Melhame-i Kübra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Melhame-i Kübra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2016 Pazar

Suriye'de Hz. Muhammed' (s.a.v) ve Melhame-i Kübra

Suriye'de Hz. Muhammed' (s.a.v) ve Melhame-i Kübra

Suriye'de Hz. Muhammed'in haber verdiği Melhame Savaşı başlıyor

Fetih Ordusu'nun şer'i kadısı Dr. Abdullah el Muhaysini, "Şam’da kim ipleri eline alırsa dünyayı o yönetir ve dünyanın efendisi olur." dedi. Türkiye’de, Avrupa’da bulunan Müslümanlara seslenen Muhaysini, "Cenk meydanlarına, izzet ve kahramanlık meydanlarına gelin" çağrısında bulundu.
Suriye'de Hz. Muhammed'in haber verdiği Melhame Savaşı başlıyor

Fetih Ordusu'nun öne çıkan liderlerinden ve Suriye devriminin sembol isimlerinden biri olan Suudi Arabistanlı davetçi Dr. Abdullah Muhaysini, Suriye'deki Rus hava saldırıları hakkında bir açıklama yayımladı. “Ruslar süper güç” diyenlere seslenen Muhaysini, "Allah (s.v.t) güç bakımından Ruslardan daha çetindir. " dedi. İran, Rusya ve Amerika'nın aralarındaki ihtilaflara rağmen İslam'a savaş açmak üzere birleştiğini vurgulayan Muhaysini, tüm cihat liderlerinden büyük bir savaşa hazırlıklı olmalarını istedi. Muhaysini, Hz. Muhammed'in hadislerinde geçen "Melhame" savaşlarının yaklaştığına inandığını söyledi.

Küresel Analiz haber sitesi, Muhaysini'nin açıklamasının çevirisini paylaştı. Açıklama şöyle:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Ey bütün liderler!

Ey Mücahitler!

Ey Şam ehli!

Size olan sevgi ve nasihatimi biliyorsunuz. Kardeşinizden şu kelimeleri duyun, umulur ki Allah onları faydalı kılar.

Ey Şam ehli!

İnsanlar size karşı toplandı, bunun üzerine Hasbunallahu ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) deyiniz. Bu sözü Allah Rasulü’nün (s.a.v) sahabesi (r.anhum) daha önce söyledi ve Allah’tan bir nimet ve lütufla savaşlardan geri döndüler, onlara bir kötülük de dokunmadı.

Ey Şam ehli!

Size “Ruslar süper güç” diyorlar, onlar görmediler mi ki Rusları yaratan Allah (s.v.t) güç bakımından Ruslardan daha çetindir. Ad nerede? Sütunlar sahibi İrem kenti nerede? Firavun nerede? Karun nerede? Hatta daha yakına gelin. Sovyetler Birliği nerede? Onlara dair bir iz görüyor musunuz? Cesetleri parça parça olup çürümüş, onları Horasan dağlarındaki solucanlar, kurtçuklar yemiştir. Vadi ed Dayf ve el Hamidiyye kuvvetleri nerede? Ebu Zuhur Havaalanı’ndaki kuvvetler nerede?

Ey Şam ehli!

Allah (c.c) sizlere buyuruyor ki : “İşte bu şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimselerseniz onlardan korkmayın, benden korkun” (Âl-i imran-175)

Ey Şam ehli!

Doğrudur, onların yanında uçakları var ancak şunu hatırlayın ki bizimle birlikte yerin ve göklerin Rabbi var. Hasbunallahu ve ni’mel-vekil deyiniz ama askeri ve şer’i sebepleri ile amel etmeden bu sözü söylemeniz yetmez. İşte Rusya müdahale ediyor ve İran bütün pişkinlik ve arsızlığı ile övünerek, "Suriye’deki hava rotaları 3 gruba tahsis edilmiş: Suriye hükümeti, Rusya ve IŞİD’e karşı koalisyon"diyor. İran şöyle diyor: "Yakında bizim de bir hava güzergahımız olacak."

Bu gelişmelerin ancak Nebi’nin (a.s) haber verdiği melhameler (savaşlar) olduğunu sanıyorum. Allah’a yemin olsun ki Farslar ve Rumlar Allah’ın izniyle bu iş için gerekli şer’i ve askeri sebepleri yerine getirirseniz kılıçlarınız altında kırılacaklar, bozguna uğrayacaklar. Şaşırmaya gerek yok.Rusya’nın müdahil olmasına şaşmaya gerek yok. Şam toprağı melhamelerin (savaş, destan) toprağıdır. Şam’da kim ipleri eline alırsa dünyayı o yönetir ve dünyanın efendisi olur. İşte sizler Fetih Ordusu adındaki yapılanmanın altında bazı gruplar birleştiğinde meydana gelen basit ve ilahi bir dersi görüyorsunuz. Senelerce direnen ve efsane olan kaleler Fetih Ordusu’nun önünde sallantıya uğradı.

Ey komutanlar, liderler!

Belki yakında iletişim araçlarından bile irtibat kuramayacağız, belki uluslararası saldırı ve hedef alınışımızın şiddeti yüzünden görüşme, nasihatleşme yapamayacak, diyalog kuramayacağız. Sizler bunu iyi bir şekilde idrak ediyorsunuz.

"İRAN, RUSYA VE AMERİKA İSLAM'A SAVAŞ AÇMAK ÜZERE BİRLEŞTİ"

Ey liderler!

Sizleri seven bir nasihat sahibinden duyun. Şu an yapmanız gerekenlerin en gereklisi bütün anlaşmazlıklarınızı unutup yeni bir mücadele aşamasına başlamanızdır. İran, Rusya ve Beşşar Esed’in, hatta Amerika’nın uzlaşmasının din veya akidede anlaşmaları yüzünden olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır, Allah’a yemin olsun ki Islam’a karşı savaşta uzlaştılar. Aralarındaki ihtilaflar çetindir ancak bizimle savaşmak ve bizi yok etmek için biraraya geldiler. Biz ise zamanı geçmeden bir araya gelmeye ve safların birleşmesine daha layığız. Birleşmeyi arzular ama başaramaz hale gelmemizden önce buna daha layığız.

Ey liderler!

Allah size buyuruyor ki “Tedbirinizi alın, dikkatli olun” Öyleyse önümüzdeki yeni savaşa hazır ve ehil olun. Allah’tan yardım isteyin. Hepiniz şimdi Rus hava gücünün keşif uçakları ile havada dolaştığını görüyorsunuz. Rus uçaklarının aylarca hedef istihbaratı topladığını biliyorsunuz. Onlar için derhal masayı ters çevirin (işlerini terse çevirin). Yarın demiyorum, şimdi yapın. Çok acil bir adım atarak merkezi ve hassas karargahların, teknik araçların yerlerini değiştirin. Bu sizden Allah’ın düşmanlarına bir tuzak olacaktır. Maddi zorluğun engel teşkil ettiğini biliyorum ancak konu çok büyük öneme sahiptir, bu işinizi başka önemli işlerinizin aleyhine dahi olsa planlı biçimde gerçekleştirin. Bu tavsiyemi önce emirlere daha sonra saha komutanlarına yapmaktayım. Emir meşgul olursa sen mazeret üretme ey komutan!

Beklenen senaryolardan bazıları şunlardır:

Rusya’nın bir hava filosu ile girerek hassas, askeri mevzileri tek seferde Amerikalıların Saddam’a yaptığı gibi bombalaması, ardından Beşşar Esed’in paralı askerlerinin Rus hava desteği altında ilermesidir. Ağırlık noktalarımızın hedef alınışını takiben kartları değiştirmek, karıştırmak durumunda olacağımız için bundan yararlanmaya çalışacaklardır.

Ey Cihad komutanları!

Allah için dikkatli olun. İslam’a sizin yönünüzden bir zarar vermeye, baskın yapmaya çalışmasınlar.

Ey liderler!

Şam ehli ile yeni bir sayfa açmanız gerekmektedir. Onlar sizin dayanağınız, onlar sizin yakıtınızdır. Allah’tan sonra onlar olmaksızın kalıcılığınız yoktur. Hapishanelerinize tekrar göz atın. Bir şebbihanın evine yerleşmiş olan birini, o ev kendisine ait olmasa bile ondan çıkarmayın. Ganimetleri kendinize has kılmayın, fakirlerin ondaki payını unutmayın. Kendinizi onların üzüntü ve sıkıntılarından ayrı bir yerde tutmayın. Şam ehlini Allah’ın düşmanlarıyla karşılaşmada en hayırlı yardımcı bulacaksınız. Şam ehli ile birlikte yaşadım; onları insanlar arasında iyiliğin hatırını en çok koruyan ve kendilerine ulaşan sıkıntıyı en hızlı bağışlayıp affeden kimseler olarak buldum. Onlar hakkında bu özelliği ganimet bilin.

Siz; ey Şam’ın kahramanları, gençleri!

Ey cihada henüz katılmamış olan veya katılıp bir sebepten terkeden kişiler. Şimdi savaş gelmiş bulunmaktadır. Büyük ve mukaddes savaşınıza başlayın.

Haydi cihada!

Haydi cihada!

Türkiye’de, Avrupa’da veya başka yerlerde oturan kişi!

Cenk meydanlarına, izzet ve kahramanlık meydanlarına gel. Gel de seni görelim, başımızı daha dik tut. Rus ve İranlılar'la çarpışırken, onları senin toprağına gömerken görelim, gel.

Müjdeler olsun Şam ehli !

İyimser ve umutlu olunuz. Gerçekten, Allah’a yemin olsun ki Mücahit evlatlarınızı Allah’a tam bir güven içinde gördüm. Gülüşüp birbirlerine "Yarın esirlerimiz Rus olacak, ganimet aldığımız tanklar modern tanklar olacak. Beşşar’ın aşınmış tanklarından sıkılmıştık" diyorlar. Müjdeler olsun ki Allah size kefil olmuştur. Bundan sonra ne istiyorsunuz?

Ey Şam ehli!

Önümüzdeki aşama Allah’a (s.v.t) samimi bir dönüş yapmamızı bizden isteyen bir aşamadır. Çünkü Allah’ın orduları ve melekler ancak gönülden itaat edenlerin üzerine iner. Mescitler ruku edenlerle ve secde edenlerle dolsun. Tövbe eden erkek ve kadın kafilelerinin öncüleri olalım. Kendimizi, eşlerimizi, zürriyetimizi ıslahla işe başlayalım. Mazluma destek olalım. Yoksulu doyuralım. İşte o vakit Allah’tan bir zafer ve apaçık bir fetih bekleyelim.

Allah'ım! Bizlere Rus askerlerinden esirlerle, Rus tanklarının ganimet olmasıyla göz aydınlığı ver. Ya Hayyu Ya Kayyum.

Kaynak:Tıklayınız

16 Şubat 2016 Salı

Ebu Davud Hadisi ve Melhame-i Kübra

Ebu Davud Hadisi ve Melhame-i Kübra



Melhame sözlükte "savaş yeri" veya "büyük olay" manalarına gelir.

En-Nihaye'de şöyle denilmektedir: "Melhame, savaş ve savaş yeridir. Bir kumaşın luhmesi ve sedâsi (argaç ve direzisi)'nin birbirine girdiği gibi, savaşta insanlar birbirine karıştığı ve birbirine girdiği için böyle denilmiştir. Savaşta öldürülenlerin etinin çokluğundan dolayı, bu kelimeni et manasına gelen lahm kelimesinden alınmış olduğunu söyleyenler de vardır."


Muaz b. Cebel (r.anh)'den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Büyük savaş, İstanbul'un fethi ve Deccal'in çıkışı yedi ay içerisinde olacaktır."

(Ebu Davud, Melahim, Bab 4, Hadis no: 4295; Tirmizi. fiten, Bab 58, Hadis no: 2238; Muslim, Fiten: 9; İbn Mace. fiten, Bab 35, Hadis no: 4092 ; Ahmed b. Hanbel, Musned, V, 234)

Tirmizi, bu hadis için "hasen garibtir, bunu sadece bu yoldan biliyoruz" der. Bu konuda Sa’b b. Cessâme, Abdullah b. Busr, Abdullah b. Mes’ûd ve Ebû Saîd el Hudrî’den de hadis rivâyet edilmiştir. Avnu'l-Mabûd yazarı birinci hadisin senedindeki râvi Ebû Bekir bin Ebî Meryem'in zayıf olduğunu söylemiştir.
Sarihler hadisin senedindeki Ebû Bekir b. Ebî Meryem'in hadisi ile ihticac edilemeyeceğini söylerler.


Abdullah b. Busr (r.anh) demiştir ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
(Büyük) "Savaş ile İstanbul'un fethi arasında altı sene vardır. Yedinci senede Mesihu'd- Deccal çıkacaktır."

(Ebu Davud, Melahim, Bab 4, Hadis no: 4296; İbn Mace, Fîten, Bab 35, Hadis no: 4093)

Ebu Davud der ki:
Bu hadis, İsa'nın hadisinden (önceki hadisten) daha sahihtir.
Bu hadisle, bir önceki hadis arasında bir çelişki göze çarpmaktadır. Çünkü önceki hadiste büyük savaşla İstanbul'un fethinin yedi ay içerisinde olacağı bildirildiği halde, bu hadiste aralarında altı yılın olacağı haber verilmektedir. Musannif Ebû Davud bu çelişkiye işaretle, bu hadisin önceki hadisten daha sahih olduğunu söylemiştir. Böylece o hadisin buna muarız olamayacağına işaret etmiştir.
Aliyyul- Kari'de bu çelişkiye ve Ebu Davud'un tercihine katılmakta ve şöyle demektedir:
"Bu söz (Ebu Davud'un bu daha sahihtir sözü) iki hadis arasında taarruzun sabit olub, aralarını birleştirmenin imkansız olduğuna delalet eder. Doğru olan da, tercih edilendir. Özetle: Büyük savaş ile Deccal'in çıkışı arasında yedi sene oluşu yedi ay oluşundan daha sahihtir."
Bazı alimler de iki hadis arasında görülen çelişkiyi şöyle te'vil ederek kaldırmaktadırlar:
"Büyük savaşın başlaması ile bitimi arasında altı sene muddet vardır. Savaşın bitimi ile İstanbul'un fethi ise Deccal'in çıkışı da yedi aylık bir zaman olacak şekilde yakındır."
İbn Kesir bu te'vili yapanlardandır. Munzîrî, hadisin senedinde bulunan Bakıyye b. Velid hakkında tartışma, söz edildiğini söyler.

