Hz.Mehdi Zuhuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hz.Mehdi Zuhuru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2016 Pazar

Hz.Mehdi Zuhuru (Çıkışı) Çok Ama Çok Yakındır

Hz.Mehdi Zuhuru (Çıkışı) Çok Ama Çok Yakındır

“Zuhur müjdecileri” grubunun telefonla yapmış oldukları röportajda merhum Şeyh Muhammed Taki Behçet’in Hz. Hüccet İbni’l Hasan İmam Mehdi’nin (Allah zuhurunu yakınlaştırsın) zuhuru hakkındaki görüşlerini aktardı. Bu çekici röportajın tamamı şu şekildedir.

Acaba size göre zuhur yakın mıdır?

Bismillahirrahmanirrahim, evet zuhur yakındır, bu tür sorulara cevap olarak tüm Şialar doğal olarak evet zuhur yakındır demelidir. Bu Şia öğretilerindendir, Şia mezhebinin dop dolu öğretilerinden “ennehum yerevnehu beiden ve nerahu gariba” aslında bize, eğer gerçek intizar çekenlerden ve bekleyenlerden olmak istiyorsanız zuhurun yakın olduğuna ümit duymamız gerektiği öğretilmiştir.

Evet, bu hakirin görüşü ki elbette benim görüş bildirecek liyakatim yoktur, ama şunu diyebilirim ki zuhur yakındır.

Bu konuda bu kadar müjdelerin verilmesine rağmen zuhur hakkındaki rivayetler hakkında konuşmak size göre zorunlu mudur?

Bu hakire göre sulta düzenlere karşı adaleti isteyenler ve zorba düzenlere karşı duranların adalet bayraktarlığı, özgürlük, hak talep edenler dünyada artış kaydetmiştir, bu tür konular zuhura ümit duyanlar ve bir kurtarıcının geleceği ümidine bağlıdır. Gerçekte bu düşünce ve ümit İran İslam İnkılâbının kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Eğer bugün İslam inkılâbı bu kadar görkemli bir şekilde hayat bulduysa bu düşünce tarzına bağlıdır... İran İslam İnkılâbı rehberi Hamaney bir gün çok açık bir şekilde şöyle demişti: “Bugün artık bu şekilde diyebiliriz ki biz zuhur zamanına yakınlaşmışız, çünkü marifetler ilerlemiştir.”

Bundan dolayı bu tür konular zaruri konulardandır...

Acaba bölgenin siyasi konularını da nazarda alarak zuhur konusunu hak ve batılın tanınması için tatbik edebilir miyiz?

Bakınız rivayetlerde akıllı insanı ve her insanın aklını ve ayrıca akıllı insanı ve onun aklını değişik açılarla tanıyabileceğimiz söylenmiştir. Akıllı insan, değişik olay , hadise ve konularda farklı ihtimalleri nazarda alan ve inceyen kişidir. Eğer bu cümleyi tashih edersek bana göre konuya daha da yaklaşmış oluruz ve o budur ki bölgede gerşekleşen olayları değişik ve farklı açılardan tüm ihtimalleriyle ele alıp incelemeliyiz.

Bu ihtimallerden biri bu olayları Hz. Veliyi Asr İmam Mehdi’nin (aleyhi selam) zuhurundan önceki hadiselerle tatbik etmektir. Çok muteber bir çok kaynakta bu konu hakkında binlerce hadis vardır. İşin erbabı uzman kişiler bu olayları bu hadislerle tatbik etmişlerdir.

Eğer birisi zuhurun zamanını tayin ederse onu tekzip ediniz demişlerdir, zuhuru temenni edip bu alanda analiz yapıp tahliller yapanları değil bu tür kişileri teşvik etmek gerekmektedir.

Acaba Şeyh Behçet tarafından zuhurun çok yakın olduğu müjdesinin verilmesi bir çeşit vakit tayin etmek değil midir?

Hayır, bu hakirin kendisi Şeyh Behçet’in hizmetine gitmiştim, yaz günlerinden öğleden sonra idi. Şeyh Behçet’e dedim ki sizin hakkınızda bir konuyu nakletmektedirler. Buyurdular ki hangi konuyu? Dedim ki zuhur hakkında. Buyurdular ki ne diyorlar? (Bu konuyu ilk defa resmi olarak burada açıklıyorum elbette bazı konuşmalarımda söylemiş olabilirim)

Zuhurun yakın olduğu hakkında sizden bir şeyler naklediyorlar. Buyurdu ki zuhur çok yakındır, tekrardan tekit ederek buyurdular çok ama çok yakındır. Dedim ki bir çok alamet ve olay henüz gerçekleşmedi. Buyurdular ki Münezzeh Allah için bunlar bir şey değildir ki tüm alametleri ve olayları bir gecede bir araya getirebilir ve Hüccet’inin zuhuru için yolu açarak hak Hüccetine gerekli imkanı sağlayabilir.

Bu zuhur zamanını tayin etmek değildir, zuhura işarettir burada vakit tayin edilmemiştir “ennehum yerevnehu beiden ve nerahu gariba"

İmam Mehdi’nin (af) Zuhurunun Nişaneleri

İmam Mehdi’nin (a.f) evrensel kıyamının alametleri ve nişaneleri vardır. Bu nişaneleri bilmek çok önemlidir. Bu alamet ve nişaneler, Muhammed’in (s.a.a) soyundan olan kurtarıcı Mehdi’nin (a.f) zuhurunun müjdeleyicileridirler.

Onlardan her birinin oluşması ve gerçekleşmesi bekleyiş içinde olan kişilerin kalplerindeki zuhur ümidini daha da alevlendirecektir. Bu alametler, düşmanlar ve dalalet yolunun yolcuları için, kötü işlerden ve fesattan sakınmaları için bir hatırlatma ve uyarı niteliğindedir.

Aynı zamanda bu nişaneler, bekleyiş içinde olan kişileri zuhuru derk edip masum imamın (a.f) safında ve onun yanında mücadele etmek için hazırlamaktadır. Gelecekte olacak olayları bilmek de, ileride karşılaşacağımız zorluklar karşısında daha iyi mücadele vermek için kendimizi hazırlamamızda yardımcı olacaktır.

