Hübeys’ten, Abdullan b. Mes’ud’dan, Resullullah’in söyle buyurdugunu rivayet etmektedir:
“Ehl-i Beyt’imden Mehdi denilen bir kisi gelip, ümmetime hükmetmeden dünya sona ermeyecektir.
Süphesiz o, kiyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan (kiyametten) yana hiç bir kuskuya kapilmayin ve bana uyun. Dosdogru yol budur. (Zuhruf Suresi, 61)

• El-Kenciyy’üs-Safii: Mukatil bin Süleyman ve onu izleyen müfessirler “... ve o kiyamet için bir bilgidir” ayeti hakkinda demislerdir ki:
“O, Mehdidir, zaman sona ermeden zuhur eder ve onun hurucundan (çikisindan) sonra kiyamet olur...”
“Ve istiyoruz ki, yeryüzünde zayiflatilanlara lütfedelim, onlari önderler yapalim, onlari mirasçi kilalim.” (Kasas Suresi 5)

• Abdülhamid b. ebi’l-Hadid: Hz. Ali (A)’in yukaridaki buyrugunun serhine söyle yazmaktadir:
“Sia, buyrugun, ahir zamanda zuhur edip dünyaya hüküm sürecek olan gaip imami vaadettigini düsünüyor. Bizimkiler (sünniler) de diyorlar ki: Bu tüm ülkelere sahip olup yeryüzüne hüküm sürecek olan Imam’in vaadedildigine dairdir. Bundan çikardigimiz sonuç su ki: Böyle bir imam kesin olarak vardir, gaip olup sonra zuhur etse bile. Zamanin sonunda böyle bir Imam’in zuhur edecegi sözünü dogrulamak noktasinda bu buyruk yeterlidir.”

• Muhammed Seybani: “Haberlerimizde Imam Muhammed Bakir ve Imam Cafer Sadik’dan rivayet edilmistir:
Bu ayet (Kasas Suresi, 5); ahir zamanda zuhur ederek zalim ve firavunlari yok edip yeryüzünde dogudan batiya kadar hüküm sürecek, zulümle dolmus iken adaletle dolduracak olan Emir Sahibi’ne aittir (onun hakkinda nazil olmustur).”
Mehdi'nin Çikisini Gökten Bir Ses Haber Verecektir
“Istesek onlarin üzerine gökten bir mucize indiririz de boyunlari ona egilir.” (Suara Suresi,4)

• El-Mukaddesi es-Silmi: Ebu Ishak Salebi, ebu Hamza Sümali’nin bu ayet hakkinda söyle dedigini rivayet etmektedir:
“...Allah daha iyisini bilir ya bize ulasana göre: O (Mucize) Ramazan ayinin ortasinda gökten duyulacak bir sestir, o ses duyuldugunda “ense yerinden çikar”. (bu tabir, insanin duyacagi korkunun siddetine dair bir kinayedir)

• Nu’mani: Abdullah b. Sen’an rivayet ediyor: Imam Cafer Sadik’in yaninda idim Hamdan ‘dan bir kisinin konustugunu duydum, adam diyordu ki: Su insanlar bizi ayiplayarak: Siz, Sahibü haze’l-Emr adina birisinin gökten seslenecegini mi saniyorsunuz? diyorlar. Imam Sadik arkasina yaslanmisti, dogruldu ve söyle buyurduguna bizzat tanik oldum:
“Andolsun ki bu Allah’in kitabinda mevcuttur: “Istersek onlarin üzerine gökten... onlar boyun egerler” buyrugu ile açiklamistir. Buna göre o gün boyun egmeyen tek kisi bile kalmaz. Dünya halki gökten gelen sesi duyunca iman ederler...”

• Ibn’ül-Mahyar: Hannan b. Südeyr rivayet ediyor: Bu ayet hakkinda Imam Cafer Sadik’a sordum buyurdu:
“(bu ayet) Muhammed ogullari Kaim’i hakkinda nazil olmustur, onun hakkinda gökten çagrida bulunulur.”

• Seyh Tusi: Hasan b. Ziyad Seykal rivayet ediyor, Imam Cafer Sadik (A) buyurdu:
“Kaim kiyam etmeden önce gökten biri seslenir, (bu sesi) perde arkasindaki kadinlar, dogudaki ve batidaki tüm insanlar duyar. Su ayet bu konuda nazil olmustur. “Istersek onlarin... ve onlar boyun egerler.”

• Seyh Saduk: Hüseyin b. Halid rivayet ediyor: Imam Riza kendisine yöneltilen; siz Ehl-i Beyt’ten olan Kaim kimdir? sorusunu söyle yanitladi:
“Ogullarimdan dördüncüsü, cariyelerin hanimefendisinin oglu, onun adina gökten nida edilir ve bu nidayi tüm yeryüzü halki duyar ve bu ses (insanlari) ona çagirir: Biliniz ki; Allah’in Hücceti Allah’in beyti yaninda zuhur etmistir ona tabi olun çünkü hak onunladir ve ondadir. Allah’in “Istesek gökten... ve onlar ona boyun egerler” ayeti buna isaret etmektedir.