Ebu'd - Derda (r.anh)'den, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
"Büyük savaş gününde müslümanların çadırı (kalesi) Şam'ın en hayırlı şehirlerinden olan Dimeşk adındaki şehir tarafındaki Guta da olacaktır."

(Ebu Davud, Melahim, Bab 4, Hadis no: 4298; Ahmed b. Hanbel VI, 25)

Alıntı: Tıkla

7 Şubat 2016 Pazar

Beklenen Mehdi'nin Geliş Alametleri

Beklenen Mehdi'nin Geliş Alametleri

Dünyanın Ömrü ve Hz.Mehdi Zuhur Alemetleri

1) “Bu ümmetin ömrü bin (1000) seneyi geçecek, fakat bin beş yüz (1500) seneyi aşmayacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 299, Celaleddin Suyuti’nin “El-Keşfu Fi Mücazeveti Hazin el-Ümmeti El Elfe Ellezi Dellet Aleyh el-Asar” isimli kitabından nakil)”


2) “Zira onun (Hz. Mehdi’nin) yüzyıl başında zuhur edeceği (çıkacağı) bildirilmektedir. (Mektubat-ı Rabbani)” ilk 25 : yy Başı -> ikinci 25 : yy ilk ortası -> üçüncü 25 : yy ikincil ortası -> dördüncü 25 : yy sonu Sene 25 yılda bir parçalara bölündüğünü düşündüğünüzde 1425 senesine kadar ZUHUR edecektir.


3) “Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid’atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği öğütleyip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)”


4) “Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek. (Mektubat-ı Rabbani, 2-258)”


5) “Mağrib’de (batıda) karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. Fitneler çoğalacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, 440)”


6) “Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder ve birinciler sonuncuların kılıçla çatışmaya dönüşünü kamçılar ve bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Mehdi’ye evinde otururken gelecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)”

“Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise… küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir. (Mektubat-ı Rabbani, 2-259)”

“Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)”


7) “Alenen ve apaçık Allah Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi (a.r.) gelmez. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 27)”


8) “Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran, benim soyumdan birisini gönderecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir zaman, s. 12)”

“Yemin ederim ki bu ümmete öyle (şiddetli) belalar gelecek de, kişi zulümden gaddarlıktan kurtulmak için sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı bir sırada Allah Teala akrabamdan, benim hanedanımdan bir kimseyi gönderecek. (Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 437)”


9) “Dünya hercü merc* içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücüm ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Mehdi) gönderecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)”

10) “Şevval ayında ayaklanma Zilkade’de harb konuşmaları, Zilhicce’de ise harb vaki olacak. (Kıyamet Alametleri, s. 166)”

“”Faris” yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: “Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır… Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun…” Onlar “Mutık”a çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı “Yazı”ya inecekler… Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarına duracaklar… Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak… (Kıyamet Alametleri, s. 179)”


11) “Talikan’a (Afganistan’a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah’ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Mehdi’sinin yardımcılarıdır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)”


12) “Mehdi’nin alametlerindendir: Fırat nehrinin durdurulması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 39)”

“Fırat (nehrinin suyu çekilerek) kıymetli altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim o zaman orada bulunursa, ondan birşey almaya uğraşmasın!. (Çünkü ihtiyar dünyanın ömrü sona ermiş bulunacaktır.) (Sahih-i Buhari, 12/305)”

“Resulullah: Fırat nehri altın bir dağ üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar onun için harb edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecek, onlardan her adam, keşke kurtulan ben olsaydım, diyecektir buyurmuşlar. (Sahih-i Müslim, 11/320)”

“Resulullah: Fırat’ın altın bir dağ üzerinden açılması yakındır. İmdi orada kim bulunursa, ondan birşey almasın! buyurdular. (Sahih-i Müslim 11/320)”

“Resulullah şöyle buyurdu: Yakında Fırat Nehri altın hazinesini açığa çıkarır, kim buna hazır bulunursa, ondan bir şey almasın. (Sünen-i Ebu Davud, 5/116)”

“(Resulullah:) “Fırat Nehri bir altın dağını açığa çıkarır” dedi. (Sünen-i Ebu Davud, 5/116)”

“Fırat nehrinin suyu çekilerek altın hazinesini açıklaması zamanı yaklaşıyor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir şey almasın. Aksi takdirde ya ölür veya öldürülür.” (Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir/Riyazü’s Salihin, 3/332)”

“Resulullah buyurdu ki: (1) Fırat nehrinin suyu çekilip (2) altından bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz (3) Bu hazine üzerine kıtal vukua gelir, her yüzden doksan dokuzu ölür. (Kıtale iştirak e-denlerden) Her kişi yalnız ben halas olacağım (kurtulacağım) diye ümitlenir. (Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir/Riyazü’s Salihin, 3/332)”




13) “Mehdi için 2 alamet vardır ki, bunun birincisi, Ramazan’ın birinci gecesi ayın ikincisi de ortasında güneşin tutulmasıdır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)”

“Ramazan’ın birinci gecesi ay, ortasında güneş tutulacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 199)”

“Onun saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde güneş tutulacaktır, o ayın ilkinde ise ay kararacak… (Mektubat-ı Rabbani, 2/1163)”

“Güneşin oruç ayının ortasında, ay’ın ise sonunda tutulması… (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 38)”

“Ramazan’da iki defa ay tutulması olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)”

“Mehdi’nin gelişi Razaman ayında ayın iki kere tutulmasına sebep olacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 200)”

“Mehdi’nin çıkmasından önce bir Ramazan içinde güneş iki defa tutulacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 440)”


14) “Mehdi’nin çıkışından evvel, (her tarafı) aydınlatan kuyruklu bir yıldız doğacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 200)”

“O gelmeden önce, doğudan ışık veren bir kuyruklu yıldız görünecektir. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 53)”

“O yıldızın doğması, güneş ve ay tutulmasından sonra olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)”

“Şark tarafından bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir. Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) meşrıktan mağribedir (doğudan batıya doğrudur). (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)”


15) “Onun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir emir bulunmadan gidecekler. Hep birlikte Beyt-i Şerif’i tavaf edecekler, sonra Mina’ya indiklerinde, köpekler gibi birbirine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe Cemresinin üzerine akacak. (Kıyamet Alametleri, s. 169)”

“İnsanlar başlarında bir imam bulunmaksızın hac ederler. Mina’ya indiklerinde etrafları, köpeklerin sarışı gibi sarılıp, kabilelerin birbirine girmesi ile büyük savaşlar olur. Öyle ki ayaklar kan gölü içinde kalır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 35)”

“Resulullah buyurdu: Ramazan’da bir seda, Şevval’de bir ses, Zilkade’de kabileler arasında savaş olur. Hacılar talana uğrar. Mina’da ölülerin çok olacağı bir savaş olur, öyleki orada taşları kan gölü içinde bırakacak kadar kan akar.” (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 31)

“Ramazan’da bir seda olur. Şevval’de de bir seda olur. Zilkade’de kabileler çarpışır. Zilhicce’de hacılar talana uğrar. Muharrem’de gökten şöyle nida olur. “Dikkat ediniz. Filan kimse Allah’ın halkının hayırlılarındandır. Onu dinleyiniz ve ona uyunuz.” (Ramuz El Hadis, 2/518)”

“Şevval ayında ayaklanma, Zilkade’de harb konuşmaları, Zilhicce’de ise harb vaki olacak. Hacılar soyulacak kanları akacak. (Kıyamet Alametleri, s. 166)”

“Zilkade ayında kabileler savaşır, hacılar kaçırılır, melhameler olur. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 34)”

“”İkdiddurer” isimli kitaptaki alametlerden: Şevval’de savaş nidaları, Zilhicce’de harb ve kıtal olur, yine Zilhicce’de hacılar talana uğrar, hatta caddeler kandan geçilmez ve haramlar çiğnenir. Beyt-ül Muazzam’ın yanında büyük günahlar işlenir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 37)”


16) “”İkdiddurer” isimli kitapta Mehdi’nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor: Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)”

“Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek. (Kıyamet Alametleri, s. 166)”

“Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed’in çıkmasını bekleyiniz, inşaallah-ü Teala, bir münadi Mehdi’nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , s. 32)

“Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu. (Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 461) (Kıyamet Alametleri, s. 289)”


17) “Ümmetim, 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan 72’si, Cehenneme gidecek, yalnız bir fırka kurtulacaktır. Cehennemden kurtulacak olan tek fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir.” [Tirmizi, İbni Mace]

Alıntı: Tıklayınız
Kürdistan Büyük İsrail’e Hazırlık

Kürdistan Büyük İsrail’e Hazırlık

Kürdistan Büyük İsrail’e Hazırlıktır

Kitabı Mukaddes’in Vahiy bölümünde geçen Armegedon hayali, asıl Musevilerin hedefi olduğu halde, daha çok Siyonist Hıristiyanlar için önemli görülmekte ve Haçlılar tahrik edilmektedir. Museviler İsa’yı Atanmış Mesih (Kral) kabul etmeyip, başka bir Mesih beklemektedir. “Altıncı melek tasını Fırat Irmağına boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu” (vahiy 16. /12-21) ifadeleri Büyük İsrail’i kurmak amacıyla Türkiye’nin Güneydoğusunun bizden koparılacağını haber vermektedir.

Eski Ahit'e göre, kıyametten bir süre önce, Mesih'in gelişiyle birlikte Mesih'e tabi olan Yahudiler ve onların düşmanları arasında büyük bir savaş meydana gelecektir. Buna göre Yahudilerin büyük kayıplar verecekleri buna rağmen bu savaşı kazanacakları ifade edilmektedir. ABD'nin etkin gruplarından olan, birçok bürokrat, istihbaratçı ve uzmanın yanı sıra eski ABD Başkanı Ronald Reagan ve Bush'un da mensubu olduğu Evanjelikler de, Armegedon'un çok yakında gerçekleşeceği ve bu büyük savaşın içinde bulunduğumuz insan nesli tarafından görüleceği kanaatindedir Onlara göre, bugünkü İsrail ordusu, yakında Armegedon'da "goyim" (Yahudi olmayanlar) ile savaşacak olan ordunun ta kendisidir. Dolayısıyla İsrail'in askeri gücünü artırmak ve korumak için ellerinden geldiği kadar çalışmaları bir vecibedir. Bu inanışa göre: Armegedon, ancak ve ancak Yahudilerin bir millet olarak “Eretz İsrail” (Vaat edilmiş toprakları kapsayan büyük İsrail)de yeniden bir araya gelmelerinden sonra gerçekleşecektir...

Kitabı Mukaddes’te bildirildiğine inanılan Armegedon, şu yedi aşamanın son halkasıdır!

• Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri.

• İsrail Devletinin gerçekleşmesi

• Dünyanın, tüm uluslarına İncil’in vaaz edilmesi.

• Rapture (Vecd). Kilise’ye iman edenlerin Cennet’e yükseltilmesi.

• Turbulasyon: Yani yedi yıl sürecek olan felaket dönemi. Bu süreçte, Yahudiler ve diğer mü’minler zulüm göreceklerdir. Ancak yine bu dönemin neticesinde iyiler, Deccal önderliğindeki kötüleri yenecektir.

• Armegedon savaşının körüklenmesi ve İsrail’deki Megiddo tepesinde sona ermesi.

• Deccal ve ordusunun yenilmesi ve Mesih’in krallığını ilan etmesi. Krallığın başkenti Kudüs olacak ve Krallık Yahudiler tarafından yönetilecektir. Bu Yahudiler Mesih’e bağlanacaklar ya da Hıristiyanlığa döneceklerdir.

“Sizinle beni esfer (RUMLAR) arasında sulh olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar ve 12 bin kişiye ulaşan (seksen fırkalık) bir kuvvetle, üzerinize yürürler. (Amik Ovası Harbi)”[2]

“Rumlar, benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir yöneticiyi (MEHDİ)’ye gadr ettikten (hile ve hıyanetle iktidardan düşürdükten) sonraki bir süreçte Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır”[3] gibi rivayetlerde de görüldüğü gibi Rumlar (NATO), bir düşmana (güya; İran’a, Ruslar’a ve PKK’ya) karşı bize yardım maksadı ile müttefik olarak, Amik ovasında 960 kişilik bir öncü kuvvet getirdikten sonra Müslümanların o düşmana galip gelmesi üzerine bir bahane ile anlaşmayı bozup “gadirlik (hıyanet ve kahpelik) yapacakları ve Müslümanların üzerine saldıracakları haber veriliyor. Bu harbe MELHAME-İ KÜBRA deniyor ve Antakya’da Amik ovası ve civarında cereyan edeceği belirtiliyor. Bu harbe Müslümanların başında kumandan olarak da Hz. Mehdi’nin sadık bir takipçisi ve talebesi bulunuyor ve Allah’ın inayeti ile Müslümanların bu harbi de kazanacakları anlaşılıyor.