Aynı zamanda bu nişaneler Mehdi olduğunu iddia eden yalancıların tanınmasında da en iyi ölçüdür. Mehdi olduğunu iddia eden kimsede bu alamet ve nişaneler olmazsa rahatlıkla yalancı olduğunu anlarız.

Masum imamların (s.a) rivayetlerinde zuhur için birçok nişaneler zikredilmiştir. Bu nişanelerin bir kısmı normal ve tabii olaylardır. Bir kısmı ise mucizeye benzeyen olağanüstü olaylardır.

Bu nişaneler arasında öncelikle muteber kaynaklarda bulunan meşhur hadisleri zikredeceğiz. Konumuzun sonunda da diğer nişaneleri kısa bir şekilde sıralayacağız.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kaim’in zuhuru için beş alameti vardır;

1-Süfyani’nin ortaya çıkması

2-Yemenlinin ortaya çıkması

3-Gökten bir sesin işitilmesi

4-Nefs-i Zekiye’nin öldürülmesi

5-Beyda adlı yerin çökmesi”[1]

Bu rivayette adı geçen beş alamet, birçok rivayette defalarca tekrar edilmiştir. Bu olayların ayrıntıları bizler için kesin olmasa da elimizden geldiği kadarıyla açıklayamaya çalışacağız:

a. Süfyani’nin Ortaya Çıkması

Süfyani’nin ortaya çıkışı birçok rivayette nakledilmiş ve zuhur alametlerinden olduğu bildirilmiştir. Süfyani, Ebu Süfyan’ın soyundan olan ve İmam Mehdi’nin (a.f) zuhurundan kısa bir süre önce Şam bölgesinde kıyam edecek kişidir. Çok sayıda masum insanın kanını akıtacaktır. Öldürmekten ve savaştan çekinmeyen, düşmanlarına karşı da çok sert davranan zalim biridir.

İmam Sadık (a.s) onu şöyle anlatmaktadır:

“Eğer Süfyani’yi görürsen, insanların en alçağını görmüşsün demektir.”[2]

Süfyani, Recep ayında kıyam edecek, Şam bölgesini ve etrafını ele geçirdikten sonra Irak’a saldıracaktır. Orada da büyük katliamlar yapacaktır.

Rivayetlere göre Süfyani’nin ortaya çıkışı ile ölümünün arasındaki zaman on beş aydır.[3]

b. Beyda’nın Yere Gömülmesi

Beyda, Mekke ve Medine arasında ki bölgenin adıdır.

Beyda’nın yere gömülmesinden maksat şudur; Süfyani, İmam Mehdi’nin (a.f) ordusuyla savaşmak için Mekke’ye doğru bir ordu gönderecektir. Ordu, Beyda bölgesine ulaşınca mucizevî bir şekilde yerin içine gömülecektir.

İmam Bakır (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:

“Mehdi’nin (a.f) Mekke’ye doğru gittiği haberi Süfyani ordusunun komutanına ulaşınca, Oda onun izini bulmak için bir ordu gönderir ancak onu bulamayacaklar... Süfyani ordusu Beyda’ya ulaşacak ve tam o sırada gökten şöyle ses işitilecektir: “Ey Beyda! Bu kavimi yok et.” (Beyda) çölü de onları içine çekecektir.”[4]

[1]- Gaybet-i Numani, bab.14, h.9, s.261
[2]- Kemalu’d-din, c.2, bab.57, h.10, s.557
[3]- Gaybet-i Numani, bab.18, h.1, s.310
[4]- Gaybet-i Numani, bab.14, h.67, s.289

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم
اِنَّآ اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ”

"ŞÜPHESİZ, BİZ SANA KEVSER'İ VERDİK"



İmam Mehdi’nin Gelişinden Önce Yaşanacak Bazı Olaylar

Hz. Ali (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur:

Abbasoğullarının mülkü hiçbir zorluğa uğramadan kolayca kurulacaktır. Eğer Türkler, Deylem’liler, Sind’liler, Hint’ler, Berberler ve Taylesan Türkleri birleşseler dahi, onların hükümetlerini yok edemezler. Onlar her zaman sevinç içinde olacaklar ta ki sonunda onları sevenler ve devletleri için çalışanlar onlardan ayrılacaklar.

Sonra Allah savaşçı bir adamı onlara musallat edecek ve tam onların hükümetinin kurulduğu yerden ayaklanacak. Geçtiği bütün şehirleri fethedecek, karşısına dikilen bayrakları devirecek ve bütün nimetleri yok edecek. Ona düşmanlık edenlere eyvahlar olsun! O her zaman zaferlere ulaşacak ve sonunda zaferini benim Ehlibeytimden olan birisine teslim edecek. O hakkı söyleyecek ve hakkı uygulayacak.”

Beşir bin Ebu Erakei Nebbal şöyle rivayet etmektedir:

Medine’ye gittiğimde İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’a uğradım. Merkebinin evinin kapısında eyerli olarak hazır durduğunu gördüm. Ben onun evinin karşısında oturdum ve onu bekledim. O evinden dışarı çıkınca ona selam verdim. O merkebe binmekten vazgeçip bana doğru yöneldi ve şöyle buyurdu: Sen nereden geldin? Şöyle arzettim: Irak’tan.