Kaynak:

[1] Ramuz el Ehadis 258/3

[2] Ramuz-el Ehadis.258.3

Alıntı  Tıklayınız

30 Ocak 2016 Cumartesi

Hz. Muhammed'in Haber Verdiği Melhame Savaşı Başlıyor

Hz. Muhammed'in Haber Verdiği Melhame Savaşı Başlıyor



Şeyh Muheysini, 'Suriye'de Hz. Muhammed'in haber verdiği Melhame Savaşı başlıyor' Fetih Ordusu'nun şer'i kadısı Dr. Abdullah el Muhaysini, "Şam’da kim ipleri eline alırsa dünyayı o yönetir ve dünyanın efendisi olur." dedi. Türkiye’de, Avrupa’da bulunan Müslümanlara seslenen Muhaysini, "Cenk meydanlarına, izzet ve kahramanlık meydanlarına gelin" çağrısında bulundu

Fetih Ordusu'nun öne çıkan liderlerinden ve Suriye devriminin sembol isimlerinden biri olan Suudi Arabistanlı davetçi Dr. Abdullah Muhaysini, Suriye'deki Rus hava saldırıları hakkında bir açıklama yayımladı. “Ruslar süper güç” diyenlere seslenen Muhaysini, "Allah (s.v.t) güç bakımından Ruslardan daha çetindir. " dedi. İran, Rusya ve Amerika'nın aralarındaki ihtilaflara rağmen İslam'a savaş açmak üzere birleştiğini vurgulayan Muhaysini, tüm cihat liderlerinden büyük bir savaşa hazırlıklı olmalarını istedi. Muhaysini, Hz. Muhammed'in hadislerinde geçen "Melhame" savaşlarının yaklaştığına inandığını söyledi.

Küresel Analiz haber sitesi, Muhaysini'nin açıklamasının çevirisini paylaştı. Açıklama şöyle:

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Ey bütün liderler!

Ey Mücahitler!

Ey Şam ehli!

Size olan sevgi ve nasihatimi biliyorsunuz. Kardeşinizden şu kelimeleri duyun, umulur ki Allah onları faydalı kılar.

Ey Şam ehli!

İnsanlar size karşı toplandı, bunun üzerine Hasbunallahu ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) deyiniz. Bu sözü Allah Rasulü’nün (s.a.v) sahabesi (r.anhum) daha önce söyledi ve Allah’tan bir nimet ve lütufla savaşlardan geri döndüler, onlara bir kötülük de dokunmadı.

Ey Şam ehli!

Size “Ruslar süper güç” diyorlar, onlar görmediler mi ki Rusları yaratan Allah (s.v.t) güç bakımından Ruslardan daha çetindir. Ad nerede? Sütunlar sahibi İrem kenti nerede? Firavun nerede? Karun nerede? Hatta daha yakına gelin. Sovyetler Birliği nerede? Onlara dair bir iz görüyor musunuz? Cesetleri parça parça olup çürümüş, onları Horasan dağlarındaki solucanlar, kurtçuklar yemiştir. Vadi ed Dayf ve el Hamidiyye kuvvetleri nerede? Ebu Zuhur Havaalanı’ndaki kuvvetler nerede?

Ey Şam ehli!

Allah (c.c) sizlere buyuruyor ki : “İşte bu şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimselerseniz onlardan korkmayın, benden korkun” (Âl-i imran-175)

Ey Şam ehli!

Doğrudur, onların yanında uçakları var ancak şunu hatırlayın ki bizimle birlikte yerin ve göklerin Rabbi var. Hasbunallahu ve ni’mel-vekil deyiniz ama askeri ve şer’i sebepleri ile amel etmeden bu sözü söylemeniz yetmez. İşte Rusya müdahale ediyor ve İran bütün pişkinlik ve arsızlığı ile övünerek, "Suriye’deki hava rotaları 3 gruba tahsis edilmiş: Suriye hükümeti, Rusya ve IŞİD’e karşı koalisyon"diyor. İran şöyle diyor: "Yakında bizim de bir hava güzergahımız olacak."

Bu gelişmelerin ancak Nebi’nin (a.s) haber verdiği melhameler (savaşlar) olduğunu sanıyorum. Allah’a yemin olsun ki Farslar ve Rumlar Allah’ın izniyle bu iş için gerekli şer’i ve askeri sebepleri yerine getirirseniz kılıçlarınız altında kırılacaklar, bozguna uğrayacaklar. Şaşırmaya gerek yok.Rusya’nın müdahil olmasına şaşmaya gerek yok. Şam toprağı melhamelerin (savaş, destan) toprağıdır. Şam’da kim ipleri eline alırsa dünyayı o yönetir ve dünyanın efendisi olur. İşte sizler Fetih Ordusu adındaki yapılanmanın altında bazı gruplar birleştiğinde meydana gelen basit ve ilahi bir dersi görüyorsunuz. Senelerce direnen ve efsane olan kaleler Fetih Ordusu’nun önünde sallantıya uğradı.

Ey komutanlar, liderler!

Belki yakında iletişim araçlarından bile irtibat kuramayacağız, belki uluslararası saldırı ve hedef alınışımızın şiddeti yüzünden görüşme, nasihatleşme yapamayacak, diyalog kuramayacağız. Sizler bunu iyi bir şekilde idrak ediyorsunuz.

"İran, Rusya ve Amerika İslam'a savaş açmak üzere birleşti"
Ey liderler!

Sizleri seven bir nasihat sahibinden duyun. Şu an yapmanız gerekenlerin en gereklisi bütün anlaşmazlıklarınızı unutup yeni bir mücadele aşamasına başlamanızdır. İran, Rusya ve Beşşar Esed’in, hatta Amerika’nın uzlaşmasının din veya akidede anlaşmaları yüzünden olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır, Allah’a yemin olsun ki Islam’a karşı savaşta uzlaştılar. Aralarındaki ihtilaflar çetindir ancak bizimle savaşmak ve bizi yok etmek için biraraya geldiler. Biz ise zamanı geçmeden bir araya gelmeye ve safların birleşmesine daha layığız. Birleşmeyi arzular ama başaramaz hale gelmemizden önce buna daha layığız.

Ey liderler!

Allah size buyuruyor ki “Tedbirinizi alın, dikkatli olun” Öyleyse önümüzdeki yeni savaşa hazır ve ehil olun. Allah’tan yardım isteyin. Hepiniz şimdi Rus hava gücünün keşif uçakları ile havada dolaştığını görüyorsunuz. Rus uçaklarının aylarca hedef istihbaratı topladığını biliyorsunuz. Onlar için derhal masayı ters çevirin (işlerini terse çevirin). Yarın demiyorum, şimdi yapın. Çok acil bir adım atarak merkezi ve hassas karargahların, teknik araçların yerlerini değiştirin. Bu sizden Allah’ın düşmanlarına bir tuzak olacaktır. Maddi zorluğun engel teşkil ettiğini biliyorum ancak konu çok büyük öneme sahiptir, bu işinizi başka önemli işlerinizin aleyhine dahi olsa planlı biçimde gerçekleştirin. Bu tavsiyemi önce emirlere daha sonra saha komutanlarına yapmaktayım. Emir meşgul olursa sen mazeret üretme ey komutan!

Beklenen senaryolardan bazıları şunlardır:

Rusya’nın bir hava filosu ile girerek hassas, askeri mevzileri tek seferde Amerikalıların Saddam’a yaptığı gibi bombalaması, ardından Beşşar Esed’in paralı askerlerinin Rus hava desteği altında ilermesidir. Ağırlık noktalarımızın hedef alınışını takiben kartları değiştirmek, karıştırmak durumunda olacağımız için bundan yararlanmaya çalışacaklardır.

Ey Cihad komutanları!

Allah için dikkatli olun. İslam’a sizin yönünüzden bir zarar vermeye, baskın yapmaya çalışmasınlar.

Ey liderler!

Şam ehli ile yeni bir sayfa açmanız gerekmektedir. Onlar sizin dayanağınız, onlar sizin yakıtınızdır. Allah’tan sonra onlar olmaksızın kalıcılığınız yoktur. Hapishanelerinize tekrar göz atın. Bir şebbihanın evine yerleşmiş olan birini, o ev kendisine ait olmasa bile ondan çıkarmayın. Ganimetleri kendinize has kılmayın, fakirlerin ondaki payını unutmayın. Kendinizi onların üzüntü ve sıkıntılarından ayrı bir yerde tutmayın. Şam ehlini Allah’ın düşmanlarıyla karşılaşmada en hayırlı yardımcı bulacaksınız. Şam ehli ile birlikte yaşadım; onları insanlar arasında iyiliğin hatırını en çok koruyan ve kendilerine ulaşan sıkıntıyı en hızlı bağışlayıp affeden kimseler olarak buldum. Onlar hakkında bu özelliği ganimet bilin.

Siz; ey Şam’ın kahramanları, gençleri!

Ey cihada henüz katılmamış olan veya katılıp bir sebepten terkeden kişiler. Şimdi savaş gelmiş bulunmaktadır. Büyük ve mukaddes savaşınıza başlayın.

Haydi cihada!

Haydi cihada!

Türkiye’de, Avrupa’da veya başka yerlerde oturan kişi!

Cenk meydanlarına, izzet ve kahramanlık meydanlarına gel. Gel de seni görelim, başımızı daha dik tut. Rus ve İranlılar'la çarpışırken, onları senin toprağına gömerken görelim, gel.

Müjdeler olsun Şam ehli !

İyimser ve umutlu olunuz. Gerçekten, Allah’a yemin olsun ki Mücahit evlatlarınızı Allah’a tam bir güven içinde gördüm. Gülüşüp birbirlerine "Yarın esirlerimiz Rus olacak, ganimet aldığımız tanklar modern tanklar olacak. Beşşar’ın aşınmış tanklarından sıkılmıştık" diyorlar. Müjdeler olsun ki Allah size kefil olmuştur. Bundan sonra ne istiyorsunuz?

Ey Şam ehli!

Önümüzdeki aşama Allah’a (s.v.t) samimi bir dönüş yapmamızı bizden isteyen bir aşamadır. Çünkü Allah’ın orduları ve melekler ancak gönülden itaat edenlerin üzerine iner. Mescitler ruku edenlerle ve secde edenlerle dolsun. Tövbe eden erkek ve kadın kafilelerinin öncüleri olalım. Kendimizi, eşlerimizi, zürriyetimizi ıslahla işe başlayalım. Mazluma destek olalım. Yoksulu doyuralım. İşte o vakit Allah’tan bir zafer ve apaçık bir fetih bekleyelim.

Allah'ım! Bizlere Rus askerlerinden esirlerle, Rus tanklarının ganimet olmasıyla göz aydınlığı ver. Ya Hayyu Ya Kayyum.

Savaşlar ve nöbet toprağı Şam’dan Telegram kanalı vasıtası ile yazan:

Dr. Abdullah Muhammed el- Muhaysini

Yazının orjinal Arapça metni:İçin Tıklayınız.....

Yazının Kaynagı:İçin Tıklayınız.....

10 Ocak 2016 Pazar

Suriya ve Guta Hakkında Bilgiler

Suriya ve Guta Hakkında Bilgiler


BEKİR HAZAR

Suriye ve Guta

Magido Dağı...
İbranice'de HAR-MEGİDO...
Akdeniz'den 15 mil içeridedir.
Tel Aviv'den 55 mil kuzeydedir.
Yahudiler bu dağa Kıyamet savaşının kopacağı yer olarak inanır.
Aziz Yuhanna İncili'nde der ki; 
"Bir gün gelecek çok büyük bir savaş yaşanacak.
O büyük savaş Şam civarında olacak."
Aziz Yuhanna İncil'i tarih boyunca tercüme edilmiştir.
İbranice'den İngilizce'ye sayısız dile çevrilmiştir.
Her tercümede her kafadan bir ses çıkmıştır.
Dolayısıyla ortaya çok farklı bir İncil çıkmıştır.
Yahudiler ve Evangelistler İncil'de bahsi geçen "Büyük savaş"a isim takmıştır.
O İsmin adı; "ARMEGEDON"dur.
Yani 3. DÜNYA SAVAŞI.
Savaşların en büyüğü.
İslam dininde de "BÜYÜK SAVAŞ" vardır.
Ona; Melhame-i Kübra adı verilmiştir.
Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif'te buyuruyor ki; 
"Melhame-i Kübra gününde Müslümanlar'ın fustatı (çadırımerkezi) 
Şam şehrinde GUTA denilen yerdedir. 
O gün Müslümanlar'ın menzillerinin en hayırlısı orasıdır."
Mehdi Aleyhisselam'ın ilk zuhur edeceği dönemde yaşanacak 
en büyük ve en kanlı savaşın adıdır Melhame-i Kübra.
O gün Müslümanlar Şam'da GUTA bölgesinde konuşlanacaktır.
Peygamber Efendimiz yüzyıllar öncesinden GUTA'yı işaret etmiştir. 
"Büyük Savaş geldiğinde sizin için GUTA'daki menzil en hayırlısıdır" demiştir.
O gün zafer GUTA'da yerleşenlerin ve Allah'a inananların olacaktır.
Ve önceki gece saatler 02.30.
İnsanlar uyuyor.
Bebekler ana koynunda...
Çocuklar rüyada... Şam semalarında Esad'ın savaş uçakları şehri gürültüye boğuyor.
Jetler bir bölgeye geldiğinde ard arda bombalar bırakıyor.
O bombalardan SARİN gazı akıyor bir bölgeye.
1700 kişi kimyasal silahla yerlerde debeleniyor. 
Çocuklar, bebeler nefes alamıyor, daralıyor, çırpına çırpına can veriyor.
O bölgenin adı; GUTA.
Yahudi ve Evangelist inancında Armegedon savaşının yaşanacağı yer.
İslam dininde ise Melhame-i Kübra..
Yani Büyük Savaş'ta Müslümanlar'ın ordugahının bulunduğu yer.
Yüzlerce yıl önce Peygamber Efendimiz "GUTA" diyor.
İslam dünyası "GUTA"yı yüzyıllardır konuşuyor ve biliyor.
İşte bu bölgeyi şimdi tüm dünya da tanıdı.
Kimyasal silah kullanarak savaş suçu işleyen Esad'ı
"Bruce Willis'in Armagedon" sinema filmini izler gibi
Alaska frigo yiyerek seyreden DÜNYA şunu bilmeli ki; GUTA artık bir Dünya Markası olmuştur.
GUTA çocukların ve bebeklerin zalimce uykuda SARİN gazıyla öldürüldüğü yer olarak tarihe geçmiştir.
Siz kalkın ARMEGEDON deyin.
Ben diyorum ki; "MELHAME-İ KÜBRA" günü geldiğinde...
Şam'da saf tutacak o güzel insanlar...
Bebeklerin öldürüldüğü GUTA'nın anısına orduyu burada konuşlandıracaktır.
GUTA katliamı, Kıyamet Savaşı'na kadar unutulmayacaktır.
Ve tabii mahşer günü o mizan kurulduğunda da...
Cani katillere o gün mahşerden sonra gidecek tek yer vardır.
Orası da Şam'dan binlerce derece daha sıcaktır.
Cehenneme kadar yolunuz var!!!

31 Aralık 2015 Perşembe

Melhame-i Kübra ve Deccal Zuhuru Hakkında

Melhame-i Kübra ve Deccal Zuhuru Hakkında

Melhame-i bübra, kelime manası olarak çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelmektedir.

Bu konuda değişik tasvirleri ihtiva eden hadis rivayetleri vardır. Diğer kıyamet alametleri gibi  bu da müteşabihtir, kesin olarak tayin edilmesi kolay değildir. Melhame-i Kübra,  kıyametin bir alameti olarak değişik zaman dilimlerinde farklı şekillerde boy gösteren farklı versiyonları olan bir kavram da olabilir.  Hadislerin farklı rivayetleri bu farklı olaylara da işaret etmiş olabilir. Hadis kaynaklarında geçen özellikleri nazara alındığında bu olayın Osmanlı topraklarında gerçekleşeceği anlaşılabilir. Biz konuyu fazla uzatmadan kendi kanaatimizi de pekiştiren şu hadislere bakabiliriz.

Abdullah b. Büsr anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu

“Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye´nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar.”(Ebu Davud, Melahim, 4)

Muaz b. Cebel anlatıyor; Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu

“Melhame-i Kübra, Kostantin’in fethi ve Deccalin ortaya çıkması (olaylarının hepsi) yedi ay içerisinde meydana gelir.”(Ebu Davud, a.g.e; Tirmizî, Fiten, 58).

Ebu Davud, yukarıdaki hadis rivayetinin bu hadisten daha sahih olduğunu söylemiştir. Tirmizî de bu hadis için “garip” olduğunu söylemiştir.(bk. ilgili yerler)

Buna göre, Melhame-i Kübra’yı zaman itibariyle şöyle anlayabiliriz: Önce Melhame-i Kübra olacak, ardından Konstantiniye fethedilecek, ardından da Deccal çıkacaktır. İşte bu hadis rivayetinden hareketle denilebilir ki;

1. Melhame-i Kübra, Birinci Cihan Harbidir. Osmanlı topraklarının yedi düvel tarafından işgal edildiği bu savaş, İslam aleminde gerçekleşen en büyük savaştır.

2. Konstantiniye/İstanbul’un fethi ise, aynı savaşta İngilizler tarafından işgal edildikten birkaç yıl sonra yeniden kurtulmuş ve yeniden fethedilmiştir.

3.  Deccal'in çıkması ise, aynı savaşla bağlantılı olarak belli din düşmanı şahısların ortaya çıkması yanında, materyalist bir düşünce akımını temsil eden Avrupa ve Sovyetler Birliğinde genel olarak meydana gelen semavî dinlerin karşıtı cereyanlar da bu deccali simgelemektedir.

Hadiste ifade edildiği gibi, bu olayların hepsi altı-yedi yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Tabii ki bu da nihayet bir yorumdur; isteyen katılır, isteyen katılmaz.


13 Aralık 2015 Pazar

Yaklaşan Melhame-i Kübra (Kıyamet Savaşı)

Yaklaşan Melhame-i Kübra (Kıyamet Savaşı)

Resulullah (a.s.m) şöyle buyurdu                    

“Melhame-i Kübra, Kostantin’in (tekrar) fethi ve Deccal’in zuhur etmesi (olaylarının hepsi) yedi ay içerisinde meydana gelir” (Ebu Davud, Melahim,Tirmizi Fiten, 58).

Bu hadisi şerife göre

a- Önce Hatay’ın Amik Ovasında Siyonist-Haçlı güçlerle kanlı bir hesaplaşma yaşanacağı

b- Ardından Konstantin’in (İstanbul ve Türkiye’nin) manevi işgalden ve işbirlikçi hain hükümet ve zihniyetlerden tekrar kurtulup, milli bir yönetime kavuşacağı

c- Sonrasında ise, Deccalizmin (İsrail ve Siyonizmin) tepelenip bölgemizin İslam ve insanlık âleminin huzura erişeceği anlaşılabilir.


Siyonist Haçlı Batılılar “Armegedon Savaşı”nı “Tanrıyı KIYAMETE zorlamak” gibi saçmalıklarla yorumlayıp, ABD-İsrail fanatiklerini bu “Ortadoğu harbine” yönlendirmektedir. Güya “tanrıyı kıyamete zorlamak” ya da “Mesih'i dönmeye mecbur bırakmak” için ABD Başkanı Bush’un da sıkı sıkıya bağlı olduğu Protestan fundamentalizmi, Armegedon çılgınlığını körüklemektedir. Onlara göre Hz. İsa’nın gelmesi için de bu üçüncü milenyum başında mutlaka “Armegedon” denen o nihai savaşın çıkması gereklidir. Siyonist Hıristiyan sayılan Protestanların hedefi “Tanrı'ya kıyamet için yardımcı olmak üzere Armegedon savaşının fitilini ateşlemektir. Tabi onları bu şekilde yönlendiren asıl Siyonist Yahudilerdir. İşte bu şeytani girişimler Türkiye'yi de doğrudan ilgilendirmektedir. Çünkü bu kıyamet savaşı Ortadoğu'da patlayacak, Amik ovasında yaşanacak ve bu savaş Kudüs yakınlarındaki Magedon Tepesinde sona erecektir! Armegedon Savaşının Müslüman ordusunun İsrailoğullarına saldırmasıyla çıkacağı işlenmektedir. Protestan Siyonistler, Armegedon Savaşı’nda İsrail’in desteklenmesi gerektiği görüşündedir. Onlara göre Hz. İsa da ‘İsrail Arslanı’ olarak dünyaya gelecektir. Yani bizim beklediğimiz Hz. İsa ile Haçlı Protestanların beklediği İSA, çok farklı şahsiyetlerdir. “Yahudiler, Müslümanlara karşı Armegedon Savaşı’nı kazanmadıkça, Hz. İsa tekrar yeryüzüne dönmeyecek” diyen Siyonist Haçlılara göre Hz. İsa’nın dönmesi için de bu savaşın körüklenmesi gerekmektedir. Ancak bu savaşı önce Hz. İsa olmadan Yahudilerin kazanması öngörülmektedir. Onun için Protestanlar ile İsrail arasında sıkı bir işbirliği, dini nedenlerden dolayı mecburidir. Bu savaş bittikten sonra da, 144 bin Yahudi hariç, (o 144 bin Yahudi de Hz. İsa’ya iman eden Yahudiler olacak) hepsinin kırılıp öldürüleceği, sadece Amerika’ya ve Hz. İsa’ya bağlı olanlar yeryüzünde kalıp hüküm süreceği” bildirilmektedir.

Yenişafak'tan İbrahim Karagül bir köşe yazısında şunları söylemektedir:

"Tanrı'yı kıyamete, Türkiye'yi bölgesel savaşa zorlamak!.." isteyen ABD ve İsrail için Türkiye’ye de bir rol biçildiği görülmektedir. “Türkiye'nin Kürtlerle çatışmaya sokulması demek, İran'ın da cepheye girmesi demektir. Savaşın Pakistan'dan Lübnan'a kadar yayılması demektir. İşte bu, ABD ve müttefiklerinin en büyük hedefidir. Neocon-İsrail aşırı sağının ortak ideali, Ortadoğu merkezli bir dünya savaşını körüklemektedir. Yani Armegedon dedikleri Kıyamet savaşıyla Mesih yeryüzüne inecek, bu savaşla “ilahi adalet” gerçekleşecektir. İşte buna “tanrıyı kıyamete zorlamak ya da “Mesih'i dönmeye mecbur bırakmak.” denilmektedir.”

Yahudilerle köklü bir hesaplaşma yaşanacağına ve İsrail’in yıkılacağına İsra Suresi 4-8 ayetleri de işaret etmektedir:

4- Biz kitapta (Kur’an da ve Levhi mahfuzda) İsrailoğullarına şu hükmü verdik (ve olacakları bildirdik): Muhakkak siz yer (yüzün) de iki defa bozgunculuk çıkaracaksınız ve muhakkak büyük bir azgınlıkla kibirlenip yükseleceksiniz (dünyayı fesada vereceksiniz)

5- Nitekim (bunlardan) ilk vaid (birinci azgınlığınızı cezalandırma vakti) geldiği zaman güç ve şiddet sahibi kullarımızı (İslam kaynaklarında Buhdunnasr, batılılarca Nabukadnezar denen komutanı ve ordularını) üzerinize gönderdik de sizi evlerin aralarına kadar girip araştırıp (buldular, yurtlarınızı ve zulüm saltanatlarınızı yıktılar) Bu yerine getirilmesi gereken bir sözdü (ve gerçekleşti).

6- Sonra onlara karşı size tekrar “güç ve kuvvet verdik”, size mallar ve çocuklarla yardım ettik (karşılıksız dolar ve masonik organizasyonlarla Siyonist sömürü hâkimiyetini gerçekleştirdiniz) ve topluluk olarak sizi sayıca çok kıldık. (BM ve NATO’yu güdümünüze alıp şımardınız)

7- (Bu imkân ve fırsatlara kavuştuktan sonra) Eğer iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz, o da (sizin) aleyhinizedir. Sonunda (tekrar azgınlaşıp yeryüzünde fitne çıkarmanızdan dolayı ikinci cezalandırma için) vaad geldiği zaman, (yine öyle kullar göndeririz ki) yüzlerinizi ‘kötü duruma soksunlar’, (şeref ve hasiyetinizi ayaklar altına alsınlar) birinci de girdikleri gibi mescid (Kudüs)e girsinler ve ele geçirdiklerini darmadağın edip mahvetsinler.

8- Umulur ki (hak ve adalete yönelir, küfür ve zulmü terk edersiniz diye) Rabbiniz size merhamet edip (uyarıyor), fakat siz (bozgunculuğa) dönerseniz biz de (sizi cezalandırmaya) döneriz. Biz cehennemi kâfirler için bir kuşatma yeri kıldık.”

Ayetleri de; hem imtihan sırrının gereği, hem de Yahudilerin yüzyıllar süren sabır ve gayretlerinin neticesi; İsrail’in yeniden kurulacağını, yeryüzünde büyük bir etkinliğe ulaşacağını, ama şımarıp azıtmaları ve sapıtmaları yüzünden yeniden cezalandırılıp acı bir akıbete uğrayacaklarını haber vermektedir.

Kürdistan Büyük İsrail’e Hazırlıktır!

Kitabı Mukaddes’in Vahiy bölümünde geçen Armegedon hayali, asıl Musevilerin hedefi olduğu halde, daha çok Siyonist Hıristiyanlar için önemli görülmekte ve Haçlılar tahrik edilmektedir. Museviler İsa’yı Atanmış Mesih (Kral) kabul etmeyip, başka bir Mesih beklemektedir. “Altıncı melek tasını Fırat Irmağına boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu” (vahiy 16. /12-21) ifadeleri Büyük İsrail’i kurmak amacıyla Türkiye’nin Güneydoğusunun bizden koparılacağını haber vermektedir.

Eski Ahit'e göre, kıyametten bir süre önce, Mesih'in gelişiyle birlikte Mesih'e tabi olan Yahudiler ve onların düşmanları arasında büyük bir savaş meydana gelecektir. Buna göre Yahudilerin büyük kayıplar verecekleri buna rağmen bu savaşı kazanacakları ifade edilmektedir. ABD'nin etkin gruplarından olan, birçok bürokrat, istihbaratçı ve uzmanın yanı sıra eski ABD Başkanı Ronald Reagan ve Bush'un da mensubu olduğu Evanjelikler de, Armegedon'un çok yakında gerçekleşeceği ve bu büyük savaşın içinde bulunduğumuz insan nesli tarafından görüleceği kanaatindedir Onlara göre, bugünkü İsrail ordusu, yakında Armegedon'da "goyim" (Yahudi olmayanlar) ile savaşacak olan ordunun ta kendisidir. Dolayısıyla İsrail'in askeri gücünü artırmak ve korumak için ellerinden geldiği kadar çalışmaları bir vecibedir. Bu inanışa göre: Armegedon, ancak ve ancak Yahudilerin bir millet olarak “Eretz İsrail” (Vaat edilmiş toprakları kapsayan büyük İsrail)de yeniden bir araya gelmelerinden sonra gerçekleşecektir...

Kitabı Mukaddes’te bildirildiğine inanılan Armegedon, şu yedi aşamanın son halkasıdır!

• Yahudilerin Filistin’e geri dönmeleri.

• İsrail Devletinin gerçekleşmesi

• Dünyanın, tüm uluslarına İncil’in vaaz edilmesi.

• Rapture (Vecd). Kilise’ye iman edenlerin Cennet’e yükseltilmesi.