Buyurdu ki: Hangi şehirden? Küfe’den, dedim. Şöyle buyurdu: Yolda kimlerle birlikte geldin? Arzettim ki: Mühdise’lerle. Şöyle sordu: Mühdise kimlerdir? Dedim ki: Mürcie’ler. Şöyle buyurdu: Yazıklar olsun Mürcie’lere. Yarın Kaim’imiz (İmam Mehdi accelallahu fereceh) kıyam ettiğinde bunlar kime sığınacaklar? Arz ettim ki: Onlar diyorlar ki: Eğer böyle olursa siz ve biz adalet divanında eşit olacağız. Buyurdu ki: Her kim tövbe ederse Allah onun tövbesini kabul eder ve her kim içinde nifak gizlerse,

Allah ondan başkasını rahmetinden uzaklaştırmaz ve her kim bir şeyi izhar ederse Allah Onun kanını döker. Sonra şöyle buyurdu: -Canım elinde olana andolsun ki- Onları tıpkı kasap koyunu keser gibi kesecektir-ve eliyle boğazını gösterdi- Şöyle arz ettim: Onlar diyorlar ki; Eğer öyle olursa işler düzelecek ve bir avuç kan dahi dökülmeyecek. Şöyle buyurdu: Asla! Canım elinde olana andolsun ki biz ve siz pıhtılaşmış kan ve ter sileceğiz. Ve eliyle alnını gösterdi.
Beşir bin Nebbal şöyle der: Medine’ye gittiğimde…

Aynı olayı anlatır yalnız sonunda şöyle der:- Medine’ye gittiğimde İmam Muhammed Bakır aleyhisselam’a şöyle arzettim: Onlar şöyle diyorlar: Mehdi kıyam ettiğinde işler kendiliğinden düzelecek ve bir avuç dahi kan dökülmeyecek. Şöyle buyurdu: Asla! Canım elinde olana andolsun ki eğer işler kendiliğinden düzelseydi ön dişleri kırılan ve mübarek yüzü yaralanan Resulullah içinde kendiliğinden düzelirdi. Asla! Canım elinde olana andolsun ki biz ve siz ter ve pıhtılaşmış kan sileceğiz. Sonra da eliyle alnını sildi.”

Mufazzal bin Ömer şöyle der:

İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın yanında Kaim aleyhisselam’ı anlattıklarında şöyle dedim: Onun işlerinin kolaylıkla gerçekleşeceğini ümit ederim. Ama o şöyle buyurdu: “Bu kıyam öyle zorluklarla gerçekleşecek ki ter ve pıhtılaşmış kan sileceksiniz.”
Yunus bin Kibat şöyle der:
İmam Caferi Sadık aleyhisselam’ın şöyle buyurduğunu duydum: “Doğrusu hak ehli hep zorluklar ve sıkıntılarla yaşamıştır. Ama bu yakın bir zamana kadar sürecek ve uzun bir afiyet (ve rahatlık başlayacak.)”.

Muammer bin Hallad der ki:

İmam Rıza aleyhisselam’ın yanında Kaim aleyhisselam’dan bahsettiklerinde şöyle buyurdu: “Siz bugün o günlerden daha rahatsınız!” Dediler ki: Nasıl? Şöyle buyurdu: “Kaim’imiz aleyhisselam zuhur ettiğinde sadece ter ve pıhtılaşmış kan silecek ve merkebin (kasıt her hangi binilecek bir şey) üzerinde uyku olacak. Kaim’in elbisesi hep serttir ve yemeği hep lezzetsizdir.”
Ahmet bin Muhammed bin İsa’nın bazı ricalden naklettiğine göre İmam Caferi Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu:

“Nuh aleyhisselam Rabb’inden kavmine azap göndermesini istediğinde Allah ona: Bir hurma çekirdeğini ekip de o çekirdek ağaç olduğunda ve meyve verdiğinde ve Nuh’da o meyveden yediğinde kavmine azap edeceğini buyurdu. Nuh da hurma çekirdeğini ekerek olayı ashabına bildirdi. Ağaç yetişip meyve verdikten sonra Nuh hurmaları topladı ve hurmadan yiyerek ashabına da verdi. Ashabı şöyle dediler. Ey Allah’ın peygamberi! Hani bize verdiğin söz? Nuh da Rabb’ine dua ederek kendisine verdiği vaadi istedi. Allah da ikinci kez hurma çekirdeğini ekmesini ve onun ağaç olup yetiştiğinde kavime azap göndereceğini buyurdu.

Nuh aleyhisselam da bunu ashabına bildirdi. Bunu duyan ashap üç fırkaya ayrıldılar: Bir fırka mürtet olup dinden çıktı. Bir grubu münafık oldular. Üçüncü grup ise Nuh aleyhisselam’a sadık kaldılar. Nuh da ikinci kez hurma çekirdeğini ekti. Ağaç büyüyüp meyve verince Nuh hurmadan yedi ve ashabına da verdi. Dediler ki: Ey Allah’ın peygamberi! Hani bize verdiğin söz? Nuh da rabbine dua edince üçüncü kez hurma çekirdeğini ekmesini, onun yetişmesi ve meyve vermesi ile birlikte kavmini helak edeceğini bildirdi.

Nuh durumu ashabına bildirdiğinde tekrar üç fırkaya ayrıldılar. Bir fırka mürted oldu, bir fırka münafık oldu, bir fırka ise ona sadık kaldılar. Öyle ki Nuh olayı on kez tekrarladı. Ve onunla birlikte kalan ashabına aynı olayı tekrarladığında onlar her defada üç fırkaya ayrıldılar. Onuncu defada onun özel mümin sahabileri gelerek şöyle dediler. “Ey Allah’ın peygamberi!

Bize verdiğin sözü tutsan da tutmasan da sen doğru söylüyorsun ve sen mürsel bir peygambersin. Bize defalarca aynı şeyi tekrarlasan da senden şüphelenmeyiz” İmam şöyle buyurdu: İşte onların bu sözünden sonra Allah Nuh’un vaadinden dolayı kavime azap etti. Ve o mümin ashabını gemiye bindirdi. Allah Teala onları ve Nuh’u kurtardı. Bu, onların ayıklanıp temizlenmelerinden ve şüphelerinin gitmesinden sonra gerçekleşti.”

Ebu Sadık, Emirülmüninin Ali (aleyhi selam)’dan şöyle buyurduğunu nakleder:
Abbasoğullarının mülkü hiçbir zorluğa uğramadan kolayca kurulacaktır. Eğer Türkler, Deylem’liler, Sind’liler, Hint’ler, Berberler ve Taylesan Türkleri birleşseler dahi, onların hükümetlerini yok edemezler. Onlar her zaman sevinç içinde olacaklar ta ki sonunda onları sevenler ve devletleri için çalışanlar onlardan ayrılacaklar.