• Turbulasyon: Yani yedi yıl sürecek olan felaket dönemi. Bu süreçte, Yahudiler ve diğer mü’minler zulüm göreceklerdir. Ancak yine bu dönemin neticesinde iyiler, Deccal önderliğindeki kötüleri yenecektir.

• Armegedon savaşının körüklenmesi ve İsrail’deki Megiddo tepesinde sona ermesi.

• Deccal ve ordusunun yenilmesi ve Mesih’in krallığını ilan etmesi. Krallığın başkenti Kudüs olacak ve Krallık Yahudiler tarafından yönetilecektir. Bu Yahudiler Mesih’e bağlanacaklar ya da Hıristiyanlığa döneceklerdir.

“Sizinle beni esfer (RUMLAR) arasında sulh olur. Sonra onlar muahedeyi bozarlar ve 12 bin kişiye ulaşan (seksen fırkalık) bir kuvvetle, üzerinize yürürler. (Amik Ovası Harbi)”[2]

“Rumlar, benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir yöneticiyi (MEHDİ)’ye gadr ettikten (hile ve hıyanetle iktidardan düşürdükten) sonraki bir süreçte Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır”[3] gibi rivayetlerde de görüldüğü gibi Rumlar (NATO), bir düşmana (güya; İran’a, Ruslar’a ve PKK’ya) karşı bize yardım maksadı ile müttefik olarak, Amik ovasında 960 kişilik bir öncü kuvvet getirdikten sonra Müslümanların o düşmana galip gelmesi üzerine bir bahane ile anlaşmayı bozup “gadirlik (hıyanet ve kahpelik) yapacakları ve Müslümanların üzerine saldıracakları haber veriliyor. Bu harbe MELHAME-İ KÜBRA deniyor ve Antakya’da Amik ovası ve civarında cereyan edeceği belirtiliyor. Bu harbe Müslümanların başında kumandan olarak da Hz. Mehdi’nin sadık bir takipçisi ve talebesi bulunuyor ve Allah’ın inayeti ile Müslümanların bu harbi de kazanacakları anlaşılıyor.

Cemal Madanoğlu'nun İlginç Hatırası!

Burada “General Madanoğlu’nun 09.11.1982 tarihli Cumhuriyet gazetesinin 8’inci sayfasında neşredilmiş anılarının şu bölümünden bahsetmemiz gerekiyor: Dört kuvvet hareket dairesi başkanı ki, onlardan biri olan o zamanki Kurmay Albay Cemal Madanoğlu ile Kurmay 2’nci başkanı Faruk Güller Paşa’nın da bulunduğu gizli bir toplantıda söz alan o zamanın dış işleri bakanı F. Rüştü Zorlu şöyle konuşuyor: Herhangi bir saldırıya karşı kendini savunma evresinde Türkiye’ye; NATO karadan, denizden, havadan hiçbir yardım yapamayacaktır, çünkü lojistik destek olanaklara bağlıdır. NATO orduları karşı saldırı gücüne erişinceye kadar, Türk ordusu tek başına kalacak, kendisini düşmana kaptırmayacak, oyalama savaşları yaparak doğudan ve batıdan gelen baskılar karşısında İskenderun Körfezi’ne doğru çekilmek zorunda bırakılacaktır. Bu körfezi çevreleyen dağlarda savunmaya geçerek, NATO güçlerinin körfezden yapacakları çıkarmayı güvenceye alacaktır.”

“Bu sözleri duyunca apışıp kalmıştık” diyor Cemal Madanoğlu. Toroslara kadar çekildikten sonra NATO’ya neden girdik? Evet bu plan Ramuz-el Ehadis 298.1’deki şu hadisin haberine ne kadar uygun düşüyor. “Batı tarafından gelen bir fitne, doğu tarafından gelen bir fitne ile karşılaşınca Şam’ın (Suriye coğrafyasının)etrafında (Türkiye’nin tarafında) toplanın” (Hz. İbn-i Abbas RA)

Buna göre: Çin-Rusya-İran ve İsrail “doğudan gelenler”; ABD-AB (NATO) birlikleri ise “Batıdan gelenler” sayılırsa, Türkiye’nin iki fitne ateşi arasında kalacağı anlaşılmaktadır. Şimdi 55 sene sonraki bir olayı Menderes’in Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun bu kadar net ve kesin olarak bilip aktarması, O’nun bir kehanet veya kerameti sayılmayacağına göre, herhalde NATO gizli toplantılarında ve Siyonist-Kabbalist öğretiler doğrultusunda anlatılan bilgilere ve projelere dayanmaktadır.

Fatin Rüşdü Zorlu'nun dedesi Rus İbrahim Paşa Osmanlı'ya sığınınca Yusufelili Zor Derebeyi Ali Paşa'nın kızıyla evlendirilmiştir. Zorlu soy ismi de kaynağı buradan gelmektedir. İstanbul’da doğdu. Demokrat Parti (DP) iktidarı (1950-1960) döneminde Başbakan Yardımcılığı, Devlet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı yaptı. Galatasaray Lisesi’ni, Paris Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’ni ve Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1933 yılında Atatürk'ün de hazır bulunduğu nikâhla dönemin Dışişleri Bakanı Sabataist Tevfik Rüştü Aras'ın kızı Emel Hanım'la evlendi. 1936 Montrö konferansına katıldı. Paris ve Kuybişef maslahatgüzarlığı, merkez şifre müdürlüğü yaptı. 1932’den başlayarak Dışişleri Bakanlığı’na bağlı çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 1951’de Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri oldu. 1952’de Büyükelçiliğe yükselerek Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’nda (NATO) Türkiye daimi temsilciliğine getirildi. 1959 yılında Adnan Menderes'le beraber, Siyonist Yahudi önderlerinin Bilderberg toplantısına katıldı. 1957 yılında Kıbrıs Türkleri'ni EOKA terörüne karşı korumak için Türk Mukavemet Teşkilatı'nın kurulmasını sağladı. Dışişlerinde güttüğü politika NATO’ya bağlılığa dayanmakla birlikte, Türkiye'nin ekonomik büyümesi için Amerika’dan azami miktarda mali kaynak sağlamaya çalıştı. 1974'de Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde ve özellikle Erbakan Hoca’nın dirayet ve cesaretiyle TSK tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Harekâtı'nın hukuki dayanağı, Fatin Rüştü Zorlu'nun 11.02.1959’da İsviçre’de Yunanistan ve İngiltere ile birlikte imzaladığı Zürih Antlaşması'ndaki Garantörlük hükmüne dayanmaktaydı. Çünkü sabataistler İsrail’in güvenliği açısından Kıbrıs’ın Yunanistan’dan ziyade, Mason ve dönmelerin etkin oldukları Türkiye’nin güdümünde kalmasından yanaydı. İdamı 1960 yılında 27 Mayıs Darbesi'nden sonra diğer hükümet üyeleri ve DP yöneticileriyle birlikte tutuklanarak, yeni oluşturulan "Yüksek Adalet Divanı" tarafından Yassı ada’da yargılandı. Bu mahkeme Menderesle birlikte Fatin Rüştü Zorlu'yu da idam cezasına çarptırdı.

Prof. Yalçın Küçük kitap ve yazılarında ve yine Soner Yalçın, Efendi - Beyaz Türklerin Büyük Sırrı,[4] kitabında evliyazadelerin İzmir’in seçkin (Yahudi dönmesi sabataist) ailelerinden olduklarını ve bunların soyağacını aktarmaktadır. Evliyazadelerin soyağacı Atatürk’e yönelik İzmir suikastına karışıp asılan ittihatçı Dr. Nazım, Fatih Rüştü Zorlu ve Adnan Menderes’e kadar uzanmaktadır.

Dolar Üzerindeki Piramidin Her bir Basamağının Farklı Anlamı!

Bu piramidin en altındaki birinci basamak “HUMANİSMUS” yani bütün insanlığı kapsayan bir ifadedir. Böylece bu piramit siyonizmin bütün insanlığı, yani yeryüzündeki 7 milyar insanı nasıl kontrol ettiğini belirtmektedir. Bu piramitte de görüldüğü gibi siyonizmin dünya hakimiyetini gerçekleştirmek ve 7 milyar insanı kontrol edip yönlendirmek için kurulan sistem, gizlilik ve itaat esasına göre düzenlenmiştir. En tepedeki yöneticilerin arzularının yerine getirilmesi şeytani plan ve programlarının uygulanabilmesi için bütün dünyaya yayılmış öyle bir piramit sistemi gerekmiştir. Bu piramitte en alttaki insanlığın üstündeki kademeler üç grupta toplanabilir.

1- Halkın içine giren ve yukarının emirlerini uygulayan kesimler: bunlar üç kademe halindedir:

a- ROTARY, LION, DINER, PROPELLER, YMCA

b- MAVİ LOCALAR

c- ÖNLÜKSÜZ MASONLAR

2- Ucu gözüken, ama büyük bir kısmı gizlenen örgütler bunlar 5 kademedir:

a- B’NAI B’RITH ve BILDERBERG TEŞKİLATLARI: Bu kademe ara koordinasyon kademesi olup Siyonist gizli dünya devletinin görünen en yüksek yönetim birimidir.

b- BÜYÜK ŞARK LOCASI: (Fransız Mason Locası Teşkilatları

c- KOMÜNİZM: (Rusya Mason Locası)

d- İSKOÇ LOCASI TEŞKİLATI: 1-33° (İngiliz Mason Locası)

e- YORK LOCASI TEŞKİLATI: (Alman Mason Locası)

Bunlara bağlı:

BM: (Birleşmiş Milletler): Siyonizm’in hedefleri doğrultusunda dünya dengelerini belirleme ve yönlendirme teşkilatı.

NATO: Siyonist güdümlü haçlı askeri ittifakı.

CFR: Yahudi Lobilerinin kontrolündeki ABD Dış İlişkiler Konseyi.

AİPAC: Amerikan-İsrail stratejik ittifakı ve halkla ilişkiler komitesi.

ADL: Yahudi aleyhtarlığını önleme ve Siyonizm’e hizmetçi-işbirlikçi siyasi liderler ve kanaat önderleri yetiştirme merkezi. (Recep T. Erdoğan’a özel madalya vermiştir. Fetullah Gülen’i destekleyip, kitaplarını neşretmiştir)

3- Hiç görünmeyen gizli mahfiller: Bunlar da dört kademedir:

a- RT: (En üst gizli merkez: İç kabalist Yahudi kâhinden müteşekkil en üst komuta konseyi)

b- 13’LER MECLİSİ

c- 33’LER MECLİSİ

d- 300’LER KLUBÜ (SAN HEDRİN) (en üst yönetim meclisi)

En alttaki insanlık ile beraber bu kademeler 13 kademeyi oluşturmaktadır. 13 rakamı Siyonizm’de, Hıristiyanların aksine uğurlu sayılmaktadır.

TSK, Armegedon Savaşını Kaybetsin Diye mi Yıpratılmaktadır?

10 Şubat 2013 akşamı, SKY-360 TV programına, yaşadığı ve haham yardımcılığı yaptığı Kanada’dan katılan Tuncay Güney büyük bir hırs ve heyecanla:

• Türkiye’de mecburi askerlik kesinlikle kaldırılmalı, profesyonel(paralı) ordu kurulmalıdır!

• PKK ile uzlaşıp Kürtlerin bütün hak ve özgürlükleri tanınmalıdır!

• BM’nin son kararlarına göre, Kürtler müracaat edip “biz PKK ile TSK arasında sıkışıp kaldık, can ve mal güvenliğimizi korumaya alınız” diye başvursa, BM’nin gelip Güneydoğu’yu resmen işgal etme hakkı ve sorumluluğu doğmaktadır.

• Ülkesinden kaçıp buraya gelen gençlerimize “Türkiye bizi, henüz 19-20 yaşındaki ana kuzuları iken zorla askere alıp, isteksiz ve eğitimsiz şekilde cepheye yollamaktadır” dedikleri anda, Kanada hükümeti hemen bunlara iltica hakkı tanımaktadır!” gibi hezeyanlar savurarak ve tabi Siyonist Lobilerin bir kuklası olarak “TSK’nın yıpratılması ve yozlaştırılması” gerektiğini haykırmaktaydı. Çünkü Armegedon Savaşına hazırlananların, herhalde TSK’yı zayıflatması, korumasız ve kumandasız bırakması lazımdı!

Tuncay Güney denen sapık çocuk; devletin ve MİT’in yapamadığını, nasıl başarıyordu?

Kendi itiraf ve ifadeleriyle:

• Göçmen bir aileden, Sabataist (Yahudi asıllı) oluyormuş..

• Jitem’den PKK’ya; Ergenekon’dan Pentegon’a her şeyi biliyormuş.

• ABD vizesiyle, CIA adına çalışıyormuş.

• İsmailağa tarikatına sızıp dervişlik taslıyormuş.

• Sonra Fetullahçılara katılıp yükseliyormuş.

• Samanyolu TV’de program hazırlıyor, Çiller ve Ecevit’i bile konuk ediyormuş.

• Em. Gn. Veli Küçük’le 100 sefer (Veli beyin ifadesiyle 26 sefer) görüştüğünü söylüyormuş.

• Sık sık Kuzey Irak’a gidip Talabani ve Barzani ile buluşuyormuş.

• Bekaa’ya gidip A. Öcalan’la görüşüyor; Doğu Perinçek fotoğraflarını getirip MİT’e veriyormuş.

• Büyük Birlik Partisinin kurulması için Fetullah Gülen’in verdiği parayı getirip bizzat alıp Muhsin Yazıcıoğlu’na teslim ediyormuş.

• Ve şu anda Kanada Toronto’da bir sinagogda haham yardımcılığı yapıyormuş. Bu arada dost ve yoldaşlarının sapık arzularını da karşılıyormuş..!?

• Ergenekoncular, önce Adnan Menderes, Turgut Özal gibi, Şimdi de Recep Tayip Erdoğan’ın ortadan kaldırılmasını ve böylece Türkiye’nin önünün açılmasını istiyormuş. Ancak şuan pasif duran Ergenekon’un bir numarası buna engel oluyormuş..

• MİT tamamen Fetullahçıların güdümüne girmiş bulunuyormuş…

• Kanada’dan Türkiye’ye gelse, kesinlikle öldürüleceğini biliyormuş…

Şimdi sormak lazımdı:

1- Ülkemiz, bölgemiz ve dünya çapında bu denli etkili ve tehlikeli görevleri: 1972 Çorum-Kargı ilçesi doğumlu bir çocuk kotarırken, bizim MİT’imiz, Emniyetimiz, Askeri İstihbarat birimlerimiz ne yapıyordu?

2- Veya şöyle soralım: Türkiye’yi kimler yönetip yönlendiriyordu? Demokrasi dedikleri şey dış güdümün kılıfı mı yapılıyordu?

3- Bu “ağzı delik sır küpü!” Tuncay Güney Yahudisi, Ergenekon’la ilgili her şeyi deşifre ediyor da, şu 1 numarayı niye hala gizliyordu?. Tuncay Güney’in bildiğini, bunca boşkovan AKP’li yetkililer nasıl bilmiyordu? Bunların hepsi aval mı oluyordu?

4- Ergenekon oluşumunu çökertmekle övünen şu AKP’li kahraman çete avcıları ve bağımsız yargımızın korkusuz savcıları, şu 1 numarayı öğrenmek ve üzerine gidip örgütü temelinden çözmek için niye hiçbir gayret göstermiyor, hatta merak bile etmiyordu?. Yoksa şu rezil Tuncay Güney’in her sözünü delil sayan yetkililer bu kadar derine inmeye ve çıbanları kökünden deşmeye gerek görmüyor muydu?.

5- Ergenekon’a yöneltilen “iktidara karşı darbe hazırlığı” iddialarının dayanağı sayılan günlüklerin yazarı ve bu belgelerin asıl kaynağı olan Paşaların ve maşaların arkasındaki ABD Yahudi Lobileri niye hala gündeme bile getirilmiyordu?

6- Tuncay Güney’in Fetullah Gülen yapılanması ve Sancak Holdingin sahibi olan işadamı ile ilgili sözleri, emniyette niye çıkarılıyor ve savcılığa yollanmıyordu?

7- Eğridir Dağ Komando eğitim alanında hatıra olarak boş kovan almak isteyen devlet bakanı Cemil Çiçek’e dönemin Sn. G.K. Başkanı “aman ha, bu boş kovanlar yüzünden sizi de Ergenekon’la irtibatlandırıp içeri almasınlar!?” şeklindeki esprisiyle acaba Ergenekon davasındaki tutuklama ve suçlamaların ne denli tutarsız ve dayanaksız olduğunu imaya mı çalışıyordu?

Yoksa…!?

a- Tuncay Güney denen sapık çocuk, CIA ve MOSSAD tarafından yıllarca ve horca kullanılıp şimdi saf dışı etmeye karar verdikleri Ergenekon piyonlarını deşifre etmek üzere mi, bir gözlemci olarak bu gizli ve kirli ilişkilere sokulup şahit yapılmıştı?.

b- Ergenekon’un 1 numarası olan kişiye, hala yaptıracakları bir çok hıyanet ve cinayetler mi vardı ki, onu hala gizli tutmakta ve bunu bir şantaj unsuru olarak kullanmaktalardı?.

c-  Her sözü muteber ve geçerli bir belge olarak kabul edilip iddiaya mesnet yapılan Tuncay Güney Yahudisinin: “AKP’yi kapatmama karşılığı, Ergenekon sanıkları, birkaç kişi dışında, serbest bırakılacak!” ifadeleri niye değerlendirmeye alınmamıştı?.

d- Yıllar önce “Bunların CIA-MOSSAD, GLADYO bağlantılarına, Siyonist ve emperyalist patronlarına selam durup, Susurluk gibi kukla ve kuyruk piyonlarıyla uğraşıp kahramanlık taslamanın ve halkı avutup aldatmanın sonu fasa fisodur” diyen Erbakan Hoca’ya saldırıp salya akıtanların çoğu, bugün aynı şeyleri Ergenekon davasıyla ilgili yazıp konuşmaktaydı. Peki Erbakan’dan hiç özür dilemeleri gerektiğini düşünmüyorlar mıydı?.

e- Tuncay Güney’in: “MİT ve Emniyet Fetullahçıların güdümüne girmiştir.” “Tayip Erdoğan’ın kazanması Ergenekoncuları tedirgin edip telaşa sevk etmiştir” şeklindeki sözleri, yoksa Siyonist merkezlerin, toplumu AKP’ye yönlendirmek, Fetullah’ı çok güçlü ve etkili gösterip herkesi onlara mahkum ve mecbur hale getirmek üzere, bir psikolojik palavra ve propaganda mıydı?.

Ergenekon sanıkları birbirlerini dahi tanımıyor ve takmıyordu!

Ergenekon terör örgütü davasının 16'ncı duruşmasına sanıkların birbirleri hakkında hakaret içeren sözleri damgasını vurmuştu. Savunmasını yapan Gazi Güder, sanık Ayşe Asuman Özdemir'in 'agresif ve konuları saptırarak yanlış bilgiler aktaran bir kişi' olduğunu söylüyordu. Halil Behiç Gürcihan ise sanıklardan Ümit Sayın ve Özdemir'i iftiracı olarak suçluyordu. Danıştay saldırısından sonra Muzaffer Tekin'le röportaj yapıp bunu sitesinde yayınlamasını isteyen Mehmet Zekeriya Öztürk'le kavgalı bir şekilde arkadaşlığını bitirdiğini anlatan Behiç Gürcihan, SESAR Başkanı İsmail Yıldız'ı da eleştiren yazılar yazdığını hatırlatarak savunmasında, örgütün darbeden medet uman yapısı ile tamamen zıt görüşlere sahip olduğunu belirtiyordu.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Gazi Güder'e, Ayşe Asuman Özdemir'in kendisine gönderdiği elektronik postaları niçin Kuddusi Okkır'a yönlendirdiğini ve yine Özdemir'in gönderdiği Atabeyler davası sanığı Murat Yüzbaşı ile ilgili e-postayı da Okkır'a ilettiğini hatırlatan Pekgüzel, "Murat Yüzbaşıyı tanıyor musunuz? Asuman Hanım'ın gönderdiği elektronik postaları Okkır'a gönderme huyunuz var mı?" sorularını yöneltiyordu. Güder, bu iletileri öylesine 'forward' ettiği yanıtını veriyordu. Savcı Nihat Taşkın ise Özdemir tarafından gönderilen, Danıştay olayından sonra Muzaffer Tekin ile Zekeriya Öztürk'ün arasının açıldığı yönündeki bilgilerin yer aldığı e-postayı sormuştu. Gazi Güder, bunun da dedikodu mahiyetinde olduğunu savunmuştu.

Gazi Güder'in, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan'ın cinsel hayatına ilişkin mailleri bazı sanıklara gönderdiği de anlaşılıyordu. Savcı Pekgüzel, "Bu mailleri neden Okkır'a gönderdiniz?" diye sorunca "Maili Özdemir'e gönderdim. Herhangi bir amacım yoktu. Pek çok maili okumam." diyordu.[5]

Şimdi, birbirinden bu denli kopuk, birbirine bu denli soğuk ve her biri kendi başına buyruk bu insanlar mı “Organizeli Terör Örgütü” üyeleriydi? Bunlar mı hükümeti ve mevcut anayasal düzeni zorla ve silahla değiştireceklerdi?

Ergenekon ekibinden bazılarını NATO ve GLADYO’nun hazırladığı, CIA ve MOSSAD’ın kullandığı kesindi. Bunlara bir takım cinayet ve melanetlerin işlettirildiği de belliydi… Ama AKP ve benzeri iktidarları da, ılımlı İslamcıları da PKK yı da, Hizbullahı da yine aynı şeytani merkezlerin desteklediğini de artık herkes bilmekteydi.!?

Tuncay Güney’in parlatılması:

Ergenekon tertibi 1998 yılında başlatılıyordu. Tuncay Güney, Eymür ile Fehmi Koru'nun tehdit ve vaadiyle 2000 Temmuz'unda ABD'ye gidiyordu. Dönüşte, Emniyet İstihbaratı teknik takip başlatıyor, 2001 Mart'ında Kıvrıkoğlu Genelkurmay Başkanı iken ismini hangi kuvvet komutanının fezlekeye geçirttiğinin hatırlanması gerekiyordu. Evet Tuncay Güney Ergenekon tertibini resmileştirmek için kendisine öğretilenleri söylüyordu! M. Ali Birand'ın 32. Gün programında haham kılığıyla ve bilgiçlik havasıyla çıkarılıyor ve tabi verilen rolü sahneliyordu. Bütün bu ifadelerin düzmece olduğunu Tuncay Güney de itiraf ediyor ve yedi yıl sonra Saygı Öztürk'e aynen şöyle söylüyordu:

"Ben Kuzey Irak'a silah götürülmesi konusunu anlatmadım. Zorla bazı konular bana empoze edildi. (...) Ne söylememi istedilerse kameraya söyledim. (...) Bilmediğim konuları da yazıp bana imzalattılar."

Tuncay Güney'in Mülakatı'na eklendiğini söylediği, TSK'nin Kuzey Irak'a silah kaçırdığı suçlaması, o günlerde CIA tarafından piyasaya sürülüyordu. Anlayacağınız Tuncay Güney Gladyo’nun basit bir “haber elemanı” olarak kullanılıyordu!

Peki Gladyo ne oluyordu?

1- Gladyo, ABD'nin NATO’ya bağlı ülkelerini denetleme ve yönlendirme örgütüdür; Mafya-Masonluk, kiralık STK’lar ve din istismarcıları sisteminin küresel yapılanmasıdır.

2- Gladyo'nun siyonist patronları: NATO ülkelerinin devlet aygıtları içinde, kendilerine bağlı kumanda merkezleri oluşturmuşlardır.

3- Gladyo, yasadışıdır. Daha doğrusu NATO'nun yeraltı aygıtının Gizli Hukuku'na göre çalışır; ancak Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre yasadışıdır.

4- Gladyo, basit bir operasyon merkezi değil, ülkenin ekonomisinden güvenliğine, eğitim ve kültüründen dış siyasetine kadar yön veren gizli ve kirli odaklardır.

5- Gladyo, aynı zamanda NATO üyesi ülkelerin ordularını denetleme ve hizaya getirme, gerektiğinde başka ülkelerin üzerine sürme aracıdır.

6- Gladyo, hükümetin çekirdeğinden, MİT içindeki CIA-MOSSAD kliğinden, güvenlik kuvvetleri içindeki ABD güdümlü bazı üst düzey görevlilerden, ülke ekonomisini elinde tutan holding yöneticilerinden, sistemin tepelerindeki mafya, tarikat ve cemaat liderlerinden ve bazı etkin medya sahiplerinden oluşmaktadır. Gladyo'nun bu kadrosu gizli tutulmakta ve yürütülen işin gereklerine göre, kilit konumlardaki kimseler mekanizmaya alınmaktadır.

7- Gladyo'ya karşı, ancak iktidar imkânlarıyla mücadele yapılır. Çünkü Gladyo, basit bir mafya kuruluşu veya çete oluşumu değil, kökü dışarıda bir gizli iktidar yapılanmasıdır. O nedenle Gladyo'ya karşı başarı, Gladyo iktidarına son vererek kazanılır. Bu da, dünya çapında bir inkılâba bağlıdır. Çünkü Gladyo'ya karşı mücadele, Atlantik Sistemine ve Siyonist dünya düzenine karşı mücadele anlamı taşır. Gladyo'nun kökünü kazımak için, ABD ve NATO'ya olan bağımlılıktan kurtulmak şarttır. Ancak bunun çaresi, Batılı (kapitalist) gâvurlardan kurtulup, Doğulu (kominist) gâvurlara sığınmak değil; Milli haysiyetli ve kendi değerlerimizden besili, yeni ve adil bir düzene öncülük yapmaktır.


KAYNAK:

[1] Ramuz el Ehadis 258/3

[2] Ramuz-el Ehadis.258.3

[3] Ahir Zaman Mehdisi Alametleri:8.6

[4] Doğan Kitapçılık, İstanbul, 2007, s.368

[5] Zaman /21-11-2008

6 Aralık 2015 Pazar

Kıyametin Alameti Türkler ve İsrail

Kıyametin Alameti Türkler ve İsrail

Peygamberimiz (s.a.) in kıyamet alametlerinden bahsederken Hadis-i Şerif'lerinde buyurduğu gibi Müslümanlar Türk’lerle ve Yahudi’lerle savaşmadıkça ve çıkacak bu savaş Müslümanlar tarafından kazanılmadıkça kıyametin kopmayacağını bildiriyor.!

Efendimiz s.v.a Bir hadisinde : İsrail ve Türkiye Suriye’yi almadıkça Mehdi çıkmayacak. Daha sonra İsrail Hatay’dan vuracak hesaplarıma göre tarih 2015. Orada bulunan Amik Ovası kan gölüne dönecek. Amik Ovası’nda olacak bu savaş bir çok hadis-i şerif ile de bildirilmiştir. Hazreti Hüseyin (ra)’nın rivayet ettiği hadis şöyledir: “İnsanlar için üç toplanma noktası vardır. Antakya Amik Ovası’nda olan melhame-i Kübra’da (Büyük Muharebe) toplanma merkezi Şam olur. Deccal vakasında merkezi Kudüs, Ye’cüc hadisesinde Turi Sina.”