Sonra Allah savaşçı bir adamı onlara musallat edecek ve tam onların hükümetinin kurulduğu yerden ayaklanacak. Geçtiği bütün şehirleri fethedecek, karşısına dikilen bayrakları devirecek ve bütün nimetleri yok edecek. Ona düşmanlık edenlere eyvahlar olsun! O her zaman zaferlere ulaşacak ve sonunda zaferini benim Ehlibeytimden olan birisine teslim edecek. O hakkı söyleyecek ve hakkı uygulayacak.”

Muhammed bin Müslim’den:
İmam Caferi Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurdu:

Kaim’in kıyamından önce belirtiler vardır: “Yüce Allah tarafından mümin kullarına belalar gelecektir. Bu belirtiler nelerdir? Diye arzettim.

Buyurdu ki: O, Allah azze ve celle’nin şu buyruğudur. “Sizleri korku, açlık, mal, can ve mahsullerin eksilmesi ile mutlaka imtihan edeceğiz. Ve sabredenleri müjdele.”

Buyuruyor ki: Siz müminleri mutlaka imtihan edeceğiz. Korku ile yani saltanatlarının sonlarına doğru filanca (Abbas) oğullarının hükumeti ile korkutacağız. Ve açlıkla, yani mahsullerin pahalılığı ile. Malların azalması yani, ticaretlerin kesat olması ve faziletinin azalması.

Canlar (ın azalması) yani, hızlı ve ani ölümler. Mahsuller(in azalması) yani, çiftçiliğin azalması ve meyvelerin bereketinin azalması. Sabredenleri müjdele yani, işte o zaman Kaim (aleyhi selam)’ın zuhuru ile (onları müjdele)

Sonra bana buyurdu ki: Ey Muhammed! Bu onun te’vilidir. (asıl mana ve yorumu budur). Allah azze ve celle buyuruyor ki: “Onun tevilini sadece Allah ve ilimde derin olanlar bilirler.”
Ebu Basir’den: İmam Caferi Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurdu:

Kaim’in kıyamından önce bir yıl halk aç kalacak ve onları öldürülme korkusu saracak; malları, canları ve mahsulleri azalacak. Bu olay Allah’ın kitabında açıkça yazar. Sonra bu ayeti tilavet etti: “Sizleri korku, açlık, mal, can ve mahsullerin eksilmesi ile mutlaka imtihan edeceğiz. Ve sabredenleri müjdele.”

Cabiri Cüfi’den:

İmam Muhammed Bakır (aleyhi selam)’a şu ayeti sordum: “Sizleri korku, açlık…”
Buyurdu ki: Ey Cabir! Bunun genel ve özel manası vardır. Özel manası Kufe’deki açlıktır. Allah bunu sadece Ali Muhammed’in düşmanlarına mahsus kılıp, onları helak edecek. Genel mana ise Şam hakkındadır. Onları önceden başlarına gelmemiş korku ve açlık saracak. Açlık Kaim’in kıyamından önce, korku ise Kaim’in kıyamından sonradır.”

Ebu Davud-u Ducâci’den:

İmam Muhammed Bakır (aleyhi selam) şöyle buyurdu:
“Hizipler aralarında ihtilaf ettiler ayetini Emirülmüminin (aleyhi selam)’a sorduklarında şöyle buyurdu:

“Üç şeyden Hz. Mehdi’nin zuhurunu bekleyin.” Dediler ki: “Ey Emirülmüninin! O üç şey nedir?” Buyurdu ki: “Şam ehlinin aralarında ihtilaf etmesi, Horasandan çıkacak olan siyah bayraklar ve Ramazan ayındaki dehşet.” Dediler ki: “Ramazan ayındaki dehşet nedir?” Buyurdu ki: Allah azze ve celle’nin Kur’andaki şu sözünü duymadınız mı: “İstersek gökten bir alamet indiririz de hepsinin boynu onun karşısında huzü ederek eğilir.” O öyle bir alamettir ki yeni evliler perdeden çıkarlar, uyuyanı uyandırır ve uyanık olanı ise dehşete düşürür.”

Ömer bin Hanzala’den:

İmam Caferi Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurdu:
“Kaim’in beş alameti vardır: Süfyani’nin zuhuru, Yemani’nin zuhuru, gökten bir nida, nefsi Zekiyye’nin öldürülmesi ve Beyda’da yerin çökmesi.”

Davud bin Serhân’dan:

İmam Caferi Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurdu:
“Gökten nida gelecek olan yıldan önce Recep ayında bir alamet vardır.
Arzettim ki: O alamet nedir?
Buyurdu ki: Aydan bir çehre ortaya çıkacak ve açık bir el görünecek.”

Abdullah bin Sinan’dan:

İmam Caferi Sadık (aleyhi selam) şöyle buyurdu:
“Nida, kesin olarak vuku bulacak, Süfyani kesindir, Yemani kesindir, Nefsi Zekiyye’nin öldürülmesi kesindir ve gökyüzünden bir elin doğması kesindir. Ve buyurdu ki:
Ramazan ayındaki feryad uyuyanları uyandıracak, uykuda olmayanları ise dehşete düşürecek. Öyle ki genç kızları zifaftan dışarı çıkaracak.”

Ahmed bin Muhammed bin Ebu Nasr’dan:

İmam Rıza (aleyhi selam) şöyle buyurdu:
“Bu kıyamdan önce Süfyani, Yemani, Mervani ve Şuayb bin Salib gelecektir. Peki o, (Muhammed bin İbrahim bin İsmail) nasıl Mehdi olduğunu iddia edebiliyor?”

Muhammed Bin İbrahim-i Numanî, Hicri 342 yılında bu kitabı kaleme almıştır. “Gaybet-İ Numanî” kitabı yaklaşık olarak 1092 yıldır kütüphanelerdeki yerini almıştır. Kitap imam Mehdi (aleyhi selam) hakkında yazılan en muteber kitaplardan biridir.