Türkler önce Yahudi’den tarafa olacaklar, sonra Yahudilerin kaybedeceğini görünce her zamanki Osmanlı oyunlarına baş vuracaklar.Müslümanlar tarafına geçecekler. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden insanlar: Biz de Yahudi’yi ülkemizden çıkaralım, deyip orada toplanacaklar. Tam bu esnada Yunan Türkiye’yi vuracak. Hatta boğaz köprülerini ve Marmara’daki büyük sanayi tesislerini hep vuracaklar. Amik Ovası’nda savaşmaya gelen Türklerden bazıları: Aman İstanbul’u vurmuşlar. İstanbul elden gidiyor. Eyvah! Malımız mülkümüz elden gidiyor deyip savaşı terk edecek. Bir kısım ise kalıp Yahudileri yok etmek için savaşacaklar.
Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

"Ayakkabıları kıldan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Siz, yüzleri kılıflı kalkanlar gibi, gözleri küçük, burunları yassı olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmaz." [Buharî, Cihad 95, 96, Menâkıb 25; Müslim, Fiten 62, (2912); Ebu Davud, Melahim 9, (4303, 4304); Tirmizî, Fiten 40, (2216); Nesâî, Cihad 42, (6, 45).>

AÇIKLAMA:
Muhaddisler, bu kavmin Türkler olduğunda müttefiktirler. "Küçük gözlü, kırmızı yüzlü, yassı burunlu, yüzleri kılıflı kalkanlar gibi olan, (kıldan ma'mul elbise giyen ve kıl içerisinde yürüyen) Türk(ler)le savaşmadığınız müddetçe kıyamet kopmaz.."

Ayakkabılarının kıldan olmasından maksad, bazı şarihlerce, saçlarının ayakkabılarına değecek kadar uzun olmasıdır. Kırmızı yüzlüden kasıt ise; Beyaz, sarışın ve parlak olmalarıdır. Kürtlerin tabiri ile bisküvi çocukları da  diyebiliriz. Yüzlerinin kılıflı kalkan gibi olması ise; Yüzlerinin etli dolgun olmasıdır. Yassı burundan kasıt; Burunlarının domuz burunlu gibi, yani dik durmasıdır. Küçük gözlüden kasıt ise; Orta Asya’dan geldikleri için gözleri Çinliler gibi küçük ve çekik olmasıdır. Kıl içerisinde yürüyen: "Bundan maksat onların, ayakkabılarını örülmüş (keçeleşmiş) kıl ve yünden yapmalarıdır" demiştir.

Örneğin; Türk filmlerinde Tarkan’ı hepimiz izlemişizdir. Tarkan’ın giyimine baktığımızda ayak bilekleri, el bilekleri, omuz üstündeki kıldan giyimini hepiniz hatırlarsınız. Buda Türk olduklarını gösteriyor..

İsrail'in Nil'den Fırat'a kadar uzanan "Büyük İsrail" devletini kurmak, Mescid-i Aksâ'yı yıkarak onun yerine kendileri için kutsal olan Süleyman Mabedini inşa etmek, böylece kendilerine vaad edildiğine inandıkları vatanlarına (arz-ı mev'ûda) kavuşmak için asırlardır çalıştıkları gizli değildir. Türkiye bu İsrail devletinin kurulmasına yardımcı oluyor nasıl mı? 1990 yılında Türk İslam sentezini kuran Fetullah Gülen aynı yılda 1990 da Gap projesini başlattı, ne yazık ki 23 yıldır bir türlü hayata geçirilemeyen Gap projesi birkaç yıldır meyve vermeye başladı.!!! Türkiye’nin Suriye’ye müdahale etmesinin nedeni Hatay ilimizin o düzlük bölgesinden Suriye topraklarından İsrail’e üç boru döşemesidir.!

Bu borulardan 1.si su, 2.si doğal gaz, 3.sü petrol’dür..!

Bundan sonraki soruların cevabına da temel teşkil etsin diye "kıyamet alametleri"nden uzun uzadıya söz etmekte fayda var. Bu alametlerle ilgili pek çok hadis vardır ve bunların bir kısmı sahih kaynaklarda da yer almıştır. Bu hadislerden birinde on alametten söz ediliyor:

1. Ortalığı kaplayacak ve insanlara zarar verecek bir duman
2. Deccal,
3. Dâbbetü'l-arz (yer canavarı veya yaratığı),
4. Güneşin Batı'dan doğması,
5. Hz. Îsâ'nın inmesi,
6. Ye'cûc ve Me'cûc adı verişen yaratıkların yeryüzüne yayılmaları,
7-8-9. Doğuda, batıda ve Arap Yarımadasında üç büyük toprak hareketi (çökme olayı),
10. Yemen taraflarından başlayacak bir ateş kümesi
(Müslim, Fitne, 39 vd.).

Âlimler bu hadisleri hem rivayet sağlamlığı hem de metin (içeriğinin akıl ve vahiy süzgecinden geçirilmesi) yönünden incelemişler, isim olarak böyle alametlerin gerçekleşeceğini, ama bunların mahiyetlerinin ve detaylarının bilinmediğini, detaylara ait rivayetlerin "inanç konularında" bilgi kaynağı olacak sağlamlık düzeyinde bulunmadığını ifade etmişler, ayrıca hemen her alametle ilgili yorumlar da yapmışlardır. Bir örnek verelim: Dumanı bazı alimler, kıyamete yakın ortalığı kaplayacak, Kimyasal olarak yorumlarken İbn Mes'ûd bunu reddetmiş, Hz. Peygamber zamanında Kureyş aç kaldı, açlık görme duyularını etkiledi, baktıkları yerde sis varmış gibi görüyorlardı", bu alametten maksat bu olaydır" demiştir. Doğrusunu Allah swt bilir…

2. Bilindiği gibi yine Peygamberimiz(s.a.) in Hadis-i Şeriflerinde gecen Deccal konusu; Peygamberimiz (s.a.) Deccal'in arkasında Yahudilerin bulunacağı yönündeki sözleri. Buradan yola çıkarak Yahudilerin Deccal'i bizim de Mehdi'yi beklediğimiz yönündeki bir görüşün doğru olabilmesine ne kadar pay veriyorsunuz. Yahudilerin bir Deccal için dahi bu kadar hazırlık yaparken, bizim Hak yolda olmamıza rağmen gelmesi muhtemel olan Mehdi'yi bu kadar hazırlıksız şekilde beklememiz; yani nasıl olsa Mehdi gelecek, geldiği zaman bizi de kurtarır türünden bir düşünceyi nasıl karşılıyorsunuz ve biz müslümanların bu konuda yapmamız konusunda neler düşünüyorsunuz.?

İnsanları yoldan çıkarmak, yeryüzünü savaş, kan, kin, zulüm ile doldurmak için çalışan her güçlü lider biraz Deccal'dir. Buna başbakanlar dahildir çünkü Suriye olayları ile birlikte 30 tane deccal başbakan çıkacaktır diyor efendimiz s.a.v…!
İnsanlara olumsuz nazarlarla bakan ve yeryüzüne egemen olarak zulmetmek isteyen topluluklar elbette kendilerine uygun liderler beklerler. Müslümanlar da Hz. İsa'nın geleceğine, ceddim Mehdi-ul Abbasi’nin ortaya çıkacağına, bunların Deccal'i ortadan kaldırıp yeryüzünü yeniden huzura ve barışa kavuşturacaklarına inanıyorlar. Ama bu inancın yanında, en güçlü akıl ve vahiy delilleri şu iki temel inancı da kaçınılmaz kılıyor:

a) Bunlar yeni bir din ve şeriat getirecek değiller, Son Peygamber'in (s.a.v) ümmeti olarak hizmet edecekler.

b) Müslümanların vazifesi ellerini kollarını bağlayıp oturarak kurtarıcı beklemek değildir; onlar gelsin gelmesin müminlerin vazifesi Kur'an'da, Sünnet'te ve bunların açıklaması mahiyetinde olan islamî ilimlere ait kitaplarda açık ve seçik olarak ortaya konmuştur.

Fakat günümüzde kendini İslam alimi olarak tanıtan Fetullah Gülen ABD’de oturmuş yanlış fetva veriyor. Kitap ehli cennete girecek diyor..!! Hıristiyanlar,Yahudiler de cennete girecek diyor. Bıre münafık Kur-an’da  A'RÂF süresi  40- Bizim dinî esasları, şer’î hükümleri hâvî âyetlerimizi yalanlayanlara, iman etmeyenlere, âyetlerimizdeki şer’î hükümleri gururlarına yediremeyerek benimsemeyen zorbalara, diktatörlere, göğün kapıları, rahmet ve merhamet kapıları, yağmur ve rızık kapıları açılmayacaktır. Onların cennete girmesi, devenin iğne deliğinden geçmesi kadar imkânsızdır. Biz İslâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsileri, suçluları işte böyle cezalandırırız. Diye buyuruyor...

Sûfî Mümîn el Êbbasî el Kurdî

Kaynak:http://www.hakkarihabertv.com/kiyametin-alameti-turkler-ve-israilliler-6146yy.htm
Rusya’nın Savaşa Dahil Olmasıyla Melhame-i Kübra Yaklaştı

Rusya’nın Savaşa Dahil Olmasıyla Melhame-i Kübra Yaklaştı

Muheysini “Rusya’nın Savaşa Dahil Olmasıyla Melhame-i Kübra Yaklaştı” Suriye'de muhalifler safında Beşar Esed'e karşı silahlı mücadele veren Suud kökenli vaiz Abdullah el Muheysini, Rus saldırıları üzerine beyanat yayınladı.

Muheysini; “Rusya’nın Savaşa Dahil Olmasıyla Melhame-i Kübra Yaklaştı”
Okunma: 13716 6 Ekim 2015

Suriye'de muhalifler safında Beşar Esed'e karşı silahlı mücadele veren Suud kökenli vaiz Abdullah el Muheysini, Rus saldırıları üzerine beyanat yayınladı.

Şeyh’in yazmış olduğu o beyanat ;

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Ey bütün liderler!
Ey Mücahitler!
Ey Şam ehli!

Size olan sevgi ve nasihatimi biliyorsunuz. Kardeşinizden şu kelimeleri duyun, umulur ki Allah onları faydalı kılar.

Ey Şam ehli!
Insanlar size karşı toplandı, bunun üzerine Hasbunallahu ve ni’mel-vekil (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) deyiniz. Bu sözü Allah Rasulü’nün (s.a.v) sahabesi (r.anhum) daha önce söyledi ve Allah’tan bir nimet ve lütufla savaşlardan geri döndüler, onlara bir kötülük de dokunmadı.

Ey Şam ehli!
Size “Ruslar süper güç” diyorlar, onlar görmediler mi ki Rusları yaratan Allah (s.v.t) güç bakımından Ruslardan daha çetindir. Ad nerede? Sütunlar sahibi Irem kenti nerede? Firavun nerede? Karun nerede? Hatta daha yakına gelin. Sovyetler Birliği nerede? Onlara dair bir iz görüyor musunuz? Cesetleri parça parça olup çürümüş, onları Horasan dağlarındaki solucanlar, kurtçuklar yemiştir. Vadi ed Dayf ve el Hamidiyye kuvvetleri nerede? Ebu Zuhur Havaalanı’ndaki kuvvetler nerede?

Ey Şam ehli!
Allah (c.c) sizlere buyuruyor ki : “Işte bu şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimselerseniz onlardan korkmayın, benden korkun” (Âl-i imran-175)

Ey Şam ehli!
Doğrudur, onların yanında uçakları var ancak şunu hatırlayın ki bizimle birlikte yerin ve goklerin Rabbi var. Hasbunallahu ve ni’mel-vekil deyiniz ama askeri ve şer’i sebepleri ile amel etmeden bu sözü söylemeniz yetmez. Işte Rusya müdahale ediyor ve Iran bütün pişkinlik ve arsızlığı ile övünerek ” Suriye’deki hava rotaları 3 gruba tahsis edilmiş: Suriye hükümeti, Rusya ve Işid’e karşı koalisyon” diyor. Iran şöyle diyor: ” Yakında bizim de bir hava güzergahımız olacak.” Bu gelişmelerin ancak Nebi’nin (a.s) haber verdiği melhameler(savaşlar) olduğunu sanıyorum. Allah’a yemin olsun ki Farslar ve Rumlar Allah’ın izniyle bu iş için gerekli şer’i ve askeri sebepleri yerine getirirseniz kılıçlarınız altında kırılacaklar, bozguna uğrayacaklar. Şaşırmaya gerek yok. Rusya’nın müdahil olmasına şaşmaya gerek yok. Şam toprağı melhamelerin (savaş, destan) toprağıdır. Şam’da kim ipleri eline alırsa dünyayı o yönetir ve dünyanın efendisi olur. Işte sizler Fetih Ordusu adındaki yapılanmanın altında bazı gruplar birleştiğinde meydana gelen basit ve ilahi bir dersi görüyorsunuz. Senelerce direnen ve efsane olan kaleler Fetih Ordusu’nun önünde sallantıya uğradı.

Ey komutanlar, liderler!
Belki yakında iletişim araçlarından bile irtibat kuramayacağız, belki uluslararası saldırı ve hedef alınışımızın şiddeti yüzünden görüşme, nasihatleşme yapamayacak, diyalog kuramayacağız. Sizler bunu iyi bir şekilde idrak ediyorsunuz.

Ey liderler!
Sizleri seven bir nasihat sahibinden duyun. Şu an yapmanız gerekenlerin en gereklisi bütün anlaşmazlıklarınızı unutup yeni bir mücadele aşamasına başlamanızdır. Iran, Rusya ve Beşşar’ın, hatta Amerika’nın uzlaşmasının din veya akidede anlaşmaları yüzünden olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır, Allah’a yemin olsun ki Islam’a karşı savaşta uzlaştılar. Aralarındaki ihtilaflar çetindir ancak bizimle savaşmak ve bizi yok etmek için biraraya geldiler. Biz ise zamanı geçmeden biraraya gelmeye ve safların birleşmesine daha layığız. Birleşmeyi arzular ama başaramaz hale gelmemizden önce buna daha layığız.