1- ..ondan sonra türkler Dimeşqe girerler ve ondan sonra cezireye giderler.
Geybetu Şeyh Tusi, sah.279 Bişaratul islam, sah.177

2- Ertat dedi ki:
Süfyani türklerle savaşır ve sonra İmam Mehdinin af. eli ile darmadağın edilir. Melahimu vel fiten,bab 57, sah.24

3- Yezid ibn Cabir ve ondan başkası Peygamberden (sas). rivayet etmişler ki,buyurub :
Türk tayfasının 2'nci Zuhuru (savaşı) Olacaktır, birincisi odur ki ,her yerde ki ,kiminle qarşılaşsalar harab ederler, ikincisi odur ki, Fırat çayına doğru süretle hücuma geçerler.
Melahimu vel fiten,bab 57,sah. 24

Alıntı:http://aliyyenveliyullah.com/forum/showthread.php?t=255


29 Mart 2016 Salı

İmam Hüseyin'in Hz.Mehdi Zuhuru ve Gaybeti

İmam Hüseyin'in Hz.Mehdi Zuhuru ve Gaybeti

İmam Hüseyin'in Hz.Mehdi Zuhuru ve Gaybeti

Hz. Mehdi'den Haber Vermesi

Abdurrahman b. Salt, İmam Hüseyin'den (a.s) şöyle rivayet ediyor:
Bizden on iki Mehdi vardır. Onların evveli Hz. Ali b. Ebu Talip'tir ve sonuncuları ise, benim dokuzuncu göbekten evladımdır. O, hak üzere kıyam edecek bir imamdır.

Allah yeryüzünü, zulüm ve fesatla öldükten sonra, onun vesilesiyle diriltecek ve müşrikler istemeseler de, İslâm dinini bütün dinlere galip kılacaktır.

Onun bir gaybet dönemi olacaktır. O dönemde birçok insan dinden yüz çevirecek ve bir grup insan da hak din üzerinde sabit kalacaklar. Bazıları (yermek için) onlara: "Eğer doğru söylüyorsanız, Mehdînizin zuhuru ne zamandır?" diyecekler.

Bilin ki, onun gaybet döneminde, dinsizlerin yalanlarına ve eziyetlerine tahammül ederek kendi inançlarında sabit kalanlar, Resulullah'ın (s.a.a) yanında kılıçla cihat eden kimseler gibidirler.[1]

[1]- Kemalu'd-Din, c.1, s.317, h. 3



7 Şubat 2016 Pazar

Kürdistan Büyük İsrail’e Hazırlık

Kürdistan Büyük İsrail’e Hazırlık

Kürdistan Büyük İsrail’e Hazırlıktır

Kitabı Mukaddes’in Vahiy bölümünde geçen Armegedon hayali, asıl Musevilerin hedefi olduğu halde, daha çok Siyonist Hıristiyanlar için önemli görülmekte ve Haçlılar tahrik edilmektedir. Museviler İsa’yı Atanmış Mesih (Kral) kabul etmeyip, başka bir Mesih beklemektedir. “Altıncı melek tasını Fırat Irmağına boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu” (vahiy 16. /12-21) ifadeleri Büyük İsrail’i kurmak amacıyla Türkiye’nin Güneydoğusunun bizden koparılacağını haber vermektedir.

Eski Ahit'e göre, kıyametten bir süre önce, Mesih'in gelişiyle birlikte Mesih'e tabi olan Yahudiler ve onların düşmanları arasında büyük bir savaş meydana gelecektir. Buna göre Yahudilerin büyük kayıplar verecekleri buna rağmen bu savaşı kazanacakları ifade edilmektedir. ABD'nin etkin gruplarından olan, birçok bürokrat, istihbaratçı ve uzmanın yanı sıra eski ABD Başkanı Ronald Reagan ve Bush'un da mensubu olduğu Evanjelikler de, Armegedon'un çok yakında gerçekleşeceği ve bu büyük savaşın içinde bulunduğumuz insan nesli tarafından görüleceği kanaatindedir Onlara göre, bugünkü İsrail ordusu, yakında Armegedon'da "goyim" (Yahudi olmayanlar) ile savaşacak olan ordunun ta kendisidir. Dolayısıyla İsrail'in askeri gücünü artırmak ve korumak için ellerinden geldiği kadar çalışmaları bir vecibedir. Bu inanışa göre: Armegedon, ancak ve ancak Yahudilerin bir millet olarak “Eretz İsrail” (Vaat edilmiş toprakları kapsayan büyük İsrail)de yeniden bir araya gelmelerinden sonra gerçekleşecektir...

Kitabı Mukaddes’te bildirildiğine inanılan Armegedon, şu yedi aşamanın son halkasıdır!

• Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri.

• İsrail Devletinin gerçekleşmesi

• Dünyanın, tüm uluslarına İncil’in vaaz edilmesi.

• Rapture (Vecd). Kilise’ye iman edenlerin Cennet’e yükseltilmesi.

• Turbulasyon: Yani yedi yıl sürecek olan felaket dönemi. Bu süreçte, Yahudiler ve diğer mü’minler zulüm göreceklerdir. Ancak yine bu dönemin neticesinde iyiler, Deccal önderliğindeki kötüleri yenecektir.

• Armegedon savaşının körüklenmesi ve İsrail’deki Megiddo tepesinde sona ermesi.

• Deccal ve ordusunun yenilmesi ve Mesih’in krallığını ilan etmesi. Krallığın başkenti Kudüs olacak ve Krallık Yahudiler tarafından yönetilecektir. Bu Yahudiler Mesih’e bağlanacaklar ya da Hıristiyanlığa döneceklerdir.

“Sizinle beni esfer (RUMLAR) arasında sulh olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar ve 12 bin kişiye ulaşan (seksen fırkalık) bir kuvvetle, üzerinize yürürler. (Amik Ovası Harbi)”[2]

“Rumlar, benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir yöneticiyi (MEHDİ)’ye gadr ettikten (hile ve hıyanetle iktidardan düşürdükten) sonraki bir süreçte Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır”[3] gibi rivayetlerde de görüldüğü gibi Rumlar (NATO), bir düşmana (güya; İran’a, Ruslar’a ve PKK’ya) karşı bize yardım maksadı ile müttefik olarak, Amik ovasında 960 kişilik bir öncü kuvvet getirdikten sonra Müslümanların o düşmana galip gelmesi üzerine bir bahane ile anlaşmayı bozup “gadirlik (hıyanet ve kahpelik) yapacakları ve Müslümanların üzerine saldıracakları haber veriliyor. Bu harbe MELHAME-İ KÜBRA deniyor ve Antakya’da Amik ovası ve civarında cereyan edeceği belirtiliyor. Bu harbe Müslümanların başında kumandan olarak da Hz. Mehdi’nin sadık bir takipçisi ve talebesi bulunuyor ve Allah’ın inayeti ile Müslümanların bu harbi de kazanacakları anlaşılıyor.

Kaynak:

[1] Ramuz el Ehadis 258/3

[2] Ramuz-el Ehadis.258.3

Alıntı  Tıklayınız

8 Temmuz 2015 Çarşamba

Hz.Mehdi Zuhur Zamanı Nasıl Bilinir

Hz.Mehdi Zuhur Zamanı Nasıl Bilinir

ZUHUR ZAMANI NASIL BİLİNİR

Bu noktada akla şöyle bir soru gelebilir: "İmam-ı Zaman Hz. Mehdi (a.s) zuhur zamanının geldiğini nasıl anlayacaktır? Eğer Allah’ın kendisine haber vereceğini söylerseniz; o halde kendisine vahyediliyor demektir ve dolayısıyla da imamla peygamber arasında hiç bir fark kalmaz."

Evvela imamet bahsinde yer alan rivayet ve burhanlardan da anlaşıldığı üzere İmam (a.s) da gayb alemi ile irtibat halindedir ve ihtiyaç anında bir takım hakikatleri gaybi yolla bilmektedir.

Bu yüzden Allah Teala zuhur anını ona ilhamla bildirebilir. Hz. Sadık (a.s) "Çünkü o boruya (sur’a) üfürüldüğü zaman" ayetinin tefsirinde şöyle buyurmaktadır: "Bizlerden biri muzaffer, [1] ve gizli bir imamdır. Allah Teala onu zahir kılmak istediğinde kalbinde bir etki yaratır ve o da böylece kıyam eder." [2]

Ebu Carud şöyle diyor: Hz. İmam Muhammed Bakır'a "Kurban olayım, bana Sahib-ul Emr hakkında bazı bilgiler ver." diye arzedince şöyle buyurdu: "Geceleyin ibadet ederken insanların -Allah’tan- en çok korkanı ve sabah vakti insanların en cesur ve korkusuzu olmaktadır; programı gece-gündüz kendisine vahyolmaktadır." İmam’a (a.s) "Kendisine vahiy mi olmaktadır?" diye sordum. şöyle buyurdu: "Vahiy olmakta ama bu Peygamber’e vahiy olan bir vahiy değildir. Belki Hz. Meryem, Hz. Musa’nın annesi ve balarısına edilen vahy gibidir. Ey Eba Carud Al-i Muhammed’in Kâim’i Allah katında Meryem, Musa’nın annesi ve bal arısından daha değerlidir." [3]

Bu ve benzeri hadislerden de anlaşılmaktadır ki İmam-i Zaman’a (a.s) da vahy ve ilham edilmektedir. Ama buna rağmen imam ve peygamber arasında büyük bir fark vardır. Zira peygamber teşri sahibidir. Ona şeriat kanunları vahyedilmektedir. Ama imama kanun ve hükümler vahyolmamaktadır. İmam kanun ve hükümlerin hafız ve koruyucusudur.

Ayrıca, Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) imamlar vasıtasıyla zuhur zamanını ona haber vermiş olabilir. Örneğin bir takım belirli olayları zuhur zamanının alametlerinden saymış olabilir. Böylece İmam-ı Zaman (a.s) da o alametlerin zuhurunu gözetlemektedir. Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: "Mehdi’nin zuhur zamanı gelince Allah Teala onun kılıç ve bayrağını konuşturur ve onlar da "Ey Allah’ın dostu, kalk ve Allah’ın düşmanlarını öldür." derler". [4]

Mezkur ihtimali tüm imamların programının mühürlenmiş bir şekilde Allah Teala tarafından Hz. Peygamber-i Ekrem’e (s.a.a) nazıl olduğunu ve Peygamber’in (s.a.a) de bunu Ali b. Ebu Talib’e (a.s) teslim ettiğine bildiren rivayetler de bu konuyu desteklemektedir. Bu rivayetlere göre, Hz. Ali (a.s)'ın hilafeti zamanında kendi sayfasını açtı ve onunla amel etti. Daha sonra onu İmam Hasan’a (a.s) verdi, o da aynı şekilde yaptı. İmamlardan her biri kendi zamanında kendisi için yazılana amel etmişlerdir. Şu anda da İmam-ı Zaman’ın program listesi kendi elinde bulunmaktadır. [5]




KlYAM İÇİN GEREKLİ HAZIRLIKLAR BİR GECEDE TAMAMLANIR

Ayrıca Ehl-i Beyt (a.s) hadislerinden de istifade edildiği üzere Hz. Mehdi’nin (a.s) zuhuru esnasında bir takım olaylar vuku bulacak ki bu olaylar İmam’ın ilerleme ve başarıya ulaşması için gerekli şartları hazırlayacaktır. Öyle ki bazı hadislerde yer aldığı üzere Allah'ın iradesiyle bir gecede işleri düzelecek ve kıyamın ön hazırlıkları tamamlanacaktır. Örneğin:

Abdulazim Haseni Hz. İmam Muhammed Taki'den (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: "Kâimimiz Mehdi'dir ki gaybet döneminde onun zuhurunu beklemek ve zuhur edince de ona itaat etmek gerekir. O benim üçüncü (göbekten) evladımdır. Muhammed’i (s.a.a) peygamber, bizleri de imam seçen Allah’a andolsun ki eğer dünyanın bir günlük ömrü de kalsa Allah Tealâ Mehdi’nin zuhuru için o günü uzatır. Hz. Mehdi kıyam edecek ve zulümle dolan yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Allah Teala onun işlerini bir gecede düzenler. Nitekim Kelimullah Hz. Musa’nın işini de bir gecede düzeltti. Musa eşi için ateş getirmeye gitti, ama risalet ve nübüvvet tacıyla geri döndü." Daha sonra İmam "Şiilerin en iyi amellerinden birisi kurtuluşu beklemektir." [6]   diye buyurdu.