Ey liderler!
Allah size buyuruyor ki “Tedbirinizi alın, dikkatli olun” Öyleyse önümüzdeki yeni savaşa hazır ve ehil olun. Allah’tan yardım isteyin. Hepiniz şimdi Rus hava gücünün keşif uçakları ile havada dolaştığını görüyorsunuz. Rus uçaklarının aylarca hedef topladığını biliyorsunuz. Onlar için derhal masayı ters çevirin( işlerini terse çevirin). Yarın demiyorum, şimdi yapın. Çok acil bir adım atarak merkezi ve hassas karargahların, teknik araçların yerlerini değiştirin. Bu sizden Allah’ın düşmanlarına bir tuzak olacaktır. Maddi zorluğun engel teşkil ettiğini biliyorum ancak konu çok büyük öneme sahiptir, bu işinizi başka önemli işlerinizin aleyhine dahi olsa planlı biçimde gerçekleştirin. Bu tavsiyemi önce emirlere daha sonra saha komutanlarına yapmaktayım. Emir meşgul olursa sen mazeret üretme ey komutan!
Beklenen senaryolardan bazıları şunlardır:

Rusya’nın bir hava filosu ile girerek hassas, askeri mevzileri tek seferde Amerikalıların Saddam’a yaptığı gibi bombalaması, ardından Beşşar’ın paralı askerlerinin Rus hava desteği altında ilermesidir. Ağırlık noktalarımızın hedef alınışını takiben kartları değiştirmek, karıştırmak durumunda olacağımız için bundan yararlanmaya çalışacaklardır.

Ey Cihad komutanları!
Allah için dikkatli olun. Islam’a sizin yönünüzden bir zarar vermeye, baskın yapmaya çalışmasınlar.

Ey liderler!
Şam ehli ile yeni bir sayfa açmanız gerekmektedir. Onlar sizin dayanağınız, onlar sizin yakıtınızdır. Allah’tan sonra onlar olmaksızın kalıcılığınız yoktur. Hapishanelerinize tekrar göz atın. Bir şebbihanın evine yerleşmiş olan birini, o ev kendisine ait olmasa bile ondan çıkarmayın. Ganimetleri kendinize has kılmayın, fakirlerin ondaki payını unutmayın. Kendinizi onların üzüntü ve sıkıntılarından ayrı bir yerde tutmayın. Şam ehlini Allah’ın düşmanlarıyla karşılaşmada en hayırlı yardımcı bulacaksınız. Şam ehli ile birlikte yaşadım; onları insanlar arasında iyiliğin hatırını en çok koruyan ve kendilerine ulaşan sıkıntıyı en hızlı bağışlayıp affeden kimseler olarak buldum. Onlar hakkında bu özelliği ganimet bilin.

Siz; ey Şam’ın kahramanları, gençleri!

Ey cihada henüz katılmamış olan veya katılıp bir sebepten terkeden kişiler. Şimdi savaş gelmiş bulunmaktadır. Büyük ve mukaddes savaşınıza başlayın.
Haydi cihada!
Haydi cihada!

Türkiye’de, Avrupa’da veya başka yerlerde oturan kişi!


Cenk meydanlarına, izzet ve kahramanlık meydanlarına gel. Gel de seni görelim, başımızı daha dik tut. Rus ve Iranlılarla çarpışırken, onları senin toprağına gömerken görelim, gel.

Müjdeler olsun Şam ehli !
İyimser ve umutlu olunuz. Gerçekten, Allah’a yemin olsun ki Mücahit evlatlarınızı Allah’a tam bir güven içinde gördüm. Gülüşüp birbirlerine ” Yarın esirlerimiz Rus olacak, ganimet aldığımız tanklar modern tanklar olacak. Beşşar’ın aşınmış tanklarından sıkılmıştık” diyorlar. Müjdeler olsun ki Allah size kefil olmuştur. Bundan sonra ne istiyorsunuz?

Ey Şam ehli!
Önümüzdeki aşama Allah’a (s.v.t) samimi bir dönüş yapmamızı bizden isteyen bir aşamadır. Çünkü Allah’ın orduları ve melekler ancak gönülden itaat edenlerin üzerine iner. Mescitler ruku’ edenlerler ve secde edenlerle dolsun. Tövbe eden erkek ve kadın kafilelerinin öncüleri olalım. Kendimizi, eşlerimizi, zürriyetimizi ıslahla işe başlayalım. Mazluma destek olalım. Yoksulu doyuralım. Işte o vakit Allah’tan bir zafer ve apaçık bir fetih bekleyelim.

Allahım! Bizlere Rus askerlerinden esirlerle, Rus tanklarının ganimet olmasıyla göz aydınlığı ver. Ya Hayyu Ya Kayyum.

Savaşlar ve nöbet toprağı Şam’dan Telegram kanalı vasıtası ile yazan: Dr. Abdullah Muhammed el- Muhaysini

Yazının orjinal arapça metni

http://justpaste.it/Manshur_1

27 Kasım 2015 Cuma

İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz. Mehdi

İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz. Mehdi

3. Dünya Savaşı,Melhame-i Kübra,Armagedon,Amik Ovası,İstanbul'un ikinci Manevi Fethi ve Hz.Mehdi

Yahudiler Osmanlı devletini içinden yıkıp parçaladıktan sonraki süreçte, 1948 yılına gelindiğinde, binlerce sene sonra bir daha İsrail devletini kurup ilan ettiklerinde, şaşırıp kendisine sualler soranlara cevaben Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) buyurdu ki;

"Millet-i Yahûd (Yahudiler), hükümet kuramayacak diye kayıt yok. Mutlak hezîmet ve topyekün mahvolmaları hakkında hüküm var." (1)

Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Yahudilerle savaşacak ve onları öldüreceksiniz. Öyle ki taş dahi: "Ey Müslüman, işte Yahudi, arkamda (saklandı), gel, öldür onu!" diyecek." (2)

Hadis : Resulullah (sav) (birgün): "Beytu`l Makdis`in imarı (Kudüs'ün Yahudilerin eline geçip imar edilmesi ve dünyanın yönetildiği merkezlerden biri olması) Yesrib`in harabıdır (Medinenin ve dolayısı ile İslam ümmetinin feci durumlara düşmesidir). Yesrib`in harabı melhamenin (savaşın, Yahudi ve Hristiyanların verdiği isimle Armagedon'un, çok büyük bir dünya savaşının) çıkmasıdır. Melhame (müslümanların kazanacağı Armagedon savaşı aynı zamanda) İstanbul`un fethidir, İstanbul`un fethi Deccal`in çıkmasıdır!"

buyurdular. Sonra elini (Resulullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muaz`ın) dizine vurdular ve: "Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular." ( Hz. Muaz burada -konuşmakta olduğu kimse- derken kendisini kasdetmektedir. Yani Aleyhissalatu vesselam`ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel`dir.)" (3)

Not: Yesrib, Medine-i Münevvere'nin eski adıdır.

Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki:

"Melhame (Armagedon, 3. dünya savaşı) ile Medine`nin (İstanbul'un hz. mehdi ve evlatları tarafından yapılacak ikinci ve manevi) fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccal çıkar." (4)

Not: Medine şehir anlamına gelir.

Hadis-i şerifte buyruldu:

"Ey ümmet! Sizde altı alamet vardır. Birincisi (....) Altıncısı ise Medinenin fethi... Sordular: Hangi medine ya Rasulallah? Şu cevabı verdi: Kostantiniyye...(İstanbul)" (5)

MELHAME-İ KÜBRANIN BAŞLAYACAĞI YER: AMİK OVASI'DIR.

Bu husustaki bazı hadis-i şerifler şunlardır

Melhameler vuku bulduğunda Allah-u Teàlâ Şam cihetinden, Mevali kabilesinden bir grubu gönderir ki onlar Arap'ın en iyi ata binenleri ve silahlı olanlarıdır. Allah onların sebebi ile bu dini kuvvetlendirir. (6)

İnsanlar için üç temerküz noktası vardır. Antakya Amik'inde olan Melhame-i Kübrâ'da toplanma merkezi Şam olur. Deccal vak'asında merkezleri Kudüs; Ye'cüc ve Me'cüc hadisesinde Tur-u Sinâ... (7)

Müslümanların Melhamede merkezleri Şam, Deccalde merkezleri Kudüs ve Ye'cüc Me'cüc vak'asında merkezleri Tur-u Sinâ'dır. (8)

Melhame-i Kübra, Kostantıniyye'nin fethi ve Deccal'in çıkması 7 ay (sene) içinde olur. (9)

Melhame-i Kübra ile Kostantıniyye'nin fethi arasında altı sene vardır. Yedinci de Mesih Deccal çıkar. (10)

Size dünya fetholunacak. Eğer bir menzilde muhayyer kılınırsanız Şam denilen şehre bakın. Zira orası melhamelerde müslümanların toplandığı yerdir. Onun karargâhı da "Guta" denilen yer olacaktır. (11)

Melhame-i Kübra gününde müslümanların merkezi Şam şehrinde Guta denilen yerdedir. O gün müslümanların menzillerinin en hayırlısı orasıdır. (12)

Ahir zamana dair hadis-i şerifleri yorumlamak isterken komik hallere düşen, buna rağmen bir de en doğru şekli ile anlayıp yorumlayan müslümanların cemaatine de alaycı şekilde dil uzatan cübbeli ya da cübbesiz sözde ilim ehli özde talk showcu ekran hocaları bilmeli ki, ahir zamana dair hadisler sırran bildirilmiştir. Ayrıca çok az kelime ile çok derin manaları ifade etme sanatı kullanılmıştır. Şayet, o ahir zamanı yaşayacak müslümanlar hatta gayri müslimler, bu hadisleri okuyup her detayı ile hemen anlayabilecek olsalar, usule, sünnetullaha muhalif olur ve kimse tuzaklara düşmez. Kimse imtihan olmaz. Hayatın akışı bozulur. Hadislerde yaşanacağı haber verilen şeyler yaşanmaz. İmtihan için bulunduğumuz bu dünyada da ne hz. Allah (c.c.) ne de hz. Rasulüllah (s.a.v.) buna razı olmaz.

Zamanın sahibi ve hakiki varis-i Rasulü Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri şöyle buyurmuştur;

"Hz. Mehdi (Aleyhi rıdvan) hakkında vâki hadis-i şerifte, Fahri Âlem (s.a.v.) Efendimizden sırran haber sadır olmuş olup, ancak anahtarı kimde ise o açar ve işin hakikatini o anlar, başkası anlayamaz. Herkes anlasa sır zâhir olur. Usule muhalif gelir. Yani zamanın sahibi, Rasûlüllah'ın vârisi perdeyi kime açarsa ancak o anlar. Nüzûl-i İsa (Aleyhisselâm)'daki sır da böyle. Allah dostlarının rütbesindeki büyüklükleri nisbetinde halleri ve sırları kapalıdır. Sultan Hamid (Aleyhirrahme) dahi, bunlardandır." (13)

Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki şu günümüzde yaşananlar bir dünya savaşıdır. Biz müslümanların "Melhame-i kübra" dediği, Hristiyan ve Yahudilerin "Armagedon" dediği bu savaşı müslümanlar kazanacaklar. Batı alemi batacak. Uluslar arası Siyonist teşkilatlanma çökecek, ve bu teşkilatın her türlü gayri insani faaliyetlerle (Fuhuş sektörü, uyuşturucu sektörü, silah kaçakçılığı, terör örgütleri kurup yönetme, organ ticareti v.b) kazandığı para ile ayakta tuttuğu İsrail'in hızla yok oluşu başlayacak. Yahudi, dünya genelinde topyekun mağlup olacak. Yeni bir dünya düzeni kurulmaya başlayacak. Armagedon'dan altı yıl sonra İstanbul yaklaşık iki asırlık küfür idaresinden kurtulup yeniden ve manen hz. mehdinin evlatları-talebeleri tarafından fethedilecek. Şeriat ile idare olunacak. Huzur, güvenlik, mutluluk temin edilecek. Hiçbir güç buna mani olamayacak. Bundan hemen sonra da İstanbul'u fetheden Hz. Mehdi'nin evlatları, dünyanın dört bir tarafını fethetmeye başlayacak. Avrupa, Asya, Amerika, kuzey, güney, doğu, batı her yer fethedilecek. Arada birkaç zayıf küfür devleti kalacak. İşte çokça duyulan "Altın çağ" o zaman yaşanacak.





KAYNAK:
1- Hatıratım, Ali Erol, Fazilet Neşriyat

2- Ravi: İbnu Ömer, Hadis No: 5020

3- Ravi: Muaz İbnu Cebel, Hadis No: 5048

4- Ravi: Abdullah İbnu Büsr, Hadis No: 5049

5- ibn-i Hacer

6- Râmûz el-Ehàdîs, 66/7. Ravi: Hz. Ebû Hüreyre RA,

7- Râmûz el-Ehàdîs, 351/8. Ravi: Hz. Hüseyin RA

8- Râmûz el-Ehàdîs, 393/10. Ravi: Hz. Ebû Zahiriyye RA

9- Râmûz el-Ehàdîs, 236/18. Ravi: Hz. Muaz RA

10- Râmûz el-Ehàdîs, 246/4. Ravi: Hz. Abdullah ibn-i Buğr RA

11- Râmûz el-Ehàdîs, 298/4. Ravi: Hz. Ebüd-Derdâ RA

12- Râmûz el-Ehàdîs, 322/10. Ravi: Hz. Ebüd-Derdâ RA

13- Hatıratım, Ali Erol, Fazilet Neşriyat