Hz. Peygamber-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: "Vaadedilmiş Mehdi bizdendir. Allah Teala onun işlerini bir günde yoluna koyacaktır." [7]

Hz. Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sahib-ul Emr’in doğumu insanlara gizli kalacaktır. Ta ki zuhur ettiğinde hiç kimsenin bey’atı boynunda kalmasın. Allah Tealâ onun işlerini bir gecede yoluna koyacaktır." [8]

İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dokuzuncu (göbekten) evladımda Yusuf ve Musa’nın birer sünneti vuku bulacaktır. Biz Ehl-i Beytin Kâimi odur. Allah Teala onun işlerini bir gecede yoluna koyacaktır." [9]

Kaynak:

[1] -Müddessir/8

[2] - Isbat-ul Hudat, c.6, s.364.

[3] - Isbat-ul Hudat, c.7, s.172, Bihar-ul Envar, c.52, s.389.

[4] - Bihar-ul Envar, c.52, s.311.

[5] - Usul-i Kafi, c.1, s.279.

[6] - Isbat-ul Hudat, c.6, s.420.

[7] - El- Havi lil Fetava, Siyuti, c.2, s.124.

[8] - Bihar, c.52, s.96.

[9] - Bihar, c.51, s.133.

NE ZAMAN ZUHUR EDECEKTİR?

Zuhur için bir zaman belirtilmemiştir. Hatta imamlar zuhur vaktini tayin edenleri tekzib etmişlerdir. Örneğin Fuzeyl şöyle diyor: İmam Bakır (a.s)’a "Mehdi’nin zuhurunun belli bir tarihi var mıdır?" diye sordum. üç defa şöyle buyurdu: "Her kim zuhurun vaktini tayin ederse yalan söylemektedir." [1]

Abdurrahman b. Kesir şöyle diyor: "İmam Sadık (a.s)’ın huzurunda iken Mühezzim-i Esedi odaya girerek şöyle dedi: "Kurban olayım sana, Hz. Mehdi’nin kıyamı ve Hak devletinin kuruluşu ne zaman olacaktır?" İmam ona şöyle dedi: "Zuhur vaktini tayin edenler yalan söylemektedir. Acele edenler helak olur ve teslim olanlar kurtuluşa erer ve bize dönerler." [2]

Muhammed b. Müslim’de şöyle der: İmam Sadık (a.s) bana şöyle buyurdu: "Her kim sana zuhurun vaktini söylerse hemen onu tekzib et. Zira biz zuhur için bir zaman tayin etmiyoruz." [3] Bu anlamada on hadis daha nakledilmiştir.

Bunca  hadisten de anlaşılmaktadır ki İmam-ı Zaman’ın zuhuru için ne peygamberler ve ne de imamlar vakit tayin etmemiştir. Böylece her türlü suistimalin önü alınmıştır. O halde zuhur vakti tayin eden bir hadis naklederlerse, eğer tevil edilir ise tevil edilmelidir. Aksi takdirde ya susulmalı ya da tekzib edilmelidir. Ebu Said-i Mehzumi’den zayıf ve mücmel bir hadis nakledilmiştir ki "Kâimimiz, Elif lam Ra de kıyam edecek" denilmektedir.

Kaynak:

[1] - Bihar-ul Envar, c.52, s.103.

[2] - Bihar, c.52, s.103.

[3] - Bihar, c.52, s.104-117.

17 Şubat 2015 Salı

Hz.Mehdi Zuhur Alametleri

Hz.Mehdi Zuhur Alametleri

Zuhur Alametleri

İmam Mehdi’nin (a.f) evrensel kıyamının alametleri ve nişaneleri vardır. Bu nişaneleri bilmek çok önemlidir. Bu alamet ve nişaneler, Muhammed’in (s.a.a) soyundan olan kurtarıcı Mehdi’nin (a.f) zuhurunun müjdeleyicileridirler. Onlardan her birinin oluşması ve gerçekleşmesi bekleyiş içinde olan kişilerin kalplerindeki zuhur ümidini daha da alevlendirecektir. Bu alametler, düşmanlar ve dalalet yolunun yolcuları için, kötü işlerden ve fesattan sakınmaları için bir hatırlatma ve uyarı niteliğindedir. Aynı zamanda bu nişaneler, bekleyiş içinde olan kişileri zuhuru derk edip masum imamın (a.f) safında ve onun yanında mücadele etmek için hazırlamaktadır. Gelecekte olacak olayları bilmek de, ileride karşılaşacağımız zorluklar karşısında daha iyi mücadele vermek için kendimizi hazırlamamızda yardımcı olacaktır. Aynı zamanda bu nişaneler Mehdi olduğunu iddia eden yalancıların tanınmasında da en iyi ölçüdür. Mehdi olduğunu iddia eden kimsede bu alamet ve nişaneler olmazsa rahatlıkla yalancı olduğunu anlarız.

Masum imamların (s.a) rivayetlerinde zuhur için birçok nişaneler zikredilmiştir. Bu nişanelerin bir kısmı normal ve tabii olaylardır. Bir kısmı ise mucizeye benzeyen olağanüstü olaylardır.

Bu nişaneler arasında öncelikle muteber kaynaklarda bulunan meşhur hadisleri zikredeceğiz. Konumuzun sonunda da diğer nişaneleri kısa bir şekilde sıralayacağız.

İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kaim’in zuhuru için beş alameti vardır;

1-Süfyani’nin ortaya çıkması

2-Yemenlinin ortaya çıkması

3-Gökten bir sesin işitilmesi

4-Nefs-i Zekiye’nin öldürülmesi

5-Beyda adlı yerin çökmesi”[27]

Bu rivayette adı geçen beş alamet, birçok rivayette defalarca tekrar edilmiştir. Bu olayların ayrıntıları bizler için kesin olmasa da elimizden geldiği kadarıyla  açıklayamaya çalışacağız:

a. Süfyani’nin Ortaya Çıkması

Süfyani’nin ortaya çıkışı birçok rivayette nakledilmiş ve zuhur alametlerinden olduğu bildirilmiştir. Süfyani, Ebu Süfyan’ın soyundan olan ve İmam Mehdi’nin (a.f) zuhurundan kısa bir süre önce Şam bölgesinde kıyam edecek kişidir. Çok sayıda masum insanın kanını akıtacaktır. Öldürmekten ve savaştan çekinmeyen, düşmanlarına karşı da çok sert davranan zalim biridir.

İmam Sadık (a.s) onu şöyle anlatmaktadır:

“Eğer Süfyani’yi görürsen, insanların en alçağını görmüşsün demektir.”[28]

Süfyani, Recep ayında kıyam edecek, Şam bölgesini ve etrafını ele geçirdikten sonra Irak’a saldıracaktır. Orada da büyük katliamlar yapacaktır.

Rivayetlere göre Süfyani’nin ortaya çıkışı ile ölümünün arasındaki zaman on beş aydır.[29]

b. Beyda’nın Yere Gömülmesi

Beyda, Mekke ve Medine arasında ki bölgenin adıdır.

Beyda’nın yere gömülmesinden maksat şudur; Süfyani, İmam Mehdi’nin (a.f) ordusuyla savaşmak için Mekke’ye doğru bir ordu gönderecektir. Ordu, Beyda bölgesine ulaşınca mucizevî bir şekilde yerin içine gömülecektir.

İmam Bakır (a.s) bu konu hakkında şöyle buyurmuştur:

“Mehdi’nin (a.f) Mekke’ye doğru gittiği haberi Süfyani ordusunun komutanına ulaşınca, Oda onun izini bulmak için bir ordu gönderir ancak onu bulamayacaklar... Süfyani ordusu Beyda’ya ulaşacak ve tam o sırada gökten şöyle ses işitilecektir: “Ey Beyda! Bu kavimi yok et.” (Beyda) çölü de onları içine çekecektir.”[30]

c. Yemenlinin Ortaya Çıkması

Yemen’de ortaya çıkacak bir komutanın kıyamı da zuhur alametlerindendir. Bu olay, kıyamdan kısa bir süre önce gerçekleşecektir. Yemenli Süfyani’nin aksine salih ve mümin bir insandır. Tüm gücüyle fesat ve kötülüklerle savaşacaktır. Elbette kıyamının ayrıntıları hakkında elimizde net bilgiler bulunmamaktadır.

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmaktadır:

“(Mehdi’nin (a.f) kıyamından önce yükseltilen ) bayrakların içindeki tek hidayet bayrağı, Yemenlinin bayrağıdır. Çünkü o, sizi sahibiniz olan Hz. Mehdi’ye (a.f) davet edecektir.”[31]

d. Semavi Nida

Zuhurdan önce yaşanacak olaylardan ve alametlerden birisi de gökten bir sesin duyulmasıdır. Bazı rivayetlere göre bu ses Cebrail’in (a.s) sesidir. Ramazan ayında duyulacaktır. Genel ıslahçının kıyamı, evrensel bir inkılâp olacağı ve herkes bu inkılâbı beklediği için insanların bu olaydan haberdar olmalarının yollarından biri de gök sesini duymalardır.

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur:

“ Doğudakiler ve batıdakiler işitsin diye gökten seslenecek münadi seslendiği zaman, Kaim (a.f) zuhur edecektir.”[32]

Bu ses, müminlerin sevinç kaynağı olacaktır. Kötü insanların için ise kötü işlerinden sakınmaları ve evrensel ıslahçının dostlarından ve yardımcılarından olmaları için bir uyarı niteliğinde olacaktır.

Bu sesin niteliği hakkında elimize çeşitli rivayetler ulaşmıştır. Bunlardan birisinde İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

“gökten bir seslenici, Kaim’e (a.f) babasının adıyla seslenecektir.”[33]

e. Nefs-i Zekiye’nin Öldürülmesi

Nefs-i Zekiye, kemale ermiş, rüşte ulaşmış veya hiç kimseyi öldürmemiş temiz ve masum insan manasına gelir. Nefs-i Zekiye’nin öldürülmesi, İmam Mehdi’nin (a.f) kıyamından önce masum birinin hazretin muhalifleri tarafından öldürülmesi demektir.

Rivayetlere göre bu cinayet, İmam Mehdi’nin (a.f) kıyamından on beş gün önce gerçekleşecektir. İmam Sadık (a.s) bu konu hakkında şöyle buyuruyor:

“Kaim’in (a.f) kıyamı ile Nefs-i Zekiye’nin öldürülmesi arasında yalnızca on beş gecelik bir mesafe vardır.”[34]

İmam Mehdi’nin (a.f) zuhuru hakkında rivayetlerde birçok alametler nakledilmiştir. Onlardan bir kısmı şunlardır:

1-Deccal’ın ortaya çıkışı (Deccal, hilekâr ve birçok insanı sapıklığa davet eden çirkin bir kimsedir.)

2-Ramazan ayında güneş ve ay tutulması

3-Fitnelerin aşikâr olması

4-Horasan bölgesinden birinin ayaklanması

Bu nişaneler bazı kitaplarda geniş bir şekilde açıklanmıştır.[35]

Kaynak:

[27]- Gaybet-i Numani, bab.14, h.9, s.261

[28]- Kemalu’d-din, c.2, bab.57, h.10, s.557

[29]- Gaybet-i Numani, bab.18, h.1, s.310

[30]- Gaybet-i Numani, bab.14, h.67, s.289

[31]- Gaybet-i Numani, bab.14, h.13, s.264

[32]- Gaybet-i Numani, bab.14, h.14, s.265

[33]- Gaybet-i Numani, bab.10, h.29, s.187

[34]- Kemalu’d-din, c.2, bab.57, h.2, s.554

[35]- Biharu’l-Envar, c.52, s.181 ve 278